Gönderi

10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2018 107. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2018 01:05
Ölüm... Bu hayatta hep bir anlam arayışı içerisindeyim, varoluşumu sorguluyorum. Kitapların arasına gömülüyorum, gömülüyorum ki çözümleri bulayım. Kitapları hep bu yüzden sevdim. Yalnız olduğum zamanlar oldu, ruhsuz olduğum zamanlar oldu. Acılara, mutsuzluklara ve üzüntülere bile karşılık vermediğim veremediğim zamanlar oldu... Hep çözümü kitaplarda buldum. Kalkıp Yabancı'yı okudum ya da Yeraltından Notlar'ı. Belki bir çözüm bulurum diye... Bazen de hayata anlam arama çabası içerisine girdim. Kendimi felsefe kitapları arasında buldum... Peki ya Ölüm? Albert Camus'un da Sisifos Söyleni'de dediği gibi: "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır,intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak..." Peki soruyorum sizlere, Hayat gerçekten de yaşamaya değer mi? Cevap herkes için farklı olabilir ama ben yine cevabı kitaplarda aradım. Üst üste bilerek üç tane kitap okuyacağım dedim bu konu için. İlk ikisi bitti ve en zor olanını en sona sakladım. Ölüm hakkında konuşmak gerekirse yazarın da dediği gibi "Yalnız ölüm kurtarır, bizi bütün aldanışlardan..." Ya da benim dediğim gibi "Ölmek zahmetli bir iş oysaki Dedim ya hani Ben bi’ keresinde öldüm Gömülmem 49 yıl aldı" Evet,ölüm benim için her zaman bi' merak konusu olmuştur. Ki bunun yanında ölüm şekilleri de... Mesela Mehmet Pişkin'in intihar şekli :youtube.com/watch?v=ZBV0iHj... ya da Otto Weininger gibi Beethovenin evinde kafasına sıkmak... Ya da Stefan Zweig gibi eşinin ellerini tutarak beraber veda etmek bu dünyaya. Farklı farklı intihar şekilleri var ve çoğu da ölümüne bile anlam katmaya çalışıyor. Peki Derviş sen neden bunları anlatıp duruyorsun, bunların incelemeyle ne alakası var? diye sorduğunuzu duyuyorum. Çünkü bu kitapta bence ölümle alakalı... Sadık Hidayet'te intihar etmiş. İlk öğrendiğim anda üzüldüm. Bu dünya yalnız insanlar için çok dar... Ve evet anlayabiliyorum onları. Karanlık gecelerde gökyüzüne bakmaya çalıştıklarını hissediyorum, öyle dört duvar arasında sıkışıp kaldıkları anlardaki haykırışlarını kulaklarım sağır olurcasına duyuyorum... Ağır bir kitaptı evet. Hem de çok ağırdı... Yalnız bir insanın, anlaşılmayan bir insanın haykırışlarını duydum resmen kitabı okurken. Ve birçok alıntı yaptım ki geneli ölümü övüyordu... Bu konu tartışılır. Ama gerçek anlamda üzüldüm. Bu dünyadan çoğu insan mutsuz göçmüş buna üzüldüm. Kitap hakkında gördüğünüz gibi hiçbir şey anlatmadım. Niye diye sorarsanız? Bana bunları yazdıran ve derin bir hüzne boğan bir kitabı anlatmama gerek mi vardır? Herkese iyi okumalar dilerim...
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
··
81 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ölüm şekli demişken Yukio Mişima'nın ölümü de fenadır.
Ömer Gezen
Gönderi Sahibi
Araştırayım hemen :)
bu tür kitaplar, çözüm yerine melankolinin dibini yaşatıyor..ama seviyorum okumayı
Bir de ne alemdesin diye sorduğumda garipsemiştin, ne olabilir ki diye. Bak işte. Altında ezilmek istediğin ağırlığa ulaştın sanırım :) Sen yine de çok yüklenme kendine. İnsanız biz, çok yüklenmeye gelmez. Ölüm de herkes için farklı evet ama bırakalım da ölüm kendi zamanını seçsin. Eminim ki en doğru anı bulacaktır. Bakma her ölüm erken ölümdür diyen şaire. Her ölümün vardır bir hikmeti; kendi geldiği sürece. Ölümü bekleyelim her an, yarın yokmuş gibi; bir şey bırakmayalım yarına. Ama onun da en doğru anda çıkıp geleceğine inancımızı da yitirmeyelim. Yoksa nasıl yaşanır? Ya deliririz yahut öleceğimizi unuturuz.
Ömer Gezen
Gönderi Sahibi
Dediğim gibi bazı insanlar için hayat yeteri kadar iyimser olmuyor. :(