1914 yılında I. dünya savaşına dahil olan osmanlı devleti dört yıl sonra, 30 ekim 1918de, mondros ateşkes antlaşması ile farklı cephelerde aynı anda verdiği savaşı sonlandırır..
bu antlaşmadan iki hafta sonra, 13kasım 1918de, işgal kuvvetleri donanmaları istanbulun önemli stratejik ve askeri yerlerini kontrol altına almak üzere istanbula gelirler..
osmanlı devletinin I. dünya savaşına dahil olmasından beri kargaşanın, kaosun eksik olmadığı istanbulda artık kargaşa, kaos en üst seviyededir..
istanbulda hayat pahalılığı had safhaya ulaşmış, şehirde yaşayan bazı ermeniler, rumlar, yerli işbirlikçiler istanbul halkına her anlamda zulüm çektirmek için birbiriyle yarışır hale gelmiş, şehirde ikamet eden kadınların canı, namusu daha bir tehlikeye girmiş, işgal kuvvetlerinin şehirdeki varlığı asayişi sağlamak bir kenarda dursun işgal kuvvetlerinin şehir halkına yaptıkları asayişsizliği körüklemiştir..
işte genel olarak bu şartlar altında olan işgal istanbulunda bir polis vardır..
bu polis mehmet cemil efendiden başkası değildir..
kendisi, mehmet cemil efendi, biraz da babasının hatırı gözetilerek kayırılmış, bu şekilde polis olmuştur..
şöyle ki;
makedonyanın manastır bölgesi türklerinden olan ve muhtemelen 19. yüzyılın sonlarında istanbula gelen lütfiye hanım, tahir efendinin çocuğu olarak dünyaya gelen mehmet cemil, ortaokulu bitirdikten sonra imalatı harbiye usta mektebine yazılır, iki yıl üst üste son sınıfta kalınca okuldan kaydı silinir..
yukarıda da kısaca anlattığım gibi o dönemin istanbulunda ekonomik olarak ayakta kalmak için geçer akçe devlet memuru olmaktır..
zira sırtını işgalcilere yaslayan mutlu azınlığın olduğu şehirde alnının akıyla ticaret yapmak ve para kazanmak çok çok zordur.. kaldı ki o dönemin istanbulunda yaşayanı bunu göze alsa bile ticarete girişmek için yeteri kadar sermayeye sahip değildir..
mehmet cemilin geçim sıkıntısına düşmesini önlemek adına babası tahir efendi ilgili yerlerdeki ilgili kişilere karşı hatırını araya sokar ve oğlu mehmet cemili polis yapar..
1900 yılında doğan mehmet cemil babası sayesinde/aracılığıyla 19 yaşında emniyet genel müdürlüğünün 3. şube, 5. kısmına bağlı bir polis memuru olur..
12 şubat 1919da polislik mesleğine başlayan mehmet cemilin hayatı mesleğinin henüz yedinci ayındayken 31 ağustos 1919 tarihinde istanbulda şahit olduğu ve devamında şahit olduğu bu olaya müdahale etmesiyle değişir, -uzun süreliğine- allak bullak olur..
tarih 31 ağustos 1919dur..
19 yaşındaki yedi aylık polis memuru mehmet cemil efendi bu durgun ve sıcak istanbul gününde akşam saat beşte önce eski sınıf arkadaşlarıyla görüşür, devamında da bu arkadaş grubundan fatihteki bir arkadaşı ile görüşmek için ayrılır.. fatihe giden mehmet cemil efendi bir süre arkadaşını bekler.. beklediği arkadaşı gelmeyen mehmet cemil efendi fatihten tekrar tramvaya binip tekrar ayasofyaya gider.. zira mehmet cemil efendi o akşam emniyet genel müdürlüğünde nöbetçidir..
ayasofyaya gelip tramvaydan inen mehmet cemil efendi meydanda büyük bir kalabalık görür ve kalabalığın olduğu yere gider..
mehmet cemil efendinin gördüğü kalabalığın nedeni ise şudur;
ayasofya meydanında yedi sekiz kadar senegal asıllı işgalci fransız askeri içtikleri alkollü içkinin verdiği sarhoşluğun da etkisiyle bellerinden kasaturalarını çekmiş etrafa saldırıyorlardır..
