·
Okunma
·
Beğeni
·
10541
Gösterim
Adı:
Ceza Sömürgesi
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750846038
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ceza Sömürgesi, Franz Kafka’nın I. Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde kaleme alıp savaş sona erdikten bir yıl sonra yayımladığı bir suç ve ceza öyküsü. Adı belirtilmeyen bir adada alışılmadık bir karmaşıklıkla tasarlanmış bir ceza aygıtını iş başında incelemekle görevli bir gezginin gözünden aktarılan öykü, savaş yıllarının şiddetini, totaliter rejimlerin irrasyonelliğini ve bireyin otoriter rejimler karşısındaki çaresizliğini anlatan gerçeküstü bir fabl.

Kafka’nın yapıtı, yirminci yüzyılın dehşetini ve kaygılarını simgeler; insanı en uç noktada yazıya işler.

Kafka için önemli olan gerçekliklerin dünyası görünmezdi.

Max Brod

[Kafka] insanın modern zamanlar huzursuzluğunda milyonlar adına konuştu; doğumundan bugüne dek geçen yüz yıla bakıldığında son kutsal yazar ve modern insanın kozmik açmazını aktaran yüce fabl yazarı olarak görülebilir.

John Updike

... bir dilin bütün bu yoksulluk belirtileri Kafka’da bulunur, ama bunlar yaratıcı bir kullanıma sokulmuşlardır... yeni bir kanaatkârlığın, yeni bir anlatım zenginliğinin, yeni bir esnekliğin, yeni bir yoğunluğun hizmetindedirler.

Klaus Wagenbach’tan aktaran Gilles Deleuze – Félix Guattari
204 syf.
·7 günde
" Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun makosenleriyle yürü. " der, bir Kızıldereli atasözü.

Okuduğum bir eser de, Profesör öğrencilerine sınav sorusu olarak bir karıncanın çevresindeki hayvanları nasıl ayırabileceğini düşünmelerini ister. Öğrenciler karınca gibi düşünür ve hayvanlar alemini iki sınıfa indirger.
Sonuç:
1- Aslan, kaplan, yılan gibi karıncaya dokunmayan hayvanlar şefkatli ve iyi huylu.
2- Tavuk, ördek, kaz gibi karıncaya zarar veren hayvanlar kötü ve yırtıcı.

Bana göre de, karıncayı karıncanın açısından anlayabilmek; Kafka'yı Kafka açısından anlayabilmektir, empatik anlayış.
Franz Kafka'yı anlayabilmek adına, onun gibi düşünmek ve olayları onun bakış açısıyla irdelemek gerek! Genellikle okurlar Kafka'nın eserlerini karamsar ve boğucu olarak yaftalar. Peki, hiç sorduk mu! Neden, Kafka'nın eserleri karamsarlık içermekte! Etkin olduğu dönemde eserlerine yansıttığı gibi gerçekten karamsar bir ruh halinde miydi, yoksa bilinenin aksine farklı bir ruh halindeydi de, sadece eserlerinde mi, karamsar bir tavır sergiledi.

Tahayyül edin ki, yaşadığınız toplum tarafından kabul görmüyor ve dışlanmaktasınız. Bu soruna bir de ailevi sorunlar eklenince, ruhunuzda derin çatlaklar oluşmaz mı? Her ne kadar sarsılmaz derin bir inanca sahip olsanız da...

Kafka' yı ilk defa " Dönüşüm" adlı eserle tanımış ve yazım dilinden çok etkilenmiştim. Devamında " Baba'ya Mektup " adlı eserini okurken yazdıkları karşısında dehşete kapılmış olsam da, ben olsaydım nasıl davranırdım demekten de kendimi alamamıştım. " Milena'ya Mektuplar " adlı eserle, artık Kafka'nın müptelası olmuştum bile! O mektuplar ki, tek taraflı olsa da Kafka'yı yansıtmakta.

