Germinal kitabında madencilerin nasıl zorlu ortamda çalıştıkları, bireylerle ilişkilerini ve yaşamları ve bunun sonucunda isyan ederek, işçilerin zorlu grev öyküsü anlatılır ve bu öykünün sonu, üzücü, başarısız ve mutsuz biter. Bu dönem Fransız devriminden sonraki dönemdir. Bu madenciler, Fransa’nın Montsou kasabasındaki işçilerdir. Bu kasaba Türkiye’deki Soma gibidir. Babadan oğula aktarılan statü vardır. Çocuk doğar madenci olur , onun çocuğuda madenci olur. Ölümleri de genelde madende olur. Çünkü çalıştıkları koşullar çok ağırdır , tünelin 554 metre derinlikte olması da bu ağır şartların en büyük sebeplerindendir ayrıca zamanlarının çoğu madende sefillik içinde geçiyor. Bu yüzden kişisel olarak da kendilerini geliştiremiyorlar. Ellerini yıkadıkları su bile siyah renktedir, çalıştıkları madende hiçbir güven ortamı yok ve sık sık da göçükler olmaktadır. Madenciler bu göçükler altında can vermektedir.. İşte romanda bu şartları çok realist bir şekilde işliyor. Roman da genel olarak görülen kalabalık işçi ailelerdir ve bu kalabalık işçiler bazen 3 metre kare içinde yaşamak zorunda bırakılmıştır . Bu ailelerde yaşayan insanların özel hayatları olmadığı gibi sefalet içinde yaşamaktadırlar. Ailenin dedesi Bonnemort, çocuk yaşlarda madene inmiş ve madende üç kez ölme tehlikesi geçirmiştir. Fakat kurtulmuştur. Bu ailede çoçuklar da dahil olmak üzere 5 çalışan var. Roman da çocuk işçilerin ruh halleri, sorunları hakkında da durulmuştur. Fakat 5 çalışan olduğu halde aldıkları ücretleri toplayınca bile ailenin ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olmuyor. Ve bu genel durum da işçileri isyana, greve götürüyor.
Aynı ücretle, işçiler 10 sene önce geçinebiliyorken geldikleri durumda geçinemez hale gelmiştir. Çünkü aldıkları ücretler firma tarafından düşürülmüştür. Ayrıca firmanın yaptığı kesintiler de işçilerin canını sıkmaya başlamıştır. Bazı işçiler dilenciliğe bile başlamıştır. Çaresizlik hatsafadadır. Firmanın bu davranışlarından rahatsız ve huzursuz olan işçilerin içinde isyan duygusu yeşermeye başlar. Ve devam eden bu kötü koşullar sonucu grev başlar. Bu grevin başlama tarihi 1884 dür. İşçilerin bu grevden sonra beklentisi daha iyi bir yaşam, daha eşitlikçi bir dünya ve Patronsuz bir dünyadır.
Fransa’ya iş aramaya gelen ve işe başlayan Etienne bu grevin fikir babası olmuştur. Ayrıca Maheu’yu ikna ederek bir sendika kurmuştur ve bu sendika da işçileri toplayıp greve gitmiştir. Etienne diğer işçilere göre daha atılgan daha farkındadır. Ayrıca haksızlığıa kolay kolay boyun eğmeyen bir yönüde vardır. Bu özellikleriylede grevin öncülüğünü yapmıştır, madenlerdeki güvensiz ve hijyensiz çalışma ortamı karşısında grev için harekete geçmeye başlamışlardır. Grev isteyen işçiler, diğer işçilerin fikirlerini değiştirmeye çalışmış, durumu anlatmaya çalışmışlardır. Yıllardır sessizce sömürülen işçiler birden ayaklanmıştır ve eşitlik istemişlerdir. Grev, isyan çeşitli çatışmalar yaşanarak ağır şekilde başarısız olmuştur. Maheu da dahil bazı işçiler hayatını kaybetmiştir. Bu isyan her ne kadar başarısz olsa da işçilerin bu devrimci ruhu ve binlerce işçinin yavaşca örgütlenmeye başlaması ve uykusundan uyanması bu tür olayların ileride de yaşanabileceği sinyali verilmiştir.
Germinal , maden işçilerinin maruz kaldığı acımasız sömürünün dramatik sonuçlarını en gerçekçi biçimde resmederken, okuyucuları ahlaki sorumluluklar üzerine bireysel olarak düşünmeye sevk eder. Romanda dramatik yaşam koşullarının incelikli tasviri, iktisadi ilişkilerin dönüştürülemez doğasına fatura edilen adaletsizliklere dikkat çekerken okuyucuyu toplumsal ilişkilerin sınıfsal temelini sorgulamaya iter. Kapitalist sistemin keskin bir eleştirisi böylece ortaya çıkar. Kârı insan onurundan üstün tutan sistemlerin doğasında var olan ahlaki değerlere ilişkin etik soruları da gündeme taşır. Böylece, gelişen bir duygudaşlık içinde, ezilen sınıflarla dayanışma duygusu da teşvik görür.
Germinal yoksulluk ve eşitsizliğin yıkıcı sonuçlarını en gerçekçi biçimde gözler önüne sererken, okuyucuyu zorunlu bir ahlaki ikileme sevk eder. Asgari bir vicdanın; harap gecekondu mahalleleri, tükenmiş bedenler ve ölümcül kömür galerilerinin bitevi tasvirleri ardınca hâlihazırdaki bozuk güç ilişkilerine gösterilen toplumsal kayıtsızlığı sorgulamaması düşünülemez. Fakat ilginç biçimde Emile Zola , işçi sınıfının karşı karşıya kaldığı zorlu koşulları ve sömürüyü olduğu gibi tasvir etmesine rağmen devrimi açıkça zorunlu bir politik yol, toplumsal bir çözüm olarak öne çıkarmaz. Böylece okuyucuya alan bırakarak toplumsal değişimin karmaşıklığı ile ilgilenilmesine imkân tanır.
Emile Zola , eleştirel politik duruşu ile kestirme çözüm önerileri arasına mesafe koyarken, sosyalist temalar arasında geziniyor olmasına rağmen daha geniş bir toplumsal meseleler yelpazesini keşfetme yeteneğinden geri durmaz. Böylece de belirli bir siyasi çözüm önermemiş, belirli bir ideolojiyi desteklememiş olmasına rağmen yaşadığı çağın dinamiklerine kayıtsız kalmaz.
Germinal okurken gerçeklerin acılığından içiniz daralıp bırakmak isteyebilirsiniz. Birileri bunu bir ömür yaşıyorsa ben de okuyabilmeliyim diye düşünün ve bırakmayın lütfen. Bir kaç kere bırakma isteği benden oluştuğu için söylüyorum
Çok güzel ve etkileyici bir kitaptı okumak isteyenlere keyifli okumaları
Çok güzel,açıklayıcı bir inceleme yazmışsınız, emeğinize sağlık." Bizim madencilerimizi dinlesek ne kitaplar yazılır" diye düşündüm okurken ister istemez...