Gönderi

biraz da gerçekler
2/10
·448 syf.··
2025 73. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2025 00:07
Bu kitabı okumak nasıldı biliyor musunuz? Üçüncü sınıf bir aksiyon filmini ortasından izlemeye başlamak gibiydi. Ve filmi de televizyondan izliyordum: durduramıyorum, geri saramıyorum, başka kanal yok ve göz kapaklarım da bantlı. Yorumlara bakıyorum herkes öve öve bir hal olmuş, kitaba dönüyorum yirminci sinir krizimi geçiriyorum. (Okurken böyle hissettiğim dördüncü kitap)... Okumak çok yorucuydu. İnceleme yazmak da öyle olacak sanırım ama neyi neden beğenmediğimi anlatmak istiyorum. Konu konu toparlamaya çalışacağım. Olmazsa aldığım notlara göre ilerlerim. Bakalım... 1. Evren Kitabı hiç beğenmeyenler bile - yakın arkadaşlarım olsun ya da düşük puan verenler olsun - kurgu evreninin çok güzel, yaratıcı, düşünülmüş vs olduğunu söyledi. "Evren güzel ama işlenememiş, evren güzel ama yazılamamış harcanmış..." Klasik cümleler. Bana göre ortada zekice kurgulanmış bir evren yoktu. "Ya konu çok güzel, konuya kıyamıyorum" asla dedirtmedi. Ben eski bir wattpad okuru değilim, yazarı da kitabı da tanımıyorum, sürekli övüldüğü için merak edip aldım. O yüzden eskisini yenisini bilmiyorum, elimdeki metne göre konuşuyorum haliyle. Kitabın türü mafya mı? Bana göre mafya kurgusu değildi. Başarısız bir distopya idi. Neden böyle düşünüyorum. ÇÜNKÜ KİTAPTA ÖNEMLİ OLDUĞU SÖYLENEN BİR ŞEYLER VAR AMA BEN ÖNEM DERECESİNİ HİSSETMEK BİR YANA OLAYIN NE OLDUĞUNU BİLE ANLAMADIM. Sayfalarca... İlk yüz sayfada bile hâlâ kitabın BAŞLAMASINI bekliyorum. Distopik bir şeyler verecek kitap bana diye bekliyorum. Boşu boşuna... "Dünya kartlarla yönetiliyor." Tamam da nasıl nasıl nasıl? İki ya da üç kez sayfalarca Yasmin'in (bir ara Hisar'ın) saç mevzusunu okudum. Dünyanın yönetimi, kıyametlerin anlamı, felaketlerin nasılı, kuyruğunu yiyen yılanların taşıdığı söylenen mana Yasmin'in saç ajitasyonu kadar yer kaplamıyordu kitapta. (gülesim var cidden çok komik.) Sayfa 368 ve "Kartları elinden alındığı için artık onların sözlerini dinleyen insan kalmamış" cümlesi geldi. Kitabın kenarına koskoca SONUNDA yazdım. Sonra işte bir şeyler açıklandı falan ama geçmiş olsun yani ben 400 sayfa boyunca mantığı oturtmaya, kendi kendime bir düzen inşa etmeye çalışmışım zaten kitap için. Şunu diyenler olabilir: "kitap mafya trope, hani ordan anlardın, sen de az uğraşsaydın." Buna tek unsurla karşı çıkabilirim- Diyaloglar... Başka hiçbir şeye gerek yok. Mafyanın m'sinden anlamayan insan bile ciddi, ağır başlı, gizemli, karanlık karakterler ve olay örgüsü olacağını tahmin edebilir mafya kurgusunda. Ama burada hiçbir karakterde EVET BRONZ'UN KENDİSİNDE BİLE olmayan şey ne, bilin bakalım. - ciddiyet, ağır başlılık, gizem, karanlık... 2. Dil ve anlatım Kitabın dili şiirseldi, benzetmeler yoluyla yapılan betimlemeler çok hoştu ama olay örgüsünün basitliği, hiçbir önemi olmayan durum ve olayların abartıldıkça abartılması, dil ve anlatım ile birbirini tamamlamıyordu. Ve gına getiren kelime oyunları... Bunun hakkında başka bir şey söylemeyeceğim. Bıktırdı. Bir de benim çok dikkat ettiğim bir konuyu da burada bu kitap için eksi hanesine yazacağım: karakterlerin ve anlatıcı sesinin birbirinden ayrılmaması. Yazara ya da anlatıcıya diyelim, ait olduğu bariz