yemen..
islam inancına göre hazreti ademin oğlu kabil, kardeşi habili günümüzde suriyede yer alan şam şehrinde bulunan kasiyun dağında öldürür..
bu olaydan sonra kasiyun dağı çevresi 'dem-u şakik' olarak anılır bölgede yaşayanlarca.. (dem: kan; lugatim.com/s/DEM , şakik: ana baba bir erkek kardeş; lugatim.com/s/%C5%9EAK%C4%B0K )
dem-u şakik: kardeş kanı.. kardeş kanının aktığı yer..
zamanla bu kelime bölgeye gelenlerce gerek söyleniş gerekse yazılış olarak farklılığa uğrar; demuşk, dımaşk, dimaşk, damascus..
kardeşini öldüren kabil, babası adem tarafından kendisine beddua edilerek buradan kovulur.. kabil, yemene gider, burada nesli çoğalır, kendi yaşamı da hazin/ibretlik şekilde son bulur..
buraya dek yazdıklarımı -varsa- dikkatli okuyanlar dem-u şakikin söyleniş ve yazılışı değişirken bölgenin günümüzdeki adı olan şamın geçmediğinin farkına varmışlardır..
peki şam adı nereden gelmiştir? şuradan; şam, arapça sol, kuzey anlamına gelir.. islamiyet sonrası bölgenin, dünyanın, evrenin merkezi sayılan mekkedeki kabe araplarca bölgedeki yerleri isimlendirme konusunda da bölge insanını etkilemiştir..
mekkedeki kabenin sol tarafında kalan dem-u şakik bölgesine araplar dimaşk eş-şam demişlerdir, soldaki kardeş kanı bölgesi.. zamanla bu isim araplar arasında eş-şam, şam şeklinde kısaltılarak kullanılmıştır, bölgedeki müslüman olmayanlar ise buraya hala damascus demeye devam etmişlerdir..
bölgedeki araplarca mekkedeki kabeyi merkeze alarak bölgedeki yerleri isimlendirme olayından etkilenen bir diğer bölge de günümüzde aden körfezinde yer alan yemen bölgesidir..
yemen de kabenin güneyinde, sağında kaldığı için arapça güney, sağ anlamlarına gelen yemen sözcüğü ile anılan bu bölge zamanla dillerde, yazıda ve haritada bu adla belirtilir, gösterilir, ifade edilir olmuştur..
günlük yaşamlarında gerektiğinde -sıkça- kutsal varlıkları kendilerine şahit göstererek konuşmayı seven arapların bu konuşmalarını tanımlayan kelime olan 'yemin'in de kökeni yemen kelimesidir..
bölgedeki araplar gerektiğinde sağ ellerini kaldırarak kendilerine şahit gösterdikleri kutsal varlıkların adını/adlarını anıp konuşurlardı.. işte arapların yaptığı bu eyleme yemin etmek denirdi..
(hazreti yakupun oğlu olan bünyaminin de kelime anlamı sağ elimin oğludur..)
bu arada şam; arapça uğursuz, kötü anlamlarına gelen şom ile de etimolojik yakınlığı bulunan bir kelimedir.. kabilin, habili bu bölgede öldürmesi sebepli araplar bu bölgeyi uğursuz, kötü yer olarak da adlandırmışlardır..
bölgede ilk kardeş kanının dökülmesi (şamda), peygamber babasının bedduasına uğrayan kişinin yaşamaya devam etmesi (yemende yaşayan kabil) sebepli araplar bu bölgenin dünya durdukça sürekli kanın akacağı, kargaşanın hüküm süreceği, kaosun olacağı bir bölge olacağını iddia etmişlerdir..
keşke sadece yukarıda yazdığım şekilde aramice, ibranice, arapça kelimeler üzerinden etimolojik anlatımlar yapmak, semavi inanışların (ya da bazılarına göre mitolojinin) bölgedeki insanlar üzerindeki çeşitli etkilerini anlatmak için bu incelemeyi yazıyor olsaydım da yazacak olduğum şeyler geçmişte hiç yaşanmasaydı..
ama tarih (maalesef ya da çok şükür.. -burada maalesef..-) keşkelerle şekil alan bir bilim alanı değil..
adına inceleme yazdığım bu kitap zamanında kardeşini öldüren kabilin gidip yaşadığı, hazin/ibretlik şekilde hayatının sona erdiği yemen bölgesinde binlerce yıl sonra hayatlarını kaybeden on binlerce, yüz binlerce türkü, bu türklerin bu bölgede yaşadığı onlarca, yüzlerce zorluğu bu olayları bizzat yerinde görerek, yaşayarak şahit olan, bu zorlu zamanlarda bölgede bulunan, görev yapan rüştü paşanın yazıp 1911de yayımladığı bir kitap..
rüştü paşa bu kitabı iki amaca hizmet etmesi düşüncesiyle yazmıştır;
-kırk yıldır bölgeye istanbuldan oluk oluk akan akçelerin, altın liraların bölgeye boşa akmasını engelleyip bölgenin maddi, ekonomik, ticari vb. alanlarda nasıl osmanlı devletine fayda sağlayacağına dair kendi düşüncelerini dile getirmek..
-kendisinden önce bölgeye gidip (osmanlıya göre) arap isyanlarını bastıran kumandan ve askerlerin çabalarının yok olup gitmesini önlemek..
1905 arap isyanı sonrası bölgeye gidip burayı düzene sokmaya çalışanlar arasında bulunan rüştü paşa 1905-1910 arası yemende bulunduğu sırada yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını da kitabına yazmış bilerek/bilmeyerek kendisinin yaşadıklarının da unutulmasının önüne geçmiştir..
rüştü paşa kitabında yemenin coğrafi konumunu, yemenin iklimini, coğrafi özelliklerini, yemendeki mezhep farklılıklarını, farklı inançları, aşiretleri, şeyhleri, bölgede yer alan köyleri, bölgede yer alan emperyal güçleri (italya ve ingiltere), bunların bölgedeki casuslarını, yemende üretilen tarım ürünlerini, yemendeki yerli, yabancı tüccarları, yemenin osmanlı devletine katılmasından kendi zamanına dek bölgede bulunan valileri, bölgedeki gerek bölge insanı gerek emperyaller gerekse de osmanlı ile bölge insanı, bölgedeki emperyaller arası çekişmeleri, çatışmaları anlatır..
bu anlattıkları üzerinden rüştü paşa bölgenin nasıl sükuna kavuşacağı, bölge insanının nasıl refaha ulaşacağına, bölgedeki türk askerinin nasıl emniyet ve güven içinde burada bulunabileceğine dair kendi düşüncelerini de kitabında anlatır..
buradan itibaren anlatacaklarımın bazıları kitapta yok, ben kitabı okurken gerek kitapta anlatılanlar aklımda daha bir otursun diye gerekse de rüştü paşanın anlattıkları arasında -bence- olan boşlukları doldurmak için farklı kaynaklar da okudum..
anlattıklarım içerisinde kitapta olmayan bölümleri burada yeri geldiğince belirtmeyi düşündüm ama bunun bu incelemeyi çokça bölüp -olursa- okuyucuyu sıkacağını da düşündüğüm için bunu yapmaktan vazgeçtim..
bunun yerine bu incelememin sonuna ekleyeceğim okuduğum diğer kaynakları..
