Gönderi

Puan vermedi·100 syf.··
2018 4. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2018 21:39
Bernard Russell'ın kitabı - aslında bir söyleşisinin kitaplaşmış hali sadece bu- adından da anlaşılacağı gibi dünya görüşünü anlatıyor. Yazara belirli başlıklarla ilgili (Felsefe, Din, Savaş/Barış, Komunizm/Kapitalizm, tabu Aklakı, Kudret, Mutluluk, Ulusçuluk, Kişinin rolü, Dargörürlülük, Hidrojen Bombası ve İnsanlığın Geleceği) sorular soruluyor ve bunlara cevap veriyor Russsell. 1876-1970 yıllarında yaşamış, Dünya Savaşlarını, Soğuk Savaşı tam manasıyla geçirmiş bir İngiliz aristokratı Bertnard Russell. İngilterenin ilk savaşa girmemesi için çabalamış ve hapis yatmış. Aynı zamanda 20 yüzyılın en önemli filozoflarından biri, hatta yirminci yüzyıl felsefesine yön verenlerden biri demek daha doğru olur. Bu kitapta da oldukça yüzeysel olarak Russell'ı ve dünya görüşünü öğrenebiliyor insanlar. Genel kafa yapısını bu ve diğer kitaplardan yapılan alıntılardan bulabilirsiniz. Gerçekten zihin açıcı şeyler var çoğu kimse için. Şu konuda şöyle düşünüyor, bu konuda böyle düşünüyor dememin bir mantığı yok ayrıca. Görüşlerinin hemen tamamı, katıldığım şeyler benim de. Ama bu kitap nezdinde bir şey söylemek istiyorum sadece. Kitaplar, romanlar, düşünceler her zaman bulundukları çağ için yazılır bence. Birisi için yazdıklarına bakarak, ne kadar ileri görüşlü bir insan diye düşünebilirsiniz elbette. (Tarih tekerrür eder diye bir söz var zaten, göreceli de olsa) Kendinizden bir şeyler bulabilirsiniz. Ama, örneğin, Dostoyevski Yeraltından Notlar'ı sizin için yazmamıştır. Türkiye'de, yirmibirinci yüzyılda birisinin, O'nu tabletinden okuyup kendinden bir şeyler bulacağını düşünmemiştir bile. Emily Dickinson, benden kaçmamıştır o şiirleri yazarken. Bertnard Russsel olsun, Nietzche olsun, ya da putlaştığımız başka bir karakter, şu anki koşullardan haberleri yoktur hiçbirinin. Sizi, beni günümüz insanını bilemezler. Onların döneminde internet yoktur, okunacak, bilinecek bu kadar çok şey yoktur, tanınacak bu kadar çok insan yoktur. Bu kadar çok saçma, ya da mantıklı görüş yoktur kafalardan çıkan.On onbeş yıl önce doğan çocuklarımıza komunizm bir şey ifade etmiyor artık. Ya da islamiyet öncesi arapların kızlarını gömmeleriyle ilgilenmiyoruz biz, şu anki kızlarımız önemli bizim için. Sonuçta değerli insanlar bunlar, tarihe altın harflerle yazılacaklar belki. Dünyanın şu anki durumu yüzünden suçlayamayız ama hiçbirini. Onları yanlış yorumlayan bizler sorumluyuz aslında dünyanın bu durumundan iyi ya da kötü. Herkesi ilahlaştırmaya çok meyilliyiz, kendilerinden bağımsız olarak. Kitapları, kişileri, fikirleri bulundukları çağa göre değil; kendimize, kendi zamanımıza göre yorumluyoruz. Bu insanların kitabından hoşumuza giden süslü bir bilgi alıyoruz ve hayatımız pahasına savunuyoruz belki de. Din ya da felsefe ya da sadece sevdiğimiz bir şey hayatımız oluyor birden, ideallerimiz oluyor, gözümüz başka bir şey görmüyor. Değil ama, biz aynı yüzyılda hatta aynı bin yılda bile yaşamıyoruz belki onları anlatan insanlarla. Bertnard'ın kitabında bir şey var bulduğu tasalanmaya, mutsuzluğa karşı, yeri gelmişken söyleyeyim. En kötü ihtimali düşünüyor başta, sonra yüz yıl sonrasını düşünüyor ve bu sorunun en ufak bir önemi olmayacağının farkına varıyor. Öyle, nasıl şu andaki problemlerimiz, sıkıntılarımız; belki yüz belki yirmi yıl sonra bir anlam ifade etmeyecekse, bin yıl önceki görüşler de şu an için o kadar önemli olmasa gerek. Neyse, yeterince, saçmaladım heralde. Bu kitaba gelirsek, Bertnard Russell'ı sadece tanımak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap. Diğer kitapları ya da görüşlerini içeren yazı/makaleler anlamanıza yardımcı olacaktır bu değerli insanı. Diğer şeyler gibi bu inceleme de, tabi ki, sübjektif. Teşekkürler.