olan alışılmamış bağdaştırmaların, diğer karakterlerin konuşmalarında kullanılması. Bu hadi çok detayda kalan bir ögedir ama tüm karakterlerin bu kadar kelime oyunu yapması doğal değil. Şiirsel dilin yapaylığına neden olan durum, bana göre, bu... 3. Olay örgüsündeki boşluklar, tutarsız ve mantıksız olaylar Seri romanlarda nefret ettiğim şeylerden biri "yaptım oldu" şeklinde sunulan olaylardır. Nasıl yaptın, ne zaman yaptın? Nedeni hadi bir şekilde sonradan açıklanır hareketlerin ama nasıl sorusu kilittir benim için. Bazı durumlarda şok etkisi yaratmak, bazı durumlarda olay akışına katkı sağlamayacağı için hareketin anlatılmasında eksiltmeye gitmek normaldir, yapılması da gerekir. Ama bu tüm roman boyunca yapılıyorsa, kimse beni o kitabın düşünülerek yazıldığına ikna edemez. Açıklayacaksın, bu kadar basit. Mantıklı bir neden sonuca bağlayıp gerekirse adım adım bana o olayı anlatacaksın. Ulaştığın sonuca elimden tutup beni de götüreceksin. Çünkü yazmak basit bir iş değildir. Herkesin yapabileceği bir iş de değildir. Bunu da damdan düşer gibi, her şeyi oldu bittiye getirdikten sonra "zamanında şunu şöyle yaptım" şeklinde anlatmak da benim için kolaya kaçmaktır, önceden ipuçları vereceksin ama bunları da doğru yerlere yerleştireceksin. (yani bomba patladıktan beş bölüm sonra "onu ben kurmuştum önce babam ardından vasim tarafından bomba yapımını öğrenmiştim çünkü" açıklaması tatmin edici bir olay örgüsü, zekice kurgulanmış bir plan vs kategorisine girmez benim için.) Bu başlığa kitaptan rastgele örnek vereceğim çünkü okurken gerçekten çok sinirlendim. Sayfa 139, Hisar hayır sil His, korumanın boynuna bıçağı dayamış, Bronz diyor ki indir bıçağını. Hisar da diyor ki "önce o uzaklaşacak" @_@ sayfa 210, Safa elindeki kuklaya, ve Hisar'a kurşun YAĞDIRIYOR. Bakın yağmur gibi yağdırıyor, kukla delik deşik olmuş. Sayfa 220 "üstüme yağan kurşun" diyor, olay abartma değil, olan şey bu. Ama ne hikmetse, Hisar'ın kolu bile çizilmiyor. Matrix filminde Neo bile kurşunları durdurmadan önce defalarca dayak yedi el insaf. Sayfa 223, Hisar görüntülerin devamını izlemek istiyor ama Serdal hayır diyor. Hisar da adamın belindeki silahı alıp ona doğrultuyor ve birden dışarı çıkası geliyor Hisar'ın. Adamdan kapıyı açmasını istiyor, Serdal da parmak izi gerekli falan. Hisar da hani güçlü kadın karakter olmak için tüm mantık sınırlarını hiçe sayıp belindeki bıçağı çıkarıyor, adamın elini tutup masaya bastırıyor ve parmağının yanına bıçağı saplıyor. Demine kadar adama doğrulttuğu silah artık piyasada yok, gerçekten uzun çok çok uzun diye kerelerce ikna edilmeye çalışıldığımız çam yarması adam da 1.76 lık kadın bu hareketleri kendisine yapabilsin diye armut topluyor. Mafya kurgusu, he aynen :) Hisar piyanist, profesyonel piyanist ama piyano çalarken siyah tuşlara bastığına şahit olmadım. Bir de nota oluşturmak derken? Beste / kompozisyon / senfoniden mi bahsediyorsun? :D Son örnek, çünkü hem sinirlerim zıplıyor hem de vaktime yazık: Baloda Bronz'un Hisar'ın kalçasının altına koyduğu bıçağı alması. Elbise elbise elbise ALO ELBİSE VAR ELBİSE. Yırtmaçtan aldı diyeceksiniz, bacaktaki yırtmaçtan mı diye soracağım. (bu bıçak mevzusu da ayrı sıktı açıkçası, ne zaman alıyor nereden alıyor, nasıl alıyor asla açıklanmıyor, düzenli olarak kadının üzerinden bıçakları topluyorlar ama hâlâ bir yerinden bıçak çıkıyor, tamam en ninja sensin bacım). 