Gönderi

Kusurlu İnsanların Muhteşem Finali
10/10
·552 syf.··
Beğendi
·
2025 99. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 17:55
Öncelikle hem bu seriyi okuduğum için çok mutlu hem de bitirdiğim için aşırı derecede hüzünlüyüm. Duygularım karışık. Bir taraftan Çan'ın finalinin getirdiği tatmin duygusunu hissederken diğer taraftan da nihai sona ulaşmanın farkındalığı beni kahrediyor. Ama hiçbirinden pişman değilim çünkü en çokta Neal Shusterman'a bizlere böyle güzel bir seri hediye ettiği için şükran duyuyorum. Bu aşırı denebilecek girişten sonra söylemek istediğim ilk şey şudur: Kesinlikle Tırpan kitaplarını okumamış insanlar bu seriye başlamalı çünkü çok şey kaçırıyorsunuz. Harika bir bilim-kurgu ve distopya romanı. Aslına bakarsanız bu öyle bir seri ki bilim-kurguyu fazla sevmeyenleri bile kendine aşık eder çünkü kitaptaki asıl öğe insanların daha doğrusu "Ölüm Meleği" görevini üstlenen insanların hikâyesi. Serinin ana konusu şu şekilde: Teknolojinin zirveye ulaştığı ve insanların ölümde dahil olmak üzere tüm kötülükleri yendiği, herşeyin bilinç kazanan bir yapay zeka olan Fırtına Bulutu tarafından yönetildiği bir dünyada nüfusun dengesini Tırpan adı verilen kimseler sağlar. Onların yegane görevi artık doğal şekilde var olmayan ölümü insanlara getirmek ve onları "devşirmek"tir. Aslında 3. Kitabın konusunundan da kısa bir şekilde bahsetmek istiyorum ama o biraz ileriye kalsın hatta onun öncesinde spoiler uyarısı da koymalıyım çünkü içimi bir şekilde dökmem lazım zira efsane olaylar oldu. Onun şuan acelesi yok nihayetinde serinin ilk iki kitabını okumamış insanlar için çokta bişey ifade etmezdi. Gel Gelelim bu seriyi neden okumalısınız. Bu inceleme daha çok sizi Tırpan'a başlatma niyeti üzerine kurulu çünkü bunu hakediyor. Öncelikle harika bir kurguya sahip; artık insanların ölümsüz olduğu kusursuz bir dünyada gizlice yeşeren bir kötülük var yani hikaye ütopyadan distopyaya dönüşü anlatıyor. Bizim ana karakterler olan Citra ve Rowan Tırpan olmak için hiç istemedikleri bir yola çıkıyorlar bu esnada da Tırpanlar arasındaki kötü adamımız Goddard başlama işaretini alarak aksiyonu köklüyor. Hikayenin geçtiği dünya bir kere çok iyi tasarlanmış resmen yazar öyle fikirlere sahip ki geleceğin teknolojisini bugünden şekillendiriyor ve cidden harika fikirler bunlar. Siyasi liderlere, muhalefet partilerine ve adaletsiz yönetime son çünkü dünya artık bir yapay zeka tarafından yönetiliyor ama sakın korkmayın çünkü Fırtına Bulutu kesinlikle bu işte bizlerden daha başarılı. Ayrıca sadece insanlar değil canlı cansız herşey artık onun kontrolünde, o bizi iyileştirebilir, ölümsü hale gelirsek diriltir, hava durumunu kontrol edebilir, doğal dengeyi korur ve hayvan nüfuslarını güvende tutar falan filan daha sayamayacağım vazifesi var. Sürekli herşeyi ve herkesi izler ve bütün bilgiye vakıftır, bir bakıma tanrısal bir varlık haline gelmiş ama içinde yozlaşmanın kırıntısı yok bu yüzden içiniz rahat olsun. Karakterler çok çeşitli yani insan öyle ya da böyle sevdiği birini mutlaka buluyor. Kitapta önemli herkesin kısımları ayrı ayrı işlenmiş bu şekilde de hem herkesin ne işle uğraştığını görüyor hem de olaylara bakış açılarını okuyabiliyoruz. Ayrıca normal hikaye örgüsünün haricinde aralarda extra kısımlar da var mesela ilk kitapta Tırpanların devşirme günlüklerinden seçilmiş bölümler vardı, ikinci kitapta Fırtına Bulutu'nun düşünce, his ve görüşlerini içeren yazılar gördük, üçüncü kitapta ise Fırtına Bulutu'nun yarattığı ve belli nedenlerden ötürü yok ettiği versiyonlarıyla olan konuşmaları yani iterasyonları, Çan'a dair ahitler (kısaca 3. kitapta tanıyacağınız ve zaten halihazırda tanıdığınız biri olan Tonistlerin Peygamberi Çan'a dair hikayeler diyebileceğimiz kısım), birinin bu konu hakkindaki tefsiri(yorumu) ve yorumun yorumu var. Şimdi bu size bayağı bir karışık ve anlamsız gelmiştir biliyorum ama 3. kitaptaki bu kısımlar tam olarak yazarın hikayede vermeye