Din
Dünya GörüşümBertrand Russell · Bilgi Yayınevi · 1966418 okunma
··
405 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yahu şu yazılarına vereceğin bol paragraflara acıma allasen. Bu fukara gibi ihtiyarlar da var ayol!
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Artık kısa paragraflar kuruyorum hocam :)
Erhan hocamın inceleme olarak başladığı metin, ortalarda manifestoya dönüyor:)) Bir solukta okudum... Yine kendi tarzına uyan bir dille kaleme alınmış ve içinde çok samimi mesajlar var. ‘Fikir, ait olduğu çağa konuşur’ temalı görüşlerine ben de katılıyorum. Yüreğine sağlık Erhan Hocam... Sen hep yaz, biz keyifle okuyalım:) Sevgilerimle...
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Ben de sizin gibi fazlasıyla ümitliyim yeni kuşaklardan. Fazla bir şey sergilenmese de totalde, bu kadar bilgi akışı varken herşeyin daha iyiye gitmesinden başka bir seçenek yok gibi geliyor bana, yaşananın aksine.
Hocam incelemeniz şunları düşündürdü: "Eski eserler" bulundukları zamanın olaylarına, toplumun kültürel ve sosyolojik yapısına göre iyice değerlendirilip, düşünceler ona göre yorumlanırsa, günümüze taşınabilir, yaşananlar karşısında yapılması gerekenler hakkında fikir verir, "eskimeyen" eserlere dönüşür. Ya da hissedilenler evrenseldir demek daha doğrudur belki. 'Tarih tekerrür eder' sözü çok inandığım bir sözdür ama şu şekliyle:'Tarih misliyle tekerrür eder.' Eski çözümlerle günümüz meselelerini çözemeyiz ama bu gerçeklerin üzerine yeni bakış açıları inşa eder, güncelleme yapar ve yeni çözümler üretiriz. Yine de bunun yanında değişmeyen gerçekler de vardır.Sonuçta konu insansa, medeniyetin göbeğinde yaşasak bile,her an ortacağ zihniyetince muamele söz konusu olabilir.Bir anda o dönemde kendimizi bulabilirz:)Orjinal bir inceleme olmuş.Kaleminize sağlık:))
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Söyledikleriniz kesinlikle, had safhada mantıklı. Ama göreceli aynı zamanda. Şu anda ben sizin söylediğinizi desteklerken- hakim görüş çünkü, çoğunluğun desteklediği- başka birisi karşı çıkabilir. "Tarih tekerrrür etmez, sadece insanoğlu olayları dramatize etmeye, bir şeylere bağlamaya çok hevesli" diyebilir. Ama bu görüş, çoğunluk içinde kaybolur ve 100 yıl sonra sizin bu fikirlerinizi okuyan biri sizinkileri esas olarak alabilir, şu an ve on an için. Klasik olarak kabul ettiğimiz şeyler de bunlardır bence, kutsal kitaplar dahil. İçinden alabileceğimiz şeyler yok mudur, kesinlikle vardır. Ama hayatımızı bunlara göre şekillendiremeyiz şu zamanda. Sadece bunu anlatmak istedim aslında. Ama tekrar ediyorum, söyledikleriniz mantıklı şeyler. Teşekkürler.
