İran!
Amin Maalouf'un okuduğum ilk kitabı ve en çok okunan kitabı: #k:193.
Yazarla ilk kez bu kitapla tanıştım. Ben kendi açımdan memnun kaldım. Tarihi romanlara karşı ayrı bir sevgim var o yüzden okurken mest oldum ve daha önce 3-5 rubaiden başka rubai okumamış olan ben, Hayyam'ın içinde geçen rubailerine de hayran kaldım o yüzden 2025 okuma listeme Ömer Hayyam'ın Dörtlükler kitabını eklemek istiyorum.
Semerkant kitabı, hepimizin az çok ucundan kıyısından bildiği bir dönemi anlatıyor. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, Nizamülmülk, Melikşah. Tarihe geçmiş en önemli kişilerin aynı dönem aynı ortamda yaşadıkları o güç hırsı anlatılıyor. Ancak bunlar arasında biri var ki onun derdi tasası asla güç olmamıştır: Ömer Hayyam. Onun tek terdi kendi çalışmalarını yapabileceği bir rasathane, sevgilisiyle beraber şarap eşliğinde cennet gibi bir hayat sürmek. Ona güç verildiği halde onu bunu geri çevirmiştir. Kendi yazdıkları başına bela olsa da Semerkant'a ilk geldigi zamanlar, kadı Ebu Tahir düşüncelerinden dolayı Ömer Hayyam'a içi boş kitabı verip
" Bu kitabı sakla. Ne zaman ki zihninde bir mısra şekillense dudaklarına yaklaşıp dışarı dökülmek istese hiç düşünmeden, bastır ona ve sır gibi saklayacağın bu varakların üzerine yaz. Yazarken de Ebu Tahir'i düşün.
'Kadı bu hareketinin, bu sözlerinin edebiyat tarihinin en iyi saklanmış sırlarından birine yol açacağını bilebilir miydi? Ömer Hayyam'ın o muhteşem şiirinin dünya tarafından keşfedilmesi, Rubaiyat'ın tüm zamanların en özgün eserlerinden biri olarak baş tacı edilmesi, Semerkant yazmasının tuhaf yazgısının öğrenilmesi için tam sekiz yüzyıl beklemek gerekeceğini tahmin edebilir miydi?"
1,2,3. Kitap şeklinde bölümlere ayrılsa da kitap aslında 2 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm en sevdiğim okumaktan en keyif aldığım bölüm Ömer Hayyam'ın rubaiyat'ı, Melikşah ve Nizamülmülk arasındaki gizli çekişme, Hayyam ve Hasan Sabbah'ın dostlukları, Hasan Sabbah Nizamülmülk çekişmesi vs vs.
3 dahi:
Ömer Hayyam, Nizamülmülk, Hasan Sabbah.
Kişilikleri farklı ama insanın farklı yönlerini temsil eden 3 farklı kişi. Biri gücü, diğeri zevki, öbürü ise ilimle gücü temsil ediyor.
İkinci ve benim için birinci bölüm kadar okunur olmayan bölümde ise yazarin Hayyam'ı yazması yolculuğunun, ona olan ilgisinden onu araştırmak öğrenmek için İran'a gelmesinden sonra başından geçmiş türlü türlü olaylar anlatılıyor. Biraz Google'den baktığımda yazarın bu bölümdeki kendinden çıkarak anlattıkları kurguymuş. Öbür kalanları o dönemlerde İran'da yaşanmış olaylar, Osmanlı'nın yıkılış yeni devletimizin kurulduğu tarihlere denk geliyor. 2. Bölümü tam anlamak için iki kere okudum. O dönemin iranina çok yabancıyım hiçbir şey bilmiyordum o yüzden anlayamadigim yerler oldu mutlaka ama iki kere okumamin sebebi daha fazla anlayabilmek içindi. Benim için Alamut'un arka yüzü gibi bir kitaptı. Alamut'ta Hasan Sabbah ve kurduğu cennet vardı burada da tam olarak oradan çıkıp devlet adamlarıyla çekişmelerine daha fazla ağırlık verilmiş yani daha hareket halinde ve bu kitapta olaylar daha çok Ömer Hayyam'ın rubaiyat'ı etrafında dönüyor. Alamut okuyup beğenenlerin bu kitabı da beğeneceğine eminim kesinlikle ikisi de çok mükemmel ötesi kitaplar. Ve kesinlikle tavsiye edebileceğim kitaplar arasında.
Kitabı kısaca özetleyecek olursam bu 3 önemli büyüğün yaşadığı dönemi çekişmeleri, mücadeleleri anlatıyor bütün bunların içinde bir de Hayyam'ın rubaiyat'ı var ve her iki bölümünde ana konusu budur. Kitabı yazan yazar küçüklüğünden bir Hayyam hayranlığı kazanıyor ve bunun için bunun orijinalini araştırmaya başlar yolu İran'a düşer fakat kendini bir cenderenin içinde bulur. İran'daki iç karışıklıklar birçoğu ona da sirayet eder. Ve burada bir prensese aşık olur.
Hayat onun için daha farklı amaçları onun için daha değişik bir yön alır ama vazgeçemediği tek amacı her zaman Ömer Hayyam rubaiyatı olur.
KEYİFLİ OKUMALAR