Dimdik ölmek vs. sürüngence, omurgasızca yaşamak...
10/10
·629 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Arthur Schopenhauer kabaca "İnsanın en büyük arzusu yaşamak, her ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaktır." der. Bir fare gibi, bir böcek gibi de olsa, en aşağılık şekilde de olsa, her şeyi, her çirkinliği göze alarak, insanın yaşamayı ölmeye yeğleyeceğini savunur. Friedrich Nietzsche karşı çıkar. İnsanın en büyük istencinin güç olduğunu savunur. "İnsan, gücü elde etmek uğruna gerekirse canından vazgeçer." der. En büyük, en güçlü olmak en vazgeçilmezimizdir ona göre. Bense bu iki önermenin birbirine zıt düşmediğini düşünüyorum. İnsan hayatta kalmak için, çoğunlukla ve çoğu durumda, her şeyi yapma potansiyeline sahiptir. Bunun yolu da mümkün olduğunca fazla güç elde etmekten geçer. Gücümüz kadar savaşır, hayata gücümüz ölçüsünde tutunabiliriz. O gücü elde etmek ve dolayısıyla da nefes almaya devam etmek için her türden aşağılık duruma düşmeye, rahatımız yerindeyken kutsal saydığımız birçok şeyden uçurumun kenarındayken kolaylıkla vazgeçmeye razı geliriz. Çünkü yaşama içgüdümüzün yükü tüm kutsalların üzerine çıkar böyle anlarda. Ve ölüme; ancak tüm yollar tükendiğinde, artık yaşama umudumuz tamamen sıfıra indiğinde, alçalabileceğimiz daha derin bir noktanın mümkün olmadığını gördüğümüzde boyun eğeriz, fakat asla bunun öncesinde değil. Yaşar Kemal ise İnce Memed üzerinden bu durumu o kadar güzel, o kadar betimsel bir biçimde anlatıyor ki hayranlıkla okuyoruz. Dostun düşmanın bir gecede yer değiştirdiği; harcamakla bitmeyecek kadar sevetlerine rağmen koca koca ağaların, beylerin birkaç dönüm toprak için köylüye, mazluma, yoksula kıydığı; bugün kolkola gezen kankardeşlerin yarın küçük bir çıkar çatışmasında birbirine azılı düşman haline geldiği (ve hatta en ezeli düşmanları İnce Memed'in anlık da olsa sıkı dostları oluverdikleri); ve daha ne düşkünlüklerin, ne alçalmışlıkların bir araya geldiği kokuşmuş bir atmosferle anlatır bunu bize Kemal Ağabey. Önceki iki kitapta "Abdi Ağa gider Hamza Ağa gelir, Hamza gider Ali gelir, Ali gider Veli gelir." düşüncesi hakimdi. "Zalimler yalnızca yer değiştirir fakat zulüm asla bitmez." yılgınlığı vardı. İnce Memed 3 'te ise "Bir İnce Memed ölür bin İnce Memed doğar. On bin, yüz bin İnce Memed gelir de milyonlarca mazlum bir avuç semirmiş, doyumsuz domuzun elinde oyuncak olmaz." iyimserliği daha yoğunlukta. Gerçek hayatta bu tatlı, nahif bakışın pek de bir geçerliliği olmasa da, mazlumlar bugün maalesef o bir avuç domuzun altında her zamankinden daha fazla eziliyor olsa da, muhtemelen bu hep de böyle sürüp gidecek olsa da; Yaşar Kemal'in bu haklı isyanı, zalimin suratına ağız dolusu tükürürcesine fırlattığı bu kanla yazılmış cümleler, ayalarımız patlayıncaya kadar alkışlamaya değer. Bakalım bizi İnce Memed 4 'te neler bekliyor.:) Keyifli okumalar.
1000Kitap
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,3bin okunma
·
220 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.