Ceza Kolonisinde, Alıntılar 1 isimli eserde tamamen farklı bir Kafka var, okurun karşısında. Kitaplarda yer alan anlatılar ve Kitaplarda yer almayan ayrı olarak yayımlanmış anlatılar adı altında kimisi kısa, kimisi de uzun hikâyeler yer almakta. O hikâyeler ki, bir insanın duygusal bağlamda yaşadığı bütün değişimleri kapsamakta. " Şosede çocuklar " adlı hikâyeyi okurken, Kafka ile birlikte kırlarda koşup, çimlere uzandım. " Ceza kolonisinde " adlı hikâyeyi okurken bir insan başka bir insana daha ne kadar sadistçe acı çektirmekten zevk alabilir derken, hayıflandım durdum. Hangi birini anlatayım. Bütün hikâyeler derin bir anlam ve mânâ taşımakta.

Soran, sorgulayan ve sorgulatan Kafka. Kurguladığı insanların dilinden varlığını sorgulayan ve sorguladığı hususları yine kendi öznel fikirleriyle açıklığa kavuşturan yani aforizmalarla ortaya seren Kafka. Bu eserle Kafka'ya olan bağlılığım daha da kuvvetlendi. Hissettiklerimi hissedebilmeniz adına, Kafka'nın eserlerini okumanızı tavsiye ederim.
126 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ceza Kolonisi’nde, çağımız insanının kaygı ve korkularını, yalnızlığını, kendi kendine yabancılaşmasını, çevresiyle iletişimsizliğini ustalıkla dile getirmiş olan Franz Kafka’nın tüm anlatılarını bir araya getiren bir çalışmanın ilk kitabı. Anlatılar’ın bu ilk kitabı, Kafka’nın kitaplarında yayınladığı anlatılar ile kitaplarında yer almayan, ayrı ayrı yayınlanmış anlatıları dilimizde ilk kez bir arada sunuyor.Kafka’nın yazdıklarına farklı eleştirmenlerce çok farklı yorumlar getirilmiştir. Kimilerince varoluşçuluk bağlamında değerlendirilen Kafka’da kimileri Marksist, kimileri Freudcu etkiler bulmuşlar, kimileri de onun yapıtlarının özünde gerçeküstücü bir mizahın yattığını ileri sürmüşlerdir. Ne var ki, Kafka’nın belki de en belirleyici özelliği, hiçbir kalıba girmemesi, hiçbir akıma sığmamasıdır. Kafka, tüm yazdıklarıyla, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarlarının başında gelir.
58 syf.
Yerle bir olmuş adalet sistemi, birbirine olabildiğinde zıt iki karakter (Subay ve Gezgin), başına geleceklerden habersiz hatta sadece başına geleceklerden değil işlediği suçtan, alacağı cezadan, cezalandırılış biçiminden habersiz Mahkûm ve emirlere uymak zorunda kalan askerler...

Olay adada geçiyor ve bir işkence aletimiz var aslında ölüm makinesi ama ben işkence aleti demeyi tercih ettim çünkü yaşadıkları acının sonunda dayanamayıp ölmeyi seçtiklerini düşünüyorum. İnsan hayatı üzerinde hiçbir ayrıntı gözetilmeden infaza karar verilirken, infaz aletinin her detayı düşünülmüş hem de en ince ayrıntısına kadar. Yani zekâ istenilen yönde kurgulanmış; acımasızlık...

Sorgulamadan, dinlemeden yargıyı veren, infazı yapan ve daha da kötüsü bunları yaparken suçlu olduğunu düşündüğü kişinin sona yaklaşırken her saniyesini izleyen tek yetkili Subay'a karşı, olaylara kuşkulu yaklaşan mantık çerçevesinde itiraz ederek ve tüm bu yetkilere karşı gelen bir Gezgin'imiz var.

İyi ki sayfa sayısı az diye düşünmeden edemedim çünkü her sayfasında acımasızlığın ayrı bir katılığını görüyorsunuz.

Ve gördüm ki insan acınacak hale geldikten sonra bulduğu ilk fırsatta intikamını alabilmek adına aynı duyarsızlık ve gaddarlıkla hiç çekinmeden uygulamaya geçebiliyor.

İyi okumalar dilerim.
58 syf.
Bazı sebeplerden ötürü geç kalan bir inceleme oldu. Bunun için başta özür dileyerek hemen incelememe geçiyorum :)

Franz Kafka'dan okuduğum ikinci kitap. Kendisi bende hayranlık uyandıran bir yazar. Onu okurken sanki her kelimesi birer paragraf gibi giriyor beynime ve beni üzerinde düşünmeye itiyor. Mesela o "ceza" der. Ben, insanlara kimi zaman hak ederek kimi zaman sebebsiz yere uygulanan sistemi, bazen sömürülen bazen de baş üstünde tutulan "bozuk adaleti" ve her zaman olması gerektiği yerde olması gerektiği zamanda uygulanması gereken bir yapı olarak düşünürüm.

