Gönderi

Eski dünyanın erdemleri yeni dünyanın içinde bir yük haline gelir
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 22:45
Albay Chabert’i Marias’ın Karasevdalılar kitabını okurken tanıdım. Marias oldukça fazla atıfta bulunmuştu bu kitaba ve hikayesi de çarpıcıydı. Kitapla böyle tanışmış oldum. Benim için Albay Chabert romanı, sadece bir geri dönen adam hikayesi değil; insanın toplum karşısında nasıl silinip yok olabildiğini gösteren bir metin. Tabii bu geri dönüşün öncesi, yaşanan savaş durumu vs ayrı bir hikaye. Romanı okurken en çok hissettiğim şey: Bir insan gerçekten ne zaman ölür? Bedeni toprağa girdiğinde mi, yoksa toplum veya sevdikleri onu unutup yerine başkasını koyduğunda mı? Balzac bu romanda Albay Chabert’in dramını anlatırken aslında Napolyon dönemi sonrası Fransa’nın ahlaki çöküşünü, sınıf değişimlerini ve çıkar ilişkilerinin insanı nasıl dönüştürdüğünü de gösteriyor bize. Balzac bir Napolyon hayranı. “Onun kılıçla başardıklarını ben kalemle başaracağım.” gibi bir hedefi vardı. İnsanlık Komedyası adını verdiği eserleri ile de sanırım bunu başarmıştır diye düşünüyorum. Bu eser de o eserlerde biri. Romana geçecek olursak, spoiler olacak biraz, bilginiz olsun. Çünkü bu hikayeden bahsederken ister istemez bunu yapıyorum. Hikayenin merkezinde Albay Chabert var. Adam savaşta (Eylau Muharebesi’nde) ölü sanılıyor, toplu mezara atılıyor. Ama bir şekilde hayatta kalıyor ve yıllar sonra Paris’e geri dönüyor. Buraya kadar kulağa epik bir kahramanlık hikayesi gibi gelebilir ama asıl trajedi bundan sonra başlıyor. Yani Chabert aslında fiziksel olarak hayatta ama sosyal olarak tamamen “ölü”. Chabert geri döndüğünde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını görüyor. Karısı onu ölü kabul etmiş, yeniden evlenmiş, çocukları olmuş ve eşinden dolayı yeni bir kimlik, statü edinmiş. Chabert’in yaşadığı şey bir kimlik yok oluşu. Adam sadece eşini değil, adını, statüsünü, geçmişini de kaybetmiş durumda Chabert’in karısı romanın en rahatsız edici karakterlerinden biri. Rahatsızlıktan kastım, çıkarcı, hileci bir karakter olarak karşımıza çıkması. Ancak onu anlamak bence zor değil ama kabul etmek zor gibi. Kadın açısından bakarsak, kocasını ölü sanıyor ve hayatına devam ediyor, yeni bir evlilik yapıyor, sosyal statü kazanıyor. Buraya kadar her şey normal ama hikaye Chabert’in geri gelmesiyle değişiyor, çünkü bu durum onun kurduğu düzeni tehdit ediyor. Bundan sonra karısının yaptığı tek şey, Chabert’i bir sorun olarak görmek ve ortadan kaldırmaya çalışmak oluyor. Yani sevdiği ancak öldü sandığı eşini değil var olan düzenini tercih ediyor. Siz olsanız nasıl bir tercih yapardınız? Marias Karasevdalılar romanında Chabert’in eşinin tarafında “…sana söylediğim gibi ne kadar bağlı olurlarsa olsunlar, insanlar bir kez ölülerin çekip gitmesine izin vermeyegörsünler, bir kez onların safra olduğunu ve bahis konusu olanın kendilerinin hayata tutunmaları olduğunu fark etmeyegörsünler, toparlanırlar; ölülerin yapabileceği en kötü şey direnmek, yaşayanlara yapışmak, onlara musallat olmak ve ilerlemelerine engel olmaktır, bir de geri dönmektir, tıpkı roman kahramanı Albay Chabert’in karısına hayatı zehir ederek ve mazide kalan o savaşta şehit olmasından daha büyük bir acıya yol açarak yaptığı gibi.” #299751293 Balzac’ın, Chabert’in eşi üzerinden şu