1517 yılında yavuz sultan selimin mısır seferi sonrası osmanlı yönetim sınırlarına dahil olan yemen bölgesi kısa süre sonra osmanlının elinden çıkar.. 1538de kanuni sultan süleyman döneminde, hint deniz seferleri sırasında yeniden osmanlı yönetimine dahil olan yemen 17. yüzyılın ilk yarısında yeniden osmanlının elinden çıkar..
1650li yıllardan 1870 yılına dek imamların yönetiminde kalan yemende osmanlı varlığı, otoritesi pek de hissedilir değildir..
1869da açılan süveyş kanalından sonra hindistana ulaşmak için gidilebilecek en kısa yol olan güzergahta yer alan yemende 1870de bir isyan çıkar..
önceki isyanlara kıyasla daha büyük ölçekli olan bu isyanı bölgeye gönderdiği askeri birlikler ile bastıran osmanlı, burada yeni bir idari, askeri yapı kurar..
osmanlı, idaresi altındaki bölgeleri yeni sancaklara ayırır ve burada 7. ordu adında yeni bir ordu kurar..
osmanlıdaki ordular askerlerini kendi mıntıkalarından temin ederken, yemendeki 7. ordunun nizamiye asker ihtiyacının 4. ve 5. Ordu mıntıkalarından karşılanmasına karar verilir..
osmanlı devleti;
-yemen gibi uzun yıllar devlet otoritesi dışında kalmış, asayişin tam olarak sağlanamadığı bir bölgenin insanlarını doğrudan askere almak mümkün değildir..
-yemen halkının büyük kısmı bedevi bir halde bulunduğu gibi, medeni olan kısmı da askerlikten korkmakta ve vilayet dışında istihdam edileceklerinden çekinmekte olabilirler.. bu yöndeki bir teşebbüs devlete bağlı ahalinin de kontrol dışındaki asi kabilelerle birleşmesine sebep olabilir..
-yemende hiç nüfus sayımı yapılmadığından nerede kaç tane askerliğe elverişli erkek var bilinmiyor..
gibi düşüncelerden hareketle yemene 1870ten itibaren anadoludan (çok çok ağırlıklı olarak günümüz. t.c. devleti sınırları içerisinde yer alan şehirlerden) asker gönderir..
bölgedeki isyanları bastırmak için bölgeye gönderilen askerler yeterli gelmez.. bölgedeki isyancılar bölgeye gönderilen türk askerlerini şehit eder, yemenin sıcağı, soğuğu, çölleri üzerindeki türkleri eritir, yok eder..
elinde bölgeye gönderecek yeterli sayıda nizamiye askeri kalmayan osmanlı, artık elindeki ihtiyat, redif, müstahfız birliklerini bölgeye gönderir..
(kısabiraçıklama: o dönemde osmanlıda askerlik süresi 20 yıldır.. askerlik 20-40 yaş arası erkekleri kapsar.. 6 yıl nizamiye askeri, 6 yıl redif, 8 yıl müstahfız.. 20-24 yaş arası nizamiye, 24-26 yaş arası ihtiyat, 26-32 yaş arası redif, 32-40 yaş arası müstahfız.. nizamiye askeri 4 yıl silah altında, iki yıl ihtiyat, ihtiyata ayrılan asker memleketine döner, mensup olduğu redif taburu mıntıka sınırı dışına çıkması yasaktır..)
bu düşüncenin eyleme geçmesinden itibaren yavaş yavaş anadoluda yaşayan çoğu erkeğin hayatı zorluklarla, çileyle geçen sürece, hemen hemen bütün anadolu büyük bir yas evine, yemen de büyük bir 'türk mezarlığı'na dönüşür..
1870ten itibaren bölgede imam mansur billah hamideddin, yahya bin muhammed hamideddin, imam yahya, seyyid idris adlı kişiler öncülüğünde çıkan büyük ölçekli ayaklanmaları, bölgedeki diğer yerlerde emperyallerin kışkırtmaları ile çıkarılan diğer isyanları bastırmak için bölgeye anadolunun birçok farklı bölgesinden katar katar trenlerle türk toplanır, bu kişilerin çoğu gemilere doldurulur (evet, yerleştirilir değil; doldurulur.. bu konuya da aşağıda değineceğim..) süveyş kanalı üzerinden yemene gönderilir..
gidenler dönmez, isyanlar sona ermez, yukarıdaki işlemler yinelenir yemene yeni nizamiye, redif birlikleri gönderilir.. ta ki 1911 yılına dek..
bigadan, çanakkaleden, adanadan, mersinden, karaisalıdan, tarsustan, fekeden, misisten, yarpuzdan, antalyadan, alanyadan, ıspartadan, elmalıdan, karamandan, ereğliden, ermenekten, silifkeden, karahisardan, aksekiden, sivastan, tokattan, erzurumdan, trabzondan, bitlisten, elazığdan, diyarbakırdan, vandan, amasyadan, niksardan, yenihandan, merzifondan, zileden, mecitözünden, vezirköprüden, malatyadan, rizeden, samsundan, maçkadan, sürmeneden, vakfıkebirden, akçaabattan, çayeliden, oftan, pazardan askerlik çağındaki erkekler ihtiyaç oldukça -sık aralıklarla- toplanır toplanır yemene götürülür..
bu toplanan askerlerin toplanması, yemene yolculuğu, yemene varışı, yemende yaşadıkları ayrı ayrı dramdır.. hemen her birinin yaşadığı içler acısıdır..
toplanan erkekler kendi kılık kıyafetleri ile toplanır, toplanma alanlarında kendi imkanları ile (yeme, içme) götürülecekleri zamanın gelmesini beklerler.. (dönemin osmanlı devleti yöneticileri bu sorunların üstesinden gelmeye çalışmış fakat çeşitli sıkıntılardan sebep bu sorunların üstesinden tam olarak gelememiştir.. bölgedeki askeri garnizon, toplanan askerler için kılık, kıyafet, ayakkabı, fes, yiyecek içecek, matara, tüfek, cephane vb. askeri malzeme ister.. günler haftalar sonra ya istenilenin yarısı kadar malzeme, iaşe gelir ya da 'sorunu oradaki bölge halkından vergi toplayarak çözün..' tarzı bir yazı..
askerlerin toplandığı bölge halkı bu hiç tanımadıkları askerlere elinden geldiğince hemen her ihtiyaçları için yardım etmeye çalışır.. zira onların çoğunun da evlerinden böyle erkekler toplanıp yemene gönderilmiştir zamanında.. onları kendi evlatları, kardeşleri, abileri, dayıları, amcaları yerine koyarlar.. )
yemene yolculuğa çıkan asker/ler için bu yaşadıkları henüz başlangıçtır.. bulunduğu bölgeye göre kah yürüyerek, kah trenle gelen bu asker/ler buradan vapurlar ile yemene gönderilir.. bu vapurla yolculuk süreci asker/ler için fecaattir..