"Ceza sömürgesi"ne gelecek olursam kitabı okuduğum sürece şu özdeyiş hep aklımda oldu.
"Adaletin küçüldüğü ülkede, büyük olan artık suçulardır"
Ve yine çok sevdiğim shakespeare'ın sözü son nokta gibi oldu.
"Acımak adaletin şanındandır, bunu yalnızca zorbalar acımasızca kullanırlar."

Tamda bu sözlere karşılık bir eser. Haksızlık, "sözde suçlu"yu asla sorgulamayan, insanların ancak brokrasiyle varlık kazanabileceği ve en ufak bir haklı söz etmeleri dahilinde feci şekilde " hak edilmeyen ceza"ya çarptırılması -ki bunun için özel işkence aleti bile tasarlanmış- ve yine bozuk adaletin aynı zamanda bozuk ceza aletiyle bozanları bulduğu bir eser...

Adalet ne değilmiş okuyunca öğrenisiniz.
Adaletle kalın...(:
40 syf.
Okuduğum ilk Kafka kitabı..Neden bunca zaman hiç okumamışım dedim..
Subay,gezgin,askerler ve ölüm makinası tırmık..1.Dünya Savası’nda,adalet sisteminin yerle bir olduğunu,infaz kararlarının sadece işkenceden ibaret olduğunu gözler önüne seriyor Kafka.
Bundan sonra tüm kitaplarını listeme ekliyorum;)
220 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Gıcırdayan çark, kayışlar, iğrenç bir tıkaç, bunaltıcı bir ortam ve zekice tasarlanmış acımasız bir mekanizma. Kafka yazdığı için, hangisi hayatın neresi, kim neyi temsil ediyor, kelimelerin arasına gizlenen gerçek ne diyerek okudum kitabı. Hatta "Makine ölümden öncesi mi, sonrası mı?" bile dedim. Varın siz düşünün hangi karakterleri kimlerle ve nelerle özdeştirdiğimi. Ürpertici, garip, insanı tedirgin eden bir kitap ama kendi açıma okurken şaşırmadım. Kitap birinci dünya savaşında kaleme alınmış ve sadece dört kişi ve bahsi geçen iki komutan (birisi ölü) ile birinci dünya savaşını da, diktatörlüğünü de yansıtmıştır. Üstelik kadınların bu durumlarda ne kadar etkili olduğuna da değinilmiştir. Kitabı tavsiye ediyorum, ama geniş bir pencere ile.
58 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Belki 25-30 sene önce okuduğum Dönüşüm'den sonra ilk kez Kafka okuyorum, o da Hakan hocamızın ısrarlı paylaşımları sebebiyle...

Çok merak ederek okudum Ceza Sömürgesi'ni. Kafka hakkında neredeyse hiç birşey bilmiyorum. Açıkçası bir kâbus okuduğumu düşündüm: nedenini tam olarak bilemiyorum ama bana 1990'larda Nirvana'nın In Utero adlı albümü üzerine Boom dergisinde çıkan çok uzun bir eleştiriyi hatırlattı Ceza Sömürgesi; eleştirmen, albümün çekilen ruhsal acıyı fiziksel acı hissini mümkün olduğunca ifade etmeye çalışarak yansıtmaya çalıştığını söylüyordu o yazıda. Ceza Sömürgesi'nde insan bedeninin ( ya da hikâyelerden birinde, hayvan bedenlerinin) çektiği acılar, ızdıraplar, beklenen ve hayata geçirilen cezalar, hükümler, herşey sanki acı çeken bir ruhun yansıması gibi. Olanların neden olduğunu tam anlayamadığım gibi son hikâyedeki baba figürünün korkutuculuğunun bütün hikâyelerden daha etkileyici olduğunu da söylemem gerek; sanki yazar bütün hikâyelerde bizi huzursuz ve rahatsız eden şeylerin gerçek sebebini nefret dolu ve neden öyle olduğunu anlamadığım bir baba karakteriyle ortaya koyuyor. Galiba olaylarda kronolojik bir akış olsa bile esas olay duyguların dağınıklığı, işkence hissi, cezalandırılma hissi, ve herhalde bütün bu hükümlerin, cezaların sahibi ve karar vericisi olan baba karakteri... tabii aklımda kaldığı kadarıyla Dönüşüm'de de bir sabah kendisini bir böcek olarak bulan karakterimiz orada da bir çeşit işkenceden geçiyordu.

