Gönderi

9/10
·200 syf.·
2019 7. kitabı
Es-Selam Dostlar... Cemil Meriç ile Ali Fuat Başgil’in tavsiye yazılarını okumam ile kitaplığıma kazandırdığım disiplinli çalışma,irade eğitimi ve ahlak üzere yazılmış bir eser… Yazarımız Julet Payot karakter eğiminin önemi ile başlıyor ve özellikle vurguluyor sağlam nitelikli bir eğitim ile karakterin değişebileceğini. Sonrasında başarı için en temel unsurun irade eğitimin olduğunu vurguluyor. Acaba bu eğitim nasıl sağlanır ve günümüzde iradeyi engelleyen unsurlar nelerdir? Eğitimci olarak yazarımızın başarısızlığımızın en büyük etkeni iradesizlik ( irade zayıflığı ) sözüne sonuna kadar katılıyorum. Derslere girdiğimiz zaman malumunuz üzere öğrencilerimizin en büyük sıkıntıları çaba göstermekten ve özellikle süreklilik gerektiren gayretten uzak kalmaları, nasıl verimli bir şekilde başarı sağlanır bilmemeleri… Neticesinde ise hasıl olan şu davranışlar şekilleniyor; Hantallık,rehavet,tembellik ve aymazlık. Soruyum niçin çalışmıyorsun; -Hocam canım istemiyor, cevabı en çok rastlanan zaaflık göstergesi diyebilirim. Peki bu süreçte bizler eğitimciler daha doğrusu büyüklerimizin payı ne? Maalesef ve maalesef dün sitede arkadaşlarla da istişaresini yaptık müfredat öğrenciyi gerçekten tanımaya veya değerlerini ortaya çıkarmaya yönelik değil. Sadece bilgiye dayalı bir sistem dahlinde hareket ediyoruz. Bir örnek veriyim; Öğrencim rapor aldı ertesi gün aynı kağıdı verdim ve arkadaşlarından soruları aldığı için 87 aldı. -Dedim ki olmaz bu haksızlık ki Cuma günü idi.Pazartesi gel yeniden farklı sorular ile sınav yapacağım. Dostlar! Sadece soruların yerleri değiştirdim ve aldığı not;57… Anladım ki bir konuyu fikri ne derseniz artık bütüncül olarak düşünmek ve gün yüzüne çıkarabilmektir asl olan. Yoksa lüzumsuz detaylar ile bilgi yığını ancak gerçekleri gizler ve tembellikle bir olup gözümüzü boyar. Yazarımız öncelikle irade eğitimi için 2 temel unsur ile mücadele etmemizi şiddetle tavsiye ediyor; 1-Tembellik 2- Nefse Düşkünlük Biraz daha somutlaştıracak olursak aslında ahlaki çöküntünün yansıması tembelliktir. Öğrencilerimle muhabbetim iyidir. Özellikle sınıf ortamında değil de ev ziyaretleri ve sosyal etkinlikler vasıtasıyla gönüllerini kazanmanın daha kolay olduğunu düşünüyorum. Numaralarını alırım durum paylaşımlarında beğenilesi paylaşımlarına yorum yazarım, doğum günlerinde veya hasta olduklarında özel mesaj atarım. Hatta geçenlerde üniversite ziyareti dönüşü ne istersiniz dediğimde, _Kız öğrenciler özellikle Bowling i merak ettiklerini ve oynamak istediklerini ama ayıp olur mu mantığı ile çekindiklerini ifade ettiler. Aksaray da görev yapıyorum ve malum İç Anadolu tutucu bir yer. Dedim ki; -Gezi sonu hemen ilk işimiz Bowling oynamaya gitmek:))) Her ne kadar Müdür bey gezi biter bitmez gelin dese de o gün okulu ektik ve Bowlingimizi oynadık:)) Peki geriye ne kaldı ,Üniversite gezisinde Profların saatlerce konuşması mı yoksa Bowling mi…:)) Öğrencilerimiz lisede görev yapıyorum ve 8 saat ders görüyorlar. Resmen ızdırap. Sağ olsun öyle bir müfredatımız var ki öğrencilerimiz tüm sözel sayısal ve eşit ağrılığa dair derslerden anlamak zorunda. Peki enerjilerini nasıl harcayacaklar? Beden Eğitimi en elzem ders olması gerekirken hiç seçilmeyen gereksiz bir ders olarak algılanır saygıdeğer! Müdürlerimiz tarafından… Erkek öğrencilerimle özel muhabbetim vardır, etkinlikler sonunda