Kitap bitti Ben de bittim. Nereden başladım derdaların hayatına beni nerelere savurdu.
Hani deriz ya bazan karşıma bir insan çıktı hayatım değişti diye. Karşılaştığımız bu insanlar bizi savururken bazen de bilinmezliklere bazen de kendimize giden yolda küçük Umutlar olurlar.
O umudu besler İnsan bir gün kendini bulabilmek için. Yaşanmışlıklar büyütür bizi, yoğurur hayatın çıkmazlarında, insanı tokatlaya tokatlaya öğretir. Sevmeyi, sevilmeyi, acıya, cesareti bizde olan her bir duyguyu.
Hakan GündayAz kitabı; suskunluklardaki çığlığı, acının kıyısındaki umudu anlatan derin bir eser. Kitabın son sayfasına kadar nasıl bir hayat dersiniz ama her sayfada da yaşanmışlıklarda şaşırmaya devam edersiniz.
Karakterlerimizin hayatlarını,onların savruluşunu Ve Tesadüf sandığımız karşılaşmalarını okuyoruz. Kitabın konusuna çok fazla girmeden fazla Spoiler vermeden ben de bırakıgı hissiyatla kaleme alırken eseri neden okumanız gerektiğine kısaca değinmek istiyorum.
Derda kızımız 11 yaşında okuldan alınıp 13 yaşında kendinden yaşça büyük bir adamın kucağına bırakılıp Londra'ya sürüklenirken Hayatın en karanlık köşelerine itiliyor. Derda'nın yaşadıkları sadece bireysel değil; bastırılmış kadınlığın, koparılmış çocukluğun yankısı. Sayfalar ilerledikçe derda'nın yaşadıkları yüreğinize dokunurken ruhunuzu sıkıyor.
Umudun, küçük bir elin sizi ne zaman tutacağını Kim bilebilir ki? Tutulan Bir elin insanın hayatının farklı yollara sürükleyeceğini de. Tutulan ellerde Derda bir umutla kendisini yeniden inşa ediyor. Derda kendisini inşa ederken Biz okurların dünyasında sessiz bir ağıta dönüşüyor, bu Ağıdı gözyaşlarıyla sularken çiçekler açtırıyor şefkatin, iyiliğin, sevginin halen bir yerlerde var olduğunu bilmek okuyucuların yüzünde mutlu bir gülümseme bırakıyor.
Erkek karakterimiz ismi Derda olan küçük çocuğumuz mezarları sulayarak büyüyor. Her gün suladığı Mezarın hayatını nerelere savuracağını bilmeden. Karşılaştığı bir kitabı merak ederken başlıyor yeni hayatına. Kitabın kendisini çekmesi okuma öğrenmesine sebep oluyor. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar kitabı ve diğer kitapları ile hayatının dönüşümünü başlatıyor bir yerde. İçselter bir çöküşün, yeniden dirilişinin taşlarını döşerken cezaevinde geçirilen senelerin hapsedilmişliği bilmeden kurtardığı hayatın Derda'ya uzanışı.
Bir zamanlar kaybolmuş iki hayatın karşılaşması, Oğuz Atay'ın hayattan vazgeçmiş bir kadına elini uzatması birleştiriyor onları önce izlenen videolarda "ben buradayım siz neredesiniz" çığlığından sonra atay,'ın Mezarında.
Az kitabını okuyanlar sadece bir hikaye değil bir yara bandı okuyor. Her karakteri okuyucunun içinde bir yerlere dokunuyor. Çünkü kitap sadece bir romandan ibaret değil; az görünen ama çok acıtan hayatların sesi. Hakan Günday kelimelerini özenle seçiyor. Duygu yüklemiyor,yaşatıyor size. Içten dokunaklı ve kalbe dokunan bir eser.
Sizler de yeni yolculuklara,acıtan hayatları okumaya hazırsanız mutlaka okuma listenizde olması gereken bir eser.
Sevgiyle ve kitaplarla kalın keyifli okumalar dilerim.
İşte bu yüzden Hakan Günday ın en çok sevdiğim eseri Az dır.
Hakkında ne yazsak azdır.
Kaleminize sağlık.
Herkese tavsiye ederiz sizin de aracılığınızla.
Kitapla kalın iyi okumalar