binilen vapurların çoğu yük vapurudur, askerler vapura deyim yerindeyse yüklenir, doldurulur.. vapurda yatacak yerleri yoktur, vapurun bölümleri yük taşımak için yapılmıştır, yani havasızlık sorunu vardır, vapurlarda yolculukları sırasında mataralarını doldurup doya doya içecekleri kadar su depoları yoktur, vapurlarda yeterli sayıda tuvalet yoktur, vapurlarda birlikleri içerisinde kayıtlı askeri malzeme, gıda, erzak ve katırlar ile aynı anda yolculuk yaparlar.. (bir vapura ortalama 3 redif birliği bindirilir, her redif birliğinin sayısı 800dür, her birliğe kayıtlı 50 adet katır vardır..) 2500 asker, tonlarca askeri malzeme, gıda, teçhizat ve 150 katır.. havalandırması çok sınırlı ambar depolarında ortalama iki hafta sürecek bir deniz yolculuğu.. eğer yemende kıtlık varsa fazladan gemiye bölge halkına verilmek için yerleştirilmiş tonlarca arpa, yulaf, pirinç daha.. üzerine bu vapur bir de eskiyse hem ağırlık hem de vapurun eskiliğinden sebep üç haftaya çıkan bir deniz yolculuğu.. bitti mi? maalesef hayır.. süveyş kanalını geçmeden önce vapurların kontrol edilmesi için bu şekildeki yüklü vapurlar bir de sıranın kendi vapurlarına gelmesini bekler.. bitti mi? maalesef yine hayır.. vapurlar kontrol edilirken vapurdaki askerler de sağlık kontrolünden geçirilir.. yolculuk uzar da uzar.. bu şekildeki vapurlarda gerek yolculuk sırasında gerek süveyş kanalında bekleme sırasında hayatını kaybedenler, isyan edenler, baygınlık geçirenler olur.. bekleme öyle dayanılmazdır ki vapurdaki katırlar dahi açlıktan, uzun süreli kapalı alanda durmaktan birbirlerinin üzerindeki yularları, birbirlerinin kuyruklarını yerler, birbirlerini ısırıp, birbirlerine saldıracak denli huysuzlaşırlar..
eğer vapurdaki asker ölmezse, tifo, kolera, dizanteriye yakalanmazsa yorgun argın yemene, hudeyde limanına iner..
askerin çilesi devam eder ama.. bu kez de limanda kendisinin sevk edildiği birliğe ait kişinin, kişilerin kendisini almasını bekler.. bazen kendisini emre itaat etmeyen başka birliğin komutanı alır, kendi yerine götürür..
genel olarak bu şekilde yemen gelen askerler için şimdi bambaşka kahırlarla dolu yeni bir hayat başlar..
açlık, susuzluk, hastalık, ihanet, eksik teçhizat, cephane ile isyancılarla mücadele, emir-komuta zinciri kopmuş askeri birlikler içerisinde oradan oraya gitme, yer yer birlikler, taburlar, nizamiye-redif birlikleri arasında çıkan isyanlar, tıbbi malzeme, ilaç eksikliği, merkezi yönetimin hemen her alanda etkisinin görülmediği bölgede bölge insanları içerisinde hayatta kalmaya çalışma, çölün sıcağı, gecenin soğuğu, binlerce metre yüksek rakımlı dağlarda, sarp tepelerde yaşama tutunma, farklı diller, farklı dinler, farklı kültürler..
üzerine anadoluda şehrinde, köyünde, kasabasında bıraktığı annesinin, babasının, dedesinin, ninesinin, eşinin, çocuğunun, çocuklarının, arkadaşlarının, akrabalarının.. hasreti..
yemendeki bazı nizamiye, redif birlikleri bazen kuşatma altında olduklarından bazen merkezden kendilerine erzak gönderilemediğinden, gönderilse de nakliyede yaşanan sorun, sıkıntıdan dolayı aç kalırlar.. aç kalan bu nizamiye, redif birlikleri birliklerindeki develeri kesip yerler, açlık devam ederse de devamında katırları kesip yerler..
sonra da yedikleri develerin, katırların taşıdıkları malzemeleri ya kendileri taşırlar ya bölgede bırakırlar ya da imha ederler..
bela geldi mi üst üste gelir.. açlığa, susuzluk eklenir sonra.. zaten askerin yediği peksimet, zeytin askeri kısa sürede susatır.. bir de bunun üzerine 200 kişilik suyun depolandığı yerde 800 kişilik redif birliğinin olmasını ekleyin..
bitti mi? maalesef bitmedi.. bunun üzerine de kırk dereceden fazla olan hava sıcaklığını ekleyin.. askerin başında varsa, kaybolmamışsa sadece fes vardır, bu fes de askerin yüzünü ve ensesini güneşten korumaz.. (bunun farkına trablusgarpta varan enver paşa askerin yüzünü ve ensesini güneşten koruyacak bir şapka yapar ve gerekli yerlerde askerin kullanması için bu şapkaları ilgili yerlere gönderir.. bu şapkaya kabalak ya da enveriye denir.. kabalak/enveriye için bkz.; reddit.com/media?url=https... , canakkaleharbi.com/wp-content/uplo... )
hastalık.. vapur yolculuğu sırasında zaten bağışıklığı düşen ya da bulaşıcı hastalığa yakalanan asker yemende bunların olumsuz etkilerini görmeye başlar.. bölgeye uyumlu ayakkabı gönderilmemesi de askerin başındaki ayrı bir derttir.. sıcakta ayaklarındaki ayakkabıların derisi askerin ayağını sıkar topuktan vurur, ter yapar.. asker bu şekildeki ayakları ile bölgeden bölgeye gider.. ayak ya parmak kaybıyla ya kabuk üzerine kabuk bağlayan yarayla yürüme görevini yerine getirir ya da kangren olan ayak kesilir (tabii kesecek uzman ve gerekli teçhizat varsa.. aksini burada anlatmak istemem..) ayağı kesilen askeri taşıyacak sedye varsa ne ala.. ya yoksa? birlikteki askerler bölgeden ağaç dalları keser, ayağı kesilene sedye yapar, bu şekilde birlik yoluna devam eder.. yola devam eden birliğe arap isyancıların saldırması sonrası bu sedyedeki ayağı kesilmiş asker ya arkadaşları tarafından bölgeden güvenli yere taşınır ya da geri çekilme sırasında orada bırakılır..
bu ayakkabı sorunu çözümü için bölgeye (iklimine, çöle uygun) çarıkların temin edilmesine uğraşılır ama bu uğraş tam olarak olumlu olarak sonlanmaz.. (bölgedeki kullanılan çarık da bölge adından hareketle yemeni olarak adlandırılır.. yemeni için bkz.; kulturportali.gov.tr/turkiye/kahrama... )
arap isyancılar yemende şehit ettikleri türk askerlerinin başlarını gövdelerinden cenbiye adı verilen bölgedeki araplara özgü çift tarafı keskin hançerle kesip isyanın başı olan şeyhlerinin ikamet ettikleri evlere götürüp gösterir, başarılarını(!) bu kesik başlarla görünür kılarlar.. sonra bu başlar şeyhin ikamet ettiği evin bahçesine gömülür.. cenbiye için bkz.; upload.wikimedia.org/wikipedia/commo...