tatlımızı yeriz ve konuşmaya başlarız. Ve derken sonuç nereye varır biliyormusunuz; Cinsellik evet cinsellik… Ve anlıyoruz ki enerjilerini tüketen, şevklerini kıran ,iradelerini zayıflatan ,hayallerini körelten temel sebeplerden biri de Pornografik filmler… Soruyorum kaçınız pembe romantik bir hayat yaşıyorsunuz? Hayat hep bu şekilde mi devam edecek? Cevap……size bırakıyorum. Özellikle 18-20 yaşlarına giren gençlerimize baktığımızda gencin iradesi mart ayı gibi. Asla hava güzel diyemezsiniz, ya da görünüşte güzel ama bir anda esen rüzgarla hava soğuyup buz gibi bir hava ile değişiveriyor:)))) Bu bağlamda öncelikle gençlere F.Gros’un ifadesiyle Yürümenin Felsefesini öğretmeliyiz. Bildiğimiz anlamda bir yürüme değil tabi ki ama enerjilerini sarfetmeleri için bu şekilde de olabilir yeter ki öğretelim… Ve der ki; ‘’ Aklınıza estiği gibi atamazsınız adımlarınızı. Hangi sapaktan döneceğinizi şaşırırsanız bedelini ağır ödemek zorunda kalabilirsiniz.’’ Yazarımız bu eğimin önceliğinin kötü arkadaşlardan gençlerimizi uzak tutarak başlamamız gereğini vurguluyor. Bu tipler, içi boş muhabbetleri ile karşısındakinin karakterini zedeler. Akıl sağlıklarına dahi zarar verir. Burada veliye de çok büyük görev düşüyor. Unutmayalım ki; Öğrenciye ilgisizlik, gelecek kaygısının olmamasına sebep olur ve hayattan kopar. Benliğini dahi yitirebilir. Değerli Dostlar! Yazarımıza göre İrade terbiyesinde en önemli etkenlerden biri de tefekkürdür. Tefekkür derken; Salt anlamda düşünmek değildir. Düşünme ile birlikte nefse hakim olma ve ruhunda yüce duygular, uyandırmak, erdemli kararlar almasının da yolunu açıp bir bal arısı gibi damla damla karakterinin oluşmasına yardımcı olabilmektir. Neticede kendinden emin ,istikameti doğru ,belli olan bireyler yetişmesinde doğru adımlar atmış oluruz. Ayrıca verimli bir tefekkür ;kelimelerle düşünüp düşünce yapısını tahlil etmek ve hakikate ulaşmaktır. Neticede; Kargaşadan uzak durmak, İçimizi dinlemek, Özümüzü bulmak, Faydalı, nitelikli kitaplar okumak, Hangi davranışın nasıl bir tehlike meydana getirebileceğini derinlemesine düşünmek, Tefekküre dayalı en önemli adımlardır diyebiliriz irade eğitimine dair… Hamiş; "Okumayı ve yazmayı öğrenmenin insana ne faydası var ki, düşünmeyi başkalarına bıraktıktan sonra."der Ernst R. Hauschkam Üstün insani ve liderlik niteliklere sahip, bilge, alanında temayüz etmiş kişiler ‘akademia’ dahil eğitimci ve eğitimde yönetici olursa, yaratıcılık ve ruh birlikte dirilir, canlanır. Bir an önce üniversite ve okullara yaratıcı bir ruh getirmek lazımdır. Eğitimde bir çocuk bile ihmal edilemez; aksi durum, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurur ve doğurmaktadır. Öğrencinin kalbine ne koyduğumuz akademik başarıdan daha da önemlidir. Ve her öğrencinin bir hikâyesi vardır. Unutmayalım ki çocuklarımız, gençlerimiz, Kalbimizin sevinci, hüznümüzün tesellileridir..."
Eğitim
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
··2 alıntı·
6 +1'leme
·
65,7bin Gösterim
37 Yorum
Kitabı okumaya henüz başladım ve düşündüğüm ilk şey, bu kadar eski olan bir kitabın günümüzdeki hala güncel olan problemleri ele almasının ne kadar içler acısı olduğuydu. Şimdi sizin de bir eğitimci olarak deneyimlerinizin bu şekilde olması da beni daha fazla rehavete sürükledi... Yine de ne olursa olsun geleceğe karşı umudumu korumaya çalışmaktayım. İncelemeniz için teşekkürler.