bu sırada gülhane parkı tarafından bu sarhoş işgalci askerlerin olduğu yöne doğru gelen bir faytonu da durduran bu sarhoş işgalci fransız askerler faytondaki kadınlara küfürler ile sarkıntılık etmeye başlarlar.. küfür ve hakaretler yerini kadınlara fiziki temasa, tecavüze bırakacağı sırada orada bulunan bir türk askeri olayı engellemeye çalışır.. sarhoş haldeki işgalci fransız askerleri, kendilerini engellemeye çalışan bu türk askerini süngü ile yaralarlar.. devamında orada bulunan şerbetçi dükkanının sahibi bir arnavut bu azgın işgal kuvveti askerlerine müdahale etmeye çalışır.. aynı azgın ve sarhoş işgal kuvveti askerleri bu arnavutu da yaralarlar ve ayasofya meydanından gülhane parkına doğru kaçmaya başlarlar..
olaya şahit olan 19 yaşındaki yedi aylık polis memuru mehmet cemil, bu sarhoş ve azgın senegal asıllı işgalci fransız askerlerinin peşinden gitmeye cesaret edemez.. zira onlar kalabalık kendisi yalnızdır..
bu sırada orada oluşan kalabalığı dağıtmak ve sakinleştirmek için ayasofya camisini korumakla görevli askerlerden bir bölük gelir ve ve kalabalığı sakinleştirmeye çalışır..
gelen bu askerlerle hemen hemen aynı zamanda kalabalığın olduğu yere bir miktar işgalci fransız askerleri de gelir..
meydana gelen bu işgalci fransız askerleri kalabalığın toplanma nedenine sebep olan sarhoş fransız askerlerinin peşinden gidip onları bulmak, tutuklamak yerine meydanda kalabalığın olduğu yerin karşısında bulunan sıhhat yurduna girip bu binanın damına çıkarlar ve buradan meydandaki kalabalığın üzerine ateş etmeye başlarlar..
sonradan gelen fransız askerlerinin bu hareketi meydandaki kalabalığı daha da öfkelendirir.. meydanda yukarıdan açılan ateşten sebep oluşan kargaşa ve kaos ortamında mehmet cemil efendiyi polis üniforması ile görenlerden bazıları mehmet cemil efendiye; 'memur efendi ne duruyorsun? devlet sana ancak bugünler için maaş veriyor.. ne duruyorsun? katilleri tutsana..' der..
kendisine söylenen bu sözler mehmet cemil efendinin gururuna iyiden iyiye dokunur ve mehmet cemil efendi kısa süre önce gülhane parkına doğru doğru kaçan sarhoş işgal kuvvetleri askerlerinin olduğu yöne doğru onları bulup yakalamak için koşar..
çok geçmeden mehmet cemil efendi aradığı işgal kuvveti askerlerini görür.. bu askerler hala gülhane parkı bölgesinde ellerinde kasaturalarla bağıra çağıra gezip dükkanlara saldırıyorlardır.. mehmet cemil efendi, bu askerleri kendilerine, 'durun..' diyerek ikaz eder, elleri kasaturalı askerler durmazlar..
uyarısı askerlerce dikkate alınmayan mehmet cemil efendi bunun üzerine işgal kuvveti askerlerine doğru iki el ateş eder.. mehmet cemil efendinin bu sarhoş ve saldırgan askerlere ateş ettiğini gören gülhane parkındaki bazı kişiler de aynı sarhoş ve saldırgan askerlere doğru ateş açar..
üç dakika süren bu ateş açma olayında mehmet cemil efendi 13 el ateş eder.. olay sona erdiğinde bu sarhoş ve saldırgan senegal asıllı işgalci fransız askerlerinden üçü gülhane parkının girişindeki parmaklıkların olduğu yerde yaralanmış, ikisi ise gülhane parkı giriş kapısı önünde ölmüştür..
