Gönderi

10/10
·1128 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 19:46
"Yüzerken çok uzaklara açılma Çünkü kurtuluş sahildedir." Sy 1006 * Büyük Arap düşünürü İbni Haldun (1332-1406), daha önce dünya tarihinde hiç kimsenin yazmadığı, yazmaya cesaret edemediği ya da sahtesiyle gerçeği ayırt edip kılı kırk yararak böyle bir eseri ortaya çıkarttığı için kendisini ne kadar övsek yine de az kalır. Öncelikle Mukaddime'nin İbn-i Haldûn'ün tabiriyle ne anlama geldiğine bakıp ardından bu kapsamlı eserin içeriğine geçelim. Mukaddime, yazarının değişiyle tam olarak "İnsanın Toplumsal Yaşamı­nın Niteliği Üzerine" anlamına gelmektedir. Alt başlık olaraksa "Evrensel Tarih Üzerine Konuşmalar" olabilir. Kitabın türü olaraksa aklınıza gelebilecek bütün yazı türlerinin birleştiği bir ortak kitap olarak düşünebilirsiniz. * ɪ̇ʙɴ-ɪ ʜᴀʟᴅᴜ̂ɴ ᴇꜱᴇʀɪɴɪ ʙɪʀ ɢɪʀɪꜱ̧ ᴠᴇ ᴜ̈ᴄ̧ ᴋɪᴛᴀᴘ ᴏʟᴀʀᴀᴋ ʙᴏ̈ʟᴜ̈ᴍʟᴇᴍɪꜱ̧. Giriş: Tarih biliminin en çarpıcı değerini, saygınlığını işlemektedir, tarihçilerin çeşitli yöntemleri üzerine yorumlar getirmekte ve yanlışla­rını ortaya koymaktadır. Birinci Kitap: Uygarlığa ve onun ayırt edici çizgilerine ayrılmış; krallık - hükümdar- iktidar (mülk), yönetim (sultân), kazanç getiren eylemler, yaşamı kazanma yolları, sanatlar ve bilimler, tüm bu kurumların nedenleri ve güdüleri ile birlikte kapsamlı bir şekilde ele alınmış. İkinci Kitap: Dünyanın yaradılışından günümüze kadar Arap ırkları ve hanedanları (hükümdar ocakları) ve bu bölümde Arapların çağdaşı milletlerin ve ünlü hanedanlarının sözü ediliyor. Nebatiler, Suriyeliler, Persler, İsrailliler, Kiptiler, Yunanlar, Bizans­lılar (Rûm) ve Türkler. Üçüncü Kitap: Berberilerin ve onların gruplaşmalarından birinin, yani Zenet'lerin tarihini içerir, kökenleri, ırkları, Mağrib'in hükümdar iktidarları, ve hanedanları ile birlikte geniş kapsamlı ele alınmış. * İbn-i Haldûn neredeyse kendi çağında yaşayan bütün halklar ve kültürleri hakkında geniş çaplı bilgilere ulaşmış. Özellikle İslamın doğuşu ve halifelerin yaşayışları hakkında ilk defa duyduğum bilgiler okudum. Hatta önsözde İbn-i Haldûn bu durumdan şöyle bahsediyor; "Kâbe ve Medine'de bir Hac ziyareti ile dini görevimi gerçekleş­tirmek için Doğuya yolculuk yaptım; bir yandan da doğunun tarih yapıtlarını incelemek istedim. Böylece yabancı hükümdarların (Persler (Acemler) ve Türk hanedanlarının tarihi üzerine bilgilerimdeki boşlukları kapatabildim, ve öyle ki, bu ırkların (Acem ve Türk) çağdaş milletlerini ve hükümdarlarmı işleyen bölümlerine yeni bilgileri de katarak yapıtımın ilk yazımını tamamladım. Bunu yaparken kısa ve öz oldum, soyağacına değin tablolarla başlayarak ayrıntıları araya kat­tım. Bu kitabım tamamlanmış bir evrensel tarihtir (ahbâr al-hlîqa); yolu­nu şaşırmış aklıselimi tekrar doğru yola dönmeye zorlar. Hükümdar ailelerine ilişkin olayların nedenlerini verir. Sonuç olarak, tarih felsefe­sinin (hikma) kapağını kapatır. Arapların ve Berberilerin tarihini hem yerleşik