vatanın bağrına düşman dayadı hançerini..
Puan vermedi·144 syf.··
2025 353. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 18:58
okumuş olduğum bu sayfa sayısı az -bence- anlattıkları özelinde önemi çok olan kitap 1877-1878 osmanlı rus harbinin (93 harbi) adından da açıkça anlaşılacağı üzere deniz harekatlarını anlatır.. 1877-1878 osmanlı-rus harbi öncesinde yaşanan idari, bürokratik, asayiş sorunları, bu sorunlar sonrası meydana gelen savaşı, bu savaşın tuna, karadeniz, kafkasya, akdeniz -pasif- cephelerinde meydana gelen taarruzları, savunmaları, diplomatik olayları, kara-deniz savaşında gerçekleşenleri onlarca alt başlık, bu savaşlar sırasında öne çıkan, öne çıkması gerektiği halde pasif kalan kişileri, savaş sonrası tarafların, bölgenin yaşadığı değişimleri vb. özelinde ayrı ayrı alt başlıklara ayırarak uzun uzun anlatmak -bence- çok çok olası.. amacım bu yukarıda saydıklarımı yapmak, yapmaya çalışmak değil.. bunu yapmaya çalışmam bu incelemeyi küçük bir kitaba çevirir.. bunu yapmama gerek olmadığını düşünüyorum.. zira hem bu yukarıda saydıklarım özelinde çokça makale, kitap var hem de bu sıcaklarda bunu yapacak dayanıklılığı kendimde görmüyorum.. bu incelemeyi yazma nedenim 1877-1878 osmanlı-rus harbi sırasında osmanlının yaptığı deniz harekatları ile osmanlı adına mağlubiyetin nasıl bağıra bağıra geldiğini göstermek, dönemin osmanlı devletinin aksaklıklarını, eksikliklerini mümkün olduğunca -varsa- incelememi okuyan kişiye/kişilere göstermektir.. bunu da elimden geldiğince açık, anlaşılır bir dille yapmaya çalışacağım.. zira tarihin, tarihi olayların genel okuyucu kitlesinin -maalesef- az, belirli bir tarihi olayın ise genel okuyucu kitlesinin -maalesef- daha da az olduğunu biliyorum.. bunların nedenleri üzerinde uzun uzun durup incelemeyi konudan uzaklaştırmak istemem geçelim.. -------------------------------------------------------------------------------- -1875 yılında balkanlarda sırplar, arnavutlar, bulgarlar ayaklanır.. isyanlar güçlükle de olsa büyük ölçüde bastırılır.. -1876 yılı osmanlı tahtı özelinde hareketliliğin olduğu bir yıldır.. bu yıl içerisinde abdülaziz tahttan indirilir, yerine beşinci murat getirilir, kısa süre sonra da beşinci murat tahttan indirilir, yerine II. abdülhamid getirilir.. -yine 1876 yılında meşrutiyet ilan edilir.. -yine bu yılda, 1876, tersane konferansı düzenlenir.. -1877 yılında londra konferansı düzenlenir.. (yukarıda anlattıklarım özelinde daha fazla bilgi için bkz.; msb.gov.tr/Content/Upload/... ..) konferanslarda istediği kazanımları elde edemediğini düşünen osmanlı bürokratları masadan kalkar.. artık osmanlı-rusya arasında savaşın eli kulağındadır.. yalnız II. abdülhamid hala savaşın olacağına pek ihtimal vermez; o, hala 1853-1856 kırım savaşında olduğu gibi ingiltere, fransa gibi büyük devletlerin rusyaya karşı kendilerine destek vereceğini düşünür.. oysa rusya bu ülkeleri çoktan ikna etmiştir.. #279461433 -------------------------------------------------------------------------------- 1877 yılının nisan ayının sonlarına doğru osmanlı-rus savaşı başlar.. bu savaş öncesinde gerek kısa vadede, gerekse uzun vadede deyim yerindeyse rusya ödevine çalışmıştır.. rusya; -ingiltere, fransa, avusturya, almanya, yunanistanı