Merhaba Atsız!
İlk kitabımızzz. O yüzden büyük bir heyecanla okudum ama...
Korkmayınn hayal kırıklığı yok, şükran var
Kitabı iki farklı açıdan değerlendirmeye başlayalım.
● İlki; kitap kendi içerisinde nasıl?
Öncelikle, Atsız'ın Türkçülük hakkındaki görüşlerinde olumsuz yorumlar daha çok olmasına rağmen olumlu yorumlar da göz ardı edilmeyecek kadardı.
Bu kitapta hangisi ile karşılaşacağımı oldukça merak ediyordum. Ve kanattim şudur ki; devleti ayakta tutabilmek için millete, milleti ayakta tutabilmek için azımsanmayacak bir coşkuya ihtiyaç vardır. Bu coşkuyu diri tutmak ise halkın gözü önünde olan, söz geçirebilen ya da söz "söyleyebilen" kanaat önderlerinin görevidir bir bakıma. Atsız (sadece bu kitabından yola çıkıyorum), bunu oldukça dengeli ve başarılı bir biçimde ortaya koymuş. Bu kitapta yer alan milliyetçilik düzeyi birlik adına her insanda olması gereken bir seviyede bence.
Neden birlik diyorum?
Hemen kitaptan bi örnek ile açıklayalım
Savaşa gönderdiği 3 oğlundan biri dönmeyince iki damla gözyaşından sonra "allah ülkemize milletimize zeval vermesin" diyebilecek kadar cevval kadınlar, tam da bu coşkuyla yetişti.
Konusu açılmışken söylemeden geçemiycem;
Ne ayrılık ne ölüm
Anadolu insanındaki millet devlet birlik aşkını söndürebilir!
Nitekim, dünya çapındaki kült eserler arasıbda ve benimde fav 2. kitabım olan sefillerde bile, yine fransız ihtilali gibi önemli ve karmaşık bir ortamı anlatmasına rağmen böyle cevval bir insana bir halka rastlamazsınız.
Kitabın ilk 60 sayfasında ana karakter zannettiğiniz Çakır'ı da unutmayalım.
Burada bi.kaç parantez açalım
Stefan Zweig in Yakıcı Sır kitabında yine buna benzer, ilk sayfalarda ana karakter başka iken profesyonel bir kalemle siz hiç fark etmeden ana karakter değişiyor. Bu kitabı oldukça heyecanlı kılmıştı. Ancak Atsız bu kitabında bu profesyonelliği sağlayamamış. İlk başlarda ana karakter Çakır. Fakat sonra Deli kurt ancak aradaki geçişi anlamlandırmak uzun sürüyor. En azından başta Çakırı bu kadar ön planda tutmamak bizi deli kurta yani bi ana karakterin varlığına hazırlayabilrdi. Bir parantwz daha ki o da ince memed hatta sefillerde de aynısı mevcut şöyle ki: yazar ince memedi anlatmadan önce her şeyden herkesten genel geçer bahsediyor ve merakla ana karakteri bekliyprsunz.
Kitabın içerisinde bir destandan bahsediliyor fakat bunun muğlada gerçek bir karakter olduğunu söyleyen bir görüş de mevcıt ancak mantıksal açıdan bakarsak destana daha yakın gibi, görmeden inanmayız en azından :)
Yazarın bunu kullanıp hikayeyi güçlendirmesi oldukça güzel fakat ilerde bu destan gerçek mi yoksa destan mı hepsi birbirine karışıhor ve birden asıl hikayenin içine bomba gibi düşüyor. Destan kendi içinde çok güzel fakat ben kurgudaki yerini beğenmedim.
Ayrıca spoiler vermek istemiyorum ama söylemeden geçemiycem deli kurt, melek hatuna yazık ettin! :(
Neyse
Kitap tarihsel gerçekliği kurguya muhteşem yansıtmış. Çok usta bir kalem çok usta bir bakış çok usta bir kurgu. Yani roman adı altında hem tarih ile boğulmuyprsunuz hem de salt edebi kurgu yok. Fetret devrindeki taht mücadelesini anlatıyor ve ince detayları da var.
Kitabı iki açıdan değerlendiricez dedik,
● ikincisi ise bu kitabın diğer kitaplar arasındaki yeri nedir?
Ben buram buraaam İnce Memed kokusu aldım. Yazarın bundan etkilenmiş olabileceğini düşünerekten yazım ve basım tarihlerine baktım. Deli Kurt 1958 de yayımlanıyor İnce Memed in ilk cildi 1947 de yayımlanıyor. Kalan üç cildi ise 1954 dite tamamen yayımlanmış oluyor. Açıkçası yazarın öykündüğüne dair herhangi bir yazı bir bilgiye rastlamadım ama bence çok olası :)
Hwr iki kitabı okuyan diğer okuyucuların bunun hakkında ne düşündüğünü merak ediyprum açıkçası.
Biçimsel olarak da kurgu olarak da oldukça başarılı bir kitap. Okuduğuma da tanıştığıma da memnun oldum. Atsız ı yakından tanımak farz oldu.
Atsızla arkadaşlığımızın başlangıcına vesile olan Nisa, teşekkürlerr
Uzun bir inceleme ama umarım yararlı olur keyifli okumalar şimdidenn :)))