hem de göçebe halklar olarak inceler. Hiçbir şey unutmadığımı sanıyorum. Ne ırkların ve hanedanların kökeni, ne eski milletlerin eşzamanlılığı (ta'âşur), ne geçmişteki ve din­sel oluşumların bünyesindeki değişikliklerin güdüleri, ne hükümdar ocakları, dinler, kentler ve kasabalar, ne güçlüler ve güçsüzler, çoğun­luklar ve azınlıklar, bilimler ve sanatlar, kazançlar ve kayıplar, dönü­şüme uğramış genel yaşam koşulları, yerleşik yaşam, gezginci yaşam, geçmiş ve gelecek olaylar, uygarlığı ilgilendiren her şey. Eksiksiz oldu­ğumu ve kanıtları ve nedenleri iyi açıkladığımı sanıyorum." * Mukaddime'yi yazılmış bütün diğer kitaplardan ayıran en önemli hususta budur işte. Özellikle batılı filozofların ya da Hint-Asya kültüründe yazılmış kitaplar gibi belirli bir konu etrafında dolaşmaz, neredeyse insanlığa dair her konuda fikir sahibi olmanıza olanak verir. Kitabı okumaya başladığınızda dünyanın nasıl yaratıldığını, insanların nasıl yaratıldığını, nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi, kuşların, bitkilerin, ağaçların görevlerini, bir toplumu oluşturan faktörleri, devletlerin yükselmesini, batışını, daha doğrusu bir toplumun nasıl yükselip alçalacağını, kutsal kitapların nasıl ve kimler tarafından yazıldığını, geçmiş dönemde yaşanmış olayları, gelecekte yaşanabilecek olayları, kendinden önce yaşamış filozofların görüşlerini, gökyüzünün, yeryüzünün, uzayın nasıl oluşmuş olabileceğini ve dünyadaki amacımız dahil aklınıza gelen gelmeyen her türlü bilgiye erişmenizin anahtarı bu kitap. 600 sene önce kısıtlı kaynaklar ve sınırsız hayal gücü ile böyle bir kitap yazmış olmak... * Kitap hakkında araştırma yaparken internette ve birkaç kaynak kitapta şöyle bir bilgi bulmuştum. Batılı birçok filozof ve bilim adamı Mukaddime'den esinlenerek kendi fikir ve görüşlerini oluşturmuştur ve bir Müslüman alimden intihal etti denmemesi için hiçbir zaman eserlerinde kaynak olarak İbn-i Haldûn ismini geçirmemişlerdir. Zaten kitabı okuyunca Niccolo Machiavelli'nin Prens kitabında bahsettiği görüşlerinin İbn-i Haldûn'un görüşleriyle ne kadar ortak olduğunu fark ediyorsunuz. Thomas More'un Ütopya kitabının çıkış noktasının İbn-i Haldûn'un Bedevi ve Şehir yaşamı kutuplaştırması örneğinde ki Bedevilerin kendi ütopyalarını nasıl oluşturmaları gerekiyor yazısından esinlenmiş olduğunu düşündüm. Bu gibi daha birçok filozofun görüşlerinin birebir aynısı ya da değiştirilmiş bir şekilde yansıtmış olduğunu fark ettim. * ɪ̇ʙɴ-ɪ ʜᴀʟᴅᴜ̂ɴ'ᴜɴ ɢᴏ̈ᴢᴜ̈ɴᴅᴇɴ ᴋıꜱᴀ ᴋıꜱᴀ ʜᴇᴍ ɢᴇᴄ̧ᴍɪꜱ̧ ᴅᴏ̈ɴᴇᴍɪɴɪɴ ʜᴇᴍ ᴅᴇ ᴋᴇɴᴅɪ ᴅᴏ̈ɴᴇᴍɪɴɪɴ ᴀʀᴀᴘ, ᴛᴜ̈ʀᴋ ᴠᴇ ꜰᴀʀꜱ ʜᴀʟᴋʟᴀʀı ʜᴀᴋᴋıɴᴅᴀ ɢᴏ̈ʀᴜ̈ꜱ̧ʟᴇʀɪɴɪ ᴘᴀʏʟᴀꜱ̧ᴍᴀᴋ ɪꜱᴛɪʏᴏʀᴜᴍ. Öncelikle Arap halkından bedeviler diye söz eder. Bu halk çöllerin derinlerinde yaşar ve şehirlerde yaşayanlara göre daha korkusuzdurlar. Ancak Araplar asla bir devlet kuramazlar çünkü devlet kurabilmek için şehirleşmek zorundadırlar, bunun içindir ki çöller onlar için tek yaşam alanıdır. Ayrıca Araplar sanata ve bilime değer