Merhaba 1K okurları!
Hakan Günday ve kalemi;
Kinyas ve Kayra hafızamdan silinmeden, kendi tadını daha kaybettirmeden ikinci kitapla devam edeyim, o kalemi tekrar iliklerime kadar yaşayayım dedim, bana hediye edilen Az kitabıyla yeniden yol arkadaşı oldum yazarın edebiyat dünyasına.
"Yeraltı Edebiyatı" deniyor ama acaba gerçekler gün yüzüne çıkarken karanlık yerlerden geçiyor diye mi bu ismi almış yazarın kitapları?! Bir arkadaşıma anlatmıştım yazım tarzını, "Gerçekleri sansürsüz yazıyor," demişti. Tam da öyle. Sansürsüz, olduğu gibi, ya da hayatın bağrından koparıp aldığı gibi aktardığı için, argolu, küfürlü, bazen hatta neredeyse her zaman artıları bilmem kaç olan yaş üstü sahneleri anlatarak aktarmış Günday. Ama okunmuyor mu? Akıyor. Küfür sevmeğen ben, argo sevmeğen ben, içim acısa da kopamadım kitaptan. Acının her evresinden geçmiş iki çocuğun, sokağa inen ve sokaktan geçen hayatını iki harf arasına dizmiş yazar. A-dan Z-ye bir ömür, yok, iki ömür. A ve Z gibi. Çok AZ! Çok mu AZ? Çok mu, AZ mı? Sabaha kadar böyle devam ederdim de, yormak istemiyorum kimseyi. Günday yormadı çünkü. Zorlu hayatların 'yorgun'larını okuttu bana, okutuyor bize.
Günday hakkında bilgi edinirken, ödüller aldığını okudum. Dünyaca ünlü kurumlar tarafından ödüllenmiş kalemi. Hakkını vermiş, hakkı olanı da almış. Yıllardır gündemden düşmeyen yazarın gündem olacak konularını okumaya kalbimiz dayanacak mı daha?
İlk kitabında iki caninin gözünden yer altı dünyasını aktarmıştı. Bu kitabında iki çocuğun ömründen hayatın gerçeklerini anlatmış. Ve ne yazık ki dünya cehennem. Ve o cehennem ateşinde nice canlar yanıyor.
Spoiler olmasın, sevmiyorum, neredeyse her incelememde bunun da altını çiziyorum ama ben Derda'nın yolunu ve sonunu tek nefeste okudum. Bakmayın öyle 33 günde bitirmiş olmama. Çok ara verdim özel nedenlerden. Tek gecede bile okunabilen kitap.
Yeni kitabına ulaşana kadar hoşça kal Günday.
Keyifli okumalarınız olsun..