ikili toplantılarla kendi yanına çeker.. -balkanlardaki bulgarları gerek gönüllü gerekse resmi kendi yanına çeker.. -kırım savaşı sonrası imzalanan paris antlaşması gereğince karadenizde ağır savaş gemisi bulundurması kendisine yasaklanan rusya karadeniz kıyılarında istihkamlar oluşturur, siperler kazar, limanlarına mayınlar döşer, istimbotları, yolcu vapurlarını şirketlerden kiralar, bunları zırhlandırır, üzerlerine toplar ekler ve bunları osmanlı filosuna karşı saldır-kaç tekniği ile kullanır.. -tuna cephesine de ayrı önem veren ruslar tunanın kendi bulundukları kıyılarına da istihkamlar oluşturur.. -------------------------------------------------------------------------------- şimdi de 1877-1878 osmanlı-rus savaşı özelinde rusların bu yaptığı hazırlıkların kendilerine yararlarına ve bu süreçteki osmanlı tarafına biraz bakalım.. dönemin osmanlı seraskerliği (günümüzün genelkurmay başkanlığı, milli savunma bakanlığı) tuna savunma planlarını hazırlarken bahriye nezaretine (günümüzün donanma komutanlığı) haber vermez.. osmanlı seraskerliği harekatla ilgili bahriye nezaretinin görüşlerini dahi sormaz.. (telafisi olmayacak bir hata.. olmuyor da zaten..) sivastopol limanına 300, odessaya 725, kerç boğazına 400, oçakova 300 mayın döşeyip limanlarını güvene alan rusyaya karşı, yetersiz mayın gemisine sahip osmanlı çıkarma yapacak şekilde saldıramaz.. yanaşamadığı limanları osmanlı gemileri karadenizde dönüp dönüp bombalar.. bu bombalar rusyaya pek bir olumsuz etki yapmaz.. ama osmanlıya yapar.. zira hem bomba stoğu azalıyordur osmanlının hem de kömür stoğu.. (karadenizde dönüp dolaşan donanma gemileri kömürle çalışıyordur zira..) savaşın ortasında osmanlı deniz filosuna vermek için stoklanan ereğlideki kömürler biter, osmanlı savaşın ortasında yabancılardan kömür satın almaya çalışır.. savaşın karadeniz cephesinde bu sorunlar ile boğuşan osmanlı devleti için durum diğer cephelerde de iç açıcı değildir.. örneğin tuna cephesinde istihkam oluşturmaya çalışan birlikleri korumakla görevli osmanlı donanması nehrin karşı kıyısında rusların inşa ettiği istihkamlardan açılan ağır top ateşi sebebiyle görevini yapamaz.. dönemin osmanlı bahriyesinde görevli hobart paşa, dönemin rumeli ordu komutanı abdülkerim paşaya kara ve deniz kuvvetleri arasında ortak bağ kurulmalı diye teklif edince, abdülkerim paşa, osmanlı donanması imkan ve kabiliyeti ile tek başına tunada zafer kazanır der ve onun görüşünü önemsemez.. sonuç? karadan destek ve yardım alamayan tunadaki osmanlı gemileri hafif, silahlandırılmış, zırhlandırılmış rus tekne ve vapurları tarafından imha edilir.. aklı hala başına gelmeyen rumeli ordu komutanı abdülkerim paşa bu olay sonrası donanma komutanlığından hala takviye gemiler ister.. donanma komutanlığının abdülkerim paşaya verdiği cevap oldukça hazindir.. donanma komutanlığı, abdülkerim paşanın istediği gemilerin hareket etmesi için beş metre suya batması gerektiğini, ancak an itibariyle tuna girişindeki su seviyesinin beş metreden az olduğunu, bu gemilerin tunaya giremeyeceğini, girse dahi nehrin bir yerinde çakılıp kalarak boşu boşuna zarar göreceğini, ellerinde ise oraya gönderecek nitelikte geminin olmadığını söyler.. abdülkerim paşa bu kez de donanma