çatışmayı duyup olay yerine gelen 10-15 polis memuru halkı sakinleştirmeye, yolun, bölgenin, parkın düzenini sağlamaya çalışır..
olay sonrası mehmet cemil efendi önce kaçmayı düşünür.. sonra görevini yaptığını düşünerek bu kaçma düşüncesinden vazgeçer ve emniyet genel müdürlüğü binasına gidip durumu amirlerine olduğu gibi anlatır..
mehmet cemil efendinin anlattıkları sona erer.. emniyet genel müdürlüğünün dördüncü şube müdürü mehmet cemile; 'peki.. şimdi ne yapacaksın?' diye sorunca da, mehmet cemil kendisine, 'en büyük amirim siz değil misiniz? size teslim oluyorum.. ne isterseniz yapınız..' der..
kısa süre sonra emniyet genel müdürlük binası işgal kuvvetleri askerleri tarafından basılır.. adını bilmeseler de çıkan olayların sorumlusu/suçlusu olarak işgal kuvvetleri askerleri mehmet cemili arıyorlardır zira..
mehmet cemilin amiri olan nurettin bey, mehmet cemili odasına çağırır ve kendisine ingiliz kumandanın sorumluluğu altında olmak üzere fransız kumandanlığına teslim edileceğini, geceyi fransız kumandanlığı hapishanesinde geçirip ertesigün yargılanacağını ama bu yargılama sonrası serbestbırakılacağını söyler ve nurettin bey mehmet cemili başkomiser cemal bey eliyle ayasofyadaki fransız kumandanlık binasına götürtüp teslim ettirir..
burada ingiliz tercüman aracılığıyla ifadesi alınan mehmet cemil üç gün boyunca tutuklu kalır..
devamında mehmet cemil beş fransız ve iki italyan işgalci askeri eşliğinde ayasofyadaki fransız kumandanlık binasından alınıp işgal öncesi belediyenin temizlik arabalarına tahsis edilen işgal sonrası ise fransızların ceazevi olarak kullandıkları binaya götürülür..
ilk günler burada 20-30 türk ile beraber tutukluluğunu yaşayan mehmet cemil, üç dört gün sonra içerisinde sadece kendisinin bulunduğu bir odaya kapatılır, kapıya da senegal asıllı bir işgalci fransız askeri nöbetçi olarak yerleştirilir..
mahkum mehmet cemil, kapıdaki bu senegal asıllı işgalci askerin -kendisinin arkadaşlarını vurup öldürdüğü için- gece kendisini boğacağını düşündüğünden geceleri uyuyamaz..
bu durum beş ay boyunca devam eder..
mahkum mehmet cemil, beş ay sonra buradan iki italyan işgal kuvveti askeri eşliğinde bakırköyde bulunan fransız divanı harp binasına yargılanması için götürülür..
bir ay da burada tutuklu kalıp bu süre içerisinde sorgulanan, ifadesi alınan mehmet cemil'e bir iki gün sonra fransız divanı harbine çıkarılıp yargılanacağı söylenir ve rum tercüman aracılığıyla mehmet cemilin yazılmış ifadesi kendisine verilir..
ifadesini okuyan mehmet cemil, ifadesinin değiştirildiğini ve ek olarak kendisinin hiç demediği sözlerin ifadesine eklendiğini görüp bunu rum tercümana söylediğinde rum tercümandan, 'mahkeme yarın olacak.. bunları mahkeme reisine söylersin..' cevabını alır..
mehmet cemil, istanbulun itilaf devletleri ordularınca idari olarak resmen işgalinden altı gün önce, 10 mart 1920de, fransız divanı harbinde yargılanır ve karar yüzüne fransızca okunur/açıklanır..
mehmet cemil, yüzüne okunan/açıklanan kararı fransızca bilmediğinden anlamaz.. bunu anlayan yanındaki tercüman mehmet cemilin kulağına türkçe, 'on sene kürek!' der..
bu kararın açıklanmasından bir ay sonra mehmet cemil, bir nisan akşamı elleri kelepçeli olduğu halde fransız divanı harp cezaevinden çıkarılır ve limandaki fransaya gidecek olan bir vapura doğru götürülür.. bu sırada limana oğulları mehmet cemille son kez görüşmek, vedalaşmak için gelen annesi ve babası ile mehmet cemilin kısa süreliğine bir araya gelmesine de izin verilmez.
