Bir "bende" vardır bende, benden içeru.
10/10
·401 syf.··
Beğendi
·
2024 121. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 21:09
İnsanın kendisiyle olan tüm cebelleşmesi bir kitaba dökülse ancak bu kadar iyi ve etkileyici anlatılırdı. İnanılmaz zor ve derin ama bir o kadar da büyüleyici ve hakikatlerle dolu bir roman. Kitabı asla tam olarak anladığımı düşünmüyorum, fakat anladığım kadarı bile öyle cezbetti ki beni, bu muhteşem eseri kendimce de olsa anlatmamak haksızlık olurdu. Şule Gürbüz insanın kendi'sini almış ve sanki ameliyat masasında bir vücut didikler gibi bu kendi'yi didiklemiş, ayırmış, parçalamış, dağıtmış, karman çorman etmiş, nihayet kendi'nin olduğu halinden ibaret olduğunu gösterip insanı çözülemezliğiyle bırakmış, bırakmasının sebebi çözüm olmasına rağmen bulamaması değil, çözülemezliğin sonuç olması. Hakikat insanın zaten hayat boyu bu kendiyle didişip durması, zaten hayat boyu kendini araması... İşte dert bu. Kendini belki ailesinde, belki çevrede, belki ona değerli hissettiren insanlar arasında, belki bilimde, belki felsefede, belki inançta, belki tarikatlerde, belki tekkelerde araması ve bulacağını sanmasıyla geçen bir ömrün hakikat olması... Kendisinin bu seçeneklerden biriyle yola geleceğini, huzur bulacağını sanması... İşte dert bu. Benliklerimiz... Hayatın çeşitli evrelerinde, gün içinde bile saatten saate bir öncekini yalanlayan, yağmalayan ve yenileyen, bitmek bilmeyen benliklerimiz... Her birini arıyoruz, bir yanımız onu isterken bir yanımız şunu istiyor, bir yanımız başka bir dünyayı arıyor. Kendimiz bu benliklerimizin hangisi? İşte dert bu. İçimize dönmenin romanı bu. İçimize dönüp dışarıyı irdelediğimiz, içerimizin gözüyle dışarının yavanlaştığı, yalanlaştığı, yabancılaştığı ve böylece dünyadaki derin hakikatlere –belki bir kez daha– uyandıran bir roman. Bir kapalı kapının önünde durup ötesini sorguluyoruz, hayat bundan ibaret. Ne var o kapalı kapının ardında? Bütün savaşımız bu yönde. Kendimizi aramak, hakikati aramak, varlığın nedenini aramak, Tanrı'yı aramak bizim savaşımız. İşte dert bu. Ruhumuzun ezgin tarafını gün yüzüne çıkarıyor bu kitap. Aziz aracılığıyla ezilmek nedir, bunu duyuruyor, bunu benimsetiyor. "Ezginsiniz, eziksiniz, acizsiniz!" diye vuruyor sözlerin kırbacını beynimize. Öleceğiz, sonluyuz, her şeyimiz sınırlı, hazzımız acımız sınırlı (#260804619). İşte dert bu. Her şey küçük, küçümseyin, her şey bitmekle felah bulacak. İyi ki de öleceğiz. Hayat, varlığı kabul etmek süreci. Hayat, varlığı yadsıya yadsıya kabul etmeye çalışmanın ta kendisi. İnsan insanken bununla cebelleşiyor. Cebelleşmemek, kendini bir şeylerle oyalamak, kandırmaktır. İşte bunu öyle güzel haykırıyor ki Şule Gürbüz. KİTABIN İÇERİĞİ: Kitapta abisi Adem'in aşağısında kalan, bu yüzden abisi, annesi ve babası tarafından sık sık aşağılanan ve bu aşağılık kompleksiyle büyüyen genç bir delikanlı olan Aziz'in ailesinden ayrılmasıyla birçok farklı yer ve kişinin yanında belli süreler kalarak kendini ve hakikati arayış yolculuğu ele alınıyor. Aslında Aziz'e bu yolculukta ona yol gösterenler onun yeni baba figürleri. Kendi babasının vermediği ilgiyi başka hocalardan arıyor. Özellikle de Sarılık Tekkesi'nde uzun zaman kalıyor ve burada belli işlerle meşgul olarak hayatını sürdürüyor. Fakat Aziz'in bu yolculukta yaşadığı şeyler çok tuhaf, ona yol gösterenlerin hayata bakış açıları da acayip (bazılarının felsefeleri hoşuma gitti, çok haklı yönleri de var). Şeyhlerin