Gönderi

GERÇEK BİR DESTAN!
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 14:18
Herkese selamlar kitap dostlarım! Bu akşam Yaşar Kemal ’in muhteşem destansı kitabı Ağrıdağı Efsanesi ‘ni inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım. Yaşar Kemal… Yaşar Kemal… Yaşar Kemal!.. Nasıl bugüne kadar senin kıymetini bilemedim, okumayı bu zamanlara bıraktım ben! 2025’te İnce Memed serisi ile başladım yazarı okumaya ve bu da okuduğum ikinci kitabı… Bu nasıl bir dil, bu nasıl bir üslup, bu nasıl betimleme, bu nasıl halk ile bütünleşme, nasıl bir doğa ve coğrafya sevdası, nasıl hem bu kadar doğal hem de bu kadar edebi yazabiliyor gerçekten hayran kaldım bir kez daha… Hani bazı yazarlar vardır ya bir tek satırdan bile tanırsınız onu, işte Yaşar Kemal tam da bu tanıma uyuyor. Her kitabında doğayı bir karakter gibi işlemesiyle, bölge halkının bütün gerçeklerini, çektikleri çileyi, ezenleri ve ezilenleri muhteşem bir şekilde anlatıyor. Yaşar Kemal’imiz olduğu için bir kez daha gurur duydum. Ve külliyatını da bitirmeyi niyet edinmiş bulunmaktayım. Şimdi gelelim kitabımıza… Eser; bir aşk destanı diye geçiyor literatürde ki zaten okuyunca göreceksiniz şiirsel destansı bir anlatı var. Ama asla sadece bu kadar değil… Bir coğrafyanın izini de sürebiliyoruz kitapta, gelenekleri de görenekleri de. İnsanın onuru için, inandığı değerler için, nelere katlanabileceğini, nasıl mücadele ettiğini de görüyoruz Ahmet üzerinden… Mahmut Han üzerinden ise insanın egosu, kibri, makamı için nasıl alçalabildiği, ne derece kötülük yapabildiğini görüyoruz. Haklının kim olduğunu dosdoğru bilmelerine rağmen Paşa’dan korktukları için koca koca Beylerin nasıl da kedi gibi sindiklerini, güç karşısında, otorite karşısında nasıl da gurursuzca, şerefsizce küçülebildiklerini de görüyoruz. Gülbahar üzerinden ise gerçek sevginin, aşkın insana neler yaptırabileceğini görüyoruz. Memo’dan fedakarlığı, Demirci Hüso’dan mertliği öğreniyoruz. Her bir karakter bize bir şeyler söylüyor, her bir gelenek bize coğrafyayı tanıtıyor ve halkın bu gelenekler ile ilgili düşünceleri, bağlılıkları, onların psikolojileri ile ilgili referans oluyor. Yukarda saydığım paşalar, ağalar, beyler; yani ezenler, yaltaklanıp yükselenler günümüzde hâlâ varlığını şiddetle sürdürüyor maalesef modern isimler altında. Ve insanlık var olduğu sürece de devam edecek gibi duruyor. Ama Ahmet’ler, Demirci Hüso’lar, Gülbahar’lar, Memo’lar o kadar azaldı ki… Artık çarkın böyle dönüşüne öyle alıştık ki zaten bir şeyi değiştiremem diye değiştirmeye çalışmıyoruz bile… Hatta kapital sistem bizi öyle güzel uyutuyor ki birçok şeyin farkına bile varmıyoruz ki isyan edelim. Farkına varsak bile isyan edemiyor, bir köşeye sinip kalıyoruz. Kitapta Ahmet ile Gülbahar için isyan eden halkın psikolojisi öyle güzel aktarılmış, bu isyanın görünürdeki sebebinden ziyade yüzyıllardır süregelmiş düzene karşı altta yatan öfkesi öyle güzel ifade edilmişti ki günümüzde özellikle Ortadoğu ülkelerinde ufak gibi görünen sebeplerden nasıl koca koca isyanlar çıkabildiğini anlıyorsunuz. (Tabii günümüzdeki olaylarda dış güçlerin parmağı var büyük ölçüde fakat o ülkelerdeki birikmiş baskı olmasa, halkın bu kadar kolay galeyana gelmeyeceği de bir gerçek.) Kitabın sonlarında Halkın çıkardığı büyük isyan ve Mahmut Han’ın korkup da istediklerini elde etmeleri üzerine Demirci Hüso’nun şu sözleri efsaneydi bence: “Biz hep böyle, her şeyde birlik olsak, kimse bize diş geçiremez. Bize dağlar, şahlar dayanmaz. Hiç kimse… Yeter ki böyle birlik olalım.” O kadar