Satranç , Stefan Zweig ’in ölümünden hemen önce tamamladığı uzun öykü . Stefan Zweig , bu metni tamamladığında, karısı Lotte ile Brezilya’ya taşınmıştı. Neredeyse tamamı Nazi işgali altında olan Avrupa’dan ayrılmıştı. Yahudi asıllı olması, Nazi’lerin onun kitaplarını yakması onu büyük baskı altında tutuyordu. Stefan Zweig ’in hem maddi açıdan hem de güvenlik açısından sorunlarının bulunmaması, Stefan Zweig’ı İkinci Dünya Savaşının atmosferinden uzaklaştırmaya yetmedi. Gestapoların yaptıklarını duydukça ve izledikçe oldukça karamsar bir atmosfere kapıldı ve sonunda arkadaşlarına yazdığı bir mektupta, “ Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna gücüm kalmadı…” diyerek, 1942 yılında eşi ile beraber hayatını sonlandırır. Satranç’ı işte bu atmosferde kaleme aldı.
Satranç , Stefan Zweig ’ın psikoloji birikiminin ve Nazilere duyduğu öfkenin bir harmanıdır diyebiliriz. Kitaptaki olaylar bir gemide karşılaşan üç kişi çevresinde dönmektedir. Bunlardan ilki Mirko Czentovic, küçük yaşta ailesini kaybetmiş, bir rahip ona acıyıp yanına almıştır. Onu eğitmek istemiş fakat tüm çabaları sonuçsuz kalmıştır. Mikro, kendisine belki yüz kez açıklanmış olan harflere boş gözlerle bakmayı sürdürmüş; çok ağır çalışan beyni en basit ders konularını dahi içinde tutamamıştır. On dört yaşına geldiğinde dahi parmaklarıyla hesap yapmaktadır. Yazara göre bu “kalın kafalı çocuk” mutlak anlamda umursamazdır. Fakat Mirko’nun satranca olan ilgisi keşfedildiğinde olaylar oldukça farklılaşır.
Dünya şampiyonluğuna kadar yükselir. Dr.B. ise bir dönem kraliyet ailesinin avukatlığını yapmıştır. Nazilerin ülkeye saldırmasıyla o da tutuklanmış, kraliyet ailesinin gizli bilgilerini elde etmek amacıyla sorguya alınmıştır. Toplama kamplarına götürülmek yerine bir otel kapatılıyor ve hiçliğe gömülmüştür. Hayatındaki tek değişiklik odasından alınıp sorguya götürülmesidir. Burada kaldığı ve hiçlikle savaştığı zamanlarda orada sorgu memurlarına ait bir satranç kitabı bulur ve onu çalar. Artık ilgilenebileceği bir şey vardır elinde.
Kitapta olan biten her turnuva hamlelerini ezberlediğinde tekrar boşluğa düşer ve bunun için de kendi kendine turnuvalar düzenler. Zihnini ikiye böler: siyah ve beyaz. Kendi kendisiyle savaşır,birbirine düşman kişilikler, bir bölünme… Bir gün bu savaşlar o kadar hiddetlenir ki onun delirdiğini düşünürler ve bir hastaneye gönderirler. Bu sırada Hitler Avusturya’yı işgal etmiştir ve Dr.B sınır dışı edilir. Üçüncü kahramanımız ise bu iki satranç ustasıyla tesadüfen bir gemide karşılaşan ve bir turnuvada karşılaşmalarını sağlayandır.
Kitap, faşizmin insan ruhu üzerindeki baskının nasıl korkunç sonuçlar verebileceği ve bireyin bu baskı altında nasıl parçalanabileceğinin sadece kısa bir anlatımı, örneğidir. Keyif alacağınızı düşündüğüm ve etkileneceğinize inandığım bu kitabı hepinize tavsiye ederim. Keyifli okumalar
Çok güzel bir inceleme olmuş kitabın basında zorlansam bile sevdiğim bir kitap oldu ama filmdeki bazı yerler daha çok aklımda kaldı ürkütücü geldı bana film ve aklımı daha çok zorladı.