yemendeki kumandanlar bölgedeki şeyhlerle konuşur, anlaşır.. şeyhler ve hakimiyeti altındaki köyler türk askerlerine saldırmayacağına isyancılarla işbirliği yapmayacaklarına dair söz verirler.. ama bazı şeyhler ve köyler bu verdikleri sözü tutmazlar.. türk askeri iki ateş arasında kalır.. bazı köyler türk askeri yararlanmasın diye ekin tarlalarını yakar, kuyuları kapatır, zehirler, vergi, erzak toplamak için köye giden asker heyetini kuşatıp şehit eder, köyün girişindeki evlerin duvarlarına içten bir duvar daha örerler.. bu evler köyün girişinde adeta birer surdur, ek duvarlarla tahkimatı güçlendirilen bu evlerden türk askerine ateş açarlar, türkler bu evlere top attığında top güçlendirilmiş duvarı yıkamaz.. bu evlerin tavanı zayıftır ama bu evlerin tavanına bomba atacak havan topu da bölgedeki türk askerinde ya yoktur ya da çok sınırlıdır.. türk askerleri bu köyleri her türlü zorluğa rağmen ele geçirdiğinde yine de köy halkına zarar vermez, sadece köy halkından tüfekleri ister, köy halkı tüfekleri de vermez, türkler, 'tüfekleri vermezseniz evlerinizi yıkarız..' derler. köylüler türklerin evlerini yıkmayacaklarını bildiklerinden, 'yıkın, vermiyoruz..' derler.. türkler, onların evlerini tam da tahmin ettikleri gibi yıkmaz, tüfekler de isyancılarda, isyancılara destek veren köylülerde kalır..
(yemenlilere tüfekleri bölgedeki emperyalist askeri birliklerle temasta olan tüccarlar yok pahasına satar.. tüfekleri bu emperyallerden alan arap isyancılar bu emperyallere karşı türklere davrandığı gibi davranamaz ama.. zira emperyaller onların değil evlerini yıkmak köylerini dümdüz eder, satın aldıkları şeyhlere bunları öldürtür..)
bu zorluklar altında isyanları bastırmaya çalışan askerin bağlı bulunduğu birliğin komutanı var mıdır peki? ya yoktur ya da var ama yoktur..
bazı nizamiye, redif birliklerinin başında subay yoktur; üç, dört birliğe bir subay komuta eder.. komuta eden subay da bazen üstünden gelen emri dinlemez, yorgun, aç, susuz, yaralı, teçhizatsız askeri birlikler ile isyancı şeyhlerin karargahlarına saldırır.. sonuç? yüzlerce, bazen binlerce şehit edilmiş türk askeri, komutanı, isyancıların eline geçen binek hayvanları, cephane, erzak..
bu şekilde sorumsuz davranan birliğin subayına, kumandanına -özellikle isyanın olduğu dönemin padişahı II. abdülhamidse- üstlerindekiler bazen ceza vermez, veremez.. zira kendi vereceği karar ile mevkisinden, makamından, maaşından, rütbesinden olabilir.. (II. abdülhamid dönemi istibdat orduda da vardır.. her şeye kendisi karar vermek isteyen II. abdülhamid kontrolü dışında eylemde bulunan kumandanı azledebilir, rütbesini geri alabilir, onu sürgüne gönderebilir zira.. bu yüzden kumandanlar yetkileri dahilindeki kararları vermekten de çekinir..)
yemen anadoludan gelen asker için çile üzerine çiledir.. kendilerinin yaşadıkları zorluklara dayanamayan bazı redif birliklerinin yaşadıkları canına tak eder bazen ve isyan çıkarırlar, öyle ki çıkan bu isyanlardan birisinde yemenden vapur kaçıran türk askerleri mersine doğru yola çıkar, isyanı bastıramayan kumandanlar durumu merkeze bildirdiklerinde, istanbul, süveyş kanalına içinde isyancıların olduğu vapuru, 'bizim terhis ettiğimiz askerlerdir..' diye raporlar ve uluslararası alanda acizliğinin su üstüne çıkmasını engeller..
her isyan eden redif birliği böyle şanslı değildir ama.. 1906da yemende yetersiz beslenmeden sebep isyan eden rize-trabzon redif birliğindeki askerler isyandan vazgeçirilir.. peki bu redif birlikleri terhis olduktan sonra yemenden rize-trabzona nasıl gönderilir?
normal güzergah; yemendeki hudeyde limanından kalkan vapur, süveyş kanalından geçer, akdeniz, adalar denizi (ege denizi) üzerinden çanakkale, istanbul boğazından geçer, karadeniz üzerinden trabzon limanına girer..
peki ya bu rize-trabzon redif birliği yolculuk sırasında istanbulda da isyan ederse?
vapur istanbulda durmasın mı dediniz/diye düşündünüz? ama vapurun istanbulda durup indirmesi gereken askeri malzeme, başka askeri personel, erzak, teçhizat vardır..
redif birliklerini başka vapurla göndermek de mümkün değildir.. zira zaten osmanlı devletinin elinden az sayıda vapur vardır.. kaldı ki bunlar bile yetmez de osmanlı devleti rusyadan, ingiltereden, fransadan vapur kiralar.. (ama hani bölgede osmanlı devletinin düşmanıydı bu devletler? neden yardım ediyorlar? tüccarlar.. para.. osmanlıyı çift darbe ile yaralama (hem kiralanan vapurlarla parasını al hem de vapurdakileri bölgede yok et.. milli mücadelede de emperyallerin kuvvacılara dönem dönem silah satmasının nedenlerinden biri de budur.. neyse geçelim, konu dağılmasın..)
evet, nerede kalmıştık; terhis olan rize-trabzon redif birlikleri memleketlerine nasıl gönderildi?
şöyle; hudeyde limanından kalkan vapur, iskenderun limanına gider, vapurdaki rize-trabzon redif birliğinin askerleri buradan antep, malatya kara yolu ile kuzeye trabzona doğru yola çıkar.. ama mevsim kıştır, 1907 ocak ayıdır.. kar ve soğuktan bölgede kırılan rize-trabzon redif birlikleri askerlerinin bu sıkıntılı durumu üzerine bu birlikler sivas üzerinden samsuna, samsun limanından vapurla trabzona gönderilir..
yemendeki türk askerinin isyan çıkarmalarına neden olan bir diğer sebep de bedelli askerlerdir, maddi durumu iyi olanların verdiği bedel ile onların yerine yemene askere gidenler bu paraya bu görev/iş yapılmaz deyip huzursuzluk çıkarırlar.. bu konu yemen adına yakılan ağıtlara, söylenen türkülere de konu olmuştur..
bkz.;
'yemen yolu çukurdandır
karavana bakırdandır
zenginimiz bedel verir
askerimiz fakirdendir'
asikveysel.com/turku-sozleri/k...youtu.be/_DJnYa9dD7g?si=...
(yemenağıtlarına, türkülerinebuincelemeninilerleyenbölümlerindeayrıcadeğineceğim.. )
işte yukarıda anlattıklarım ve anlatmadığım diğer olumsuz sebeplerden dolayı yemendeki isyanlar 1870ten 1911e dek devam eder.. bu süreçte buraya anadoludan gönderilen yüz binlerce türk askeri burada şehit olur.. bu şehit sayısının 1-1.5 milyon, 1.5-2 milyon arasında olduğunu iddia edenler de vardır..
yemenlilerin osmanlı idaresine isyan etme nedenleri, osmanlı idaresi dışındaki yerlerin osmanlı idaresine girmeyi reddedip osmanlı devleti ile savaşma nedenleri ise şunlardır;
-yemenin batısında bulunan osmanlı devletine kısmen bağlı özerk mısır hidivlerinin ve onların yöneticilerinin dönem dönem yemen bölgesine sebepsiz yere müdahaleleri..