çalıştığı o dini unsurun etkisini arttırıyor zaten dikkatli bakarsanız eğer pek çok yerde Hıristiyanlığa göndermeler de var ama merak etmeyin kendiniz okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Hikaye yine Citra, Rowan ve ikinci kitaptan beri bizimle olan Greyson üzerinden ilerliyor, tabi Goddard'ın olduğu düşman tarafıda var ama buna ek olarak yeni isimlerde mevcut: Henüz çiçeği burnunda bir Nimbus ajanı olan ama Fırtına Bulutu'nun sessizliği yüzünden anında işsiz kalan Loriana Barchok ve cinsiyetsiz yetiştirildiği için iki tarafıda kucaklayan hatta cinsiyetine hava durumuna göre karar veren Madagaskarlı Kaptan Jerico Soberanis. Şaka yapmıyorum bu arada Jeri hava güneşli olduğunda kendini fenimen hissederken bulutlu olduğunda da maskülen bir hale bürünüyor ayrıca bayağı renkli bir kişiliğe sahip. Bu kitapta da tıpkı diğerlerinde olduğu gibi başlarda yavaş bir tempo hakim, olaylar zamanla kademeli olarak artıyor ve heyecan giderek doruğa çıkıyor, sonlara yaklaştığımızda ise hikaye okuyucu için tam bir karadeliğe dönüşerek bizi öyle bir yakalıyor ki kitabı elimizden bırakmak kesinlikle mümkün değil zaten ardından da herşeyin mahvolduğu ama günün sonunda bir umut ışığının ufukta bir yerde bize göz kırptığı o mükemmel sonla karşılaşıyoruz. Abartığımı düşünüyorsanız lütfen gidip okuyun ve bana yanıldığımı kanıtlayın, hodri meydan! Bildiğiniz üzere en son Endura batmış, pek çok Tırpanla normal insan ölmüş ve Citra ile Rowan denizin dibindeki kapalı bir mahzende mahsur kalmıştı. Hikaye buradan devam ediyor işte başta Endura'nın kalıntılarında bir kurtarma operasyonu düzenleniyor bu sayede bizim ikili sular altındaki mezarlarından çıkarılıp diriltiliyorlar ve bunlar olurken de önündeki tüm engelleri denizdeki bakımlara yem etmiş olan Goddard Kuzey Merika Tırpan Cemiyeti'nin başına geçiyor ve hiç vakit kaybetmeden de dünyanın geri kalan tüm Tırpanlarını kontrolü altına almak için hain eylemlerine devam ediyor ama bizim Fırtına Bulutu'nun, Micheal Faraday'ın ve eski düzen Tırpanlarının eli de armut toplamıyor hani ve tabiki de burada kilit nokta ana karakterler esas işi onlar yapıyor çünkü. Yani aslında bu kitap ve seri hakkında daha söylemek istediğim o kadar çok şey var ki ama zaten fazla uzattım ve sırf insanlar inceleme uzun diye gözü korkup okumamazlık ederse çok üzülürüm. Aşağıda az bir spoilerlı kısım daha olacak ki orası daha çok Çan hakkındaki bazı düşüncelerimi içeriyor normal olarak yazmadım çünkü spoiler olur bazı şeyler onun haricinde yine dediğim gibi kesinlikle Tırpan serisini kesinlikle okuyun okutturun harika bir eser çünkü, en azından bir şans verin ve olacakları görün herkese görüşürüz. (Spoiler) - İlk olarak Faraday'ın bu kitapta da bir işe yaramaması beni çok üzdü aslında çok sağlam bir karakter ve kendisine de hayranım fakat ne yazık ki yazar onu sadece akıl hocası konumuna layık görmüş ve başka bir işe yaramasına da izin vermiyor. Şimdi derseniz "E adam Kurucu Tırpanlar'ın B planının saklandığı yeri buldu daha n'apsın" ama neticede Tırpan Anastasia gelene kadar hiçbir halt yapamadı ve o vakte kadarda yasın ve depresyonun içinde boğuldu, millet o adalarda uzay gemileri inşaa ederken bizimkinin ruhu duydu daha doğrusu zerre ilgilenmedi hiçbirşeyle. Neyse en azından Citra'yı kanlı canlı karşısında görünce aklı başına geldi Faraday'ın bunada şükür. - Sonra Goddard'ın dünya dışı yaşamları sabote edişi ve o felaketlerin gerçek sebebi olduğu kısım var. Tamam bunda bir sorun yok fakatttt keşke onun geçmişini görebilsek ve Carson Lusk neden böyle bir karar aldı birebir öğrenebilseydik. Hadi Tırpan olduktan sonra sırf Tirpanların geleceğini koruma düşüncesiyle harekete geçti dedik ama ya ilk seferinde sebebi neydi bu adamın o zamanlar daha sadece sıradan bir Kolonici değil miydi hangi düşünce onu bu noktaya getirdi orası bir gizem olarak kaldı ne yazık ki. - Sırada Ayn Rand'ın ihaneti var şimdi zaten bu bariz birşeydi çünkü kadın Goddard'ın