4. Karakterler Hisar irrite bir karakter. Derinliği yok, benim için gerçek ve doğal değil, samimiyetten yoksun. Olgun değil, hareketleri, konuşması ergence. Düşünce akışı karmaşık (zira çoğu paragraf, bölüm ve kurgunun da bütünlüğü yoktu). Okura söyledikleri birbirini tutmuyor, özellikle aile/anne sevgisi ve yetiştirilme tarzı arasında büyük bir çelişki var. Bu belki çelişki olarak görülmez ama ben öyle adlandıracağım çünkü Hisar'ın yazar tarafından içselleştirildiğini sanmıyorum. Konu Hisar'ın yalan söylemesi, oyun içinde oyun oynaması değil. (kurguda plan plan dediği şey kadar saçma bir şey yoktu bu arada, bunca abartılan bir durumun açığa çıkması için davet verilmesi ne ya? yok maske düşecekmiş de yok gerçekler açığa çıkacakmış da. Neymiş başından beri biliyormuş falan filan. Sen yaptım oldu deyince ben inanmıyorum arkadaşım. Aynı şey bronz ile muhabbeti için de geçerli. Hem yanımdan ayrılmayacaksın diyor hem beni suçsuz olduğuna ikna et diyor. Aynı evde yaşasınlar diye öylesine uydurulmuş bir bahane ki olayların - ne olayı??? - davetle açığa çıkan kısmı da doyurucu değildi.) Ailesi tarafından böyle yetiştirilmiş bir insanın hâlâ ailesizliğini, anne sevgisizliğini bu kadar mevzu yapması bana hiç gerçekçi gelmiyor. Bu kadar şey yaşayan birinin duygularının olmaması gerekiyordu, nokta. Abilik yapan birini görünce kızıyormuş, abart. Hisar hakkında sevdiğim tek şey şartlandırılmasıydı, onun da cringe sahne, konuşma ve iç konuşma ile işlenemediğini gördüm, yüzeysellik ve içselleştirilmediği düşüncem de bir kez daha perçinlendi. Durup dururken "cırlaması", bağırması falan şımarıklık belirtisiydi. Hamileyim muhabbeti yaptığı an hayatımda ilk defa bir kitabı daha sonra okumamak üzere bırakmayı düşündüm. Söylediği yalanlar, yaptığı hareketler (göz kırpıştırması, sesini tatlı tona ayarlaması???), Bronz'u kışkırtmak için sarf ettiği cümleler o kadar saçma, cringe, gereksiz ve yersizdi ki... Bronz, - en az Hisar kadar - şişirilmiş bir karakter. Ne düzeni yıktığına ne de "kartları yeniden dağıttığına" inanıyorum çünkü olmuş bitmiş bir olayın arkasından "o böyle mükemmel, o böyle büyük, o şöyle yüce" diye konuşulması sonucunda başka bir inanç geliştiremem. Bunları bir de adamın yüzüne söylüyorlar :D Hisar'ın da aynı şekilde. Ama yazarın favorisi Hisar. Çünkü kadının sözde zekasını vurgulamak için Bronz'u salak yerine koymaktan çekinmiyor, arkasından biri ya da asıl kadın karakter diyor ki Bronz çok zeki. Abla az önce kandırdın ya? Kandırdım dediği şey: "Patlamayı ben yaptım, bunu nasıl anlamazsın?" Mantık konuşmayı terk etti. Bronz ve Hisar arasında ne gerilim ne cinsel gerilim/çekim ne nefret ne hayranlık... Hiçbir şey yoktu. Panter ve Bronz arasında bile bir duygu akışı vardı ama bu ikisi arasında yoktu. Ya adam durup dururken neden seni bir yerlere yaslayıp vücudu arasına sıkıştırıyor, dudağına, çenene dokunuyor, bıçağını alacağım ayağına bacaklarının arasına giriyor? Neden seni birden havlu gibi omzuna atıp salonun içinde taşıyor??? Neden. Hisar'ın annesi. Önce büyüseydin, sonra bir kitapta karakter olsaydın. Kızına olan nefretin temelsizliği bir yana erkek çocuğuna olan düşkünlüğü, psikanalistlere malzeme