kendince ürettikleri ritüeller, acı çekmeye yönelik mazoşistik eylemler var. Bunları Aziz'e de dayatıyorlar. Bu eylemlerle doğru yolda kalacaklarına inanıyorlar. Yani yazarın hikâye kitaplarına göre bu romanda olay örgüleri var ve bir şeyler oluyor ve gelişiyor, ama yine de ön planda sayılmaz. Ön planda Şule Gürbüz'ün her zamanki edebiyatı var. Dünyaya yabancılaşma, varlıktan uzaklaşma, tatminsizlik, karamsarlık var. Ama ironik anlatımı hikâyelerine göre daha seyrekti bence. Ve diğer kitaplarından farklı olarak özellikle benlik, kendini arama, manevi arayış konuları çok daha sık işlenmişti. İçeriğindeki karakterler itibariyle tasavvufî bir bakış açısının ağır bastığı söylenebilir. Bu doğrultuda kitabın bütününden; insanın kendini acizliğiyle, zaaflarıyla ve bilmezliğiyle kabul etmesi gerektiğine, kendini ve başkalarını beğenmemesi, üstün görmemesi, var olan her şeyi küçümsemesi, varlığa bel bağlayıp rindane yaşamaması, varlığın geçiciliğinin idrakine vara vara bir ömür geçirmesi gerektiğine yönelik çıkarımlar yapılabilir. Kısacası Şule Gürbüz'ün kalemine daha bir hayran oldum. Kitabın her sayfası dolu dolu, depderin düşüncelerle bezenmişti. Bir okuduğumu bir daha okudum, aklım karıştı, gerisine gittim, bir daha okudum. Zorladı. Çok zor akan bir kitap ve bittiğinde bir yorgunluk da hissettiriyor, kafamı öyle karıştırdı, allak bullak etti ama zihnime öyle tesir etti ki... Muhteşem bölümler, sözler vardı, çok fazla alıntı paylaşmam çok fazla güzel yerin olması yüzünden. Mesela sayfa 58'deki dünyaya yabancılaşma sahnesi muhteşem çizilmişti. Yabancılaşma ve varoluş sancıları diyince Şule Gürbüz zirve benim gözümde. Ama öte yandan bir derviş gibi varoluşu kabullenişi de çok hoşuma gidiyor. Kalemiyle bu isyan ve kabulleniş döngüsünü, bu zıtlığı sanatına öyle güzel nakşediyor ki... Tasvirleri de ayrı güzel. Çok üst düzey ve nitelikli bir eser olduğunu düşünüyorum. İkinci ciltte neler olacak, sabırsızlıkla bekliyorum. Bu kitapla kıyaslamayı ikinci cildin incelemesinde yaparım muhtemelen. Son olarak, bu kitap asla herkese tavsiye değildir. Bence karamsar edebiyattan, varoluşçulukla ilgili düşüncelerden, felsefeden hoşlananlar anlayacak ve zevk alacaktır. Ama Şule Gürbüz okumaya kesinlikle bu kitapla başlamayın derim ben. Mümkünse en sona bırakmanız gerektiğini düşünüyorum, en ağır eserlerinden biri. Herkese "dertli" okumalar dilerim. :) * Bu arada bilmeyenler için, incelememin başlığındaki "bende" kelimesi kul, köle anlamına geliyor. Hepimizin içinde köle bir ben var, aciz ve edilgen bir benimiz var. Bence kitabın atmosferini bu söz çok iyi anlatıyor.
Edebiyat & Roman
Kıyamet Emeklisi - 1. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20221,017 okunma
··
1.745 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Harika!
Monsilya
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler. 🙏🏻
Kitabı henüz okumaya başladım ama şimdi daha başka bir gözle okuyacağım. Teşekkür ederim bizimle de paylaştığınız için 🎈
Monsilya
Gönderi Sahibi
Estağfirullah, rica ederimm. Keyifli okumalar dilerim. Çok güzel bir seçim. 🙏🏻✨️ :)
okumayı erteliyordum ama başlamak gerekiyor sanırım incelemeden sonra :') inceleme için teşekkür ederiz🌼
Monsilya
Gönderi Sahibi
Ne demek efendim 🪻Beş kitabını okumuş biri için pek ertelemeye gelmez, evet. 😄 Keyifli okumalar dilerim. 📚
Okumak istediğim bir yazar. İnceleme şahane 👌
Monsilya
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim :) Ne mutlu bana. 🙏🏻