Gönderi

İçerde ve Dışarda, Eşiğinde Kaldığım Kapılara..
Bir kapının girişinde başlar her şey ve bir kapının çıkışında. Bir eşikte yani. Hal böyleyken kapıları nasıl yazmam ben.. Ben, kapıları ve pencereleri severim. Tekrar tekrar severim hemde. Mardin'de bir kapı fotoğrafı görmüştüm. Üzerinde "neden eve dönmekten ibarettir hayat" yazılı. Daha öncede bu kapıdan bahsetmişliğim vardır. Tekrara düşmekten korkmam. Zaten tekrar ederim hep sevdiğim şeyleri. Bir şarkıyı, bir filmi, bir şiiri, bir kitabı ve ısrarla bir insanı. En çok "Barfi" filmini tekrar ettim. Bir tek insanlardaki ısrarımdan zarar gördüm.. İşte ben sevdiğim tüm o kapılardan ve pencerelerden hep birini bekler gibi bakarım. Kimi beklerim ben ? Ben de bilmem. Belki hiç kimseyi. Bir şeyleri yoluna koyacak herkesi belki. Bütün yollara, bir gün o yollara düşüp gidecek ben olacakmışım gibi bakarım çoğu zaman. Gelmeyenlere gitmek umuduyla mı ? Bilmem.. Ama bilirim, nereye gidersen git kendinden öteye gidemezsin. Bu işte çıkmazı insanın. Gidilir yollarım da oldu. Dönülmez zannettiklerim de ve bir gün ardıma bile bakmadan döndüğüm de o yollardan. Sonlarına doğru, her insanın bir kitabı temsil ettiği Fahrenheit 451 kitabındaki gibi, her kitaptan bir şey öğrendim, her insandan bir şeyler öğrendiğim gibi. Temiz kitapları sevemedim hiç bir zaman. Temiz insanları da. Ne anlaşılırsa artık bundan.. Nasıl ki ben her kitapta kendimden bir iz bırakmayı sevdim, insanlarda da öyle. Ve her insanda ben de. Kitaplar için bu bir sorun mu bilmem. Ama alıcıları için sorundur bazen. Çoğu, el değmemiş kitaplar arayan insanlar. Onları da sevemedim.. Çünkü el değmemiş bir kitap her zaman bize verebileceğinden azını verir. Daha azına razı olan insanları sevemedim. Bir nevi, bir antropolog olarak aslında çok sevmem gereken "kültür"den nefret ettim zamanla. Gördüm ki, kültür denilen insanların uydurduğu hayatı zindan edebilen sınırlar. Kendi içimde nefret ettim ve reddettim bu sınırları. Mantığıma ters ve ben henüz yokken konmuş bu kuralları, sınırları benimsemem istenmesinden nefret ettim. Ve bu yüzden benden nefret edenleri acı bir tebessümle izledim. Esasen kabuğunu kırabilse bu sınırları benden önce çiğneyecek olanları bıraktım, sessizce kendi hallerine. Ben şimdi kendi halimde.. Bu sınırlar ve çizgiler meselesi bana hep Ezidileri hatırlatır. Etraflarına bir çember çizerseniz dışına çıkamazlar. (Bazı karıncalarda öyledir. Ne masumca aslında.) Anlatmayı sevmezler kimseye kendilerini Ezidiler. Ben nerden mi biliyorum ? Bunu da antropolojiden..Onları tanıdıktan sonra bir savaş kampında öyle hak verdim ki hepsine.. İnsanalar çoğu şeyi bilmeyi haketmezler zaten. Çünkü kişinin kendisiyle ilgili her bilgi yarasıdır çoğu zaman. Ve merhametsiz her insan acınızı hesap etmeden dürterler yaranızı.. Velhasıl boşuna yazmamıştır Birhan Keskin "dürtme içindeki narı üzerimde beyaz gömlek var" dizelerini. O nar işte ya yardır ya yara.. Çoğunlukla ikisi de aynı şeydir ya... Ve ben bazen zamanım kalmamış gibi hissediyorum. Hangi zamanı ve neyin zamanını beklediğimi bilmiyorum. Sonsuz bir boşluğa doğru zamanımı çalıp koşana kızıyorum. Acelem var çoğu zaman. Evet bir şeylere geç kaldım ve erken geldim her seferinde hepiniz gibi. Ben en çok zamansızlığa kızıyorum.. Her şeyin başladığı ve belki de bittiği yerde :) youtu.be/3YuM-_LlcW4
··
108 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sen ne çok şey biliyorsun güzel kız. Sen bildiğini de paylaşıyorsundur kesin. Yumak yumak mı yapıyorsun onları önce? Sonra her milimine üflüyor musun sıcacık. Aslında kızgın. Dayanamaz o yumak işte. İncelir de incelir. İpek'e döner. Öyle oluyor di mi? Sonra o ipekten bir destan. Bukle bukle altın varaklı. İşte onu örttün gidenin tabutuna değil mi? İyi ettin. Utanan ne o ipek şal ne de sen, utanan bir rüzgardı bir de gidendi. Hep böyle olur. İpekcik yüreğine sağlık.
İpek Demirer
Gönderi Sahibi
Öğrenir Ferah ablası :) bakma sen bu bilmişliklerine. Küçüktür aslında büyür öğrenir :))
Her insanın bir kayıp parçası olmalı bu alıp götüren yazıda. Ilk başta aklıma Barfi filmindeki o saati geri alış sahnesi geldi, sonra Ezidilerin o hayranlık dolu çemberi canlandı gözümde. Ve Mardin ki Ezidi kültürünün en güzel yaşanmış canlı hatıraları da o topraklarda. Ve Ahmet Kaya Yollarına baka baka. Yüreğinize sağlık İpek Hanım...
İpek Demirer
Gönderi Sahibi
Doğru yer.. Haklısınız :))
Git gide sana bağlaniyorum :) haberin olsun :)
İpek Demirer
Gönderi Sahibi
Ne şeref :) teşekkür ederim..
"Şimdi, kendimi bir öğretmen olarak hayal ettiğim günlerin eşiğinde hissediyorum." Diye yazmıştım aylar önce ve ben o eşikten ıçeri girdiğimi sanıyordum oysaki hep o eşikten bakan binlerce öğretmenden biriydim. Hayat garip efendim güzel manzaralı eşiklerde bekletir de ıçeri almaz... Beklemek ve izlemek ise bizler için mutluluk sebebi lakin hayat bilmez bunu...
İpek Demirer
Gönderi Sahibi
Ben gibi sabırsız olmadıktan sonra eşikler güzel esasen.. Güzel eşiklerden bakabilmemiz dileğiyle.
Böyle yazarak yüreksizleri, cesaret yoksunu zavallıları korkutuyorsun bayılıyorum tarzına. Defalarca okuyorum sindire sindire.. Zamanın o kadar bol ki, sen bekle.. Mutluluk umduğundan çok daha yakın...Yüreğine sağlık İpek kız...
İpek Demirer
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Ferah'ım :)) çoook teşekkür ederim.