'nihayet bir nisan akşamı sevdiğim insanlara veda etmeden zincirle bağlı olarak yola çıkarıldım.. 10-15 serseri arasında ismini hatırlayamadığım bir vapura bindirildim. biçare annemle babam arkamdan geliyorlardı..
zavallılarla bir türlü görüşmeme müsaade etmediler.. vapurun ambarlarından birine tıkıldık. bizimle beraber sevk olunan birçok senegalli asker de vardı.. vapur hareket etti. ben vapurun penceresinden yavaş yavaş benden uzaklaşan istanbulu seyrediyordum. gözlerim iki noktaya çevrildi.. fatih'intürbesi, yıldızsarayı..
omuazzamfatihcamiisankibanadiyorki; 'burayıbenzaptettim, sizonunkıymetinibilmediniz. şimdibugüzeltopraklarıdüşmançizmesialtındaçiğnetiyorsunuz.' omeşum(uğursuz)safahatsarayına(yıldız)bakıpdalanetediyordum. (s.28) düşüncesiyle on yıl kürek cezasını çekmek için marsilyadaki saint pierre hapishanesine gitmek üzere yedi gün sürecek olan zorlu deniz yolculuğuna çıkar mahkum mehmet cemil..
marsilya ve marsilyadaki saint pierre hapishanesi mehmet cemilin on yıl kürek cezasını çekeceği ilk duraktır ama son durak değildir..
mehmet cemil efendi önce italya üzerinden marsilyaya götürülür.. iki gün sonra, burada -marsilya- fransız olmayan mahkumların uzun süre tutulmaması kararı nedeniyle buradan alınır ve lyona götürülür.. mehmet cemil burada 13 ay hapis yatar.. devamında mehmet cemil efendi 750 mahkum ile birlikte cezasını çekmeleri için fransız sömürgesi olan fransız guyanasına gönderilir.. (harita üzerindeki konumu özelinde fransız guyanası için bkz; msxlabs.org/forum/attachmen... )
bu yolculuk sırasında gemide demir parmaklıklı kafes ile çevrilmiş bir koğuşu 150 mahkum ile paylaşır mehmet cemil..
23 gün süren bu yolculuk sona erdiğinde kötü yemek, denizde çıkan fırtınalarda geminin sarsıntıları, koğuştaki tuvaletin kokusu vb sebeplerle mehmet cemilin koğuşundaki 150 mahkumdan 35i hayatını kaybetmiştir..
fransız guyanasındaki st. laurent hapishanesinde cezasını çekmeye başlayan mehmet cemil buradan hollanda guyanasına kaçmayı düşünür.. (harita üzerindeki konumu özelinde st. laurent hapishanesi için bkz.; upload.wikimedia.org/wikipedia/commo... , st. laurent hapishanesi hakkında görece daha fazla bilgi için bkz.; en.wikipedia.org/wiki/Prison_of_... , harita üzerindeki konumu özelinde hollanda guyanası için bkz.; upload.wikimedia.org/wikipedia/commo... -haritada solda/batıda surinam adıyla gösterilen yer 1920lerde hollanda sömürgesi, adı da hollanda guyanası..)
mehmet cemil, fransız guyanasından hollanda guyanasına kaçan mahkumların hollandalılarca fransızlara iade edildiklerini, devamında bu iade edilen mahkumun daha kötü muamelelere maruz kaldığını oradaki mahkumlardan öğrenince bu firar düşüncesinden -bir süreliğine- vazgeçer..
mehmet cemilin fransız guyanasındaki günleri sömürge limanına gelen gemilerin yükünü boşaltarak, orman içinde yol açmak için elinde kah baltayla kah testereyle gün boyunca sık ağaçlardan oluşan ormanda dolaşarak ağaç kesmekle, çöp toplamakla, sömürge görevlilerin karargah binalarına, evlerine su taşımakla geçer..
bu şekilde bir süre hapis günlerini geçiren mehmet cemil bu kez burada tanıştığı başka bir türk mahkum olan ahmet şevkinin hapishaneden kaçmak üzere anlaşan ekibine dahil olur..
içerisinde iki türk (mehmet cemil, ahmet şevki) alman, ispanyol, farslının olduğu bu ekip nihayetinde hapishaneden kaçar..
