En azından hiç sevmediğim "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'ndan" daha iyiydi. O kitap bütün sevmediklerim arasında ilk üçe girer... Stefan Zweig'tan okuduğum ilk kitaptı ve herkesin aksine bende yazara karşı ön yargı oluşturmuştu. Sonra yazarı bir daha okuyasım gelmemişti. Ama dedim ki kendime, sadece bir eserine bakılarak hemen karar verilmez. Birkaç kez daha şans vermem gerek... Çünkü yazar tanınan ve başarılı bir yazar. Belki diğer eserleri ön yargımı kırmaya yardımcı olur.
~
Velhasıl kötü bir kitap değildi. Ama iyi de değildi. 6-7 arası bir şeydi, benim için ortaydı. Ben, bence yazarın konularından ziyade onun takındığı üslubu sevmiyorum. Bunu yazarı ikinci kez okurken hissettim. Yani anlatım dili muhtemelen beni etkilemiyor. Evet, psikolojik tahlileri gayet iyi bir yazar ama eğer dili okuyucuya hitap etmiyorsa isterse dünyanın en güzel konusunu işlemiş olsun, yine bir şekilde eksiklik hissettir.
Elimde Satranç ve Ay Işığı Sokağı var. İkisini okuyacağım. Bir de Amok Koşucusu kitabına da şans vereceğim. Yani bu üçünü okuyup yine şans vereceğim. Belki onlar 8-9 puanlık kitaplar olur... Eğer sizin de önerileriniz varsa yazabilirsiniz :) Hangisini okumam gerektiği konusunda vs olsun...
~~~~~~~
SPOİLER:
Kocasının her şeyden haberdar olduğunu ve kadını şantaj amaçlı tuttuğunu tahmin etmiştim ama bunu intikam amaçlı yaptığını düşünmüştüm. Irene sırf kendisine ve ailesine geri dönsün diye değil... Ben aldatma tarzı durumlara asla tahammül edemediğim için ilk ihtimali daha uygun gördüm. Eğer öyle olsaydı belki kitaba 7 puan verebilirdim. Onun dışında benim için akıcıydı. Her ne kadar kitabın yüzde doksanı iç dünyayı betimlese de kolayca okunabilecek bir tarzı vardı.