vermezler, kabile şeklinde yaşadıkları için sürekli kendi içlerinde çatışırlar. Ayrıca Farsların kütüphanelerini yağmalayıp, Batılıların heykellerini yıkarak tarihi eserlere zarar veren, bunları günah olarak değerlendiren bir halklar topluluğudur. * Türkler ise İbn-i Haldûn'un hem gözlemlediği, hem de diğer tarihçilere göre savaşçı, kadınlara değer veren, tek tanrıcı -islamdan önce-, sanata ve bilime ilgili, bulunduğu her coğrafyaya uyum sağlayıp devlet kurabilen, savaşlarda psikolojik baskı ile avantaj sağlayan istilacı bir halktır. * Farslılar ise yine İbn-i Haldûn'a göre halklar arasında ki en kadim topluluk olarak öne çıkar. Sanatta, ilim ve irfan konularında çok ileride ve oldukça zeki bir halkmış Farslar. Hatta birçok kütüphaneleri Araplar tarafından yağmalanmış ve sayısız belge ve kitap yakılarak yok edilmiştir. En bilinen hikaye ise Arap liderlerinden birisi Farslılara saldırıp şehri istila ediyor ve şehrin en büyük kütüphanesini içerisinde tüm kitaplarla birlikte yakıyor ve halkına şu açıklamayı yapıyor; "Eger yaktığım kitaplar insana hidayet veren bilgiler içeriyorduysa Allah bize zaten hidayetin en büyüğünü vermiştir, eğer içerisinde günah dolu bilgiler yazılıysa da bunu Allah için yapmışızdır." (Sene 2025, aynı tas aynı hamam) Çoğu araştırmacıya göre de büyük İskenderiye kütüphanesini Arap isyancılar talan etmiş ve tüm kitapları yakmışlardır. * Buraya kadar vermiş olduğum bilgilerle aslında kitabın ne kadar dolu dolu olduğunu vurgulamak istedim. Haliyle kitap anlaşılmak için sabırlı ve entelektüel okuyucuya hitab ediyor. Anlamak için beynimin yandığı bölümler oldu, bazen elimde telefonla sürekli Google'a sorular sorduğum kısımları oldu ama kitabın her satırını okurken hem bilgilendim, hem de keyif aldım. Sindire sindire ve zamana yayarak okursanız, daha da önemlisi bilmediğiniz, ilk defa duyduğunuz terimleri atlamak yerine o terimlerin anlamlarını öğrenip yeniden o paragrafı okumaya çalışırsanız daha önce hiçbir kitapta ulaşamadığınız engin düşüncelere sürükleneceksiniz.. Kitap 1100 sayfa ve çok ağır aktığı için ben yine de kitabı yirmi beş yaş üstü okurlara tavsiye ediyorum. Son olaraksa bu kitabın birçok çevirisi Fransızca'dan dilimize kazandırılmış. Mesela Kapı yayınları ya da Onur yayınları gibi. Benim okuduğum bu cilt bizzat anadilinden Halil Bedir tarafından günümüz Türkçesine çevrilmiş ve dipnotlarla da desteklenmiş bir okuma sunduğu için ben bu çeviriden memnun kaldım. Tabi Dergâh yayınları da bir bu kadar iyidir ama o çeviriyi incelemeye fırsatım olmadığı için ben bu çeviriyi öneriyorum. * Kitap hakkında yazacak, anlatacak daha bir sürü not almıştım ancak zaten okuması zor bir eser olduğu için daha fazla incelemeyi uzatmak istemem açıkçası. Bu inceleme aklınızdaki soru işaretlerini gidermez ise daha detaylı açıklamalar yapabilirim. Kitapla kalın.
Mukaddimeİbn-i Haldun · Ensar Neşriyat · 20221,728 okunma
·
249 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.