bu firari ekip hapishaneden kaçmaları sonrasında ormanlarda geçirdikleri süre boyunca;
-maymun saldırılarına maruz kalırlar,
-sık ağaçlardan oluşan gökyüzünün görünmediği ormanlarda yönlerini kaybedip günlerce boşu boşuna dolanırlar,
-bataklıklar ile mücadele ederler,
-timsahlarla karşılaşırlar,
-kestane büyüklüğünde sivrisinekler tarafından ısırılırlar,
-gece-gündüz arası yüksek dereceli sıcaklık değişikliğinden sıtmaya tutulurlar,
-açlık-susuzluk çekerler (yanlarında sınırlı miktarda su ve pirinç var..)
-gelgitler sebepli taşan nehirler ile mücadele ederler,
-yaptıkları sal ile nehirde giderken azgın sularla, şelalelerle boğuşurrlar,
-uyurken uyumaları öncesinde yaktıkları ateşin içerisine attıkları makarasi ağacının çıkardığı karbonik asitli dumandan ölüm tehlikesi geçirirler,
-ormanda buldukları ne olduğunu bilmedikleri yemişleri yiyerek zehirlenip ölme tehlikesi geçirirler..
ormandaki bu firari yolculuk sırasında gerek karşılaştıkları tehlikelerden gerekse firari kişilerin bazılarının gözleri önünde feci şekillerde ölmelerinden etkilenen firari gruptaki bazı kişiler hapishaneye geri dönmek ister.. (bu kişiler, hapishaneye döndüklerinde kendilerine verilecek olan 90 günlük yeraltı hücresinde -kapkaranlık yerde- kalma cezasını da göze alarak hapishaneye dönmek ister..)
firari grubun yarısı (içlerinde mehmet cemilin arkadaşı türk mahkum ahmet şevki de var..) hapishaneye dönmek için gruptan ayrılırken mehmet cemil yanındaki dört kişi ile firara devam eder..
firarlarından yüz küsur gün sonra mehmet cemil ve ekibini hapishaneye geri götürmek üzere hapishaneden izinle çıkan ahmet şevki ile karşılaşan mehmet cemil ikna olup hapishaneye geri döner.. (mehmet cemilin ikna olma nedenlerinden biri de su ve yiyecek yokluğudur.. mehmet cemil ve ekibi firarlarının son zamanlarında pis sular içip orman kaplumbağası yakalayıp yiyorlardır..)
hapishaneye dönmesi sonrası firar cezasını çekmek üzere yeraltı hücresine kapatılan mehmet cemili burada ensesinden kedi büyüklüğünde olan bir fare ısırınca mehmet cemil hücreden çıkarılıp doktora götürülür.. ensesinde farenin ısırdığı yer dağlanarak tedavi edilen mehmet cemil, 51 gün hastahanede yatarak yeraltı hücre cezasının bir kısmını bu şekilde tamamlar..
iyileştikten sonra hapishanede tutukluluk günlerini yaşamaya devam eden mehmet cemil bir seferinde nehirde sal üzerinde başka bir yere götürülen mahkumların salının devrildiğini görünce nehre düşüp boğulma tehlikesi geçiren bir mahkumu kurtarınca hapishane müdürünün gözünde değeri yükselir ve kendisine gardiyan yardımcılığı tarzı -görece- iyi bir iş verilir..
ancak mehmet cemilin aklında hala firar düşüncesi vardır.. bir süre sonra mehmet cemil 23 kişiden oluşan firar edecek olan gruba katılır.. bu olay hapishane müdürünün kulağına gidince mehmet cemil yeniden koğuşa atılır.. koğuşta iki grup arasında çıkan kavga yüzünden mehmet cemil ceza olarak şeytan adasına gönderilir..
