İnanılmaz ama gerçek. Kurgu gibi ama yaşanmış. İncecik bir kitap ama sarsıcı....
Dansa Davet, 1518 yılında Strasbourg'da görülen, dünyanın en ilginç salgınlarından birini konu ediniyor. Dans vebası olarak adlandırılan bu salgın, sefalet, açlık ve çaresizlikten dolayı umudunu kaybetmiş bir halkın çığlığı adeta...
"Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?" s:17
Bir yanda aç, susuz bir halk. (Açlıktan sokaktaki köpekleri, evlatlarını yiyen insanlar, atlarını yiyen subaylar) Bir yanda da dini kullanarak fakir halktan, kiliseye yardım toplayan, endüljans ile kilisenin depolarını yiyecekle dolduran karnı tok, sırtı pek din adamları. (Endüljans yani para alarak cennetten yer satma.) İnsanların gelecekte gidecekleri vaat edilen cennetten toprakla kandırılıp açlığa mahkum edilmesini ve bu dünyalarının kalpsizce cehenneme çevrilmesini görüyoruz.
"Cehennem burada. Öbür taraftaki beni o kadar korkutmuyor."s:16
"...dans et Jérôme, mademki yapacak başka şeyimiz kalmadı!"s:29
Peki bu insanlar böyle bir zorluk içindeyken nasıl oluyor da dans etmeye başlıyorlar? Bu durum o zaman da ne tıp dünyası ne de din adamları tarafından anlaşılabiliyor... İnsanlar onları deli gibi görüyorlar.
"Bir insan acıdan delirdiğinde diğerleri onun acısını değil deliliğini görürler." diyordu Murat MenteşRuhi Mücerret kitabında. Bu insanların da delilikleri görünüyor. Acılarını gören, bilen yok.
Biriken acılarını, bastırılan çığlıklarını bitmek bilmeyen bir dansla dindirmeye çalışıyorlar. Duvarlara çarpsalar, yaralansalar, aç, susuz, uykusuz kalsalar da durmaksızın devam eden bir dansla... Ölene kadar dans.
Tarihin en ilginç olaylarından biri olan bu olay, kitabı okuma nedenimdi. Yıllar önce okuduğum Açlık kitabı da beni epey sarsmıştı, bu kitabın açlığa sefalete daha toplumsal yönden yaklaşmış olması ve birebir yaşanmış olması, eseri benim için daha da etkileyici kıldı. Okumanızı ve düşünmenizi tavsiye ediyorum kitap dostlarım... Umudumuzu hiçbir zaman bu kadar yitirmemek dileğiyle... Dansımız hep mutluluktan olsun :)
"Bu durum, dans salgını gibi acayip bir şekle bürünen aşırı sefaletten kaynaklanıyordur; ıstıraba gömülmüş bir şehrin dayanılmaz gerçekliğinden kaçmanın, hele de yoksul düşmüş halk için, tek yolu dans."
s:25