Uykusuz gecelerin saatleri ilerledikçe, yakında öleceği için bir çeşit hüzün duyduğu da olur.
Nice güneşler doğacak, Göremeyeceksin.
Yaz yağmurları yüzünü okşayamayacak,
Karpuz dilimlerini ısıramayacaksın.
Hanımelilerin kokusu
Senin için artmayacak
Karanlık basarken.
Kurumuş bir yapraksın sen,
Toprağa karışacaksın.
Sonra güneş doğar ve ihtiyarın yaşama içgüdüsü ölüm özlemini yenilgiye uğratır:
Ölümün mağarasından Gün ışığına çıktı.
Güneş ne güzelmiş,
Ne güzelmiş kıyıda koşan çocuk
Kayalara martılar gibi konan âşıklar,
Açıklardaki beyaz tekne.
Ne güzelmiş Karacaahmet'de Adsız bir ölü olmamak.
Arif Bey, bu okuduklarımı gülümseyerek dinliyordu. "Gerçekten şiirsel dilin gücü başka" dedi. Ve arkasından ekledi "Yaşamak, yaşadığının bilincinde olmak, yerçekten yaşadığını bilerek yaşamak!" Durdu, çevresine baktı. "Biliyor musunuz, Doğan Bey, merak ediyorum; acaba buradaki insanlardan kaç kişi gerçekten şu anda yaşadığının farkında? Kaç kişi şu anda yaşamanın bir mucize olduğunun bilincinde?
Yanıtlamadım; ikimiz de cevabı biliyorduk.
SavaşçıDoğan CüceloğluMina UrganBir Dinozorun Anıları