Fahişe, transeksüel, ensest, ölüm, durdurulamayan bilinç!
Puan vermedi·392 syf.··
2025 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 14:02
Nasıl öleceğinizi düşündünüz mü hiç? Siz öldükten sonra insanların ilk tepkilerinin ne olacağını? Her şeyin sıcağı sıcağına olduğu o ilk an! Kalp öldüğünde, solunum durduğunda beyin hala yaşamaya devam eden bir organ. Yapılan çalışmalar beyin hücrelerinin ölümden sonra bir süre daha aktif kaldığını gösteriyor. “Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek,” diye soruyor William Shakespeare, ölünce dahi devam edeceğini bilmeden! Ölsen de durduramıyorsun bilincini! Ne ölüm ama değil mi? “Bazen en alışkın hissettiğin yer aslında en az ait olduğun yerdir.” Nereye aitsiniz? Doğduğunuz topraklara mı yoksa hayat bulduğunuz yere mi? Aile bağıyla mı bağlısınız hayatınızda varlığı devam eden insanlara yoksa dostluk bağıyla mı? Son nefesinizde yanınızda olan mı doğru insan yoksa aklınızda olan mı? Ne çok soru var değil mi cevabını bulması bir ömür süren. Ve ne çok insan var bu soruları uygulayarak cevaplamaya çalışan. Onlardan biri: Tekila Leyla. Cansız bedeni çöp tenekesinde bulunan bir “fahişe.” Sakin olun, spoiler vermiyorum! Böyle başlıyor kitap henüz ilk sayfasından! Ölü bir beden ve onun hala uyanık olan bilinci! Tam on dakika otuz sekiz saniye! Oysa hiç sevmezdi “kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini.” Dakika dakika yolculuğa çıkıyorsunuz onun ölü bedeni ve canlı zihniyle. Tüyler ürperten bir yolculuk ölü bir bedenle yolculuk yapmak, onun hatıralarına, hayatına, hayatındakilere dair… “Modern çağ, namussuzluk çağı. Her şey bozuldu, her şey!” Orhan Kemal bir romanında, "Bozuldu ağa bozuldu, dünya kökünden bozuldu. Üstüne bastığım toprak ayaklarımın altından kayıyor sanki. Bugün dünü arıyoruz, yarın da bugünü arayacağımızdan şüphen olmasın," der. Dünya mıydı bozulan yoksa insanlar mı? Ben bu çağdan tiksindim derken aslında o çağın insanlarını kastetmiyor muydu şair? Coğrafya değil de aile kaderdir bazen, hayatta karşınıza çıkan insanlar kader. Daha doğarken başlar insanın ailesiyle savaşı, tıpkı Leyla’nın mücadelesi gibi. Babana tutunamaz, annenden güç alamazsan nasıl yaşayabilirsin ki? “İnsan doğduğu coğrafyayı değiştiremez ama kaderini değiştirebilir.” Tutunduğun toprakların sana mezar olacağını hissettiğinde gitmekten başka çare kalmaz elinde. Van’dan İstanbul’a uzanan, annesini yaşarken yitiren, çocuk olmadan kadın olan Leyla’nın yolculuğu gibi. “Birilerine inanmaya, içini açmaya o kadar ihtiyacı vardı ki.” Son zamanların popüler yapımı Gassal’da geçen bir cümle var: “Ölünce beni kim yıkayacak?” İnsan yıkanmayı yıkanır da bir şekilde, “nereye gömülecek” “kimin yanına” soruları daha meçhul değil mi? “Kimsesizler Mezarlığı’nda her zaman yer bulunurdu – Orası İnsanbul’un en yalnız mezarlığıydı.” Kimsesizlerin, kimliği belirsizlerin, fahişelerin, transeksüellerin her ne sebeple olursa olsun cenazesi teslim alınmayan kimselerin gömüldüğü “gerçekte de var olan” o mezarlık: Kimsesizler Mezarlığı, Kilyos’ta. İyi de insan toplumun uygun görmediği bir hayatı yaşadı ve kan bağıyla bağlı olduğu insanlar tarafından yok sayıldı diye kimsesiz sayılır mıydı? “Hayatı boyunca