Diğer kitaplarına geçmeden önce Ceza Sömürgesi'ni bir kere daha okumam gerekiyor.
58 syf.
·Beğendi·10/10
⁉"Uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki,görenler, bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu dolaşır, idâm saati geldiğinde çalınan bir ıslıkla koşa koşa gelirdi."
Kafka'nın Ceza Sömürgesi adlı eseri,Otoriteryen-mutlak itaâtçi bir kişiliğin Metafetişizmi minvalinde kurgulanmıştır.Eser,eski asker-yeni mahkûm olan bir adamın,kendinden rütbece büyük olan bir başka askere yapmış olduğu saygısızlık ve hakaret suçuyla idâma mahkûm edilişini konu edinir. İnfazı gerçekleştirme işi,daha önce defalarca infaz adı altında vahşice cinayet işlemiş bir subaya verilir. Aynı zamanda öykünün baş kahramanı olan subay, onun için hayatî önem taşıyan idâm makinesine hayran oluşunu,hastalıklı ruh halini ve metafetişizmini iliklerimize kadar hissettirir.
Hükümle ise bir sömürge üyesidir. Tek suçu görev başında uyuyakalmasıdır.Ve hakkında verilen infaz kararından habersizdir.Fakat idâm kararından haberi olsa dahi itiraz edecek güçte değildir. Ne de olsa o bir sömürge üyesidir, dolayısıyla suçu olmasa da ölmelidir.
"Suçtan şüphe edilmez!"ilkesiyle hareket eden subaya göre o ve onun gibiler birer uysal köpektir. İdâm saatleri geldiğinde bir ıslıkla koşa koşa geleceklerdir.Itiraz hakları yoktur.Öğrenilmiş çaresizlik ve içselleştirilmiş sömürge alt kimliklerine boyun eğeceklerdir.Subay, hükümlünün infazının biran önce gerçekleşmesi için kolları sıvar. Çünkü subay için idâmı gerçekleştirme işi hayatî bir meseledir.Idâm makinesi ve idâm mahkumları olduğu sürece o da kendini bu iş için biçilmiş kaftan olarak gördüğünden,değerli hissedecektir.Ona göre o çok mühim bir asker-yargıç,makinist-kimyagerdir.Evet, ona göre o her şeydir. Makineyi incelemek için subayla birlikte görevlendirilen uzman ise tüm bu olanları,olacakları bir türlü aklına sığdıramamış,içine sindirememiştir.Bu düzeneğin insanî bir tarafının olmadığını ve bu vahşete asla izin vermeyeceğini dile getirir.Hem kendinin hem de makinenin sonunun geldiğini anlayan subay,mahkûmu serbest bırakır ve idâm makinesine kendini yerleştirir. Bu eserle birlikte otoriter rejimlerin,topluma korku verenlerin sonunun bir süre sonra "vurucu güçten vurulan güce" dönüşü gözler önüne serilir.#kafka#okudumbitti#dipçem
58 syf.
Kısa bir kitap anlatimdaki derinlik okuyucuya ilmik ilmik dehşeti en derinden hissettirmekte. Adalet sisteminin ne derecede önemli olduğunu birkez daha anliyoruz. Bir Mahkum düşünün işlediği suçtan habersiz, alacağı cezadan habersiz ve onu sona götürmekle emirli askerler. Korkunç bir infaz yada ölmeyi kurtuluş olarak seçen mahkum. Belki bu Kitap kitaplığımda durduğu sürece ne zaman görsem bana rahatsızlık verecek.
58 syf.
Kafka'nın ölüm tarihini bilmesem bu kitap için ikinci dünya savaşında toplama kamplarına tanık olmuş biri olarak yazdı derdim herhalde. Hakkında verilen hükümden habersiz, birilerinin kendi çıkarları uğruna oluşturduğu yasalar. İşkence aletinin korkunçluğu vs. Ayrıca adalet bir gün herkese lazım olur teması da göz önüne serilmiş. Mahkuma "Amirine saygılı ol" yazısı ve subayın kendisine "Adil ol" yazısının yazılması sanırım adaletin bir gün herkese lazım olabileceğine dair bir kanıt gibi. Kafka'yı anlamak gerçekten çok zor. Yani çok büyük çaba gerekiyor gibi. Üzerinde uzun uzun tartışılması, konuşulması gerekir.
