Yakın zamanda sevdiğiniz biri öldü mü?
Ya da bir "ölüyü" özlediğiniz oluyor mu?
Giden birinin ardından, ölmeden önce şunu da söylemek isterdim, dediniz mi hiç?
Okumanın, çokça cesaret, sağlam bir irade istediği kitap: #k:467430... Herkes okumasın, acınız tazeyse, kaybettiklerinizle yüzleşmeye hazır değilseniz kapağını dahi açmayın!
"İnsanlar üzgünken de gülebiliyorlardı. Başkası için gülebilmek... Belki de bizi insan yapan şey buydu."
Chibineko-tei
Deniz kıyısında gizemli bir restoran,
Anı yemeği hazırlıyorlar, "yitirdiklerinizin ardından." Restoranda bir kedi, usul usul kulağa gelen dalga sesleri... Mucizelere inanır mısınız? Bir yemek söylüyorsunuz, kokusu ve sıcaklığı üzerinde olan. Ve o yemekle birlikte ayak sesleri yaklaşıyor, "kaybettiğiniz o insan" gelip karşınıza oturuyor. Onunla son bir kez konuşma, söyleyemediklerini söyleme, vedalaşma için. Yalnızca bir defaya mahsus ve yine yalnızca yemek soğuyana dek... O kadar zordu ki okumak, okuyor değil yaşıyor gibi hissettim kendimi. Karşımda kendi yitirdiğim biri oturuyor ve ona söyleyemediklerimi söyleme şansım varmış gibi. Oysa hiç hazırlıklı da değildim! Ve yemeğin dumanları giderek azalıyordu.
"Hayallerinizi küçümseyecek insanlar olduğu gibi bu hayallerle dalga geçecek insanlar da vardı. Bu insanlarla muhatap olmak zaman kaybıydı."
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki sevdiklerimiz çok daha hızlı gidiyorlar sanki. Vebalı gibi 21. yüzyıl; depremler, yangınlar, seller, salgınlar derken "bir varmış bir yokmuş" diye başlayan masallar gibi bir bakıyoruz vedalaşamadan dahi gitmiş sevdiklerimiz. Arkalarından bakakalıyoruz ifade edemediğimiz hislerimizde. Oturuyor içimize yaşarken söyleyemediklerimiz. "İnsan söyledikleri kadar değil, söylemedikleri kadardı," diyor Nermin Yıldırım, ifade edemedikleri, içine attıkları kadar. Söyleyebilmiş olsaydık her şey daha kolay olacaktı belki. Vedalar edilmiş olsa, içimize bu kadar oturmayacaktı ayrılıklar. Birdenbire oluyor her şey. Şairin dediği gibi: "Aşk birdenbire oldu, sevinç birdenbire." Ve ölüm: Birdenbire. İçimizde koca bir boşluk! İşte burada başlıyor kitap, o boşluğun yerinde, o boşluğu doldurmak için... Son bir veda, söylenmemiş sözlere son bir şans için. Mucizelere inanmak mı? Başka türlü nasıl yaşayabilirdi insan!
"Acı da iyi bir duygudur, çünkü incinen kısmın henüz çürümemiş olduğunu gösterir," der Baruch Spinoza, acı da çekilmelidir çekilmesi gereken yerde. Özlem de duyulmalı, hatıralar da yaşanmalıdır. Yaşanan tüm duygular anlamını bulduğu sürece değerlidir. Ölen birinin ardından onunla geçen güzel günleri düşünerek yaşamanın da bir anlamı vardır. Lakin vedalar gerektiği şekilde olmadıysa, geriye söylenmeyen sözler ya da kızgınlıkla söylenen kötü sözler kaldıysa yitip gidecektir "acının huzuru" da.
Vakit varken sevdiklerinizle bir yemek yiyin,
Soğusa da söylemek istedikleriniz soğumasın.
Hangi kitabın son kitabımız olacağını bilemeyeceğimiz gibi hangi görüşmenin de son görüşme olacağını bilemeyiz değil mi?
Geç olmadan,
Mucizelere gerek duymadan...
Az bilinen bir kitap,
Keşfedildiğinde edebiyat dünyasında büyük yer edineceğini düşünüyorum.
Bu duyguyu ilk tadacaklardan olmaya ne dersiniz?
Nasıl da ince ince yazmışsın hocam. 🥹🥹 Kardeşlerimi kanserden kaybettim, arkadaşlarımı depremde kaybettim. Yaşarken kaybettiklerim de var. Şimdi her şey için geç mi bilmiyorum. Ya bir gün beni kaybederlerse böyle düşünürler mi?