Gönderi

“Gökyüzünde Nehirler Var”
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 22:07
Orijinali, İngilizce dilinde yazılmış bir Türk yazarın romanı:‘There are Rivers in the Sky ’ Öncelikle, bir yazarın iki dilli olması, Türkçe’nin yanısıra İngilizce de düşünüp yazabilmesi büyük avantaj; sanırım farklı dilde sansürlenmeden yazması ona da mesafe ve özgürlük sağlıyor. Bu konuda kendisini takdir ettiğimi de belirtmeden geçemedim. Elif Şafak’ın ‘bu kitabı yazarken çok ağladım’ diyerek bahsettiği son romanı; merkezine tek bir su damlasını metaforik olarak koyan, 2 coğrafyada akan 2 nehir (Thames & Dicle) etrafında gelişen, destansı bir hikâye. Tesadüfün güzeli, kitabın bir kısmını da Ege Deniz’inde su kenarında okumuş olmam.. Kahramanları Arthur, Narin, Züleyha… *Arthur.. 1870’de Londra’da Thames Nehri kıyısında doğan fakir ama zeki bir çocuk. Hayat onu bir gün British Museum girişinde Mezopotamya’dan gelen Asur imparatoru Asurbanipal’ın Kütüphanesi’nin koruyucu Lamassuları (boğa gövdeli kuş kanatlı insan başlı heykeller) ile karşılaştırır. Arthur bundan çok etkilenir ve bu coğrafyayla antik eserleri araştırmaya başlar. Zamanla Asurbanipal’ın Kütüphanesinden gelen kil tabletleri okumayı öğrenir. Bu tutku onu Gılgamış Destanı’nın kayıp Tufan tabletinin ardından yolu Mezopotamya’ya uzanan uzun bir yolculuğa çıkarır. *Narin.. 9 Yaşını dolduran bu Ezidi kızı Irak-Laleş Vadisi’nden getirilen kutsal suyla vaftiz ediliyordu. Doğduğunda sağlıklı bir bebekken, ilerleyen zamanlarda onu vuran hastalık nedeniyle duyma yetisini gitgide kaybediyordu. Doktorun dediğine göre 8 ay sonra tamamen sağır olacaktı. *Züleyha.. küçük yaşta anne ve babasını selde kaybederek yetim kalmıştı. Evliliğinin yıkıntıları arasından sıyrılıp, o da kendini Thames Nehri üzerinde yüzen bir evde bulur. Arthur, Narin ve Züleyha’nın hikâyelerinin farklı zamanlarda geçmesine rağmen, ortak noktalarda buluştuklarını okumak da ilginçti. Kitap hem bu 3 karakterin hikâyesine odaklanıyor, hem de nehirler-barajlar-denizler üzerinden güçlü bir çevre farkındalığı kazandırıyor. Şehirler kurulurken, nehirlerin nasıl gömüldüğünü anlatarak, doğaya ne kadar zarar verdiğimizi yüzümüze vuruyor. Aynı zamanda Ezidiler topluluğunun insanlar tarafından ne kadar yanlış anlaşıldığını ve 1832 ile 2014 yıllarında onlara yapılan zulümleri de anlatıyor. Roman’ın sonlarında yazarın kitap için yaptığı araştırmalarda faydalandığı eserlerin listesi yer alıyor. Böyle olunca ortaya da kusursuz ve üzerinde titizlikle çalışılmış yılların birikimi çıkmış. Kalbimi en çok yaralayan Hasankeyf bölümü oldu. Tarihi güzelliklerimizin böylesine müdahale edildiği için hep kızmışımdır. Kitabı okurken en çok bahsedilen Asurbanipal’ın Kütüphanesini hayal ettim. Kitabı okurken puan kırdım, o da şu oldu; Ezidilerle ilgili yanlış algıların düzeltilmesinde açtığı konuyu, bunu yaparken İslam’ın şiddetle özdeşleştirilmesi rahatsız ediciydi. (Allah’ın kafirleri kandırmayı meşru kıldığı’ ve ‘Müslüman olmayı reddedenlere yönelik tehditler’ gibi ifadeler yer alıyor). Türk ve İslam düşmanlığının yaygın olduğu bu dönemde, bu sözlerin ardından İslam’ın aslında böyle olmadığını ifade eden birkaç cümle beklerdim yazardan. Dünyada çok satan bir kitap olduğu için, bu tür şeyler haliyle yanlış algılamaya müsait oluyor. Onun dışında yazarın edebi dili ve çevirisi başarılıydı. Kitap boyunca, kitabın adının geçtiği bir cümleye rastlamadım. Yazarın neden kitabın adını böyle koyduğunu merak ettim; “gökyüzü”, insanların farkında olmadığı bağları, “nehir” ise hayatların akışını temsil ettiğini düşündüm sonra. Böyle bir açıklaması olabilir. Son olarak kitaptan çok beğendiğim bir söz: “En âlâ göçmendi su; yolda olma halinden bir türlü çıkamaz,asla bir yere yerleşemezdi…” (s. 100’den alıntı). Ben de bir göçmen olarak belki de bu yüzden deniz ve suyu severim.. Kurgusu güçlü, kitap hacimli, ama konusu gibi su gibi akıyor. Zamanlar arası kurgudan, mitoloji ve tarihten hoşlananlar kitabı okusun…
Roman-Edebiyat
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,699 okunma
··
2 +1'leme
·
2.444 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitaba ismini veren kismiyla ilgili kitabin sonunda su notu dusmus...Suyla ilgili tüm okumalarımı çok sevdim ve çok değer verdim ve her ne kadar konu hakkındaki geniş literatürün hakkını veremesem de özellikle Brian Fagan’ın Elixir: A Human History of Water; Helen Czerski’nin Blue Machine: How the Ocean Shapes Our World; Fred Pearce’ın When the Rivers Run Dry; Tristan Gooley’in How to Read Water: Clues, Signs and Patterns from Puddles to the Sea; ve Amy-Jane Beer’in The Flow:Rivers, Water and Wildness kitaplarından bahsetmek istiyorum. Sonuncu kitabı okursanız, romanın ismine ilham veren dizeyle de karşılaşırsınız.
Yani kitabin ismini kitapla ilgili calisma yaparken okudugu bir dizeden esinlenerek vermis
İnceleme için teşekkür ederim listemde olan bir kitap kaleminize sağlık
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Evet çok katmanlı bir kitap. Biraz bu konulara meraklıysanız hoşunuza gider. Keyifle okuyun siz de✨📖
Hasankeyf'in verdiği tarihi hissiyat bir başkaydı gerçekten. Ve aslında hepimiz birer göçmeniz, Allah'ın bizim için yarattığı yeryüzüne sığınan.
Kitabın son cümlesinden şöyle bir alıntı ekleyeyim: “Ve eğer masum bir hayretle yukarı bakarak dünyayı bir bebeğin gözlerinden görebilseydik, biz de gökyüzündeki nehirleri seyredebilirdik. Dur durak bilmeden akan o güçlü nehirleri. “Yazarın kitaba neden böyle bir isim koyduğuna dair bir fikir verebilir.
Kitabı okumadan anlattıklarını kafamda canlandırdım içeriği öyle güzel sunmuşsun ki ;içim sıcacık oldu. Bende bin muhteşem güneş kitabında aynısını düşünürüm bu isim ne alaka diye o kitapta aynı şekildeydi. Eleştirilerin bile çok naif. Yüreğine sağlık.
Funda Usta
Gönderi Sahibi
😊yaa.. Evet, kitabın adını da yorumlamak bende bir alışkanlık oldu. Beğendiğiniz için çok mersi. 🌸
Reklam
Güzel bir inceleme olmuş Funda hocam👏👏 geçen kitapçıda gördüm epey pahalı geldi almadım. Ama bu inceleme sonrası kampanya indirim bi şekilde almak farz oldu 😎😎😎
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Evet, kitap fiyatları artık cep yakıyor. Artık ne aldıysak kâr. Keyifle okuyun siz de✨📖
Bizim Hasankeyf'te geçen bu eserden haberim yoktu, elinize sağlık 🙏
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Orada geçen bazı alıntılar da paylaşmıştım aslında, bknz: #294337752 ve #294339702 ‘Dicle Nehri kıyısında yer alan antik bir yerleşim yeri olan Hasankeyf (bir zamanlar bilinen adıyla Castrum Kefa 'Kaya Kalesi') su seviyesi 60 metreye yükseldiği anda sular altında kalacaktı.’ diye bahseder (s.50)