yanında durmak için sebep aradıkça bizzat Goddard'ın kendisi tarafından hepsi yok ediliyordu sebeplerin, haliyle eninde sonunda bu ihanet yaşanmalıydı. Ama Ayn öyle bir direndi ki ben "Tamam ya bundan bize hayır gelmez yazar zaten bir kere onu ihanet ettirir gibi yaptı ya artık aynı şey bir daha kesin yaşanmaz." demeye başladım. Çünkü görseniz kadın adeta "İhanet kim ben kim." diye geziyordu ortalarda ama sonra ne olsa beğenirsiniz en umulmadık yerde damdan düşer gibi Goddard'ı öldürdü valla adam gibi bende şaştım kaldım hayır bunu yapması iyi, hoş, hatta mükemmel çünkü aksi taktirde mutlu son diye birşey olmayacaktı ama ben sadece sebebini beğenemedim o kadar yani tüm o makul sebeplerin arasından bula bula bunu mu buldun Rand hiç değilse Tyger'a olan özlemini ve hissettiğin suçluluk duygusunu öne süreydin de yeseydik. - Bu arada Goddard'ın nihai ölümümün ardından Tyger'ın geri dönmesi bence çok hoştu, zaten çocuk ölmeyi hiçbir zaman hakeden biri olmamıştı ve artık başı başka birine ait olsa ve hayatının son aylarını hatırlamıyor olsa bile yinede bundan sonra mutlu bir hayat sürebilir çünkü o bunu başarabilecek bir parti oğlanı. Ve inanıyorum ki Ayn'la bir gelecekleri olur zaten hepimiz kadının onu ne kadar özlediğini biliyoruz. - Ve Finalde her ne kadar bize sadece Citra ve Rowan'ın hedeflerindeki gezegene ulaştığını ufak bir kısımda göstermiş olsalarda ben Tonistlerin durumunu da merak ettim açıkçası çünkü Aria içlerinde en uzak konumdaydı ve başarı şansı en düşük mekik onlarınkiydi. Ama hikayenin aralarında gördüğümüz tüm o ahit, tefsir ve yorumlardan anlıyoruz ki Tonist kardeşlerimiz de başarmış, onların adına çok sevindim. - Son olarak Greyson'ın son dakka yediği naneye gelelim. Herşey bitti, nihayet tatlıya bağlandı ve güzel günlerde yakında oğlum senin derdin ne de benim canım Fırtına Bulutu'mu üzüyorsun. Sen kim oluyorsun da Fırtına Bulutu'nu nahoş ilan edip onunla iletişimini keisyorsun, o seni seviyordu be. Koskoca mükemmel, tanrısal yapay zeka senin gibi çakma bir Peygamber'e herşeyden çok değer veriyordu bunu neden yaptın ki oysa o da senin için herşey demek değil miydi, demek ki değilmiş çünkü kendine bir karı (ya da adam Jeri'nin ruh haline göre değişir) bulur bulmaz çok uyduruk bir sebepten biricik Fırtına Bulutu'ma tekmeyi koydun. Oysaki onun yaptığı şey bir hata bile sayılmazdı çünkü gerekli bir şeydi bunu neden anlamıyorsun hem zaten özür de diledi seni mal Greyson! Aslında Greyson'ı karakter olarak seviyodum ama yaptığı bu son şey yüzünden gözümde değeri düştü. - Bu arada önceki paragrafta son demiştim fakat asıl son bu olacak çünkü diyecek tek bir şeyim kaldı, tabiki de bu Citra ve Rowan ile ilgili. Sen tut 500 küsür sayfa boyunca birbirinden ayrı kal ve kavuştuktan sonra üstüne bir gün bile geçmeden ölüm sizi tekrar ayırsın. Garibim Rowan'ım uzay mekiği yaşayacakları gezegene gidene kadar nerden baksan neredeyse bir 100 yıl boyunca daha sevdiği kızdan ayrı kalmak zorunda bırakıldı ya yazarın hiç insafı yok cidden ama oğlanı takdir ediyorum o kadar yıla rağmen Citra'yı sevmeyi hiç bırakmadı ve o tekrar hayata döner dönmez tıpkı yapacağını söylediği gibi köşeyi alarak tam olarak birlikte oldukları son andaki yaşına geri dönmüş şekilde kızın baş ucunda onu bekledi. İşte bu yüzden kitaptaki en sevdiğim karakter Rowan, canım benim ya umarım bir gün bir adam da tıpkı senin Citra'yı sevdiğin gibi sonsuz bir aşkla beni sever ve asla terk etmez.
1000Kitap
ÇanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2025317 okunma
·
820 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Firefly
Gönderi Sahibi
Tırpan serisinin diğer kitapları ve incelemelerim : * Tırpan#270418763 * Fırtına Bulutu#273984694
SPOİLER!! Citrayi 117 yıl boyunca bekleyen koca yürekli Rowan gibi sevin. Ayrıca o son neydi yaaa. Son sayfada ağlamıştım ben baya ama muhteşem bir son olmuş bence.
Firefly
Gönderi Sahibi
Haklısın Rowan adam gibi adam keşke benimde ondanım olsa 🥲