Gönderi

Puan vermedi·217 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2018 17:06
Honore de Balzac Napolyon'la birlikte doğdu. Biri kılıcı, diğeri kalemi seçti. Dünyayı fethetmenin yolunun silahtan değil, sanattan geçtiğini biliyordu Balzac. "Onun kılıçla sona erdiremediğini ben kalemle tamamlayacağım." der. Azla yetinmez, mükemmeli arar, bu yolda yorulmaz; yükseldiği yerden alçalır, alçaldığı yerden tekrar yükselir. Günde dört saat uyur, bütün vaktini çalışma koltuğunda geçirir. Yalnız onun hayatında bir plan yoktur. Anı yaşar. Durgun insanlar onu ilgilendirmez, kendini bir konuda; aşkta, sanatta, cimrilikte, fedakarlıkta, cesarette, tembellikte, politikada, dostlukta uzmanlaştıranlar onun betimleme dünyasına çekilirler. Betimlemeler ki bir cümlesi bir sayfa tuttuğu olur bazen. Rahatsız etmez ama akar gider, hatta nefesinizin ritmini bile düzenler. Rastignac ve Vautrin gibi karakterleri birçok eserinde çıkar karşınıza. Çünkü tek bir kitapla anlatmaz meramını, tek bir kitapla tanıyamazsınız onu. Hayatı bir ansiklopedi niteliğindeki "İnsanlık Komedyası"dır. "Romanı dünyanın ansiklopedisi olarak görme düşüncesi onunla başlar —eğer Dostoyevski gelmemiş olsaydı neredeyse onunla bittiği söylenebilirdi." der Zweig. Charles Dickens Hayattan fazla bir şey istemeyen bir adam, maddi ya da manevi olarak orta halli yaşamın dışına çıkan şeyleri sevmez, alışılmış olanı, ortalama olanı sever tüm kalbiyle. Karakterleri de öyledir. İnsanlarının hepsi sıradan, alçakgönüllüdür. İngiliz dünyasının en sevilen, en çok hayranlık duyulan, en çok saygı gösterilen hikayecisidir. Onun sayesinde toplumun çürük olan yapıları onarılmıştır. Sokak çocuklarının, düşkünler evinin gözardı edilmesinin önüne geçilmiştir, zenginleri merhamete getirmiştir. Ülkesinde çağının dehasıdır ve yıldızıdır. Işığıyla yüksek ahlakçı! Victoria döneminin karanlığını aydınlatmıştır. O hem doğanın parçasıdır, hem de düşüncenin. "Üzerimdeki yıldızlı gök ve içerimdeki ahlak yasası" diyen Königsbergli'ye şehadet eder. Herkesin göremediği küçük ayrıntıların adamıdır, stenograf sanatçısıdır çünkü. Balzac gibi uzun uzun betimlemeye gerek duymadan küçük bir noktayı göstermesiyle büyük resmi görüntüler. Ancak İki Şehrin Hikayesi ve Kasvetli Ev'i kayıp olarak niteler Zweig. Çünkü sınırlarını zorlamıştır Dickens. Halbuki onda vahşet ve trajik olana ulaşma cesareti biraz eksiktir. Onda eksik olan aşağıdaki adamda bir bütündür. https://1000kitap.com/yazar/dostoyevski Bir gece yarısı kapısını çalan şair Nekrasov değil, şöhretti. Bir insancıktı, Tanrıcık oldu. Hayat hikayesini ezberletti tüm sevenlerine. O acıyla kavrulur, işkenceyle yoğrulur. Anlamsız bir zulüm, gözü dönmüş bir düşmanlık besler kader ona. "Geriye bakıldığında anlaşılır ancak onun sert bir çekiçle dövüldüğü, ondan ebedi bir eser meydana getirilmek istendiği." Tanrı tarafından hiç gevşek bırakılmaz, sorunlarının biri bittiğinde diğeri başlar. O seçilmiş bir insandır, yazarların peygamberidir çünkü. "Kriz gelmeden önceki 1 sn'lik zaman diliminde insan olmanın en yüksek mertebesinde hissediyorum kendimi." diye söyletirken Prens Mışkin'e, aslında konuşan saralı olan kendisinden başkası değildir. O bir saniyeyi tüm hayatına yayar. Çünkü duyguları uyarılmadan zihni çalışmaz. Eğer içerden yaşamazsa o bir hiçtir. Başarısını hastalığına borçludur, Tolstoy gibi sağlığına değil. Zıtlıklarıyla yaşamaya devam eder. Hem Tanrı'nın