İnce Memed 1İnce Memed 3İnce Memed 4İnce Memed 2Yaşar Kemal
İnce Memed serisini bitirdiğimde içimde tuhaf bir boşluk kaldı. Çok uzun zamandır okumak istediğim, hep “bir gün mutlaka” dediğim bir seriydi. İyi ki o gün gelmiş. Çünkü bu sadece bir roman serisi değil; Anadolu’nun, yoksulluğun, zulmün ve en çok da insan olmanın destanı.
Yaşar Kemal’in dili başlı başına bir dünya. Doğayı anlatışı, Çukurova’nın sıcağını, toprağını, rüzgârını sayfalardan taşırması inanılmaz. Okurken sadece Memed’i değil; dağları, köyleri, çukurları, dikenleri, korkuyu ve umudu da okuyorsunuz. Her satırda halkın sesi var.
İnce Memed benim için sadece bir eşkıya ya da bir kahraman olmadı. O, adaletsizliğe karşı çaresiz bırakılmış bir çocuğun büyüyüp isyana dönüşen haliydi. Zulmün insanı neye dönüştürdüğünü, gücün nasıl yozlaştığını, korkunun nasıl nesilden nesle aktarıldığını çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor seri. Abdi Ağa gibi karakterler, yalnızca romanda kalmıyor; insan ister istemez bugüne de bakıyor.
Seri ilerledikçe Memed’in efsaneye dönüşmesini izliyoruz ama Yaşar Kemal onu asla bir masal kahramanı yapmıyor. Acılarıyla, çelişkileriyle, yalnızlığıyla çok gerçek bir karakter olarak kalıyor. Belki de bu yüzden bu kadar etkiliyor.
İnce Memed’i bitirince şunu hissettim:
Bu topraklarda adalet arayışı hiç bitmemiş. Ve edebiyat bazen bir çığlık, bazen bir umut, bazen de bir hesaplaşma olabiliyor.
Geç okudum ama iyi ki okudum.
Unutulmayacak, içimde uzun süre yaşayacak bir seri oldu.