Paşam yine döktürmüş!:)
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Emil Michel Cioran bence en dürüst, insanın içine en güzel ayna tutan bu yüzden de en çok taşa tutulan filozof yazarlardan birisi. İnsan çünkü hoşuna giden, gururunu okşayan konularda sever dürüstlüğü, "tamamen dürüst ol ama asla acımasız olma" ister, böylesi de nasıl olunacaksa.. :) Cioran ise yüzüne yüzüne vurur insanın tüm zaaflarını, bayağılıklarını, çirkin ve mide bulandırıcı yanlarını. Sözleriyle döver o. :)) Umutsuzluğun Doruklarında kitabı ise ilk eserlerinden olmasına rağmen (23 yaşında!) bunu çok zekice yaptığı bir yer. İnsana "Kendine çok fazla anlam yükleme, ardı ötesi zavallı bir insansın!" der. E haliyle de "Medeniyeti inşa ettik, gezegenin kontrolünü elimize aldık, tüm diğer türleri emrimize amade ettik." diyerek böbürlenen insanın hiç hoşuna gider mi bu bakış açısı? :) Cioran aslında cevaplarla, yargılarla, çıkardığı sonuçlarla yapmaz bunu pek, sorularla yapar, okuduğunuz her sayfada sizi beyninize yüklenen onlarca soruyla başbaşa bırakarak yapar. Siz 'gelişim tarihi' dersiniz, o tarihteki yıkımları hatırlatır. Siz 'düşünen hayvan' hayranlığına kapılırsınız, o "bakın bunca düşündük de ne oldu, insan kadar yıkıcı, yok edici, mutsuz başka bir hayvan var mı?" diye sorar. Siz bilinç dersiniz, o "E tüm bunları bilinçli yaptıysak daha kötü değil mi zaten?" diye paylar.:) Friedrich Nietzsche 'ye birçok konuda hayran olmasına rağmen bazı önemli görüşlerde ise tamamen ayrı düşer Cioran. Nietzsche, tarihi hep iyiye, gelişime giden bir çizgi olarak görür, Cioran ise 'tarih yıkımın, yok oluşun çizgisidir' der. Nirtzsche, insanı hayvandan sonra bir ara evre olarak görür ve kendini sürekli aşan, kendi değerlerini yaratan "üst-insan" hayali kurar. Cioran ise "Üzgünüm canım, olduğumuz olabileceğimiz bu, biz buyuz, kabul edelim." der. Hayata bu kadar uzak ve yabancıyken, hatta ondan tüm bilinciyle nefret ediyorken, kendine neden kendini öldürmediğini de sorar. "Çünkü ölümden de yaşamdan tiksindiğim kadar tiksiniyorum." diye de cevaplar sorusunu. "Hem ölmek her zaman, her istediğimde elimin altındaki bir seçenekken, bir gün daha yaşayıp neler olacağını merak etmenin ne zararı olabilir?" diye de ekler. Bu görüşünü yaşamın hiçbir anlamı olmadığını, ölümün ise ancak anlamlı bir şey uğruna/yüzünden olması gerektiğini ekleyerek destekler: "Anlamsız bir şey uğruna ölmekte neden acele edeyim ki?" Tüm dünyadan gazetecilerle yaptığı söyleşileri içeren Ezeli Mağlup isimli kitabında ise intiharı düşünen birçok insanın bu satırları okuduktan sonra yaşamaya karar verdiğini yazdığı onlarca mektup aldığını söyler. Yani sanılanın aksine tüm pesimistliğine rağmen Cioran ölümün değil, yaşamın filozofudur. Umutsuzluğun Doruklarında kitabından bir alıntı ile de bitireyim: "Madem hayat fazlasıyla anlamsız, yaşayalım gitsin işte!" Keyifli okumalar ve yaşamalar! :))
1000Kitap
Umutsuzluğun DoruklarındaEmil Michel Cioran · Jaguar Kitap · 20192,101 okunma
·
538 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Cioran okumak, gündüz yaramazlık yapmış bir çocuğun akşam annesiyle göz göze gelmesi gibi: Suç belli, savunma gereksiz ve kaçış imkansız:) ben onun kitaplarını yarım bırakıp kaçıyorum genelde. Çok huysuz 🥹 incelemeni kaçmadan sonuna kadar okudum ama; o da çok kalpten. :)
M.
Gönderi Sahibi
H.A evet, fazlasıyla huysuz, hınzır ve hırçın :))
Çok güzel açıklamışsınız en kısa sürede okumaya çalışacağım 🌸
M.
Gönderi Sahibi
Emine Akyüz Teşekkürler, keyifli okumalar. 🌻