Gönderi

Sürgünümüz Mavi
10/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2025 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 10:04
Mavi Sürgün ” derken aslında şunu kastediyor: karanlıktan aydınlığa, boğucu bir yazgıdan beklenmedik bir özgürlüğe çıkış. Sürgün deyince akla hep acı ve zorunluluk gelir ya, işte “mavi” kelimesi bütün bu anlamı değiştiriyor, ona yepyeni bir ufuk açıyor. Trajedinin içinden doğan bir özgürlük, yeni bir hayat ihtimali… Kitap da tam bu duyguyu yaşatıyor bize. Daha kapağını görür görmez, aslında içine gireceğimiz dünyanın ipucunu veriyor. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir, savaş yıllarının İstanbul’unu kendi tanıklıklarıyla ve iç dünyasındaki duygu-düşüncelerle yoğurarak, incelikli bir biçimde anılarını kayda geçirmiştir. Onun anlatım tarzı bir ders kitabı ciddiyetinde değil; tam tersine, içten, kişisel ve çok canlı. Okurken “hayat pek anlatılmaz, yaşanır” dedikleri şeyin yazıya dökülmüş hâlini hissediyoruz. Ve Bodrum nasıldı ve nasıl bugünkü Bodrum hâline geldi, bir de Cevat Şakir’den dinleyin. İnsana ve hayata bir insan nasıl dokunabilir! Bu anılarda bunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. İçten ve kişisel bir birinci tekil anlatımı ile, cümleler hem içten hem de edebi bir tat taşıyor; yer yer metaforlar. Duyguların, çağrışımların ve kişisel izlenimlerin ön planda olduğu bir dil. Yazar dış dünyayı olduğu gibi değil, kendi iç dünyasından süzerek aktarıyor; hüznü hem de o anıların getirdiği sıcaklık bir arada. Yazar bir fikri tek bir cümlede söylemek yerine onu katmanlı bir anlatımla, farklı aşamalarla güçlendiriyor. Aynı şekilde müzikten sanata, tarihten denizciliğe, dostluktan tarıma kadar birçok konuyu sohbet havasında işlerken hem hüznü hem de o anıların getirdiği sıcaklığı yan yana veriyor. Bazen de anlatı birden başka bir yoğunluğa kayıyor. Hikâye bir noktada bir idam mahkûmunun anılarına dönüşüyor; o an aklıma Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü geldi. Üstelik Cevat Şakir, tıpkı Dostoyevski gibi idam cezasına çarptırıldığı için onların yazdıklarını ve yaşadıklarını daha derinden anlayabildiğini kendisi de söylüyor. Budala’yı okurken hissettikleriyle kendi hayatı arasında kurduğu bağ, onun dünya görüşünün nasıl evrildiğini gösteriyor. Ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım, yükselmesine sonsuz, derinlemesine sonsuz... (S:103 ePub) Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri de yaşam felsefesini doğrudan cümlelere döküşü. “Ben geçmişte yokum, gelecekte de yokum, şimdi dikine varım…” derken zamanı değil, yaşamı hissediyoruz. Geçtiği yerleri anlatırken “ben onların bir parçasıyım” demesi de aynı bütünlüğün bir yansıması. Çünkü Mavi Sürgün yalnızca bir hatırat değil; yazarın hayatla, doğayla ve insanla kurduğu bağın edebi bir kaydı. Bilmeyenler için kısa bir not düşeyim: Cevat Şakir, ünlü skandallarıyla bilinen Şakir Paşa Ailesi ‘nin bir ferdi ve baş rolü. Hayat hikâyesi oldukça ilginç ve sarsıcı. Kitaba başlamadan önce kısa bir araştırma yaparsanız, yazarın burada anlattığı ve dokunduğu şeyleri daha iyi anlamanızı, odaklanmanızı sağlayabilir. Mesela babasıyla ilgili anılarında birçok konuya hiç değinmiyor; burası oldukça dikkat çekiciydi. Gerçi kardeşleri ve ailesiyle ilgili konulara da girmiyor. Ben yazarı daha önce Aganta Burina Burinata kitabında okumuştum ve beğenmiştim. Ama Mavi Sürgün’ü okuduktan sonra Aganta Burina Burinata , benim için bambaşka bir duygu durumuna dönüştü; çok daha büyük anlam kazandı. Bazı kitaplar vardır ki, yazarın hayat dünyasını bildiğimizde, o düşüncenin ve o ıstırabın nasıl vurduğunu çok daha iyi algılayabiliyoruz. Benim için bu, çok iyi bir okuma deneyimi oldu. Yazarın bundan sonraki kitaplarını çok daha farklı bakış açılarıyla okuyup anlayabileceğimi düşünüyorum. Daha önce yazarı hiç okumamış olanlar için de, bu anılarıyla başlamak çok doğru bir tercih olacaktır. Ve son olarak, Cevat Şakir bize yalnızca kendi sürgününü değil, bizim de kendi hayatlarımızda farklı sürgünler olabileceğini gösteriyor. Bu yüzden Mavi Sürgün, sadece onun değil, bizim de bir hikâyemiz. Tabii ki bizim sürgünlerimiz de inşallah Mavi’ye dönüşebilir.
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,112 okunma
··
12 +1'leme
·
4.847 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Adam babasını öldürmüş tabiki de bahsetmek kolay olmasa gerek. 😊 Elinize sağlık güzel ve faydalı bir inceleme olmuş tebrik ederim, balıkçıyı okumayı ben de çok seviyorum bu kitabı gerçekten çok çok güzeldi diğer kitapları da aynı güzellikte. İnsan onu okurken maviye ve yeşile doyuyor ve acı da olsa hayatı sürgünlerle hapislerle hayal kırıklıklarıyla geçse bile imreniyor.. 🌊🌊🩵
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum 🙏. Gerçi İstiklal mahkemesi yargılanması ve sonrasını anlattığı için babasından bahsetmesini beklemek hata ve sonuçta özeli… Son söylediğiniz “hayatı sürgünlerle hapislerle hayal kırıklıklarıyla geçse bile imreniyor “ gerçekten evet yaşama bakışı tutunuşu insanı çekiyor 😊.
Çok merak ederek alıp okumaya başlayamadığım bir kitaptı. İncelemenizi okuduktan sonra okuma listeme ekledim. Tavsiyenizi dikkate alıp önce hayatını araştırıp sonra kitabı okuyacağım. Emeğinize yüreğinize sağlık incelemeniz çok güzel olmuş Alper bey.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Aliye İncelemelerimi böyle bir gözle okumanız ve onlara değer vermeniz benim için gerçekten çok kıymetli😊. Çok teşekkür ederim.🙏
Herhalde en son 30 sene önce okuduğum, varlığını dahi unuttuğum bir yazardı. Zaten 1000K' da bile okunduğuna hiç rastlamadım şimdiye kadar. Sayenizde tekrardan hatırıma geldi ve ilk fırsatta yeniden okuyacağım. Güzel ve zengin içerikli incelemeniz için teşekkürler, emeğinize sağlık. 🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Güzel yorumunuz ve güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim😊🙏. Unuttuğunuz bir yazarı hatırlatabilmek beni çok mutlu etti. Benimde 1000kitap'ta çok nadir rastladığım maalesef çok okunan bir yazar değil. Yeniden okuduğunuzda sanırım bambaşka duygular ve düşüncelerle okuyacaksınız. Üstünden uzun bir zaman geçtiği için yaşanmışlıklarınızla farklı değerlendirmeler yapacağınızı düşünüyorum. Tekrar okuduğunuzda izlenimlerinizi duymak isterim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.