9/10
·144 syf.··
2018 70. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2018 22:43
Hepimizin felsefeye az buçuk kenarından köşesinden dokunmuşluğu vardır. Üniversite zamanı felsefe; coolluğun, aykırılığın belirtisi olarak görülür. Lise zamanı ise zorunlu dersler sebebiyle- ne kadar anlayacaksak- felsefenin figüranları aykırılıkları ile hepimizin ilgi odağı olmuştur. Hatta bu etkiden dolayı çoğumuz felsefe hocalarımızı da aykırı adamlar olarak tasavvur etmişizdir. Gerçi çoğu öyledir her ne kadar biz kendilerini yeterince tanımasakta.. Benim de herkes gibi temasım vardır. Felsefecileri de az çok bilirim. Öncelikle İmmanuel Kant. Lise hocamız Kant’a hayrandı, ağzından düşürmezdi. Oradan bilirim. Nietzsche , Sartre ve Camus’u ise populeritelerinden. Bir dönem felsefe ile de ilgilenmiştim, daha doğrusu ilgilenmeye çalışıp Platon’un Devlet’inden üç kitap okuyunca pes etmiştim. O dönemden de ilk dönem filozoflarını bilirim. Haklarında tek kelime bilmediğim filozoflarda vardır. Bunlardan birisi de daha bir ay önceye kadar Schopenhaur’du. Ta ki dusunbil.com/schopenhauer-he... makalesini görene kadar. Bilmemenin, duymamanın cezasını da ağır ödedim diyebilirim. Adam beni eline bir aldı, yer misin yemez misin, okuduğumdan beri sopalıyor. Hayatımda ben böyle dayak yemedim. Tüm tabularımı sarstı. Bu dayak iyi de oldu. Biraz kendime çeki düzen verdim, vermeye çalışıyorum. Öyle sarsıldım ki anlatamam. Hala da tam bir çıkışı yolu bulabilmiştim değilim. Mesele okuma meselesi. Ben bulduğum tüm boş zamanlarda okurum. Heralde bana 1 hafta kitap okumayı yasaklasalar kafayı yerim, boşluktan. Peki niçin okuyorum? Bunun cevabı yok. Keyif almak için mi, hayır. İnsan tüm zamanını keyif almak için harcamaz. Yazmak için mi, kendim öyle desem de düşününce hayır. Yazmak için neredeyse hiçbir çabam yok. Yazmak isteyen insanın; okumak kadar yazmaya da vakit ayırması icap eder. Ayrıca yazmak isteyen insanın da sistematik olarak okuması icap eder. Bir dönem bu sistematiği tuttursam da bunu sürekli hale getiremiyorum. Bir öyle bir böyle olmuyor. Diyebilirsiniz ki kitaplar hayattan bir kaçıştır illa sebebi olması gerekmez. O halde şunun cevabını da vermemiz icap eder, kitaplar için yaşanan bir hayat hayat mıdır? Bana kalırsa hiç kitap okumamak ne kadar kötüyse sadece kitaplar için harcanan hayatta bir o kadar kötüdür. Kitap hayatımızın tamamı değil bir parçası olmalıdır. Kitap tüketmemeli kitap okumalıyız. Okuduğumuz kitaplardan da gerekli donanımı sağlayıp bunu hayatlarımıza yansıtmalıyız. Bir an kendimi okul hocası gibi hissettim. Neyse kitaba geçelim :) Kitapta sizi ilk karşılayan çevirmenin makalesi, şu felsefe kitaplarında en kızdığım mevzuu. Vallahi kendimi keriz gibi hissediyorum onları gördükçe. Yahu 150 sayfa kitap alıyorsun, filozofun yazıları 50. Sayfada başlıyor. Buradaki metine de aynı derece de gıcık oldum. Çok da karışık yazmış. Filozofu anlamak daha kolaydı vallahi. İkinci kısımda ise beni, cafrande.org/insan-mutlulugu... makalesi karşıladı ki kitabın en sevdiğim kısmı oldu. Yukarıda bahsettiğim sorunlarım karşısında yalnız olmadığımı anlayıp bir vicdan rahatlaması yaşadım. Tavsiye ederim çok güzel konulara değinmiş. Üçüncü kısımda yer alan okumak konusunun özünü filozof ile tanıştığım kısımda verdim :) Dördüncü kısımda yer alan yazmak ve üslup konusu da benim için çok keyifliydi, her ne kadar bazı kısımlarda anlaşamasakta. Özellikle üslup konusu çok iyiydi. Ayrıca Alman dilinde verilen yapıtların neden başarılı olduğunun ve daha önceden sitede yazmaya ilişkin sormuş olduğum iki sorunun cevabını filozofun ağzından aldım. Son kısımda yer alan düşünmek konusu ise hiç anlaşamadığımız konu oldu. Kitabı okuyan arkadaşlarla bu konuya ayrıca tartışabiliriz. Kitap genel olarak iyiydi. Ufkunu genişletmek isteyenlere tavsiye ederim. Ancak şunu da belirteyim ki biraz ağır tabirler ile– ahmak, bön vs- karşılaşacaksınız. Zira filozofun eli baya sopalı. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Felsefe
Okumak, Yazmak ve Yaşamak ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20134,835 okunma
··
3.757 Gösterim
17 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok güzel inceleme olmuş.. Elbette ki mesele okumaktan ibaret olamaz aksi halde, edebiyatın yoğun olduğu son birkaç yüzyıl öncesindeki bütün insanların boşuna yaşamış olduğu sonucuna varırdık ki tam tersi belki de eski adamların pek çoğu bizden daha dolu daha güzel yaşadılar. Gerçekten de çok okumaktan kasıt ne olabilir ayrıca evet, önemli olan bana göre de çok okumaktan ziyade nitelikli okumak ve kendi ihtiyacımıza göre okumaktır. Geleceğimizi bilmiyoruz fakat geçmişimizi ve bugünümüzü bulduğumuz kitaplar sanırım bize en çok hitap edenler.. Kitap kovalamak yerine yazar kovalamak da sanırım iyi bir okurun varacağı son nokta. Bütün dayatmalara karşıysak, kendi aklımızla ve kalbimizle hareket edeceksek eğer, istediğimiz kitaplara yönelmek de bunun kaçınılmaz sonucu olmalıdır diye düşünüyorum, ona buna kim ne okumuş diye bakmadan..
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Ben okuma konusunda en net çizgilere sahip insanlardan birisiyimdir. Daha önceden takipleşiyorsak fark etmişsinizdir. Misal, bir dönem rus edebiyatı okudum 4-5 ay yada yakın dönemde sadece Türk edebiyatı okuyorum. Bunun dışında birkaç takip ettiğim yazar daha var. Aylık, dönemlik planlarım hep var. Ama o kadar çok ilgi çekici kitap var ki ben bile bu çizgiyi bozmak zorunda kalıyorum. En büyük örneği de Türk Edebiyatına yoğunlaşmışken felsefe okumam ki en çok da beni okumalarımdan kopartan filozoflar 😊 Nietzsche, Sartre, Platon -Sokrates'in diyalogları -, Schopenhaur sürekli aklımda.
Bu incelemeden sonra ben bu kitabı okurum abi.
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Çanakkale Milli Park'ına gidersin yada Özgürlük Parkına oturursun, off pufur pufur, deniz esintisi yada yemyeşil koyu gölge😊
Oh yeah! Şu an yerinizde olmak için neler vermezdim... Bir an Arthur amcayı ilk okuduğum zamanlara gittim. Tıpkı çocukluktan ergenliğe ya da ergenlikten erişkinliğe geçerken ki şaşkınlık gibiydi. Dünya yine aynı dünyaydı, ancak bakıp görmediğim bir çok yönü olduğunu fark etme anları. Ah, keşfin verdiği heyecan ve mutluluğu ne verebiliyor ki? İçselleştirme, benimseme ve anlama konusunda iyi bir inceleme olmuş, İbrahim Bey. Emeğinize ve kaleminize sağlık. Teşekkür ederim.
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
İncelememde de bahsettiğim gibi ben çevirmenin yazdığı makaleyi daha zor anladım 😊 Özellikle yazmak ve uslup üzerinenin bulunduğu kısımdaki düşünceler çok tanıdık geldi. Yalnız bir ara parantez vardı,İnsan düşünen bir hayvandır, ın antitezi bilmiyorum hatırlıyor musunuz, o kısmı bende birkaç kere okudum. Belki bu eseri daha kolaydır yada dediğim gibi beni ilgilendiren konulara değindiği için daha kolay kavramışımdır.
"Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" diye sormuş Kafka gerçekten okumanız ve incelemeniz bu zahmetlere gayet değmiş gözüküyor ne mutlu size. Fikirlerinizi ve yorumlarınızla da içeriğe dair güzel bir inceleme yapmışsınız, ellerinize sağlık . .
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Aslen göstermek istediğim; felsefe metni okumam, sorgulamam ve bunun hayatıma etkileri. Bilmiyorum ne kadar başarılı oldum ama bence felsefenin gayesine uygun bir yöntem izledim 😊 Çok teşekkür ederim kıymetli yorumunuz için . Keyifli okumalar dilerim.
Eski notlarımı bulayım buna yorum yapacam:) çok yakında:)
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Ben üstüme alınıp savunmaya geçerim gibi geliyor, öyle de pis bir huyum var 😁
Reklam
İncelemeniz çok etkileyiciydi. Satırlar ilerledikçe içine çekti. Linkini bıraktığınız ilk makale de düşünürün kendisiyle tokalaşma anımdı sanırım. Biliyordum elinin yumuşak olmadığını ancak derine iniyor yazdıkları sert bir şekilde. Dolayısıyla kitabı alıp okumak için sabırsızlanıyorum. Teşekkürler.
İbrahim Sisifos
Gönderi Sahibi
Rica ederim efenim. Kendinizi anlamlandırma çabanıza küçücük katkımız olduysa ne mutlu :)