Kitap içerisinden kitap çıkarma kimi zaman iyi bir durum.Jack London'Yol kitabını okur iken, John Milton 'dan ve Yitirilen Cennet Kitabından bahsetmesi üzerine okuma listeme alıp okuduğum bir eser oldu.
Doğrusu bir roman düşünmüştüm, sayfalar ve satırlar ilerledikçe, Dante Alighieri'nin İlahi Komedya (3 Cilt Takım)' benzer bir epik şiir eseri okumak durumunda kaldığımı belirteyim.
Kitap içeriğine gelince,John Milton’ın 1667’de yayımlanan devasa eseri "Yitirilen Cennet," sadece İngiliz edebiyatının değil, dünya literatürünün de en görkemli epik şiirlerinden biri olarak kabul edilmekte. Milton bu eseri yazdığında tamamen görme yetisini kaybetmiş ve dizeleri kızlarına veya asistanlarına dikte ettirmiştir; bu bile eserin arkasındaki iradeyi anlamak için yeterlidir.
10.000 mısrayı aşkın bu destanda cennete girme savaşı ve insanın cennetten kovulmasının hikâyesi anlatılıyor. Onlarca bölümde cennetin kaybedilmesini, gözden düşen Şeytan'ın ve insanın gözüyle anlama çabası görülüyor.
Milton, Adem ile Havva’nın cennetten kovuluşunu merkez alırken, Tanrı’ya başkaldıran Şeytan’ı da eserin en çarpıcı karakterlerinden biri haline getiriyor.
İyilik–kötülük, özgür irade, itaat ve gurur gibi temalar derin bir felsefi ve teolojik bakışla işlenmekte.
Kitabın çevirmeni Yiğit Yavuz bir söyleşisinde şöyle ifade ediyor.
John Milton , İngiliz edebiyatının en önemli isimlerinden. İsmi William Shakespeare’in hemen ardından anılıyor.
Yitirilen Cennet ise gerek İngiliz edebiyatının, gerekse dünya kültürünün temel kaynaklarından biri ve Milton’a büyük şöhretini kazandıran temel metin. Asırlar içinde sayısız yapıtı etkilemiş; ressamlar, şairler, yazarlar, müzisyenler bu metnin isminden, karakterlerinden, motiflerinden istifade etmişler. Türkiye’de ise Milton fazla bilinmezken, eserinin adının büyük tanınırlığı var.
Milton’ın eseri, Âdem ile Havva’nın yitirdiği cennet bahçesini anlatır, orayı betimler ama söz konusu betimleme, eserin temel amacı ya da ana motifi değildir. Milton, öncesiyle ve sonrasıyla yitirme sürecini anlatır aslında. Biz de o sürece dönük bir isimlendirmeyi tercih ettik ve olası isimler arasından, “Yitirilen Cennet”i uygun gördük. Artık okurlar arasında bu ismin benimseneceğini, tutulacağını ümit ediyorum.
Yitirilen Cennet’te bilhassa Homeros’un sesini duyuyoruz; bir bakıma kendi döneminin Homeros’u Milton: Mitolojik anlatıların ışığını Hıristiyanlığın prizmasından geçirerek şiirine yansıtıyor. Vergilius’un Aeneis destanı ve Ovidius’un Dönüşümleri de, metinde yansımasını net olarak izleyebildiğimiz ve Türkçede çevirisini bulabildiğimiz metinler. Dipnotlarımızda Aeneis’in Türkân Uzel tarafından yapılmış çevirisini ve Dönüşümler’in de Asuman Coşkun Abuagla çevirisini tercih ettik.
Iyi okumalar