komutanlığından -kendilerine saldıran silahlandırılmış küçük rus istimbotlarını görmesinden hareketle- küçük, süratli, silahlı istimbotlar ister.. donanma komutanlığı abdülkerim paşaya bir kez daha hazin bir cevap verir; donanma komutanlığı ellerinde küçük, süratli, silahlı istimbotların olmadığını, ellerindeki istimbotları bu hale getirmek için güvertelerinin, köşklerinin sökülmesi gerektiğini, silahlandırılıp zırh giydirilmesi gerektiğini, bunların da uzun süreceğini söyler.. (oysa tüm bunları ruslar savaş öncesi yapmıştır..) abdülkerim paşa, kendisine bunları diyen donanma bakanlığına, 'olsun, bekleriz, siz yapın gönderin..' der.. zaman geçer donanma bakanlığı bu istimbotları gönderemez.. tuna valisi, istimbotları gönderemeyen donanma bakanlığını suçlarken, donanma bakanlığı da bu istimbotları silahlandırması gereken tophane-i amireyi işini yap(a)madığı için suçlar.. ar zor yapılan bu istimbotlar, tuna cephesine trenle gönderilir.. daha doğrusu gönderilmeye çalışılır.. zira demiryolları güvenliği hususunda zafiyet gösteren osmanlı bu istimbotların bazılarını da ruslara kaptırır.. tuna cephesinde bu olaylar yaşanırken aynı anda kafkasya cephesinde ilk başlarda durum osmanlı lehinedir.. sohuma (günümüzde gürcistanda yer alan bir şehir) denizden destekli çıkarma yapan osmanlı ruslara karşı zafer elde etmiştir.. ancak bu çok kısa süreli bir zaferdir.. çıkarma yapan osmanlı askerleri iaşe ve bölgeye gelmesi gereken yeni, taze asker, askeri birlik yönünden sorun yaşar (ruslar bölgeye gıda, kıyafet, silah, asker taşıyan gemilere teçhizatlandırdığı süratli küçük vapurlar ile saldırıp çoğunu batırır ya da geri gönderir..) ayrıca bölgede osmanlı askerine destek vereceğini söyleyen çerkezler de beklenen desteği vermez.. osmanlının sohuma çıkarma yaptığı süreçte diğer cephede (tunada) işlerin osmanlı aleyhine gitmesi yüzünden kafkasyadaki askerlerin ve donanmanın büyük kısmı tunaya çağrılır.. sonuç? sohuma yapılan çıkarma sonuçsuz kalır.. ele geçirilen sohumun tekrar rusların eline geçmesini geçtim, karşı saldırıya geçen ruslar kars, ardahan, batumu alır.. erzuruma doğru ilerler.. bölge insanı gelen, gelecek olan ruslardan korkar.. kaosu zirveye varacak denli yaşayan bölgede iç göç tavan yapar.. (konu deniz harekatından kara harekatına geçti farkındayım.. devam etmiyorum..) 1877-1878 osmanlı-rus savaşının hemen hemen tümünde bütün cephelerinde işler rus ordu komutanlarının, rus karargahının istediği şekilde ilerlemiştir.. (şans, tesadüf eseri olarak değil, rusların plan, program ve taktikleri sayesinde..) karadenizde güçlerinin sınırlı olduğunu bilen ruslar, burada istihkamlara ağırlık vermiş savaşı osmanlıyı arkadan sarıp tunayı geçerek edirne sonra da istanbula alıp sonlandırmak için ağırlıklı kuvvetlerini tunaya yığmışlardır.. (tunadaki rus kuvvetleri, asker, silah, binek hayvanı, iaşe özelinde osmanlının hemen hemen iki katı fazladır..) bu sayede kafkas cephesinin de elini rahatlatıp buradaki osmanlı birliklerini tunaya çekmişlerdir.. bu savaştaki akdeniz cephesine de kısaca değineyim; 1877-1878 osmanlı-rus savaşındaki -pasif- akdeniz cephesi ise yunanistanın akdenizden osmanlıya saldırma olasılığını önlemek, mısır-istanbul arası deniz yolunu korumak, rus donanmasının