-bölgeye gönderilen osmanlı mutasarrıflarının (valilerinin) halka yönelik disiplinsiz davranışları, keyfi vergi toplamaya çalışmaları..
-bölgedeki emperyallerin gerek tüccarlar gerek casuslar aracılığı ile yemendeki aşiret ve kabile reislerini, dini kanaat önderi olan şeyhleri osmanlı devletine karşı kışkırtması..
-yemendeki zeydilerin (bir şia mezhebi) II. abdülhamidi halife olarak tanımaması..
-yemendeki şafiilerin ve sünnilerin vergi vermemek için osmanlı devletini bölgede istememesi..
-yemende tarım, ticaret, iskele ve limanları kontrol eden, elinde bulunduran bölgenin önde gelenlerinin maddi manevi çıkarlarını kaybetmemek için osmanlı devletini istememesi.. (bölgedeki emperyaller bu kişilerden ürün alıyor, bu kişilerin limanlarına gemilerini getiriyor, vergileri bu kişilere veriyor.. bu devletler arası hukuka aykırı ama emperyaller bunu umursamıyor.. iş öyle vahim ki osmanlı devleti kendi gemilerini bile bu limanlara yanaştırıp bu limanlardan asker çıkaramıyor..)
-osmanlı devletinin 1876dan itibaren modernleşmesini yemenlilerin kafirlik sayması.. (meşrutiyet, meclis, allahın yeryüzündeki gölgesi iktidarını kimseyle paylaşmaz.. hazreti muhammedin halifeliği meclise devredilemez vb. düşünceler..)
-yemenlilerin osmanlı devletinin gavurlarla (19. yüzyılın ikinci yarısından sonra özellikle almanlarla) işbirliği yaptığını düşünmeleri ve osmanlı devletini müslüman düşmanı olarak görmeleri..
-osmanlı devletinin merkezine (istanbul) uzak olan yemende olan bitenden babıalinin haberinin olmaması, olsa da durumun vehametini zamanında anlayıp geç müdahalelerde bulunması..
.........
yemendeki zeydi alimi şeyh yahya bin muhammed hamideddin 1891 yılında osmanlı devletine karşı ayaklanır, aralıklarla 11 yıl devam eden bu ayaklanmaları 1902 yılından itibaren şeyh yahya bin muhammed hamideddinin oğlu imam yahya devralır ve ayaklanmalara devam eder.. imam yahyanın bu ayaklanmaları da 1902 yılından 1911 yılına dek sürer, 20 ekim 1911 tarihinde osmanlı devleti ve imam yahya arasında yapılan dean adlı antlaşma ile yemendeki isyanlar, ayaklanmalar kısmi olarak son bulur..
20 ekim 1911de osmanlı devleti ve imam yahya arasında yapılan antlaşmanın bazı maddelerini antlaşmadan 8-9 ay önce ne hikmetse artık(!) ingilizler biliyorlardır..
11 şubat 1911 tarihli resimli londra haberleri adlı gazetede archive.org/details/sim_ill... (linkte yer alan gazete sayfalarının sağ tarafta yer alan sayfası..) yemene osmanlı devletinin özerklik vereceğini, imam yahyanın bu özerk yönetimin hükümetini kuracağını yazar..
bkz. dean antlaşması maddeleri; dergipark.org.tr/en/download/art... (pdfde sayfa 32-37 arası..)
antlaşma maddeleri sapır sapır dökülüyor her biri kendi içerisinde osmanlı devleti aleyhine ama bir iki tanesi bence daha önemli..
dean antlaşmasının,
1. maddesine göre osmanlı devleti imam yahyaya her üç ayda bir beşer binden olmak üzere yıllık 20.000 altın osmanlı lirası verecektir.. (imam yahya, 1. dünya savaşı başladıktan sonra, 1915 ağustosunda, osmanlı devletinin maliyesinin kötü olmasından sebep kendisine altın liraların verilememesi sonucunda tekrar isyana kalkışma emareleri göstermiş bunun üzerine osmanlı devleti gerekli parayı bir şekilde temin edip imam yahyaya göndermiş, olası isyanı başlamadan bitirmiştir..)
3. maddeye göre imam yahya bölgede herhangi bir kabile ile çatışmaya girerse osmanlı devleti kendisine gerekli askeri ve teçhizat desteği sağlayacaktır..
11. maddeye göre bu antlaşmaya kadar bölgede taraflar arası muharebe sırasında yemenli arap isyancıların işledikleri suçlar affediliyor..
15. maddeye göre imama hediye vermek serbesttir.. (ucu tamamen açık..)
17. maddeye göre yemenin kuzeyindeki dağlık bölgeden 10 yıl vergi toplanmayacaktır..
1891den beri sadece hamideddin ve oğlu imam yahya isyanları sırasında bölgede şehit olan yüz binlerce türk askerinin, bölgeye akan milyonlarca osmanlı altınının sonucu işte bu dean antlaşmasıdır..
yukarıda anlattıklarımın üzerine bir de şu iki paylaşıma bakın;
x.com/mufidyuksel/sta...x.com/Talhaugurluel/s...
yukarıda özet olarak yazdıklarımı, anlattıklarımı bu iki çok hücreli bilmiyor mudur? muhtemelen, çok muhtemelen biliyordur..
hele talha adlı çok hücreli çok çok muhtemel biliyordur..
tarih sürekliliklerden etkilenen ve sürekli bir bağlamlar çerçevesi içerisinde incelemeler, okumalar yapılması gereken bir bilim alanı..
yukarıdaki çok hücrelilerin yazdıklarında ise bunlar yok..
1922-23lerde senin henüz idari şeklin, sınırların kesin olarak belli değil.. askeri, ekonomik olarak gücün sıfıra yakın.. nüfusunun çok büyük kısmı hasta, sağlıksız, evsiz.. avrupada dönemin türkiyesi için hastalar, sakatlar, kadınlar ve çocuklar ülkesi deniyor.. ordunu oluşturan erkekler yorgun, bitkin, sakat.. donanman yok.. emperyallerin gölgesi hala üzerinde..
kaldı ki o dönemde bölge tamamen emperyallerin kontrolünde.. 1870lerden beri mısıra ingilizlerin nasıl çöktüğünü, devamında mısırın doğusundaki aden bölgesine, bölgedeki adalara italyanın, ingilizin, fransızın nasıl çöktüğünü neden anlatmaz bunlar?
bu şartlar altında olan bölgeye, yemene, nasıl ve neden gitsin dönemin türkiyesi?
yaklaşık 30 yıldır aralıksız savaşlara giren, isyanları bastıran anadolu insanını savaşmaya nasıl ikna edeceksin? ikna etsen nasıl savaşacaksın? yukarıda anlattıklarımın kat kat fazlasını yaşayan ailelere ne diyeceksin?
dönemin türkiyesinin önderi olan Mustafa Kemal tüm bunların ve daha fazlasının da farkındadır..
yemende seyid idrisin çıkardığı ayaklanmayı bastırmak için mayıs 1909da yemene süleyman şefik paşa tayin edilir.. bu sırada Mustafa Kemal selanikteki 7. redif fırkasının kurmayıdır.. süleyman şefik paşa Mustafa Kemal'in jandarma eğitiminde ehil ve malumatlı olduğunu istanbula bildirip Mustafa Kemal'in yemene gelerek bölgedeki osmanlı jandarmalarını eğitmelerini ister.. istek kabul edilir, temmuz 1909da yemene giden Mustafa Kemal hem burada askerleri eğitir hem de bölgede osmanlı devletine isyan eden seyid idrisle iki defa görüşür.. (Mustafa Kemal'i bölgeye çağıran süleyman şefik paşa 11 sene sonra Mustafa Kemal'in anadoluda verdiği bağımsızlık mücadelesine karşı istanbul hükümetince kurulan kuvayi inzibatiyenin başına geçip Mustafa Kemal'e karşı cephe alır.. bu konuda farklı nedenlerden sebep süleyman şefik başarısız olur.. detay için bkz.; dergipark.org.tr/tr/download/art... )
bölgedeki durumu Mustafa Kemal zamanında yerinde görmüştür..
