Hikayemizde bir ceza sömürgesi muhitine gelen ecnebi bir gezgin ile subayın münasebetleri (ya da münakaşası) ön plana çıkıyor. Subay, eski komutanının geliştirdiği acımasız bir işkence aletini savunuyor. Bu aygıt ile işlediğimiz suçlar üzerinize acı verici biçimde yazılıyor.
Beklentimin altında kalan bir eser oldu. Kafka'nın "Dönüşüm" eserini de okuyup çok iyi bulmamıştım. Romanın arka kapağında totaliter rejim eleştirisi, suç ve ceza öyküsü, benzersiz bir distopya gibi ibareler yer alıyor. Oysa ben bu eserde bunları bulamadım. Belki de Kafka değil de başka bir yazar yazdaydı daha az puan verirdim.
İncelememin muğlak ve müphem olmaması adına daha yapıcı eleştirilerde bulunayım. Öncelikle kitapta bu mevzubahis işkence aygıtının kullanılmasını savunan subay ile aksini isteyen gezginin konuşması ağırlıklı. İşkence aletine nihayetinde subay kurban gidiyor. İnsanlık dışı savaş suçlarına gönderme yapılmış olabilir.
Ama bundan ziyade bir mesaj, vaat ettiği gibi bir şey okura sunmuyor. Distopya olarak ne bir Hayvan Çiftliği olabilmiş, savaş konusunda ne Satranç'a yaklaşabilmiş, ne de Bir İdam Mahkûmunun Son Günü gibi okura derinlik sunmuş. Benim için kısa, ortalama bir öyküydü.
Her okurun kitaptan aldığı haz farklı olabilir. Belki benim görmeye muvaffak olamadığım muhtelif detaylar da barındırıyordur. Fakat ben bu öyküde uzun uzadıya bahsettiğim üzere beklentimin karşılığını alamadım. Kafka'nın da olağanüstü bir yanına rastlayamadım. Her ne olursa olsun dünya edebiyatına mal olmuş bir eser olduğundan ve insanlık suçlarına karşı çıkan sorgulayıcı bir eser olmasından 7 puanı hak ettiği kanaatindeyim.