baltıktan akdenize inmesini önlemek için açılmış, diğer cephelere kıyasla oldukça hareketsiz bir cephedir akdeniz cephesi.. -------------------------------------------------------------------------------- 1877-1878 osmanlı-rus savaşı bir savaşta elde edilebilecek hemen her tür kazanım açısından bakıldığında hemen hepsi adına osmanlı aleyhine sonuçlanmıştır.. savaş sırasında gerek cephede gerek cephe arkasında yüz binlerce asker, sivil hayatını kaybetmiştir.. savaş sonrasında iki yüz bine yakın osmanlı askeri ruslara esir düşmüştür.. hemen hemen savaşa giren her dört askerden biri demek bu.. müthiş bir sayı.. bu aynı zamanda kesin rus zaferi demek.. osmanlı ordusu tarihinde ilk kez savaştığı düşmanına yüzden fazla paşasını esir olarak vermiştir.. osmanlı devleti toprak kaybetmiştir.. osmanlı devletinin büyük devletlerin desteği olmadan ayakta duramayacağı anlaşılmış, bu savaş sonrası artık osmanlı devleti dönemin büyük devletlerinin desteği ile yaşatılması gereken bir devlet değil de bölünüp parçalanması gereken bir devlete dönüşmüştür.. (ya da böyle bir devlet olduğu artık apaçık ortaya çıkmıştır..) osmanlı devleti, bu savaşta barış için II. abdülhamid eliyle ingiliz kraliçesinden himmet beklemiş, bu durum osmanlı devleti üzerinde beklentisi olan görece küçük devletlerin dahi diş gıcırdatmasına, avuçlarını ovuşturmasına sebep olmuştur.. abdülaziz döneminde büyük harcamalar yapılarak kurulan osmanlı donanması 1827 navarin, 1853 sinopta olduğu gibi müstahkem mevkilerden destek alarak ortak savunma taktiği ile savaşmıştır.. bunun nedeni osmanlı donanmasının başında bulunan kişilerin çoğunun liyakatsiz, eğitimsiz, acemi olmasından sebeptir.. buna neden olan bir diğer etken de, II. abdülhamidin savaşta emir komutayı elinde tutma konusunda aşırı istekli olmasıdır.. II. abdülhamid savaş sırasında gerek kendilerinin hatasından gerekse başka nedenlerden başarısız olan kara ve deniz komutanlarını görevden alıp bu kişiler yerine kendisine yakın kişileri koydukça cephede yer alan komutanlar inisiyatif almaktan çekinmiş, karar verme konularında baskı altında kalmış, alınması gereken kararları sürekli birbirlerine paslayıp sorumluluktan kaçınmış, kendi yerlerini korumak için bürokrasiye bulaşmıştır.. haliyle tüm bunlar da rusların oldukça işine gelmiştir.. elbette 1877-1878 osmanlı-rus savaşı başlamadan kısa süre önce tahta geçen II. abdülhamid (II. abdülhamid tahta 31 ağustos 1876da geçiyor, osmanlı-rus savaşı 24 nisan 1877de başlıyor..) tüm bu başarısızlıkların tek sorumlusu değildir.. işte benim bu incelemeyi yazma nedenlerimden biri de bu.. özellikle on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde başlayarak yirminci yüzyıldan itibaren osmanlı devleti hiç de uçan kaçan, cihana hükmeden, alemin kendisinden korktuğu, elitler ligine dahil olan devletlerden/imparatorluklardan değildir.. hemen her alanda çöküşe geçen kurumlarının gözle görülür hale geldiği dönemdir bu dönem -ve devamı..