Mutâlî’
Gönderi Sahibi
Rica ederim, var olasınız. Her ne kadar kötü bir durumda olsak da sizin ifâdenizle ümitvâr olmak gerek… Kitabın her geçen gün değer katacağına inanıyorum. Keyifli okumalar!..
Salih hocam emeklerinize sağlık. Her zamanki gibi düşündüren, sorgulatan ve bilgilendiren bir metin kaleme almışsınız. Siz, içinde bulunduğunuz ‘eğitim penceresinden’ olayı neden-sonuç ilişkisi kurarak ve çözüm önerileri de sunarak analiz etmişsiniz. Eğitim gerçekten de bu işin olmazsa olmazı. Ancak ben bu tür konulara hep parça-bütün ilişkisi içerisinde bakmaya gayret ediyorum. Çözüm pastasından aslan payını eğitime vermek gerektiği konusunda hepimiz hemfikirizdir sanırım. Ancak pastadan geriye kalan bölümün de doğru bir şekilde sahiplendirilmesi gerekiyor. Aile, medya, sosyal medya, diğer kurumlar, sivil toplum vs... Herkes bu işin bir ucundan tutmak zorunda. En ince detayına kadar düşünülüp tasarlanmış bir eğitim müfredatı bile, evde Survivor dışında hiçbir şey konuşulmayan bir ailenin içindeki bir çocuğu ne kadar değiştirebilir ki? Bir başka örnek; son zamanlarda youtube’a giren herkesin karşısına ‘tik tok’ adında saçma sapan videolar üretilen bir kanalın yüzlerce farklı reklamı çıkıyor. Reklamların çoğunda, sınıfta ders işlerken sıkılan veya kütüphanede kitap okurken sıkılan gençlerin bir anda kalkıp elindeki kitabı bir köşeye fırlatarak dans etmeye başladığı garip bir kurgu var. Mesaj çok açık: ‘Dersler ve kitaplar sıkıcıdır, hadi onları bir kenara bırakıp dans edin ve eğlenin!’ Siz yazınızda tefekkürün önemine değinmişsiniz. Sizin gibi sorumluluk alan eğitimciler, sonucunda olumlu ve erdemli davranışlara dönüşecek bir tefekkürün önemini ve değerini anlatmaya çalışırken sosyal medya bulduğu her fırsatta gençlere bunun tam tersini pompalıyor. Biraz uzattım, lütfen kusura bakmayın. Gerçekten çok önemli bir konu ve bu konuyla ilgili olumsuzluklar biz hissetmeden hayatımıza girip bir virüs gibi yayılıyor. Bu konularda ilgili kişiler gerekli tedbirleri çok kısa bir süre içerisinde almazlarsa, birkaç yıl sonra bambaşka şeyler konuşuyor olacağız Salih hocam... Allah’tan hayırlısını diliyorum... Değerli incelemeniz için tekrar teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...
Mutâlî’
Gönderi Sahibi
Asıl ben teşekkür ediyorum var olun Necip bey.. İnşallah bu düşünce ve temenniler doğrultusunda nitelikli bir eğitimin tüm alanı kapsaması dileklerimle... Baki selamlar Necip bey....
Kaleminize sağlık hocam 🍃 Böyle bilinçli eğitimcilerin artmasını umut ediyorum, zira gençliğin nereye gidiyor olduğu biraz da eğitimcilerden geçiyor diye inanıyorum. Umutlarımı yeşerten bi inceleme okudum, teşekkürler emeğinize 🍀
Mutâlî’
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum Şule hocam var olasınız...
Kitaptan daha etkili ve anlaşılır bir yorum olmuş. Fikrinize sağlık.
Sayın hocam, maalesef ki haklısınız. Geriye dönüp baktığımda lise ve orta okulu ne kadar boş geçirdiğimi görüyorum. Ama malesef ki bu tenkit ettiğimiz iradesizlik sadece öğrencilere mahsus değil. Aynı şekilde öğretmenlerinde bu konuda muzdarip olduğu aşikar. Tabi bu sorun yetersiz ve ezbere dayalı eğitim sisteminden kaynaklanıyor. Temennim odur ki; sizin gibi temel sorunların neyden ve nereden kaynaklandığını bilen eğitimcilerin sayısı artmasıdır.
Reklam
Çok güzel bir yazı olmuş 19 yaşında biri olarak hepsine katılıyorum ve kendimi bu yönde geliştirmek için çaba sarfediyorum
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.