SON BİR DİLEK
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Şişenin Cini, Alaaddin’in sihirli lambası gibi masal formunda olsa da anlattığı şey masalsı değil; aksine son derece gerçek ve rahatsız edici. Çünkü konu bir cin değil, insanın arzuları. Hikayedeki şişe, sahibine dilediği her şeyi verebilen bir cin barındırır. Ancak bunun bedeli tabii ki ağır olacaktır. Şişe elindeyken ölürsen, ruhun sonsuza dek cehenneme gider. Üstelik bu şişeden kurtulmanın da bir şartı vardır; onu, aldığından daha ucuza satmak zorundasındır. Robert Louis Stevenson ‘ın bu hikayedeki asıl ustalığı, kötülüğü gürültülü bir şeytanla değil, mantıklı gerekçelerle anlatmasında yatıyor. Kimse zorlanmaz, kimse kandırılmaz. Her karar bilerek alınır. Önce küçük istekler vardır; daha iyi bir hayat, biraz mutluluk, sevdiklerini koruma arzusu… Ama insan bir kez başladığında, durmak giderek zorlaşır. Şişe artık dilekler için değil, kaybetmemek için elde tutulur. Bu noktada hikaye ister istemez Johann Wolfgang Von Goethe ‘nin Faust ’unu ve Honore de Balzac ’ın Tılsımlı Deri ’sini çağrıştırır. Faust’ta insan bilgi ve deneyim uğruna ruhunu pazarlığa açar. Tılsımlı Deri’de her dilek, ömürden eksilen bir parça demektir. Şişenin Cini’nde ise dilekler gerçekleştikçe, kurtuluş ihtimali tükenir. Üçünde de ortak olan şey şudur: Sorun şeytan ya da büyülü nesne değildir; sorun, insanın sınır tanımayan açgözlülüğü ve arzusudur. Bu hikayelerde kötülük çirkin değildir. Aksine düzenlidir, mantıklıdır, hatta ikna edicidir. İnsan neye imza attığını bilir ama yine de imzalar. Çünkü arzu, çoğu zaman akıldan daha yüksek sesle konuşur. Ve insan kendini “son bir dilek” ile avutmayı sever. Ama en büyük masal, insanın kendine anlattığıdır. ‘Bu son dilek olacak.’
Edebiyat
The Bottle ImpRobert Louis Stevenson · Easy Readers · 200812 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.