Yazar Dedikoduları 1- J. R. R Tolkien
Seelamm! Bu gün beraber yeni bir seriye başlıyoruz. Konumuz, yazar dedikoduları. "Yazar Dedikoduları" serimizin ilk konuğu elbette ki favori yazarım olan, Orta Dünya'nın yaratıcısı, dillere destan J. R. R. Tolkien . Onun adını duyduğunuzda aklınıza hemen Yüzüklerin Efendisi, hobbitler, elfler ve o büyülü dillerin karmaşık yapısı geliyor olabilir. Ancak bu efsanevi profesör, yarattığı dünyanın gölgesinde kalmış, en az eserleri kadar ilgi çekici bir kişisel yaşama sahipti. Bugün, o cübbeli, pipolu, ciddi Oxford profesörünün ardındaki insana odaklanacağız. Hayatını değiştiren yasak aşk hikayesi, onu eserlerine ilham veren mitolojiye nasıl yönlendirdi? Efsanevi Beren ile Luthien aşkının arkasındaki gerçek hayat hikayesi neydi? Ve en önemlisi: Yakın arkadaşı, yazar C. S. Lewis ile aralarındaki o meşhur gerginlikler ve derin inanç tartışmaları nelerdi? Bu konu üzerinde özellikle titizlikle çalıştım çünkü yanlış bilgiler orada burada gezinip duruyor. İkisinin de haklı veya hakız olmadığını bu iletide anlayacaksınız! Kılıçları, yüzükleri ve haritaları bir kenara bırakın. Çünkü bugün, Tolkien'in evine, dostluklarına ve kalbinin en gizli köşelerine bir göz atıyoruz. Dedikodu başlıyor! Ama öncesinde: Tolkien Kimdir? Profesör John Ronald Reuel Tolkien, 1892'de Güney Afrika'da doğdu ancak çocukluğunun büyük bir kısmını İngiltere'de geçirdi. Edebi dehasının temelleri bu dönemde atıldı. Oxford Üniversitesi'nde öğrenim gördü ve kısa sürede filolojiye (dillerin tarihsel gelişimi) olan olağanüstü yeteneğiyle dikkat çekti. I. Dünya Savaşı'nda cephede görev aldıktan sonra akademik kariyerine yoğunlaştı. Tolkien, 1925'ten emekli olduğu 1959 yılına kadar Oxford'da Anglo-Sakson ve İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörlüğü yaptı. Bu kariyer, ona Orta Dünya'yı ve onun dillerini (Quenya ve Sindarin gibi) yaratması için gereken dilbilimsel altyapıyı sağladı. Eserleri, özellikle The Hobbit (1937) ve devasa külliyatı The Lord of the Rings (1954-1955), modern fantezi edebiyatının altın standardını belirledi. Peki, bu akademik titizlik abidesinin hayatı ne gibi romantik, dramatik ve dostluk çatışmalarıyla doluydu? İşte asıl ilgimizi çeken kısım... Büyük Aşk ve Esin Kaynağı: Edith Bratt Tolkien’in hayatındaki en önemli ilham kaynağı ve en büyük dedikodu konusu, şüphesiz eşi Edith Bratt'tı. Bu, sadece bir evlilik değil, aynı zamanda Yüzüklerin Efendisi'nin temelini atan, zorluklarla dolu, tutkulu bir hikayeydi. Yasak Aşk ve Nişan Yasağı Tanışma: Tolkien henüz 16 yaşındayken, 19 yaşında olan Edith ile bir pansiyonda tanıştı. İkisi de yetim ve kimsesizdi. Hemen birbirlerine bağlandılar. Humphrey Carpenter 'ın Tolkien (Ciltli) adlı kitabına göre Edith ve Ronald, özellikle kaldırıma bakan balkonu olan Birmingham çay evlerine sık sık gitmeye başladılar. Orada oturup yoldan geçenlerin şapkalarına şeker parçaları atar, şekerlik boşaldığında yan masaya geçerlerdi. ... Onların kişiliğinde ve konumunda olan iki kişiyle, romantizm mutlaka yeşerirdi. İkisi de sevgiye muhtaç yetimlerdi ve birbirlerine bunu verebileceklerini fark ettiler. 