hizmetinde, hem inkarındadır. Hem Alyoşa, hem Ivan'dır. Baba Karamazov şehvetli bir şeytan, oğul Alyoşa saf bir melektir. Hepsi de aynı kandan kendi kanındandır. Gerçekçidir ama kendine özgüdür bu. "İnsanlar, onun gerçekçiliğinde görünür olmak için kor gibi yanmalı, ses çıkarabilmek için sinirleri kopacak kadar gerilmiş olmalıdır." Ancak bu uçurum insanlarının çıkardığı seslerle görebiliriz Dostoyevski'nin gerçeğini. "Onun insanlarının arasında hedefine ulaşıp da huzur bulanı yoktur." Tolstoy ve Turgenyev gibi malikanesinin çalışma masasında keyfi gıcır olarak değil, tepesinde sallanan kılıçtan keskin bir sözleşme silahının gerginliğiyle yazar. Zaten ilhamını bu gerginlikten alır. Kusurlarının da farkındadır: "Ne şartlar altında çalıştığımı bir görseler! Benden kusursuz şaheserler bekliyorlar, oysa ben en acı, en sefil sıkıntılar yüzünden alelacele yazmak zorundayım." diye isyan eder. Sonra da verdiği sıkıntılar için gider yine de Tanrı'sına şükreder. İşte böyledir onun felsefesi. Doruğa çıkmıştır Karamazov'larında. Diyeceği her şeyi söylemiş, insanlığa vasiyetini bırakıp, göç eylemiştir bu diyardan. "Balzac'ın kahramanı dünyayı boyunduruk altına almak ister. Dostoyevski'nin kahramanı ise onu alt etmek. Her ikisinde de günlük yaşamın üstüne çıkma gayreti, sonsuzluğa doğru bir yönelim vardır. Dickens insanlarının hepsi mütevazıdır." S.Zweig
Edebiyat
Üç Büyük UstaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20256,3bin okunma
··
1.218 Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitaplığımda aylardır okunmayı bekleyen bir kitaptı kendileri, ön yargılı yaklaşıp biyografi ya hu sıkıcıdır diye iteliyordum. Bu incelemeden sonra itelemek yerine kitabıma sarılmayı tercih etmeliyim diye düşünüyorum. :)) benim için yüreklendirici bir inceleme oldu, aynı zamanda bir o kadar güzel, yüreğinize sağlık. :))
Mehmet D.
Gönderi Sahibi
-O ne oğlum? -Anne bilim kültür, robotlar, mars... -Al eline biraz da Kuran oku, boş boş işlerle oyalanana kadar. :)
Film şeridi gibi geçtiler önümden. Hepsi incelemeniz sayesinde oldu, Mehmet Bey. Bu tür yazıları ve kitapları görünce, edebiyat kitaplarını boşvermek istiyorum. Bu insanların hayatlarını, gerçek kitaplar olarak görüyorum. Bambaşka bir dünyaya geçtim. Şimdi, Ecinniler'i okumaya devam etmeliyim. Ancak ben gerçekten okuyor muyum ki? İncelemeniz için teşekkür ederim, Mehmet Bey. Emeğinize sağlık. Dip Not: Dostoyevski = Psikoloji, Tolstoy = Sosyoloji. Birey > Toplum. :)
Mehmet D.
Gönderi Sahibi
Tolstoy gömleğini tekrar giydirmeyin bana :)
Okumadım da izledim sanki ben bu incelemeyi, harika olmuş, elinize sağlık:)
Mehmet D.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Nesrin Hanım. Yazarlar iyi olunca :)
Şu üç yazara da hayranlığım ve sevgim kat kat arttı şuan. İyiki Tolstoy'un yeri sağlam da pek sarsılmadık. Çok güzel ve bilgilendirici bir inceleme olmuş .Elinize sağlık :)
Mehmet D.
Gönderi Sahibi
Öyle öyle. İkisini de keyifle okuyorum ben. Bize düşen bu olmalı :)
Çok sağlıklı bir inceleme olmuş, hocam. Emeğinize sağlık. Balzac denince aklıma direkt Meriç geliyor. Dickens'ı Büyük Umutlar kitabıyla tanıdım. Dostoyevski, acıyı kağıda döken bir halk çocuğudur. Evet, bu kitabı, bu incelemeden sonra listeye alıyorum. :)
Mehmet D.
Gönderi Sahibi
Evet öyle çok var. Ölmezsek yetişiriz :)
Reklam
Dostoyevski torpilli kitabı ona yazsa daha iyiymiş :))
Mehmet D.
Gönderi Sahibi
Aaahh benim Zweig kardeşim :)