Mustafa Kemal, gerçekçidir, maceraperest değildir..
kendisi değil yemen hatay için dahi savaşmamıştır, bu konu özelinde kendisi şunları demiştir; #276232652 , youtu.be/pGT9eNE2aEM?si=... , #203799677 ,
#257352717
17 mart 1923te Mustafa Kemal mersine gider. bu gezide Mustafa Kemal'e dönemin mersin belediye başkanı mitat toroğlu eşlik etmektedir.
mersin gezisi sırasında Mustafa Kemal yanındakilere yolda giderken caddenin sağında solunda güzel, gösterişli binaları göstererek; 'bu kimin?' diye sorar, kendisine; 'zendiyanların.' cevabı verilir. Mustafa Kemal aynı şekilde başka bir binayı gösterip; 'bu kimin?' diye sorar, kendisine; 'amkerakinin.' cevabı verilir. bu olay bu şekilde bir iki kez aynı şekilde devam ettikten sonra Mustafa Kemal yanındakilere; 'peki bunlar bu binaları yaparken siz ne yapıyordunuz?' diye sorunca orada bulunan bir köylü; 'paşam biz o zaman yemende askerlik yapıyorduk.' cevabını verir. Mustafa Kemal kendisine verilen bu cevap üzerine bir şey demez.
o devirlerde, özellikle 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın ilk çeyreği arası, yemen sık sık isyan eder. bu isyanı bastırmak için anadoludan toplanan askerler yemene isyanı bastırmaları için gönderilir. yemene gidenlerden çoğu evine dönemez. -bu konuda çoğu kişinin bileceği yemen türküsü de var.- köylü, Mustafa Kemal'e ima yollu bu durumu söyler. Mustafa Kemal de köylünün imasını anladığından ona cevap vermez/veremez. sonraki zamanlarda Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir mecliste mersin, mersin ziyareti söz konusu olunca Mustafa Kemal bu olayı anlatır ve devamında; 'hayatımda cevabını bulamadığım sözlerden birisi de budur.' der.
Mustafa Kemal, babasının, dört kardeşinin mezarlarının olduğu asırlarca türklerin yaşadığı selanike de askeri müdahalede bulunmamış, bunun lafını dahi etmemiştir.. istese dönemin önde gelenlerini görece kolayca buna ikna ederdi.. zira dönemin askeri, idari kurumlarının başında ata toprağı selanik olanlar vardı..
oysa Mustafa Kemal bunları yapmak yerine yunanistana giden afet inan, sabiha gökçen, ruşen eşref ünaydına kendi evinin olduğu yere gitmelerini de rica etmiş, dönüşte bu kişilerin zamanında kendisinin, ailesinin yaşadığı evi, mahalleyi, muhiti kendisine anlatmalarını -muhtemelen hüzünlü şekilde- dinlemiştir..
he bu arada imam yahya da kendi çıkarları için türkiyeye bağlanmak ister..
bu şekilde dean antlaşması şartları devam edecek, türkler buraya imam yahya için asker, cephane gönderecek, özerklik devam edecek.. en önemlisi bu zamanlarda imam yahyanın karşısına bölgeden yeni şeyhler çıkarmıştır bölgedeki emperyaller.. ne güzel politika değil mi? önce kullan, işlevselliği geçince karşısına yenisini çıkar..
Mustafa Kemal, tüm bunlara rağmen yemendeki imam yahyayı yalnız bırakmaz.. onun devlet kurması için ona yardımcı olur, bölgedeki askeri, idari vb. anlamlarda yetişmiş türk görevlilerinin orada kalmasına izin verir.. lozan antlaşması imzalanmıştır bu dönemde.. lozana göre türkiyenin bunu yapma hakkı yoktur, Mustafa Kemal çözümü bulur; yemendeki bu yemenin kuruluşu için imam yahyaya yardım edenleri savaş esiri olarak saydırır.. ve bu kişilere 1926ya kadar yurda dönmeleri için süre tanır..
1926 sonrasında t.c. vatandaşlığını seçmeyenler orada kalır, yemenin kuruluşuna katkı sağlamaya devam eder.. tarihçi Asaf Özkan ın bu konuda çalışması bu tarz söylemlere cevapları da vardır..
bu tarz söyleme kendisinin verdiği bir cevap için bkz.; x.com/asafozkan25/sta...
kendisinin bu konu özelindeki çalışması için bkz.; II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Askerî ve Mülkî Bürokraside Tasfiyeler (bu kitap aslında kendisinin tezi.. kitabı okumak isteyip de temin edemeyen olursa kitabın tez halinin pdfsi için bkz.; tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez... -7. sırada yer alan 320517 numaralı tez..)
bir de tüm bu anlattıklarımı bilerek/bilmeyerek pas geçip gerek burada gerek diğer sosyal medya uygulamalarında gerekse çevremde şu şekil söylemlerde bulunanlar var; #284136259
tamı tamına 13 ülke?
hangi ülkeler bunlar?
günümüzdeki sınırları toplasan t.c.nin birer ikişer il sınırı kadar olan arap ülkeleri, dönemin özerk eyaletleri..
ülke diyerek bunu matah bir şey gibi göstermek nedir?
nasıl hüküm sürmüş? özerklik, para, kişisel, mezhepsel ucu açık imtiyaz vererek..
şöyle bir şey gibi; karşınızda elinde bıçak olan birisi var.. bu kişi bıçakla çevrenizdekileri öldürüyor, yaralıyor.. siz kendisini konuşarak ikna etmeye çalışıyorsunuz, ikna olmuyor, öldürmeye, yaralamaya devam ediyor..
din kardeşi olduğunuzu söylüyorsunuz.. yine fayda etmiyor..
en sonunda bu kişiye para veriyorsunuz, imtiyaz veriyorsunuz.. elindeki bıçağı alamadığınız, para karşılığı sizi ve çevrenizdekileri öldürmekten geçici olarak alıkoyduğunuz kişiye hükmediyorsunuz.. bu mudur?
derdim, osmanlı devletini, padişahlarını, arapları kötülemek değil..
isteğim, dönemin yaşanmışlıklarının ve devamında bu yaşanmışlıklar üzerinden gerçekleşen şeylerin daha bir mantık çerçevesine oturtularak konuşulması, düşünülmesi..
bu yemen isyanları ile osmanlı devletinde ikinci abdülhamidin uyguladığı panislamizmin de bir faydasının olmadığı ortaya çıkar.. bölgedeki sömürgecilik faaliyetlerini engellemek için ikinci abdülhamid buna rağmen ısrarla panislamizm politikasına devam eder..
araplar da ısrarla bir bütün olarak bu politikaya olumlu cevap vermez..
yine bu yemen isyanları ile osmanlı devletinde ilerleyen zamanda ittihat terakkinin uygulayacağı 'osmanlılık' politikasının da olumlu olmayacağına dair emareler kendini gösterir..