sağlayacak cinsten klinik vaka. Yok oğlu kaç yaşında olursa olsun tereyağlı ballı ekmek yapıp eliyle besleyecekmiş de oğluna söylediği ninniyi Hisar duymasınmış da. Biri şu kadına günlüğünde "kız çocuğuna" ayırdığı sayfaların toplamını söylesin. Karakterlerin ciddiyetsizliğinden yukarıda bahsetmiştim zaten. Konuşmalar da hani nasıl desem... Animelerde mangalarda filler oluyor ya doldurma sahne, bölüm. Sırf yer kaplasın diye. O işte. Ben bu yaşıma kadar Muhteşem Yüzyıl dizisini izlemedim, bundan sonra da izlemeyi düşünmüyorum. Dizi sosyal medyada ne akışıma düşer ne de çevremde muhabbeti döner. Bu kitabı okurken Muhteşem Yüzyıldan quiz bölümü okudum. Soruyorum, neden? - Bu incelemeyi daha fazla uzatmak istemiyorum, kitap hakkındaki hislerim genel olarak yeterince anlaşılıyor bence. Yukarıdaki tüm cümleler, benim bir okur olarak düşüncelerim. Kitabı beğenmedim, seriye devam etmeyeceğim.
1000Kitap
BronzÖzge Naz · Ren Kitap · 20232,947 okunma
·
1.753 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İnceleme uzundu falan ama sonuna kadar okudum. Yani ben de çok övüldüğünü görüyorum bu serinin ve belki bir ara okurum diyordum. Zaten az biraz böyle bir şeyler beklemiştim malum hiçbir şey söylendiği gibi çıkmıyor ama eger durum bu kadar kritikse neden yani? Neden okuyayım ki? Ha okusam da yazacağım inceleme buna benzer bir şey olurdu sanırım.
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Arada sırada düşünüyorum, acaba cidden övüldüğü kadar var da ben mi anlamadım diye. Sonra bir gülmek geliyor 😂
Aman tanrım bu nasıl bir kitapmış😳 Bu yazarın mıydı hatırlamıyorum, bir kitap kulübüyle hediyeleşme şeyinde Bir Kibritle Yok Olmak serisinin ilk kitabı geldi. Askeri tarz ve hiç sevmesemde, yazarı çok görünce merak ettim. Ona yorumun var mı? Hahah birde şöyle kitapları kendi açımdan okuyup, yorum yapmak istiyorum. Bunu daha okumam zatem, siz çok iy açıklama yapmışsınız👏🏻😌 Birde kaç kitaplık seri ya, bu kitapları böyleyse, hatta ilk kitaptan böyleyse zatem daha devam edilmezde. Benim üzüldüğüm nokta, genç kesimin böyle kitapları okuması😔
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Selin A. ben de teşekkür ederim 💖
İncelemeye bayıldım her şeyi teker teker aciklamissin bir kitabı elestirince birde şey demeleri yok mu "ama emeğe saygısızlık" düzgün yazsaymis kitabi o zaman hani hak verdim sana her konuda
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Evet bir emek vardır ama şey gibi düşünüyorum o konuda da. Hani emek verdiğimiz her şeyin karşılığını alamıyoruz sonuçta, düşük not alınca daha çok çalışsaydım diyoruz ya aynı şey bence. Ki sınavların bir zamanı olur ama kitapları yayınlamadan önce üzerinde tekrar tekrar düzeltme, çalışma şansımız oluyor. Yazdım tüh bu da böyle kaldı demiyoruz hani çivi yazısı değil sonuçta
Her kelimenize katılıyorum, kitap abartıldığının 1/10’i bile değil 🙏
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Kesinlikle öyle 🤷🏻‍♀️
bu tur kitaplar nedne abartiliyor aklim almiyor
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Abartılacak hiçbir şeyinin olmadığını görmüyorlar 😒
Reklam
Cidden tebrik ediyorum; bu kitabı okumak bile başlı başına bir başarı. Ayrıca inceleme harika olmuş, emeğinize sağlık.
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
Teşekkürler 🤗