1909 yazında, birbirlerine aşık olduklarına karar verdiler. Vasi Kararı: Tolkien'in Katolik vasisi, bu ilişkiye kesinlikle karşı çıktı. Edith bir Protestan'dı ve Tolkien'in okul başarısının düşeceğinden endişeleniyordu. Vasi, Tolkien'e 21 yaşına gelene kadar Edith ile ne görüşme ne de mektuplaşma yasağı koydu! Sadakat ve Bekleyiş: Tolkien, vasiye itaat etti ancak bu, dört uzun yıl boyunca kalbinde büyük bir acı taşıdığı anlamına geliyordu. Bu dört yıllık sessizlik, onun Edith'e olan sadakatini ve aşkının derinliğini gösterir. 21 Yaş Hediyesi, Bir Mektup ve Dönüşüm: Tolkien, 21 yaşına girdiği günün gecesi, yasak biter bitmez Edith'e bir mektup yazarak onu sevdiğini ve evlenmek istediğini bildirdi. Dönüş: Edith, bu sırada başka biriyle nişanlanmıştı! Ancak Tolkien'in mektubu ve aşkı karşısında nişanını bozdu. İnanç Engeli: Edith, Tolkien ile evlenebilmek için gönüllü olarak Katolikliği kabul etti. Bu, o dönem için büyük bir karardı ve ailesinden gelen tepkilere rağmen aşkları uğruna bu fedakarlığı yaptı. 1916'da evlendiler. Orta Dünya'ya Yansıması, Lúthien ve Beren Efsanesi: Bu aşk hikayesi, Tolkien'in evrenine ölümsüz bir şekilde işlendi. "İlk kez Edith'i bir orman açıklığında çiçek açan cicely ağaçlarının arasında dans ederken gördüm." Tolkien, Edith'in bu dansından o kadar etkilendi ki, onu Elflerin en güzel prensesi olan Lúthien olarak kodladı. Edith'e ithaf ettiği bu anı, Orta Dünya'nın en büyük aşk hikayesine ilham verdi: Ölümlü insan Beren'in, ölümsüz elf kızı Lúthien için verdiği mücadele. Mezar Taşı Sırrı: Tolkien ve Edith öldükten sonra, mezar taşlarına sadece isimleri yazılmadı; John Ronald'ın altına "Beren", Edith Mary'nin altına ise "Lúthien" yazıldı. Bu, onların aşkının Orta Dünya'nın kendisi kadar kalıcı ve ebedi olduğunu gösteren en güçlü kanıttır. Dostluk ve Çatışma: C.S. Lewis ile Gergin İlişkiler Tolkien ve Narnia'nın yaratıcısı C.S. Lewis, Oxford'da tanışan ve kısa sürede İngiliz edebiyatının en ikonik yazar dostluklarından birini kuran iki figürdü. Bu dostluk, fikir ayrılıkları, edebi rekabet ve derin inanç tartışmalarıyla doluydu. Tolkien ve Lewis, Savaş'tan sonra Oxford'a döndüler ve sonunda ikisi de kendilerini üniversitenin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde buldular. 1926'da tanıştılar ve bu olay Lewis'in günlüğüne not düştü. Lewis, Tolkien'ı "yumuşak, solgun, akıcı konuşan küçük bir adam" olarak tanımladı. "Onda hiçbir kötülük yok: sadece bir şaplak yeterli." diye ekledi. Tolkien ve Lewis, mesleki hayranlık ve kişisel bağa dayalı bir dostluk geliştirdiler. Küçük yaşta ebeveynlerini kaybetmek ve savaşın dehşeti gibi travmatik deneyimleri paylaştılar ve ikisi de bu deneyimlerden sonsuz bir merak ve hayattaki güzellikleri korumaya yönelik güçlü bir arzuyla çıktılar. Ayrıca ortak ilgi alanlarına da sahiptiler. Tolkien, Lewis'in de katıldığı bir Eski İskandinav okuma grubu kurmuştu ve her ikisi de yeni yazarlardı. "L. bir gün bana şöyle dedi: 'Tollers, hikayelerde gerçekten hoşumuza giden çok az şey var. Korkarım kendimiz bir şeyler yazmaya çalışmamız gerekecek.'" Inklings,Edebi Kulübün Dedikodusu.: 1930'ların başından 1940'ların sonuna kadar Lewis ve Tolkien, The Inklings adlı gayrı resmi bir edebiyat tartışma grubunun parçasıydı. Grup, birbirlerinin arkadaşlığından o kadar keyif alan ve düzenli olarak görüşmeye başlayan iki adamla başladı. Lewis bir mektupta şöyle yazmıştı: Tolkien'in pazartesi sabahları bir kadeh içki içmek için bana uğraması da bir gelenek haline geldi. Burası haftanın en keyifli mekanlarından biri. Bazen İngiliz okul siyaseti konuşuyoruz; bazen birbirimizin şiirlerini eleştiriyoruz; bazen de teolojiye veya ülkenin durumuna dalıyoruz; nadiren de olsa küfür ve kelime oyunlarından öteye geçmiyoruz. Toplanma Yeri: İki yazar, dostlarıyla birlikte Inklings adında resmi olmayan bir edebiyat grubunun çekirdeğini oluşturuyordu. Genellikle Oxford'daki The Eagle and Child (Kartal ve Çocuk) adlı pub'da toplanırlardı. Ne Yaparlardı?: Bu toplantılar, yeni yazdıkları bölümleri, şiirleri ve hikayeleri birbirlerine okuyup, acımasızca eleştirdikleri bir platformdu. Yüzüklerin Efendisi ve Narnia Günlükleri'nin ilk tohumları bu pub masalarında tartışıldı. Büyük Tartışma: İnanç ve Mitoloji Tolkien koyu bir Katolikti. Lewis ise uzun süre bir ateistti. Tolkien, Lewis'i Hristiyanlığa döndürme görevini adeta kişisel bir misyon edinmişti. Tolkien'in Etkisi: Lewis, Hristiyanlığa geri dönüşünde Tolkien'in ve Hugo Dyson'ın argümanlarının kilit rol oynadığını açıkça belirtir. Tolkien'in "mitlerin ardındaki hakikat" argümanı, Lewis'in ateizmden vazgeçmesinde etkili oldu. İkisi felsefenin yanı sıra edebi diyaloglarını da sürdürdüler. Yazarlık kariyerlerinin başından itibaren birbirlerine destek oldular. Hobbit'in el yazmasının bir kopyasını alan Lewis, onu her yerde savundu. Times Literary Supplement'in 2 Ekim 1937 tarihli sayısında şöyle yazıyordu: Gerçek şu ki, bu kitapta daha önce hiç bir araya gelmemiş birçok güzel şey bir araya gelmiş: bir mizah kaynağı, çocuklara dair bir anlayış ve akademisyenin mitoloji anlayışıyla şairin mitoloji anlayışının mutlu bir birleşimi... Profesörün hiçbir şey icat etmediği izlenimi var. Trolleri ve ejderhaları ilk elden incelemiş ve onları, okyanuslarca yüzeysel "özgünlük" değerinde bir sadakatle anlatıyor._ . . . Bunun, yalnızca ilk okumanın kreşte yapılabileceği anlamında bir çocuk kitabı olduğu anlaşılmalıdır. Alice, çocuklar tarafından ciddiyetle, yetişkinler tarafından ise kahkahalarla okunur; Hobbit ise en küçük okuyucular için daha komik olacak ve ancak yıllar sonra, onuncu veya yirminci okumada, içindeki her şeyi bu kadar olgun, bu kadar samimi ve kendi tarzında bu kadar gerçek kılan ne kadar ustaca bir bilgi ve derin düşüncenin olduğunu fark etmeye başlayacaklar. Tahminde bulunmak tehlikelidir: ama Hobbit bir klasik olabilir. Lewis'in kendi eseri, Hristiyanlığa dönüşünü yansıtacaktı. Tanınmış bir ilahiyat öğretim görevlisi ve yazar oldu ve kurgu eserleri dini alegorilerle parladı. İlk romanı Sessiz Bir Gezegenden için yayıncı bulmakta zorlandı ve Tolkien, yeni bulduğu etkiyi ona yardımcı olmak için kullandı. Tolkien , sonunda Sessiz Bir Gezegenden adlı eserini yayımlayacak olan Stanley Unwin'e yazdığı bir mektupta şöyle yazmıştı: "Hikayeyi orijinal elyazmasından okudum ve o kadar büyülendim ki bitirene kadar başka hiçbir şey yapamadım." 1938'de yayımlandı ve ardından iki devam kitabı daha yayınlandı. Oxford Üniversitesi Lewis'i kutladı, ancak ona kadro vermedi. Tolkien ise neredeyse tam tersi bir muamele gördü. Beowulf üzerine yaptığı akademik çalışmalar ve Sir Gawain ve Yeşil Şövalye çevirisi ona geniş akademik ün kazandırmış olsa da, Hobbit'in kamuoyundaki başarısı meslektaşlarının alaylarına maruz kaldı. Ama Jack Lewis'in alaylarına maruz kalmadı. Tolkien, Lewis'i " 1927'den 1940'a kadar en yakın arkadaşı " olarak tanımladı. Lewis, Sessiz Gezegen'den Çıkış'taki ana karakteri Tolkien'den esinlenerek yaratmıştı. Tolkien, Ağaçsakal'ı ise Lewis'ten esinlenerek yaratmıştı. Karşılıklı hayranlığa rağmen, Tolkien ve Lewis'in edebiyat zevkleri çok farklıydı. Tolkien şöyle yazmıştı: İkimiz için de en kalıcı haz ve ödül, birbirimize gerçekten beğendiğimiz –büyük ölçüde– hikayeler dinletebilmemiz veya okuyabilmemiz oldu. Doğal olarak ikimiz de birbirimizin kurgularında bulduğumuz her şeyi beğenmedik. Tolkien ve Lewis arasındaki dostluğu soğutan dramatik bir olay yaşanmamış gibi görünüyor. Tolkien, Lewis'in Narnia yaklaşımını nefretle karşılardı. Ona göre hikayeler, kendi içlerinde otantik bir mitoloji sunmalıydı, belirli bir inanç sisteminin alegorik temsilcisi olmamalıydı. Fantastik kitapların vaaz verir gibi olması hoşuna gitmiyordu. Tolkien, Lewis'in Narnia'yı çok aceleyle ve "dikkatsizce" (yedi Narnia kitabı yedi yılda yayınlandı) yazdığını düşünüyordu. Orta Dünya'yı bu yüzden bir ömür boyu titizlikle inşa etti. Tolkien tüm bu fikirlerini dile getirince ikili arasındaki gerilim arttı. Tolkien'in yazım hızı, Lewis'inkiyle taban tabana zıttı. Yüzüklerin Efendisi'ni bitirmesi 17 yıl sürdü ve kendini yeniden yazmalara kaptırdı. Lewis, "Kendini eleştirme standardı yüksekti ve yalnızca yayınlama önerisi bile onu genellikle bir revizyona sürüklüyordu," diye yazmıştı, "bu revizyon sırasında aklına o kadar çok yeni fikir geliyordu ki, arkadaşları eski bir eserin son metnini umarken, aslında yeni bir eserin ilk taslağını elde ettiler." CS Lewis, sonsuz revizyonları eleştirmesine rağmen, geri bildirimlerinin işleri hızlandırmadığı görülüyor. 'Bana, "Bundan daha iyisini yapabilirsin. Daha iyisini, Tolkien, lütfen!" dediğinde denerdim. Oturur, bölümü tekrar tekrar yazardım. Doğrusunu söylemek gerekirse hobbitleri pek sevmezdi, hele Merry ve Pippin'i hiç sevmezdi." Birbirlerinin çalışmalarına yönelik bu ısrarlı eleştiriler, sevgi dolu bir yerden gelse bile, yıllar içinde etkisini göstermiş olmalı. Tolkien'in Lewis'e 1948'de yazdığı ve günümüze ulaşan birkaç mektuptan biri, Tolkien'in Lewis'in bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir yazıyı eleştirmesinin ardından gelen bir yazışmadan bahsediyor gibi görünüyor. Bence bu, birbirlerine karşı ne kadar sert olabildiklerinin ve araları bozulduğunda ne kadar derinden incindiklerinin iyi bir örneği. Haklı olsam bile, acıya sebep olduğum için pişmanım; ve gerçekten de hâlâ çok üzgünüm, fazlasıyla ve gereksiz yere sebep olduğum için. Şiirlerim ve mektubum, hem yazım aşamasında hem de tüm sürecin önemli bir parçası olan "yayınlanma" aşamasında yazarlığa dahil olabilecek acının aniden ve çok keskin bir şekilde farkına varmamla (bunu kolay kolay unutamam) ortaya çıktı. Algının canlılığı, elbette, derin bir sevgi ve sempati beslediğim senin kurban, benim de suçlu olmamdan kaynaklanıyordu. Ama yarı küçümseyici yarı alaycı kırbacın altında karıncalandığımı hissettim; kalbimin küçük parçaları, sözel katliam için bahaneydi. Tolkien ve Lewis'in dostluğu, Lewis'in 1956'da Joy Davidman ile evlenmesi ve Charles Williams gibi farklı görüşlere sahip arkadaşlar edinmesiyle soğudu. Tolkien, Lewis'in Katoliklik yerine Anglikanizm'e geçmesini ve evliliğini onaylamıyordu. Lewis'in ünü arttıkça ve çevresi değiştikçe, Tolkien kendini dışlanmış hissetti. Kitaplarının birbirine rakip olması da bu gerilimi artırdı. Aslında, bu soğukluk 1950'lerin başında başlamıştı bile. Tolkien'in oğlu Michael'a yazdığı (1950'lere tarihlenen) bir mektup taslağında şöyle diyordu: "Önce Charles Williams'ın aniden ortaya çıkmasıyla, sonra da evliliğiyle ayrıldık. Bana hiç anlatmadı bile; ben bunu olaydan çok sonra öğrendim." İkili birbirinden uzaklaşsa da, 1949'da Lewis'in Tolkien'e "Seni çok özlüyorum" diye yazdığını biliyoruz. Kolay olmamıştır herhalde - insanın birçok ortak noktasına dayanan bir dostluk, solarken acı veriyordur. Yüzük Kardeşliği 1954 yılında yayımlandığında Lewis, bunun "açık bir gökyüzünden gelen şimşek gibi" olduğunu söylemiş ve bir arkadaşına yazdığı mektupta, kitabın "yeni bir çağı başlatmasını" umduğunu söylemişti. O yıl Lewis Oxford'dan ayrıldı, ancak Tolkien arkadaşının yerine Cambridge'de Orta Çağ ve Rönesans Edebiyatı bölümünde kürsü başkanlığı görevini almak için pazarlık yapmaya devam etti. Lewis, 22 Kasım 1963'te 64 yaşında öldü. Tolkien, genç adamdan on yıl daha uzun yaşayacaktı. Tolkien, cenaze töreninden sonra kızına yazdığı mektupta şunları yazmıştı: Şimdiye kadar, benim yaşımda bir adamın hissettiği normal duyguları hissettim; yapraklarını birer birer kaybeden yaşlı bir ağaç gibi: Bu, köklerine yakın bir yerde balta darbesi gibi bir his. Noel Baba Mektupları: Babalık Rolünün Tatlı Dedikodusu Tolkien, sadece Orta Dünya'nın değil, aynı zamanda çocukları için Kuzey Kutbu'nun da yaratıcısıydı. Gizli Gelenek: 1920'den 1943'e kadar, Tolkien her Noel'de çocuklarına Noel Baba (Father Christmas) imzalı mektuplar yazdı . İllüstrasyonlar ve Hikayeler: Bu mektuplar sıradan değildi; Noel Baba'nın Kuzey Kutbu'ndaki hayatını, yardımcısı olan Kutup Ayısı'nın (Polar Bear) sakarlıkları yüzünden çıkan olayları anlatıyordu. Tolkien, bu mektupları kendi elleriyle illüstre ederdi. Kanıt: Bu mektuplar, Tolkien'in profesör ciddiyetinin arkasında ne kadar yaratıcı, ilgili ve esprili bir baba olduğunu gösteren en somut kanıtlardır. Mektuplar daha sonra Noel Baba'dan Mektuplar adıyla kitaplaştırıldı. Casusluk Teklifi ve Film İnatçılığı Tolkien'in hayatına dair iki ilginç ve az bilinen gerçek: Casus Olmak İstemedi: II. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz Gizli Servisi (MI6) Tolkien'e diller konusundaki olağanüstü bilgisinden dolayı kriptoloji (şifre çözme) üzerine casusluk yapması için bir teklifte bulundu. Tolkien, bu teklifi nazikçe reddetti. Akademisyen kalmayı tercih etti. Filmden Nefret Etmesi: Yüzüklerin Efendisi'nin ilk film adaptasyon denemeleri 1950'lerin sonlarında başladı. Tolkien, filmin senaryo taslağını gördüğünde, karakterlerin basitleştirilmesinden ve bazı olayların anlamsızlaştırılmasından büyük bir rahatsızlık duydu. Özellikle Balrog'un konuşması veya Sauron'un görüntüsü gibi konularda yayınevine açıkça "bu bir felaket olur" diye mektuplar yazdı. Tolkien, eserinin görsele dökülmesine karşı oldukça mesafeliydi. Bu dedikodularla birlikte, J.R.R. Tolkien'in sadece karmaşık ve derin bir mitoloji yaratıcısı değil, aynı zamanda tutkulu bir eş, ilgili bir baba ve dostlarıyla sert entelektüel mücadelelere giren bir insan olduğunu görüyoruz. Orta Dünya'daki efsaneler, onun gerçek hayatındaki aşklarından, inançlarından ve çatışmalarından beslenmiştir. Bu kadardı! Hâlâ Tolkien'in hayatını merak ediyorsanız 'Tolkien' adlı kısa-biyografik filminin bulunduğunun altını çizmek isterim. 'Yazar dedikoduları' serisine kiminle devam etmem gerektiğine dair önerileriniz varsa yorumlarda bekleniyorsunuz!! Keyifli günler.
Edebiyat
··
1 +1'leme
·
6,2bin Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ellerine sağlık çok güzel olmuşşş. Duygulanarak ve biraz da arkadaşlıklarının bozulmasına üzülerek okudum… lütfen bu seriye devam ettt 🧡
Ezel Baggins
Gönderi Sahibi
Çook teşekkür ederimm!! Ben de duygulanarak yazdım çok iyi anlıyorum seni🥲 yeter ki iste bı tanemmm🧡
Ezel Baggins
Gönderi Sahibi
Kafa karışıklığı yaratan bir durumu açıklamak istiyorum, dikkatli bir okur "Lewis 1956'da evleniyor ama Tolkien 1950'de yazdığı bir mektupta Lewis'in evliliği yüzünden de birbirlerinden uzaklaştıkları yazılı." diye yazmıştı ona cevap verim zaten ama buraya da yazayım. Durum Lewis'in evliliğinin iki aşamalı olmasından kaynaklanıyor: Tolkien'in 1950 Mektubu: Tolkien'in 1950'de yazdığı mektupta Lewis'in evliliğinden bahsetmesi, Lewis'in Joy Davidman ile olan ilişkisinin ciddileşmesi ve erken medeni nikah aşamasıyla ilgilidir (Joy'un İngiltere'de kalması için yapılan hukuki evlilikler). Tolkien, Lewis'in bu durumu kendisine haber vermemesinden ve hayatına bu tarz bir ilişkiyi hızla sokmasından dolayı 1950 gibi erken bir tarihte zaten kırgınlığını ve uzaklaşmasını dile getiriyordu. 1956 Tarihi: 1956, Lewis'in kanser olan Joy Davidman ile kilise töreni yaparak evliliği resmen arkadaş çevresine duyurduğu tarihtir. Yani, Tolkien 1950'de zaten Lewis'in özel hayatındaki bu radikal değişimden (ve kendisine söylenmemesinden) dolayı uzaklaşmıştı ve mektubunda buna atıfta bulunuyor. 1956 ise bu durumun kesinleştiği ve dostluğun resmen bittiği dönüm noktasıdır. Eksik veya hatalı bulduğunuz yerleri yazmaktan çekinmeyin lütfen ^^
Akıcı bir üslup olmus yazınız. Dostlukları hiç bitmeseymiş keşke
Ezel Baggins
Gönderi Sahibi
Keşke 🥲
Harika olmuş, ayrıca Edith teyzeye de helal olsun. Adam 'sen kafirsin' diye senle 3 sene görüşmüyor, sonra bir mektup yazıyor nişanı atıp adama dönüyorsun yetmiyor bir de din değiştiriyorsun. Nerden bulacağız böyle kadın.
Ezel Baggins
Gönderi Sahibi
Teşekkürler! Edith uğruna kitaplar yazılmayı hak eden muazzem bir kadın🤌🏻 gerçek bir Luthien.
1000 kitabı bu kadar güzel kullanan bir okur daha görmedim emeğinize sağlık yazar dedikoduları serisi acayip dikkatimi çekti yeni yazarlari bekliyor olucam :) Eğer sizin için de uygunsa belki Stephen king içinde aynı şeyi yapabilirsiniz
Ezel Baggins
Gönderi Sahibi
@Mercedeslikatil siz de beni çok mutlu ettiniz teşekkür ederim tekrardan 🤍
Reklam
Vakit bulayım okuyacam😭
Ezel Baggins
Gönderi Sahibi
Unutma 😭