Tutunmadan Ayakta Kalamayanların Hikâyesi
10/10
·186 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 18:17
Aşık Kemiği, Albertine Sarrazin’in kendi yaşamından, özellikle de cezaevi, kaçış ve bedensel yaralanma deneyimlerinden beslenen, gerçek bir hayattan süzülerek yazılmış bir metindir. Kitabın adını aldığı aşık kemiği, ayak bileğinde bulunan küçük bir kemiktir. Albertine Sarrazin 'in hapishaneden kaçarken aşık kemiği kırılır. Kırılması demek; yürümeyi zorlaştıran, insanı yere daha çok bağlayan, hareketi kısıtlayan ciddi bir sakatlık demektir. Kaçamazsın, hızlanamazsın, dengen bozulur. Ama Sarrazin'in bağlamında mesele asla sadece ortopedik değil. Kaçma imkanı elinden alınmış, hayatla kurduğu denge bozulmuş, sürekli düşme ihtimaliyle yaşayan, ayakta durması bile irade isteyen biri. Yani bu, bedenin kırığı üzerinden ruhun durumunu anlatan bir metne dönüşüyor. Sarrazin'in dünyasında bu kırık; yoksulluğun, toplum dışına itilmişliğin, kadın olmanın yükünün, suçla iç içe geçmiş bir hayatın bedende bıraktığı iz gibi okunur. Kaderle, şansla atılıp savrulmakla ilişkisi vardır. Kırıldığında artık oyun da oynanmaz. Yani şansın da kırılmıştır. Yürüyorsun ama sakat, hayata dahilsin ama eksik, ayaktasın ama her an düşebilirsin. Kitabı okurken bunlar aklınızda dursun. Çünkü Sarrazin'de kimse sağlam yürümüyor. Sarrazin'in kalemi ve üslubu zarif falan değil. Güzel cümle kurmak gibi bir derdi yok. Cümleleri çoğu zaman kısa, kesik; yer yer serttir. Okuru ikna etmeye çalışmıyor, önüne atar, “bak bu böyle” der, açıklamaz. Anlatımı bedenseldir: acı, açlık, yorgunluk, ter, kan, yürüyememe hâli… Her şey vücudun içinden konuşur. Duygu bile düşünceden önce bedende belirir. Sarrazin acıdan edebiyat çıkartmıyor, acıyı süslemiyor, dramatize etmiyor. Ne yaşıyorsa onu koyuyor. Bu metin, bu yüzden bazen rahatsız edici derecede çıplaktır; okurla arasına mesafe koymaz. Sanki hücrede, sokakta, yatakta yanındadır. Teknik olarak buna bilinç akışı ya da daha doğru bir ifadeyle parçalı, kesintili iç anlatım diyebiliriz. Düşünceler değil, tepkiler akıyor. Bir zihnin tutunamaması; bir ihtimali kuruyor, hemen ardından bozuyor. Okur da o savrulmanın içine düşüyor. Anlatıcı mutlu değil, umutlu da değil. Sadece henüz henüz kaybetmemiş olmanın içinde. Olaylar kronolojik değil, duygular netleşmeden değişiyor. Cümleler sebep sonuç kurmuyor. Kimin neyi neden söylediği açıklanmıyor. Okurdan şunu istiyor: dışarıdan bakma, içeride kal. Sarrazin'in hayatı özgür bir hayat değildir. Kimseye bağlı olmadan yaşayabilenlerin değil; kimseye tutunmadan ayakta kalamayanların mecburiyetle sürdürdüğü bir hayattır. Kelebek ’in ön sözünde Albertine Sarrazin’le karşılaşmasaydım ve o kitaba hayran olmasaydım, bu kitabı belki de hiç okumayacaktım. Henri Charrière ’in “Ben o yavrudan daha iyisini yaparım” deyişi, cesaretiyle hayat hikâyesini edebiyat tarihinin en güçlü anlatılarından birine dönüştürdü. Bugün dönüp baktığımda şunu düşünüyorum: iyi ki Albertine Sarrazin bu kitabı yazmış, iyi ki Charrière onu okumuş ve iyi ki bu etkileşimi ön sözünde saklamamış; iyi ki bu zincirin bir halkası olarak ben de buradayım. Bazı kitaplar yalnızca anlatılmaz, başka kitapların da yolunu açar. Kelebek incelemesini okumak isteyenler için bağlantıyı buraya ekliyorum: #285221043
Aşık KemiğiAlbertine Sarrazin · Everest · 201227 okunma
··
9 +1'leme
·
2.949 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitaplar arası bağ kurarak yine çok samimi bir inceleme yazmışsın. Yüreğine sağlık. Güzel incelemeler ruhumu besliyor. Kitaplar kadar iyi hissettiriyor.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Bunu okumak gerçekten iyi geldi😊. Kitaplar arası bağ kurmak benim için de okumanın en canlı tarafı; biri diğerini çağırıyor, insan da o çağrıya kulak veriyor. Ruhuna değebildiyse ne mutlu bana.
İncelemeniz gerçekten çok güzel. Kelebek kitabının ilk incelemesini paylaştığınızda çok etkilenmiş, o vesileyle kitabı okuyup adeta hayran kalmıştım. Özellikle önsözde yazarla kurulan bağ aklımda kalmıştı. Bu incelemenizi okuyunca ise bu kitap da dikkatimi çekti. Merak etmeden edemiyorum: Kelebek’teki o tadı, o duyguyu burada da yakalayabiliyor muyuz? Şimdiden oldukça meraklandım.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim😊🙏. Kelebek incelemenizi ben de okumuştum. Bu kitabı Kelebek’le birebir kıyaslayamıyorum; Kelebek edebiyat, edebi, aksiyon ve yazarın kalem ustalığı açısından bambaşka bir yerde duruyor. Seviye olarak çok farklı. Bu kitapta gerçek bir hikâye ve duyguyu oldukça yoğun vermesiyle beni etkiledi. Ama Kelebek’teki tadı aynen burada da bulmayı beklemek hayal kırıklığı yaratır.
Kaleminize sağlık inceleme yazınız çok güzel… Sizin inceleme yazılarınızın en etkileyici yanı yazarların üslubunu ele aldığınız kısımları oluyor ben oraları çok seviyorum. Kitabı almak istiyorum ✨🌸🫧🌷
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, bunu duymak gerçekten mutlu etti😊🙏. Yazarın üslubu benim için de metnin kalbi oluyor; oraya tutunmadan kitabı anlamak zor geliyor. Umarım okuduğunda sende de benzer bir yerden karşılık bulur.