9/10
·240 syf.··
2018 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2018 21:21
Batıl inanç, mantıksal bir temele dayanmayan inanç ve davranışlar olarak tanımlanır. Yani bilimsel bir anlamı olmayan davranışlarda bulunmak, sözler söylemek, veya inançlara inanmaktır, batıl inanç. Merdiven gördüğünüzde altından geçmiyorsanız, bir şeylere nazar değmesin diye tahtaya vuruyorsanız, yıldız kayarken dilek tutmayı ihmal etmiyorsanız veya kafanıza kuş pislediğinde hemen piyango bileti almaya koşuyorsanız bu kitap tam da sizin gibi batıl inançlılara uygun bir kitap. İlk sayfasından son sayfasına kadar türlü türlü batıl inançlarla dolu, sımsıcak bir anlatı. Bence bu kitabın bir yaşı var ve 30-40 yaşlarında. İlginç bir yorum olduğunun farkındayım; ama kitabı ve yazarın anlattıklarını anlamak için kitapla aynı nesilden olmak veya kitaptan daha büyük bir yaşta olmak gerekiyor. Özellikle 20-25 yaş arası okurlar için bu kitabı okumak, anlamak ve bitirmek bir çileye dönüşebilir. Çünkü ben de başlarda konunun içerisine girmekte bayağı zorlandım. Bu kadar çok batıl inancı bir arada görünce, önce bir afalladım; fakat var olan batıl inançlarımız üzerine düşününce de kitabın aslında oldukça gerçekçi bir kitap olduğuna kanaat getirdim. Açıkçası hayatımdan batıl inançları çıkaralı çok oldu. Ancak öylesine benliğimize nüfuz etmiş ki bu inançlar, sen ne kadar hayatımdan çıkardım dersen de gayriihtiyari bu inançlara uyuyor buluyorsun kendini. Şimdilerin modern tabiri ile "totem" denen şeyler de aslında tam olarak birer batıl inanç. Düşünsenize, hangimiz futbol maçı izlerken totem yapmıyoruz ki? Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, ben anneannesi ile büyüyen bir çocuktum. Anneannem de bütün anneanneler ve babaanneler gibi birçok batıl inanca sahipti. Aramızdaki nesil farkından dolayı onun bu anlamsız batıl inançları bana hem komik hem de anlamsız geliyordu. Birçok defa bu konular üzerine kavga ettiğimizi bilirim. Neymiş efendim, hava karardıktan sonra tırnak kesilmezmiş. Neymiş efendim, beş taş oynarken taş havaya fazla atılmazmış. Neymiş efendim, gece gece fazla gülünmezmiş. Neymiş efendim, akşam vakti aynaya bakmak olmazmış... Hiç unutmam bir keresinde eve misafir gelmişti. Ben de kollarını kavuşturmuş bir şekilde sessizce oturuyordum. Anneannemden yoğun bir kaş göz hareketi yağmuruna maruz kaldım. Anlamadım tabii ne demek istediğini. Aldırmadım da, çocuğuz ya. Misafir gittikten sonra yanıma geldi: "Bir daha misafir varken kollarını kavuşturduğunu görmeyeyim, lan!" dedi. "Neden kız, ne oldu ki yine?" dedim. Anneannem: "Ulan itoğlu, sen neden hiçbir şeyi kabul etmiyorsun da sürekli soru soruyorsun? Sen bu dünyaya soru sormaya mı geldin?" dedi. "Soru sormak da mı yasak, kız? Söyle görem hele neden kollarımı kavuşturarak oturamazmışım?" demem üzerine anneannem ağzındaki baklayı çıkardı: "Senin gibi kollarını kavuşturarak oturan itlerin kısmeti bağlanırmış bir daha açılmazmış da ondan. Ölene kadar sana ben mi bakacağım itoğlu?" İşte kitapta da böyle şahane samimi bir üslup var. Kitabın dili gerçekten çok etkileyici. Özellikle İstanbul Türkçesiyle değil de bir köy diliyle yazılmış gibi duruyor; ama anlaşılmayacak hiçbir satırı yok. Muhteşem diyaloglar var ve okurken adeta tiyatro izliyormuş gibi bir hava veren anlatı var. * Yazımın başında kitabın 30-40 yaşlarında olduğunu söyledim; ama yazarımız bu kitabını yazdığında 20'li yaşlarının başındaymış. Bu kadar batıl inancı bilecek kadar ne günah işlemiş acaba? * Kitabın otobiyografik bir eser olduğu da söyleniyor. Sanırım bu durumda kitabı okuyan herkesin bağrına basmak istediği Dirmit kız da Latife Tekin'in kendisi oluyor. * Tiyatrosu da var eserin. Daha ne olsun? * Bu kitabı toplu taşıma araçlarında okumamanız tavsiye olunur. Çünkü sesli gülerseniz deli muamelesi görebilirsiniz. Ayrıca sevgili anneannecim hiç merak etme kısmetim kapanmadı. Tabii senin uyarın üzerine kollarımı kavuşturmaktan vazgeçmemden dolayı mıdır bilemem orasını; ama benim hayatımda olan her şey zaten senin sayendedir, onu biliyorum. Not: Diyaloglar Latife Tekin tarzı ile yeniden düzenlenmiştir.
Edebiyat
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 201310,8bin okunma
··
5,6bin Gösterim
15 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Şimdi batıl inanç meselesi gülünç ama eğlenceli. Ben severim batıl inançları elbette çoğunun altının boş olduğunu bildiğim için, bana eğlenceli gelirler. Bir de şu mesele var. İnanacağımız her şeyin bilimsel bir temeli olması gerekir mi? Kanaatimce bu görüş bireyi materyalizme sürükler. Materyalizm de insanı insanlıktan çıkartıp mantıksal bir mekanizma haline getirir. Kanaatimce, metafizik ve doğaüstünü de gözardı etmemek icap eder. Eğer salt mantıktan örülü bireyler olmak istemiyorsak. İnsan mantıksal olduğu kadar da duygusal bir varlıktır. Sağlıklı bir bireyin bu iki unsuru dengelemesi icap eder. Bir diğer yorum yapmak istediğim konu da yaş meselesi. Elbette her kitabın bir yaşı vardır. Yorumunuza bu yönden katılıyorum. Ancak bu yorumu yaparken, bireyin yaşadığı coğrafyayı gözardı ettiğinizi düşünüyorum. Bu kitaptaki olguların hepsini reddedecek 50 yaş üstü bireyler olduğu gibi, hiçbir mantıksızlık bulmayacak 20 yaş altı bireylerde vardır. Bu kitap genelinde herkesin takılıp kaldığı, batıl inanış mevzuusu var bir de. Tamam bu kitap batıl inanış konusunu işlemiş olabilir ama bu %10 una tekabül eder. Burada asıl işlenen bir kültürdür. Batıl inanış dışında çok daha önemli konular var. Misal, köyden kente göç. O insanların mücadeleleri, uyum çabaları. Bunlarda en az batıl inanış kadar irdelenmeli diye düşünüyorum. Kalemine sağlık güzel olmuş :) yazı biraz eleştirel oldu, hatamız olduysa, sürçü lisan ettiysek affola. Keyifli haftasonları dilerim :)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Ben de teşekkür ederim. Herkese günaydın :)
Ben de diyorum bizim kısmet niye bağlı. Baksana profil fotoğrafım da bile kollar bağlı :)) Semih emeğine sağlık. Güzel inceleme, güzel anı.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
O fotoğrafa şiir yazılır be Selman :) Belki de çoktan yazılmıştır... :)
Kitaba yaş verme olayına bayıldım:) Ben de bugün kafamda oynayacağım bu oyunu:) Yaş mevzusunun nedenini çok iyi anlatmışsın. Benim tutuyor Allah’tan:) Buluşmaya katılamayacağım kesinleşince kitabı da okuyamadım. Yorumları takip ettim ama. Ebru Hanım kitabı bitirebilmek için serum kullanıyor:) O derece sıkılmış... Senin incelemende ise müthiş bir enerji var! Demek ki insanın doğduğu, büyüdüğü ortam veya anıları, yaşanmışlıklar bir kitaba bakışı da bu denli etkiliyor. Batıl inanç deyince Hüseyin Rahmi’nin Gulyabani’si geliyor aklıma. İncelemesini yazarken ben de batıl inanç konusuna girmiştim. Ancak o kitap daha fantastik yaklaşıyor meseleye. Anladığım kadarıyla bu kitap daha gerçekçi ve dediğin gibi yazarın geçmişinden izler taşıyor. Benim için çok faydalı bir inceleme oldu Semih.Bir önceki buluşmanın kitabını okumaktan incelemelerden sonra vazgeçmiştim. Ancak bu kez tersi olacak gibi. Emeklerine sağlık...
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Buluşmaya ben de katılamıyorum abi. Haziran'da beraberiz ama :) Kitabın yaşı muhabbetinde haklı olduğumu düşünüyorum. Sen bakma inceleme yapanların genellikle beğendiğine. Bence çoğunlukla zorlandı arkadaşlar. Hatta o sebeple inceleme pek yazılmadı. Çünkü dediğim gibi 20-25 yaşlarındaki okurlara hitap etmiyor. Benim farkımsa anneanne faktörü oldu... Ebru Hanım'ın bu kitabı beğenmeyeceğini tahmin ediyordum zaten. Açık sözlü bir şekilde eleştirisini yapmasına hayranım :) Teşekkür ederim.
Kitap benim gibi, sizin gibi anneannesiyle büyüyenler için sanırım daha akıcı ve anlaşılır😊 Çok doğru bir tespit
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Teşekkürler:)