58 syf.
·4 günde·8/10
Suçlu, suçsuz bakılmaksızın mahkum kabul edilenlerin acımasızca infaz edildiği bir ada düşünün. Burada mahkumlar bilinenin dışında uzun sürede acımasızca infaz ediliyor.
Kitap da ki betimlemeler çok iyi, özellikle infaz işlemini yapan makinenin anlatımını beğendim. Kısa bir hikaye günübirlik kitap tavsiye ederim.
58 syf.
·Puan vermedi
Kitap işkencenin en ince ayrıntısına kadar anlatılıp, okuyucuya dehşeti en derinlerde hissettiriyor. Adalet sisteminin yıl kaç olursa olsun, yönetim şekli ne olursa olsun önemini görüyoruz.
"Kartuk yazmaya başlar, yazının adamın sırtına aktarılması işini bitirir, pamuk tabakasını kaydırır ve vücudu yavaşça yana çevirir, kartuğa yeniden yer açılması için. Bu arada yazılmış, yaralı yerler pamuğun üstüne gelir, pamuk da özel işlemden geçtiği için kanamayı hemen dindirir ve yazının yeni bir derinlik kazanmasına hazırlık sağlar. Burada, kartuğun kenarlarındaki dişler vücudun çevrilmesi esnasında pamuğu yaralardan söküp çukura atar, sonra kartuğa yeniden İş çıkar. Böylece, derinleşerek on iki saat boyunca yazar. İlk altı saat boyunca mahkûm hemen hemen eski halinde kalır, sadece acı çeker. En ahmak olanın aklı açılır. Adam sadece yazıyı sökmeye başlar. Gördüğünüz yazıyı gözle seçebilmek zordur; fakat adamımız onu yaralarıyla okumaya başlar. Bu uzun bir iştir bitmesi altı saat sürer. Ama sonra kartuk onu olduğu gibi şişlerine geçirip kaldırır ve çukura atar; orada şap diye kanlı suyun üstüne düşer. Sonra mahkeme bitmiş demektir, biz de, benimle asker, adamı gömeriz."
Franz Kafka
Sayfa 81 - Can yayınları 2. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ceza Sömürgesi
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750846038
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Ceza Sömürgesi, Franz Kafka’nın I. Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde kaleme alıp savaş sona erdikten bir yıl sonra yayımladığı bir suç ve ceza öyküsü. Adı belirtilmeyen bir adada alışılmadık bir karmaşıklıkla tasarlanmış bir ceza aygıtını iş başında incelemekle görevli bir gezginin gözünden aktarılan öykü, savaş yıllarının şiddetini, totaliter rejimlerin irrasyonelliğini ve bireyin otoriter rejimler karşısındaki çaresizliğini anlatan gerçeküstü bir fabl.

Kafka’nın yapıtı, yirminci yüzyılın dehşetini ve kaygılarını simgeler; insanı en uç noktada yazıya işler.

Kafka için önemli olan gerçekliklerin dünyası görünmezdi.

Max Brod

[Kafka] insanın modern zamanlar huzursuzluğunda milyonlar adına konuştu; doğumundan bugüne dek geçen yüz yıla bakıldığında son kutsal yazar ve modern insanın kozmik açmazını aktaran yüce fabl yazarı olarak görülebilir.

John Updike

... bir dilin bütün bu yoksulluk belirtileri Kafka’da bulunur, ama bunlar yaratıcı bir kullanıma sokulmuşlardır... yeni bir kanaatkârlığın, yeni bir anlatım zenginliğinin, yeni bir esnekliğin, yeni bir yoğunluğun hizmetindedirler.

Klaus Wagenbach’tan aktaran Gilles Deleuze – Félix Guattari

Kitabı okuyanlar 1.580 okur

  • cemile eren
  • CEM AKDAG
  • Emre Öztürk
  • Gökhan Kaymaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0.2 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları