"Yaşarken anlaşılmaya mecburum," diyordu Oğuz Atay, "yaşarken anlaşılmak" istiyordu insanlar. Oysa anlaşılmıyor, yaşarken yalnızlığa itiliyor, eleştiriliyor, öldükten sonra göklere çıkarılıyordu. Yaşarken anlamadık Özdemir Asaf'ı, ölünceyse yanlış anladık...
Çağın vebası: Kalabalıklar içinde yalnızlık... Üç üniversiteye başladı bu yüzden, hiçbirini bitirmedi. Bir başkaldırı olarak gördü edebiyatı; düşünce yazıları, eleştiriler, aforizmalar, haykırış olan dizeler yazdı; insanlar o dizeleri romantik bir şiir sandı. Çoğu kimse haberdar bile değil onun düzyazılarından, asıl inci, henüz keşfedilmemiş kabuktaydı. "Eskiden kızardım. Daha çok konuşurdum. Gülerdim. Gülümserdim. Beklerdim. Umardım. Yaşama sevincimi yitirmedim ama, kızmıyorum artık. Daha az konuşuyorum." Şu satırları okuduktan sonra birkaç gün kendime gelemedim. "Sevilmek için yaşayanlar kampından değilim." Her çağın bir hastalığı var, bu çağın ki de yanlış anlaşılmak galiba... Ülkece yanlış anlaşılmak, bu kadar çok okunurken, hâlâ aşk şiirleri deyip geçilmek...
"İnsan, kaldıkça küflenir, gidemedikçe çürür."
Gitmek istediniz mi hiç?
Gitmek derdine bir kez düşen için artık kalmak da yaradır, der Tarık Tufan, "İnsanın en ölümcül yarası, içinde anbean büyüyen gitme hevesidir." Can yakıyor Edip Cansever, "Durmadan gitmek... Ne ölümünü bilsinler ne yaşadığını." Martin Eden misali bir gitmek, "Orada hiçbir şey yapmama ülkesi, benim de o ülkeye bir biletim var. Hem de sırf gidiş..." O gitti, biz gidebildik mi? Peki ya bir şairin sorduğu gibi, "Gitmek hangi acıyı onarır ki?" youtube.com/shorts/tGrAmjCZ... Kalmak gitmekten zordur, der can alıcı bir yerde, hangisi zor sizce? youtube.com/shorts/ZmiQEZsW...
- Öldüğünü anlamadın mı?
+Anlayamadım. Yavaş yavaş, azar azar öldürmüşler de ondan.
Azar azar ölmek...
"Yaşıyoruz" derken yaptığımız da azar azar ölmekten farklı bir şey değil aslında. Gün dolduruyoruz anlaşılmadığımız hayatın, zorunda olduğumuz için yaptığımız işlerin, yorgun çıktığımız merdivenlerin tam ortasında. Kendimize vakit ayıramadığımız bir yoğunluk... Okuyor musun, diyorum, vaktim olmuyor, diyor. Neden az uyuyorsun, "vaktim olmuyor". En son kendin için ne yaptın peki? Kendine harcayacak bir saatin olmadığı dünyada "yaşıyor musun?" Sevgisiz yaşamak yaşamamaktır, diyor şair. Bir kitapta okumuştum, "Yavaşlatılmış, yıllara yayılmış cenaze törenini insan, yaşamak sayar." Ne tuhaf değil mi? Kendi cenaze törenimizi de kaçırmamış oluyoruz aslında.
"Kendinden korkan kadın bilmez güzelliğini
Aynada anlam arar aynadaki yerine."
"Seni sevmek istiyorum, olmuyor.
Seni sevmemek istiyorum, olmuyor," olmamalar içinde bir yangın insan yüreği.
"Gelmeyecek bir gideni,Olmayacak bir nedeniBeklediniz mi?"
Ne bekle diyor, ne vazgeç. Öldürmüyor ama yaşatmıyor da onun dizeleri... Bir umut ışığı hep var, ama ışık yalnızca, kendisi bir o kadar uzak, bir o kadar zorluk.
"Doğrusu, ben kendime her zaman bir zorluk çıkarmanın yolunu bulma ustası olmuşumdur."
Hepimizin sevdiği bir şiiri var, bölmek istemedim:
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar isteyarsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
youtube.com/shorts/aEu9FK-6...
"Bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi.
Şimdi güzelliklerin bile çirkin."
Öyle iki dize ki bir aşkın seyrini daha güzel hiçbir cümle anlatamaz. Kimse daha iyi tarif edemez.
"Benim söylemek için çırpındığım gecelerde,
Siz yoktunuz."
Ve şimdi sen de yoksun...
"O öldü. Kimse onun öldüğünü anlamadı."
"Ne güzel insanlar vardı eskiden."
O iyi adamlar
o iyi atlara
bindiler ve gittiler.
Bir pazar sabahı yazıyorum bu yazıyı,
Bir pazar sabahı erkenden kalktım.
Bir pazar sabahı insanların uyuduğunu,
Bir pazar sabahı uyanık insanların da uzun yazılar okumayacağının bilincinde olarak.
Ve Özdemir Asaf misali, "anlaşılmadan, anlaşılmayacağını bilerek."
"Benim söylemek için çırpındığım sabahlarda siz yoktunuz," diyebilmek için.
Hasan Hüseyin Korkmazgil misali,
"Soğuktu yeşillerim
soğuktu temmuzlarım en bayram gülmelerimde bile
kar yağardı sabah çaylarıma - sen yoktun."
Bir pazar sabahı,
Yine Özdemir Asaf şiiriyle karşılamak isterim gününüzü:
Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;Öylesine süslü, öylesine saadesin ki...Sen o kadar güzelsin ki sabah,O kadar güzelsin ki.
Bütün EserleriÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 2021305 okunma
Bir pazar sabahı yazıyorum bu yazıyı,
Bir pazar sabahı erkenden kalktım.
Bir pazar sabahı insanların uyuduğunu,
Bir pazar sabahı uyanık insanların da uzun yazılar okumayacağının bilincinde olarak.
Ve Özdemir Asaf misali, "anlaşılmadan, anlaşılmayacağını bilerek."
"Benim söylemek için çırpındığım sabahlarda siz yoktunuz," diyebilmek için.
Hasan Hüseyin Korkmazgil misali,
"Soğuktu yeşillerim
soğuktu temmuzlarım en bayram gülmelerimde bile
kar yağardı sabah çaylarıma - sen yoktun."
Bir pazar sabahı,
Yine Özdemir Asaf şiiriyle karşılamak isterim gününüzü:
Sabah; bir yeni dünya gibi geliyorsun;Öylesine süslü, öylesine saadesin ki...Sen o kadar güzelsin ki sabah,O kadar güzelsin ki.
Kitapları bu yüzden seviyorum, okuyan her insan farklı bir şey anlıyor hocam. Ya hepimiz aynı şeyi anlasaydık! o zaman da hayat tatsız,tuzsuz, renksiz olmaz mıydı? Emeğinize sağlık bir pazar sabahı okudum son satırına kadar ve ışık oldu 🙏
Bugün pazar ve ben bugün kitap okudum sayacağım hemde 3, 4 tane kitap okumuş gibi sayacağım kendimi 1 olacak 2 olacak 3 olacağım çünkü bugün bu kadar güzel bir kitap daha okumayacağım...
Hocam kaleminize sağlık. Daim güzel yazı yazasınız.