Kafka sevenler buraya! 100. sayı üzerine ilk inceleme!
9/10
·50 syf.··
2025 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 17:16
Yarası yarasına denk düşeni sever insan, Acısı acısını anlatanı, Yüreğinde yüreğini bulduğunu…”Bazı ruhlar evvelden aşinadır birbirine.” Bundan belki de Franz Kafka’yı böylesine sevişimiz. Varoluşşsal sancılarımızla, aile yaralarımızla, tutunamayışımızla ve kalabalıklar içerisinde kimseye dokunmadan geçip giden ruhlarımızla onda buluyoruz kendimizi. “Çok kalabalıktı, ancak insanlar birbirlerine çarpmadan geçiyorlardı. Bu çağın insanının yeteneği bu olmalıydı.” Öyle bir buluş ki bazen Gregor Samsa, bazen K. oluyor, kendimizi yitiriyoruz. Yitirişlerin en anlamlısı başka bir bedende var olmak değil mi? “Benimkisi edebiyata ilgi değil, ben edebiyattan ibaretim.” Oysa herkes öldürür sevdiğini, diyor Oscar Wilde bir şiirinde, “Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever.” Var olduğumuz gün başlıyor varoluşşsal sancılarımız. İlk katili de babası oluyor Kafka’nın. –Bir defa ölmüyor insan neticede, bir kez doğduğunu bilsek de.- “Aile denen vazgeçilmez cehennem. Üç kız kardeşi Yahudi soykırımında ölüyor da hiçbirinin ölümü babasının “varlığı” kadar dokunmuyor ona. Ne der Şükrü Erbaş, “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı.” “Hayatla giriştiği mücadele onu anlayışşsız, otoriter, bağırıp çağıran birine dönüştürmüştü.” Halil Güneşli gelmesin hemen aklınıza, bir yandan “işine, ailesine son derece bağlı, disiplinli, toplumda saygı gören biri.” youtube.com/shorts/hJQr-AOB0zk “Sık sık intiharı düşündüğü için bir mektubunda Brod’a şöyle sordu: Fabrikada iki hafta mı yoksa intihar mı yazmama daha çok engel olur?” Çoğumuz okuyarak tutunabiliyoruz hayata değil mi? Onu hayatta tutan da yazmak… Bedenen güçlü babasının altında ezilen, zayıf, hasta bir bedene ve ruha sahip bir karakter. Belki de o hasta değil, onu hasta gören diğer insanların normal olduğunu düşünen ve kendince bir “normal” kıstası belirlemiş olan toplum. Hepimiz hastayız ve hastalanarak (toplumdan sıyrılıp normalde dönerek) kendimizi bulmaya çalışıyoruz. Hepimiz Samsa’yız! –ne slogan ama!” ve ailemizin, toplumun işine yaradığımız müddetçe varız, bir sabah uyandığımızda hiçbir işe yaramayacak durumda olursak bizi de bir faraş ile atacaklar! Ya da K. gibi kolumuzdan tutup götürecekler ne yaptığımızı dahi bilmiyorken… Geriye yazdıklarımız da kalmayacak belki. Kafka yakıp gitmek istememiş miydi? “Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün.” Ve aşk! Sevdiğinin elinden tutup Filistin’e yerleşme hayali. Orada garsonluk… Gerçekleşse “kafkaesk” doğar mıydı acaba, bunca eseri okuyabilir miydik? Hayat bazen gerçekleşmemiş hayallerin bütünü. Çokça “göçmüş ümitler mezarlığı”. “Beni öldür yoksa katil olursun,” diyor doktoruna çektiği acılara dayanamayarak. Ve bir haziran günü, öğleden sonra çekip gidiyor aramızdan… Aylardan haziran. Kafkayı yitirmiş gibi bir koku var havada. “Biraz daha uyusam ve tüm bu saçmalıkları unutsam nasıl olur acaba?” 100. sayı… Geç keşfettiğim ama neredeyse tamamını arşivleyip geriye dönük okuma çalışmalarımın devam ettiği KafkaOkur dergisi 100. sayıyla dalya diyor! 6 kafkaesk roman yer alıyor bu sayıda, “Katip Bartleby, Bir Taşra Papazının Güncesi, Tatar Çölü, Gürültülü Yalnızlık, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Körlük.” “Yalnız değildir o, sadece tek başınadır.” Yine Haydar Ergülen yine baştan başa evren! “Kalbinizi yanınıza alın şeyhim, gece yalnız geçilmez!” Ben savaşla yıkılmadım, diyor Yağmur Arat, “Sadece yaşamayı beceremedim.” Dalıp gidiyorum, yıkıldığımız da yıkılmak olsa bari! Zeynep Kahraman Füzün’de buluyorum yine kendimi: “Erkenden bakışlarım solmuş, erkenden yüzüm çürümüş. Konuşmaya konuşmaya konuşmaz olmuşum.” Oysa ben daha kırk bile değilim ki… “İnsan yalnız doğar yalnız ölür. Arada kalan her şey bir yanılsamadır.” Ah Kafka… “İnsan kendisini sevmeye nereden başlamalı?” Geç olmadan bir yerden yakalamamız gerek! “Umudum baki. Umudum güzel. Sen umudumdan da güzelsin.” Arka kapakta Milena Jesenska Ne güzel kadınmış, mavi gözlü… “Paltom ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?” Sevdim bu sayıyı… Tutamadım kendimi, uzun uzun döktüm yine içimi size. Okunmayan incelemelere biri daha eklendi işte! Yeni sayılarda görüşebilmek dileğiyle… Yeni sayıya kadar yaşamak için de bir umut değil mi? Hoşça kalın sevgili, çok sevdiğim kitap dostları!
Dergi
KafkaOkur - Sayı 100 (Haziran-Temmuz 2025)KafkaOkur Dergisi · KafkaOkur Dergisi Yayınları · 2025300 okunma
·
10,9bin Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ben kafa okurla burda sizin incelemenizle tanışıp sevdim siz yazın biz sevelim kaleminiz yazsın 🙏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mutluluk duydum. Keyifle okuyalım hep. :)
Nasıl okunmaz böyle harika bir inceleme 👏👏.Yüreğinize,dilinize sağlık hocam.Kafka ruhlu insanları görmek ayrıca mutlu ediyor insanı 😉.Hepimiz Samsayız👍
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mutluluk duydum. Üzülerek söylüyorum, hepimiz Samsayız. :)
🙋 Emeğinize sağlık. Bu inceleme elbette okunur
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum 😊
Hocam bu satırlar sadece okunmaz, hissedilir... Yüreğinize sağlık, derin izler bıraktı.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Büşra, görüşlerin kıymetli.
"İnsan kendisini sevmeye nereden başlamalı?" Güzel bir inceleme okurken başlayabiliyor mesela 😊 emeğinize sağlık! Bir solukta okudum.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum 😊
Reklam
Zevkle okuyup çok şey öğrenenler için devam edin lütfen 🙏
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