derin ki… Bir topluluğu yönetmek isterseniz eğer onu kutuplaştırmanız yeterli. Sağcı-solcu diye, Türk-Kürt diye, muhafazakar-seküler diye vs vs… Yeterki birlik olmasınlar, çünkü birlik olurlarsa halkın sallayamayacağı koltuk, deviremeyeceği düzen yok. Ama işte birlik olmak, olabilmek o kadar zor ki… Son olarak madem aşk destanı, kitabın sonundaki kırıklığıma da değinip incelememi bitireyim. Ahmet’in saçma tavrına hiçbir anlam veremedim açıkçası. Gülbahar yaptıklarını onu kurtarmak için yapmışken, Memo ile olan münasebeti de hiç ama hiç Ahmet’e ihanet sayılabilecek boyutta değilken, Ahmet neden böyle davrandı gerçekten anlam veremedim. Günümüz prenses erkeklerinin iş ciddiye bininceki zoru görüp kaçması gibi diyeceğim de dilim varmıyor Yaşar Kemal’e saygısızlık olur diye :))) Şaka bir yana, kavuşursan meşk olur, kavuşmazsan aşk okur düsturundan yola çıkıp böyle bir sonu uygun görmüş herhalde üstad ama keşke daha tutarlı olsaymış. Çünkü böyle olunca bana Ahmet bunca şeyi aşkı için değil de inadı için yaptı gibi geldi. Yani mevzu aşk değil de başka bir şey de olsa başladığı işi bitirmek için yine o mücadeleyi verirdi. Gülbahar’a olan aşka özel bi durum değildi yani ve bu durum beni üzdü. Çünkü Gülbahar herkesi karşısına korkusuzca almıştı. Keşke sonu başka türlü olsaydı… Bu arada kitapta bol bol Abidin Dino’ya ait çizimler var ve bu gerçek bir destan havası katmış. Çok güzel bir çalışma olmuş. Ben çok beğendim. Sonuç olarak her edebiyatseverin mutlaka okuması gereken bir eser. Hepinize tavsiye ederim. Kitap ile kalın, görüşmek üzere…
Edebiyat
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
··
1.192 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Üstadın kitapları var benimde okumam lazim aslinda bakalım bu sene okurum biraz kitabını ama alıntıya benim hem içimin yağları eridi hemde düşündürdü biz hep böyle bir olursak kimse bize diş geçiremez diyor ya geçen içimden niye insanlar din,ırk, siyasi , memleket vb ayrımlar yapıyor niye birlik olamiyoruz herşeyi sinemize çekip köşeye niye çekiliyoruz dedim ama cevabını bulamadım maalesef. Tavsiyeni dikkate alacağım okuyacağım kankam eline, zihnine sağlık ✨📚🌼
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Oku kesinlikle, bol bol Yaşar Kemal okumalıyız bu yıl. Niye birlik olamadığımızın cevabı aslında birilerinin birlik olmamızı istememesi… Kutuplaştırma, insanların arasına fesat sokma hep birilerinin işine geliyor maalesef… 🥹 Teşekkür ediyorum yorumun için de kankacım 🙏📚✨
Kitabı yeni bitirdim muhteşem bir inceleme olmuş Sırf Ahmet yüzünden iki puan kırdım prenses erkek tabiri tam ona göre
Emine İnen
Gönderi Sahibi
LULU Öyle maalesef ki… Şimdiden güzel istifadeli tahlilleriniz olsun 🙏🌸
Kitabı okuduğumda ben de benzer şeyleri düşünmüştüm. Ama günümüz sadakat ve ahlak anlayışından çok farklı. Bizim anlayabilmemiz mümkün değil. Şimdi 5-10 yılda değişen anlayışları düşünelim ki kitabın geçtiği tarihler çok daha eski. Bu kitabı, benzer konuların geçtiği her sohbette örnek olarak veriyorum.Benim için de çok farklıydı çünkü.
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Unutulmayacak bir kitap gerçekten de hem karakterleriyle hem de konusuyla. Dediğin gibi günümüz anlayışıyla baktığımızda anlayamıyoruz. Hatta okurken: “Ne atmış be, paşaya ver gitsin. Değer mi onca insanın çilesine…” diye düşündüğüm çok oldu. Ama onların geleneklerine bağlılıkları, sadakatleri bambaşka seviyede… Doğrulu yanlışlığı tartışılabilir ama sadakat ve inandıkları değer için verdikleri mücadele inanılmaz etkileyiciydi…💫🌸