Bertrand Russell Aylaklığa Övgü'de her gün bir kadeh viskisini içen, keyfine göre eğlenen ve tüketen bir adamın, Sibirya'da hiç kimsenin işine yaramayacak bir demiryolu yapımında çalışan bir işçiden ekonomiye daha fazla faydası olduğunu anlatır. Gerçekten de, ilerlemenin açık göstergeleri, tarımla iştigal eden nüfusun önce sanayi üretimine kayması, sonra da, belki de dönemsel bir son olarak hizmet sektörüne kaymasıdır. Düşünün bir Russell, Sartre, Camus gibi, geçmişin birçok materyalist görüşe sahip aydını, Marksizm cenderisinde birbirlerine uzak düşmüşlerdir. Materyalist, bilimsel dünya görüşünün çok ilkel ve kötü niyetli bir demagojisini kitlelere ilerici bir ideoloji olarak yutturan, ikinci sınıf bir filozof olan Marks'ın fikirlerinin uygulanabilir olup olmadığını anlamak derdiyle, insanlık birbirlerinden farklı kamplara bölündü, toptan yok oluşun eşiğinden döndü. On milyonlarca insanın mahvı, daha da fazla sayıda insanın sefalet koşulları altında yaşamış olmalarını bir kenara bırakın, günümüzde yaşanan köktendinci uyanışın indirekt sebebi bile, ideolojik anlamda her dediği yanlış çıkan Marksist ideoloji. Bertrand Russell çağımızın en çarpıcı zekalarından biri oldu. Bilimden felsefeye, kurgu yazından, halka bilimi sevdirme çabasına, radyolarda teistlerle girdiği tartışmalara, 20 yüzyılda yazılan en iyi felsefe tarihi kitabına elini neye attıysa başarılı oldu, etkiliyici eserler verdi. Birçok konuyu ilk söyleyen, insanlığa yol gösteren kişi oldu. Özellikle S.S.C.B. gezisinden sonra neden Marksizmin asla uygulanamaz, yanlış bir ideoloji olduğu eleştirisi ve aylaklığa övgü adlı kitabında dile getirdiği, serbest piyasa ekonomisi içinde üretim ve hizmetlere olan ihtiyacın nasıl zaman içinde azalacağına (dengeleneceğine) ait fikirleri öncü niteliktedir. Eğer CB, bir Russell'ı ve Troçki'yi okusaydı, billahi biz halay çekiyor olurduk. Kaldı ki, Troçki'yi hiç sevmem. Fakat konumuz sevgi değil değil mi? Eğer sevgi, onun doruğu aşk olsaydı konumuz,Yuriyatin'e gidin derdim.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Metin Hocam, diğer yazılarından Marksizm ile ilgili düşüncelerini biliyorum. Ben senin yaşadığın dönemleri yaşamadım, senin okuduğun bir çok şeyi okumadım. Ahkam kesemem kesinlikle, öyle ya da böyle. Ama öğrenmeyi de seviyorum, mesela Plotinus'u inceledim kaç saat geçen günkü yorumundan sonra. Russell kesinlikle, yazıda belirttiğim gibi görüşlerine katıldığım ve sevdiğim bir insan. Ama yazarlar, filozoflar ne olursa olsun (Jules Verne dahil) kendi zamanları için yazarlar ve düşünürler bence. Yüz yıl sonrasını öngörebiliirler, ama bunları yüz yıl sonraki insanlar için söylemezler, çağdaşları için anlatırlar. Gelecek için bir şeyler yapanlar bilim adamlarıdır daha çok. Neyse, açıldım, tutarsızlaştım, demek istediğim, eskinin fikirlerini esas olarak değil sadece temel olarak almamız gerekiyor bence. Senin yorumumla ilgisi olmayan bu cevap için de özür diliyorum şimdiden. Çok teşekkürler değerli yorumun için :)