1891-1911 yılları arasında devamlılığı ara ara kesintiye uğrayacak şekilde yemen isyanlarının çıktığı süreçte;
-1894te ermeniler sason isyanını çıkarır..
-1895te ermeniler zeytun (maraş) isyanını çıkarır..
-1897de osmanlı-yunan savaşı çıkar..
-1904te makedonya isyanı çıkar..
-1909da suriyede dürzi isyanı çıkar..
-1910da arnavut isyanı çıkar..
-1911de trablusgarp savaşı çıkar..
bu isyanlar, savaşlar sırasında ne panislamist ne de osmanlılık politikalarının işe yaramadığı
görülür..
görmesi gereken gözler görmediği için 1912de I. balkan savaşı, 1913te II. balkan savaşı çıkar..
1914-1918 arasında bu durumu gören askeri, idari kadro II. abdülhamidin panislamist politikasını, ittihat-terakkinin osmanlılık politikasını bir kenara koyar, 1919-1922 arasında verdikleri mücadele sonrası ateşin içindeki anadoluyu kurtarıp kurtardıkları topraklar üzerinde milliyetçilik temelli ulus devlet kurarlar..
youtu.be/mrhBR3yfleg?si=...Mustafa Kemal Atatürk bu konu özelinde şunları der; #264752550
farkındayım ister istemez kitaptan, kitaptaki konulardan uzaklaştım..
yukarıda 'yemen ağıtlarına, türkülerine bu incelemenin ilerleyen bölümlerinde ayrıca değineceğim..' demiştim..
bu konuya da değineyim..
yazdığım bu incelemede daha önce de dediğim gibi yemene anadolu coğrafyasından, döneminin farklı farklı idari bölgelerinden, yıllarca on binlerce erkek toplanıp asker olarak götürülür..
yemene giden bu erkeklerin arkasında kalanlar (eşleri, anneleri, babaları, komşuları, akrabaları, çocukları..) bu gidenleri bekler.. gidenlerin çoğu dönmez..
öyle ki yemene giden çocuğunu ölene dek hasretle bekleyen bir anne bu hasretini mezar taşına dahi işletir; x.com/haberdedektif/s...
(1908de vefat eden bu kadın mezar taşında 12 sene bekledim dediğine göre muhtemelen beklediği oğlu 1896da yemende çıkan isyanı bastırmak için 20 yaşında askere alınıp götürüldü, bu kişinin ihtiyat dönemi pas geçilip 26 yaşında redif birliğine geçirilip 6 yıl daha askerlik yaptırıldı.. belki bu kişi 12. askerlik senesi sonrası müstahfız birliğine kaydırılıp terhis edildi, evine döndü annesinin öldüğünü öğrendi, belki de yemende şehit oldu ama ailesine şehadet haberi gitmedi..)
yemene gidenlerin ardından yakılan, söylenen, yemene gidenlerin yaktıkları, söyledikleri türkülere, ağıtlara örnekler:
gitmeyemeneyemene bölge: çukurova
gitme yemene yemene
karışın toza dumana
bari mektubunu gönder
anamı (bizleri) koyma gümana
askerler bağlar matara
toplar yüklenmiş katıra
sabahaca yatamıyom
neler geliyor hatıra
(uyu yavrum kadersizim)
bir gemiye doldurdular
istanbula bildirdiler
sallar gemi döğer dalga
gül benzini soldurdular
yat da dizimde nazlayım
kara kekilin (kakülün) düzleyim
sene bir gün on ik' ay
hangi bir gün yol gözleyim
(uyu yavrum kadersizim)
alnında parıldar kaşı
ağzında ışıldar dişi
ben getirdim eliminen
geri bana ver yüzbaşı
(ben getirdim iki oğul
birin bana ver yüzbaşı)
yüzbaşılar yüzbaşılar
tabur taburu karşılar
yağmur yağıp gün vurunca
yatan şehitler ışılar
(uyu yavrum kadersizim)
-varsa- dinlemek isteyen için link; youtu.be/hAMDIpiPQ9k?si=...
---------------------------------
askerettilerbeni bölge: rize
asker ettiler beni de
kuram çıktı yemene
vuruldum sol taraftan
kanım akar çöllere
askerim gideyirum da
uğradım handan hana
ateş oldu yanayi da
bizi doğuran ana
ay vuruyi vuruyi de
vuruyi de duruyi
konuştuğumuz yerin de
çimenleri kuruyi
-varsa- dinlemek isteyen için link; youtu.be/HS2GSHNTl84?si=...
---------------------------------
bengidiyomrüştübeyimağlama bölge: sivas
ben gidiyorum rüştü beyim ağlama
köz koyup da ciğerimi dağlama
alay gitti beni burda eğleme
yemene de benim ağam yemene
indi m'ola mehrali bey yemene oy yemene
kurdu m'ola çadırları çimene çimene
oğul.. köz düştüğü yeri yakar kime ne
dert benim vallah kime ne
ben gidiyorum rüştü beyim sana bir nişan
susuzluktan alaylarım perişen
hiç iflah m'olur da yemene düşen
yemene de benim ağam yemene
indi m'ola mehrali bey yemene oy yemene
kurdu m'ola çadırları çimene çimene
oğul.. köz düştüğü yeri yakar kime ne
dert benim vallah kime ne
-varsa- dinlemek isteyen için link; youtu.be/0rZP6VdKcEA?si=...
---------------------------------
havadabulutyok bölge: elazığ
havada bulut yok bu ne dumandır?
mahlede ölüm yok bu ne şivandır?
şu Yemen elleri ne de yamandır?
ah o yemendir gülü çemendir
giden gelmiyor acep nedendir?
orası huştur yolu yokuştur
kışlanın önünde redif sesi var
bakın çantasında acep nesi var?
bir çift kundurası bir de fesi var
ah o yemendir gülü çemendir
giden gelmiyor acep nedendir?
orası huştur yolu yokuştur
giden gelmiyor acep ne iştir?
kışlanın önünde sıra söğütler
yüzbaşı, binbaşı asker öğütler
yemene gidenler babayiğitler
ah o yemendir gülü çemendir
giden gelmiyor acep nedendir?
orası huştur yolu yokuştur
giden gelmiyor acep ne iştir?
-varsa- dinlemek isteyen için link; youtu.be/xFc4-kqtid0?si=...
---------------------------------
kıratkıratnallıkırat bölge: giresun
kırat kırat nallı kırat
yemenin yolları ırak
ben yemene dayanamam
beni erzincanda bırak
elma dalı eğdi m'ola
ucu yere değdi m'ola
asker çavuş öldü derler
validesi duydu m'ola
askerler bağlar matara
toplar yüklenmiş katıra
sabahaca yatamıyom
neler geliyor hatıra
gitme yemene yemene
yemen sıcak dayanaman
kalk borusu çalınınca
sen küçüksün uyanaman
-varsa- dinlemek isteyen için link; youtu.be/FnoWEkxjZHk?si=...