- gerek -varsa- bu yazımı okuyan kişi/kişiler olsun gerekse onların yakın çevrelerindeki eş dost akrabaları olsun, bu kişilerin -bence- çoğu ilk on, on iki osmanlı padişahını sıralı olarak sayabilir.. osman gazi, orhan gazi, birinci murat, yıldırım beyazıt, çelebi mehmet, ikinci murat, ikinci mehmet, ikinci beyazıt, birinci selim, sultan süleyman, ikinci selim, üçüncü murat.. yine aynı şekilde gerek -varsa- bu yazımı okuyan kişi/kişiler olsun gerekse onların yakın çevrelerindeki eş dost akrabaları olsun, bu kişilerden osmanlı devletinin girdiği savaşları saymaları istense, bu kişilerin çoğu -bence- sırpsındığı, kosova, niğbolu, varna, istanbulun fethi (kara-deniz savaşları), mohaç savaşlarını vb. sayar.. devamında yavaş yavaş hem osmanlı padişahlarının adları, sıraları karıştırılmaya başlanır hem de akla sayacak savaş gelmez.. -çünkü aklımızda osmanlının hep kazandığı savaşlar daha doğrusu zaferler vardır..- adına inceleme yazdığım kitapta bahsolunan bu savaş için bile geçerli bu.. yukarıda anlattım.. savaşta her cephede ağır mağlubiyetler almışız.. peki 93 harbi denince aklımıza -ülke insanını genel olarak var sayıyorum..- ne geliyor? plevne müdafaası, yani osman paşa, sonrasında gazi osman paşa.. ve erzuruma saldırmak için gelen ruslara karşı koyanlar arasında yer alıp aziziye tabyasını savunanlar arasında bulunan nene hatun.. haydi bilemedik üzerine kafkas cephesi komutanı gazi ahmet muhtar paşayı da diyenler olur.. bazılarımızın hayalinde, aklında bilerek/bilmeyerek hep zirvedeki haliyle yaşattığı osmanlı devletini ısrarla bu şekilde görmek istemeleri nedeniyle osmanlı devletinin son dönemlerini yine ısrarla görmemeleri, görmedikleri, görmek istemedikleri şeyleri bugünlerde tekrar yaşamamızın sebeplerinden biri diye düşünüyorum.. osmanlı devletinin özellikle yirminci yüzyıldan itibaren yavaş yavaş çatırdaya çatırdaya çöktüğünü görmemek, görmek istememek ya aşırı duygusallıktan ya bunu kabullenememekten ya da kabullenmek istememekten kaynaklanıyor diye düşünüyorum.. tüm bunlar gerçeği değiştirmiyor ama.. osmanlı devleti çöktü ve sona erdi.. osmanlı devletinin on dokuzuncu yüzyılının ikinci yarısında bürokrasi, idare, iç-dış politika, siyasi, askeri, ekonomik, ticari alanlarda sapır sapır döküldüğünü kulak arkası yapıp osmanlı devletinin çöküşünü ilerleyen süreçteki ittihat terakkiye, Mustafa Kemal Atatürk'e bağlayanlara da ne diyeyim.. allah akıl versin.. oysa dedikleri görüşlere sahip olan adamlar ve Mustafa Kemal devlet çökmesin diye gerek cephede, gerek ilgili devlet kurumu koridorlarında ellerinden gelen mücadeleyi vermişlerdir.. devletin çökmesine engel olamayan bu kişiler devamında bu kez çöküşüne engel olamadıkları devletin enkazı altında kalan millet için seferber olup bu milletle yeni devlet kurmuşlardır.. ee tamam da osmanlı devletini devam ettirselerdi diyecek olanlar, mümkünse bunu demesin.. osmanlı devleti reform ve ıslah hareketleri ile idamesi devam ettirilecek bir devlet değildi zira, böyle olsaydı çökmezdi değil mi? ne ümmetçilik ne osmanlıcılık ne meşrutiyet hiçbiri işe yaramadı.. Mustafa Kemal Atatürk bu durumu kısa ama çok güzel şekilde şöyle özetler; youtu.be/Kuz24Yv4pE4?si=... -------------------------------------------------------------------------------- bu uygulamada bugüne dek -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için ya da içeriğinin bence eksik, sıkıntılı, yanlış olduğunu düşündüğüm kitaplara dikkat çekmek için kitap incelemesi yazmıştım.. bu incelemeyi de bu düşüncemden -(bence) maalesef