harikulade arkadaşlıklar, dostluklar kurmuş biri, nasıl olur da kimsesizler mezarlığına gömülebilir ömrünün sonunda?” Gerçeklikler üzerine kurulan bir “kurgu” Genelevler sokağı da gerçek, tarihi olaylar da! Bu kadar gerçekliğin içinde Leyla’nın kurduğu gerçek dostlukları anmadan olmaz değil mi? “Beş can dostu vardı Tekila Leyla’nın: Sabotaj Sinan, Nostalji Nalan, Cemile, Zeynep122 ve Hollywood Hümeya.” Hepsi hayatın ayrı ayrı yerlerinden yaralı. Hayatları ayrı ayrı roman. Gerçek hayatta yaşamamuış ama yazarın gerçek hayatta gözlemlediği insanlardan oluşturduğu karakterler. Kendisi de yarı göçebe olan yazar iyi anlatıyor göçebe beden ve ruhları. Hayatın tutunamayanlarını, tutunmaya çalışanlarını. Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar, tutunamayanın halinden başka bir tutunamayan. Peki ya o dostları Leyla’nın Kimsesizler Mezarlığı’na gömülmesini istemezlerse? Yaşarken yegane arzusu uçsuz bucaksız denizlere savrulmak! Toprağa gömülmüş bir bedeni oradan çıkarabilir misin? İşte asıl macera orada başlıyor! En çok nefesinizi tutacağınız belki de en çok karşı çıkacağınız, uykularınızdan uyanacağınız! “Böylece bu kadının bütün hayatı, Anadolu masallarını başlatan o meşhur cümlenin bir yansıması olacaktı: Bir varmış, bir yokmuş...” Aile yaraları, Yaşanmamış çocukluklar, Farklılıkları nedeniyle yok sayılmış insanlar Ve rastlaşan hayatlar… Konu itibariyle oldukça içine çeken bir eser olduğunu söyleyebilirim. Ödül almış, büyük ödüllere layık görülmüş. Bir hayatın çevresinde bir dönemi; insanların, toplumun bakış açısını da anlatmak istemiş Elif Şafak Toplumsal, siyasi olaylar eserin arka planına yerleştirilmiş. Lakin bunu yaparken “kendisi” çok fazla yer almış eserin içinde. Her kahramanda biraz da kendisi var olmuş. Çok yer gezmiş ama en az Anadolu’ya göçmüş. Dünya çapında başarı yakalayabilecek bir eser olsa da bizim edebiyatımızda uzun süre tartışılacağı bir gerçek. Bir Orhan Pamuk havası kokladım, sonu Nobel’le biter mi bilinmez!
Edebiyat
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,1bin okunma
··
9,1bin Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Biraz uzun olmuş, hakkınızı helal edin. Sonuna kadar okuyan, yorumlayan, paylaşan herkese teşekkür ediyorum.
Çok değerli bir yorum olmuş teşekkürler🙏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Var olun.
Uzun ama; akıcı, duygulu ve çok faydalı bir inceleme yazmışsınız emeğinize sağlık🙏 Bildiğimiz ve maalesef alıştığımız trajedi kadın cinayetleri,neden acaba bu modern çağda bile bunun önüne geçemiyoruz? O Erkekler hala nasıl bu kadar saldırgan ve vahşi olabilir?
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Seda Başak üzülerek katılıyorum
Kaleminize sağlık hocam, yine döktürmüşsünüz🙏🙏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum 😊
Merak uyandıran bir inceleme yazmışsınız, ellerinize sağlık🌿 Son zamanlarda okumaya ara verdiğim bir yazar. İncelemeniz sayesinde ilgimi çekti ve bu kitabını listeme ekledim, teşekkürler🍥😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Şimdiden keyifle okuyun. Umarım seversiniz.
Reklam
Soluksuz okudum kaleminize sağlık ✨
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum. Kıymetli görüşünüze sağlık.