---------------------------------
mızıkaçalındıdüğünmüsandın bölge: erzurum
mızıka çalındı düğün mü sandın
al yeşil bayrağı gelin mi sandın
yemene gideni gelir mi sandın
dön gel ağam dön gel dayanamiram
uyku gaflet basmış uyanamiram
ağam öldüğüne inanamiram
koyun gelir kuzusunun adı yok
sıralanmış küleklerin südü yok
ağamsız da bu yerlerin tadı yok
dön gel ağam dön gel dayanamiram
uyku gaflet basmış uyanamiram
ağam öldüğüne inanamiram
ağamı yolladım yemen eline
çifte tabancalar takmış beline
ayrılmak olur mu taze geline
dön gel ağam dön gel dayanamiram
uyku gaflet basmış uyanamiram
ağam öldüğüne inanamiram
akşam olur mumlar yanar karşımda
bu ayrılık cümle alem başında
gündüz hayalimde gece düşümde
dön gel ağam dön gel dayanamiram
uyku gaflet basmış uyanamiram
ağam öldüğüne inanamiram
-varsa- dinlemek isteyen için link; youtu.be/bryRSH2WJlY?si=...
sözlerini Hasan Ali Yücel in yazdığı ora yemen değil adlı türküyü dinlemek için; youtu.be/4iSjWyP7L1c?si=...
yemene dair anadolunun farklı yerlerinde yakılmış, söylenmiş türküler için bkz.; Yemen Türküleri .. bu kitabın pdf versiyonu için bkz.; files.surkav.org.tr/2/241.pdfkonuilealakalıkitaplaradairbirokumalistesi :
Osmanlı Devletinin Yıkılışında Yemen İsyanları , Milli Mücadele Dönemi'nde Yemen -Türkiye İlişkileri , Yemende Türkler , Ah O Yemen 1904 İsyanı , Dönülmez Yolun Yolcuları , Hicaz Seyahatnamesi , Yemen Ellerinde Otuz Yıl (son yemen valisi mahmud nedim beyin kitaplaştırılmış olan bu anıları 01 ocak 1935 - 21 nisan 1935 tarih aralığında milliyet gazetesinde gün gün 'arabistanda osmanlı imparatorluğu nasıl yıkıldı?' adı altında yayımlanıyor.. şu linke tıkladığınızda; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/gaz... açılan tarihler sayfasından 1935 yılını tıklayın, devamında açılan sayfada yanında yer alan linkleri tıklayıp açılan günün gazetesinin ikinci sayfasına bakın seriyi gün gün göreceksiniz..) , Yırtık Potin , Yemen , Osmanlı Devleti'nin Mısır Yemen Hicaz Meselesi , Osmanlı Arşiv Belgelerinde Yemen ; kitabın pdfsi için bkz; devletarsivleri.gov.tr/varliklar/dosya... (yalnız bu kitapta yemendeki isyanlar sırasında babıaliye yemenden gönderilen bölgedeki isyancılardan sebep bölgedeki askerlerin, yöneticilerin mağduriyetlerini anlatan arşiv belgeleri, raporlar yok ama ne hikmetse imam yahyanın 1922de ankaraya yolladığı rapor var(!).. -pdfde sayfa 401..-)
osmanlı devletinin o dönemde yaptığı ordudaki yeni düzenlemeye dair; Osmanlı Tarihi VIII.Cilt s.354-375 (bu düzenlemenin cumhuriyet sonrası askerler için daha da hafifletilmesine dair düzenleme için bkz. Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları kitabı ordu bölümü..) , Mufassal Osmanlı Tarihi (6 Cilt) - 6. cilt, s.3395-3398
konuilealakalıyükseklisanstezlerinedairbirokumalistesi :
-son osmanlı yemen valisi mahmut nedim bey hayatı ve faaliyetleri (1857-1940):
tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez...
-yemenin osmanlıdan ayrılışı: tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez...
-ingiliz yazılı basınına göre osmanlı dönemi yemen ayaklanması:
tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez...
-ismet inönünün şahsi hayatı, askerliği ve bibliyografyası:
tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez...
-orgeneral ali fuad erdenin hayatı ve faaliyetleri: tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez...
-cemil cahit toydemir askeri ve siyasi faaliyetleri: tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkez...konuilealakalımakaleleredairbirokumalistesi :
-1891 yemen isyanında antalya redif alayı: başarı ve talihsizlikler:
ttk.gov.tr/wp-content/uplo...
-1903 yemen isyanının bastırılmasında mersin redif taburu:
dergipark.org.tr/tr/download/art...
-yemen isyanı ve tokat redif taburu (1905-1906):
dergipark.org.tr/tr/download/art...
-yemen isyanı ve trabzon redif taburu (1905-1906):
dergipark.org.tr/tr/download/art...
-yemende imam yahya isyanının başlaması ve ilk askeri harekat:
isamveri.org/pdfdrg/G01905/2...
-Mustafa Kemal'in yemene tayini ve bununla ilgili belgeler:
dergipark.org.tr/tr/download/art...yemenisyanınıanlatanromanlar :
Yemen Sızısı , Tutsak Yollar , Aşk Çölü , Yemen’imde Aşk Var , Yemen , Yemen! Ah Yemen!
yukarıda adı geçen kitapların içeriği hakkında kısa bilgilerin yer aldığı çalışma için bkz.; dergipark.org.tr/tr/download/art...
bu uygulamada bugüne dek -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için kitap incelemesi yazmıştım..
bu incelemeyi de bu düşüncemden hareketle yazıyorum..
uygulama kullanıcılarının zamanında kısa aralıklarla sık sık çıkan yemen isyanlarını bastırmak için anadoludan toplanıp bölgeye götürülen dedelerinin, akrabalarının orada neler çektiklerini, ne zor şartlarda mücadele verdiklerini bilmelerini isterim..
msb şehit listesi sayfasına girilip şehadet yerine 'şehare' yazıldığında mesela (şuradan bakılabilir; msb.gov.tr/SehitBilgiKapis... ) burada adı, kimliği bilinen 19 şehit çıkıyor.. i.hizliresim.com/gf54axk.png
mesela bu şehitlerden birisinin 20 yaşındaki manisalı ismail oğlu ibrahim olduğu görülüyor; i.hizliresim.com/rf3rf1e.png
neresidir bu şehare peki?
şurasıdır; yeniyemen.net/UploadControl/U...
iki bin metrelik bir dağ ve dağlık alan; yeniyemen.net/tr/p-199196 , en.wikipedia.org/wiki/Shaharah ..
günümüzde sudan sebeplerle, gündelik politikalar uğruna, birilerinin gazına gelerek sürekli arapları güzelleyenlerin zamanında manisalı ismail oğlu ibrahimlerin memleketinden uzaklarda iki bin metrelerde ne için bulunup kimlere karşı savaştıklarını bilmelerini, manisalı ismail oğlu ibrahimlerin nicelerini de düşünmelerini isterim..
kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden -mümkünse- iyi okumalar dilerim..
ya da
kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun..