Gamlı Prenses
Puan vermedi·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 00:00
Edebiyatımızda "gamlı prenses" olarak bilenen dertli yazarımız Tezer Özlü. Bu yazar ile yıllardır severek takip ettiğim Oğuz Aktürk sayesinde tanıştım. Onun, Tezer Özlü okuma rehberi videosundan yararlanarak ilk önce Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabını ardından da Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabını okudum. ​ Tezer Özlü 1943 - 1986 yılları arasında yaşamış, Türkiye de daha sonra birçok ülkeyi gezerek anlam arayışında bulunan bir yazar olmuştur. Yaşadığı dönem gereği soğuk savaşın Türkiye de beliren etkilerini kitaplarına yansıtmıştır. Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında "Eisenhower bir melek. Cumhurbaşkanı olunca: Amerika kardeş! Amerika kardeş! diye el ele tutuşup zıplıyoruz." (syf:21) alıntısını bahsettiğim duruma örnek gösterebilirim. ​ Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabını okurken açıkçası çok zorlandım. Kısa bir kitap olabilir fakat her cümlesi, her kelimesi; yüzlerce anlama, düşünceye, fikre şahitlik edebilir. Zihnin derinliklerinde yeni ufaklar açan yazılar yazmış Özlü. Bu sebeple kitabı okurken kesinlikle zorlanmalıyız. Çünkü yazar bizlere yapabilirsin! başarabilirsin! mutluluk vardır. huzur elbet bulunur. hayat çok güzel kuşlar uçuyor gibi bir şey asla vaat etmiyor. Özlü yaşamayı değil yaşamın ötesindeki metafiziği sorguluyor. Anlam ararken kendi anlamsızlığını fark ediyor. Kendisiyle yüzleşiyor. Çocukluğun soğuk gecelerindeki yalnızlığını anımsayıp ülke ülke gezerek çare arıyor bu duruma. Birden fazla kez evleniyor fakat içindeki çatışmalar neticesinde bu evlilikleri sonlandırıyor. Tezer Özlü bu kitapta kendine örnek aldığı ve edebiyat gelişimine büyük katkı sağlayan 3 yazarı ziyaret ediyor. Franz Kafka için Pragtaki mezarına gidiyor. Svevo için Triesta'ya, Cesare Pavese için de Torino'ya gidiyor. Bu yazarlar arasında en çok üzerinde durulması gereken kişi Pavese oluyor bence. Çünkü kitap boyunca Özlü, bu yazarın alıntıntılarını kullanmış. Ara ara metinlere serpiştirmiş ve çokta güzel olmuş bence. Pavese yaşamının sonunu intihar ile getirmiş bir yazar. Özlü de Pavese'ın intihar ettiği 305 nolu otel odasına giderek intiharın izlerini arıyor. Kendi ruhunu, zihnini, kalbini, çocukluğunun anılarını o oda da intihara sürüklüyor ve öldürüyor. Geriye de şu alıntı kalıyor: "305 numaralı odanın bu gizli mezarına daha önceleri gelmiş olmalı. Yalnız ölmek için değil, ölüme hazırlanmak için de." (syf 106) ​ Özlü, yaşamının bir döneminde deli hastanesine yatırılmış elektroşok tedavilerine maruz kalmış. Buradaki duyguları, yaşayışları Çocukluğumun Soğuk Geceleri adlı kitabında daha detaylı yer alıyor. Özlü, gögüs kanserine yenilerek Zürih de vefat etmiş. Hans Peter adındaki eşi (bu sefer gerçekten kendisine çok yakın bulduğu kişi) Özlü hastanede yatarken kıyafet almak için hemen eve gidip geleceğini söyler yazarımız itiraz eder beni bırakma diye yalvarır. Fakat kısa süreliğine eve giden Hans Peter'dan sonra Özlü yaşamın ucundaki o yere ölüme gider. Çocukluğun soğuk gecelerinde yalnızlıktan kaçan Özlü yalnız başına vefat eder. Vefatının ardından bedeni İstanbul'a getirilir. Sayfa 37 de yer alan "... Ama gene de İstanbul kentinde bir mezarım olsun istemiyorum." cümlesine rağmen yazar Aşiyan mezarlığına defnedilir. Tezer Özlü, ne kaçtığı yanlızlıktan kurtulabildi ne de İstanbuldan. Tek başına İstanbul Aşiyan mezarlığı sonu oldu.. ​ İşte böyle bir yazar ve kitaptı. Benimde yeni tanıştığım bunun yanında sevdiğim birisi oldu. Varoluşçuluk edebiyatına daha çok hakim olup bu yolda yazarlar ile (delirmeden) düşünebilmek dileğiyle.
İnceleme
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
·
119 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.