eleştiriyi yaptığını düşünüyorum: Toplum veya insanlar yükseldikçe, statü atladıkça daha “ahlaksız” değil ama daha “hesapçı” hale gelebiliyor. Chabert ve karısı arasındaki ilişki aslında iki farklı dünyanın çatışması gibi. Chabert, geçmişi, sadakati, onuru temsil ediyor; karısı ise, geleceği, statüyü ve çıkarı temsil ediyor. İkisinin karşılaşmasında normalde dramatik bir kavuşmanın ortaya çıkmasını bekleriz ancak ortaya çıkan şey soğuk bir pazarlık oluyor. Kadın Chabert’i tanıyor ama onu kabul etmek istemiyor. Chabert ise hala eski bağa tutunmaya çalışıyor. Bu sahneleri okuyunca şu geldi aklıma: Aşk ya da bağlılık, ekonomik ve sosyal çıkarların karşısında çok zayıf kalabiliyor. Gerçekten enteresan bir hikaye. İlişkilerde çokça şeyi sorgulatıyor insana. Romanda bir de avukat Derville karakteri var. O benim için sistemin temsilcisi. Derville, mantıklı, adil olmaya çalışan ama sistemin sınırları içinde hareket eden biri. Derville Chabert’in varlığını kanıtlamak için davayı üstleniyor. Chabert ile konuşup yapılmadı gerekenleri, bu işten nasıl karlı çıkacağını, nasıl kazanacağını anlatıyor. Ancak tabii Chabert ve Karısı karşılaşınca işler hesapladığı gibi olmuyor. Chabert’in duygusallığı, karısının çıkarcılığı olayı başka tarafa götürüyor. Chabert’in davası aslında hukuki bir mesele gibi görünse de daha derin bir soru içeriyor: Bir insanın varlığı nasıl kanıtlanır? Chabert yaşıyor ama bunu kanıtlamak zorunda. Bu bana çok çarpıcı geliyor. Düşünsenize böyle bir şey yaşadığınızı. Gerçi ülkemizde olmamış şey değil bu. Böyle hikayeler çokça duyduk. Denk gelmişsinizdir siz de. İşte Balzac burada da Derville karakteri üzerinden bize, aslında sistemin nasıl işlediğini (veya işlemediğini) gösteriyor. Romanın en ağır tarafı ise Chabert’in sonunda tamamen pes ediyor olması. Sisteme bir kurban daha vermiş oluyoruz. Hakkını almak yerine geri çekiliyor. Bir bakıma ikinci kez ölüyor. Ama bu sefer fiziksel değil, ruhsal bir ölüm. Chabert aslında savaşta ölseydi daha şanlı bir sonu olacaktı. Ama hayatta kalarak, yaşamı onun için böylece daha büyük bir trajediye dönüşmüş oluyor. Marias’a ne kadar teşekkür etsem az gelir. Böyle çarpıcı bir eserle tanışmama vesile oldu. İşte kitapların bu yönünü çok seviyorum. Yeni yeni kapılar açıyor bize, yeni eserler, çarpıcı hikayelerle karşılaşıyoruz.
Edebiyat & Roman
Albay ChabertHonore de Balzac · Varlık Yayınları · 2019618 okunma
·
132 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaleminize sağlık hocam. Sorunuzun cevabı yine Latin coğrafyasında sanırım. Día de los Muertos (ölüler günü) İspanya, Meksika gibi ülkelerde kutlanıyor. Bununla ilgili bir animasyon izlemiştim Coco(2017) öleni hatırlayan tek bir kişi bile kalmadığında tamamen yok oluyordu. (Iğdır'da da ölüler bayramı denilen Ramazan ve Kurban Bayramlarından bir hafta önce mezarlıklara gitme, ölünün hayrına bir şeyler dağıtma ve mezarı temizleyip solanların yerine yeni bitkiler dikmek ya da çiçek bırakmak gibi bir adet vardır.) Bir çeşit kültürlerarasılık belki 😃
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
İpek Demirer Ben farklı algılamışım, şimdi daha net oldu :) Yani kitaptaki hikaye tabii biraz daha farklı ama bir bakıma da buna benziyor. Eşinin onu yok sayması, artık hatırlayan kimsenin olmaması gibi düşünülebilir. Albay Chabert aslında o zaman ölmüş oldu.