az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için- hareketle yazıyorum.. uygulama kullanıcılarının bu tarz konulardaki kitaplar özelinde dikkatini çekmek isterim, uygulama kullanıcılarının bu tarz kitaplar hakkında okuma/okumalar yaparak bilgi, fikir sahibi olmasını isterim.. bu okumaları biraz da zamanında, 'önümüzdeki sene ağırlıklı olarak osmanlı devletinin son dönemleri, milli mücadele dönemi, Atatürk dönemi cumhuriyet yılları, Atatürk hakkında okuma yapmayı düşünüyorum..' dediğim için ( #258169026 ) yapıyorum.. bence, 1877-1878 osmanlı-rus harbi 1918e dek osmanlı devletinin başından geçenlerin, geçeceklerin -gören göze, gözlere- gösterildiği bir fragmandır.. bence, 1878-1918 arası osmanlı devleti padişahlarının, bürokratlarının büyük çoğunluğu ısrarla var olan sorunları görmemiş, görmezden gelmiş, görse dahi bu sorunlara üstesinden gelmek için büyük bir ciddiyetle yaklaşmamış, bu süreçte kazanılan küçük başarıları ya da geçmişteki büyük başarıları anlatarak, onların gölgelerine sığınarak kendilerini avutmuş, kaçınılmaz sonu ertelemeye çalışmışlardır.. yanılmıyorsam ahmet cevdet paşa şöyle bir şey diyordu; son dönem osmanlı bürokratları çok güzel ve heybetli olup da alevlerin sarıp sarmaladığı osmanlı devleti adlı yalının (köşkün?) yandığını görüp yangını söndürmeye çalışmak yerine alevler arasında görünen ve biraz sonra yanacak olan yalının tavan süslemelerini birbirlerine gösterip övüyorlardı.. -------------------------------------------------------------------------------- bence öncesiyle, sonrasıyla önemli olan bu savaş özelinde uygulama kullanıcılarının görece dikkatini çekmek için geçenlerde bu savaş sebepli göç edenleri anlatan şu incelememi yazmıştım; #279724106 şimdi de bu savaşta ağırlıklı deniz harekatları sırasında gerçekleşen olaylar üzerinden osmanlı devletinin son dönemlerinde ne denli karton imparatorluk olduğuna dikkat çekmek için bu incelemeyi yazıyorum.. bu savaş, 1877-1878 osmanlı-rus savaşı, 93 harbi, özelinde burada bir iki inceleme daha yazmayı düşünüyorum.. (umarım sıcaklara rağmen bunu yaparım..) son bir şey daha diyeyim; bu savaş, 1877-1878 osmanlı-rus savaşı, 93 harbi, sonrası vuku bulan üzücü olaylardan sebep dönemin edebiyatında bu savaş ve bu savaş sebepli vuku bulanlar anlatılır, işlenir.. bunu yapan edebiyatçılardan biri de Namık Kemal dir.. namık kemal, 93 harbi sonrası rumeli topraklarının işgal edilmesine, bir kısmının kaybedilmesine üzüldüğü için arkadaşı deli hikmet ile birlikte bir mersiye yazar.. vatan mersiyesi adlı bu mersiyede namık kemal şöyle der; 'vatanın bağrına düşman dayadı hançerini yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini' onun bu haykırışına yaklaşık kırk üç yıl sonra cevap verenin kim olduğunu hemen hepimiz biliyoruzdur sanırım.. ( #266298379 ) kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden iyi okumalar dilerim.. ya da kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun. (=
Türk Tarihi
93 Harbi’nde Deniz HarekatıEvren Mercan · Selenge · 20207 okunma
··
1.171 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Uygun bir zamanda okuyacağım. O zaman kadar: youtu.be/Oovg2fzn9vo?si=...
Grekov Kafkayevski
Gönderi Sahibi
caAra, kaAve eşliğinde uzaklara dalarak dinleyelim.. 😞