şeytan adasında tutukluluk halini yaşamaya devam eden mehmet cemil adadaki hapishanede çıkan yangını söndürmeye çalışan gardiyanlara yardım ederken yaralanır, hastahaneye kaldırılır.. dört ay hastahanede kalan mehmet cemil, hastahanede iken cezasının bittiğini, serbest kaldığını öğrenir.. ancak bu serbestlik kısmidir.. artık mehmet cemil, hapishanede değil fransız guyanasında yaşayacaktır.. fransız guyanasının yerli halkı mehmet cemile eski mahkum olduğu için iş vermez.. kısmi serbestliğini zor şartlar altında yaşayan mehmet cemilin mahkumiyet süresinin yanlış hesaplandığı, bir süre daha mahkum olarak hapishanede yatması gerektiği anlaşılınca mehmet cemil tekrar hapishaneye götülür..
bu ikinci tutukluluk günleri sırasında mehmet cemilin eline bin frank geçer.. tutukluluk süresini dolduran mehmet cemil tekrar serbest bırakılınca fransız guyanasında aylık 100 frank karşılığında salonu, mutfağı, banyosu, iki odası olan bir ev kiralar..
mart 1929da serbest kalan mehmet cemil, on sene önce bir nisan günü mahkum olarak ayrıldığı istanbula yine bir nisan ayında, 1 nisan 1929, on sene sonra döner..
mehmet cemilin serbest kalması, türkiyeye gelmesi de o kadar kolay olmamıştır..
mehmet cemilin kız kardeşi cemile, abisinin fransız guyanasından kendisine gönderdiği fransızca mektupları resimli perşembe dergisine götürür.. bu mektuplar eylül 1927den ocak 1928e kadar dergide yayımlanır.. kamuoyunun dikkati bu sayede mehmet cemile yönlendirilir..
ancak bu mektupların dergide yayımlanmasından önce de mehmet cemil meclisçe bilinmektedir.. şubat 1926da dönemin bolu milletvekili mehmet vasfi (nuhoğlu) bey tbmm'ye 'polis cemil tahir efendinin kurtarılmasına dair' başlıklı önerge sunar..
taraflar arası diplomatik süreç uzar, fransa mehmet cemili türkiyeye iade etmemek için diretir..
son olarak fransa, türkiyeye mehmet cemilin sekiz seneden fazla ceza almasından sebep kendisinin fransız guyanasından ayrılmasının yasak olduğunu söyler.. (ilgili haber için bkz.; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... -pdfde 2. sayfa soldan birinci sütunda yer alıyor ilgili haber..-)
dönemin t.c dışişleri bakanlığı, fransanın ankara elçisi, fransız makamlarına ısrara devam eder ve mehmet cemil efendinin fransız makamlarınca mart 1929da türkiyeye iadesi kabul edilir..
ancak iş burada da bitmez.. mehmet cemil efendiden durum bildiren bir rapor yazıp t.c. paris büyükelçiliğine göndermesi istenir..
mehmet cemil, hemen istenen raporu yazıp t.c. paris büyükelçiliğine gönderir.. kendisine türk büyükelçiliğinden gelen cevap mektubunda mehmet cemile gerekli işlemlerin yapıldığı, kendisinin türkiyeye gelmesi için gerekli belgelerin ve yolculuk parasının gönderileceği yazılıdır..
mehmet cemil efendiye üç ay sonra içerisinde gerekli belgelerin ve paranın olduğu mektup gelir, mehmet cemilin ilgili belgeleri dört gün boyunca fransız makamlarınca sorgulanır.. işlemler sorunsuzca tamamlanır ve mehmet cemilin on beş gün sonra fransız guyanasına gelip avrupaya gidecek olan bir vapurla fransız guyanasından ayrılıp türkiyeye gitmesine izin verilir.. (konuyla ilgili haberler için bkz.; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... -sayfa 1 ve 4-, nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/mil... -1. sayfa orta sütun en alt sayfa-)
mehmet cemil efendi bu on beş gün sonra gelecek olan vapura binmek için vapur limana gelmeden sekiz gün önce bilet alır..
ve mehmet cemil 19 yaşındayken kendisine 31 ağustos 1919da, 'geceyi fransız kumandanlığı nezarethanesinde geçirip ertesi gün yargılanacaksın.. ama bu yargılama sonrası serbest bırakılacaksın..' diyen kendisinin amiri olan nurettin beyin sözünün üzerinden on yıl geçtikten sonra -1 eylül 1919dan nisan 1920ye kadar istanbulda yedi ay, fransa ve fransız guyanasında dokuz yıl olmak üzere çektiği hapis cezasından sonra- serbest bırakılıp 29 yaşındayken paris üzerinden türkiyeye döner.. (konuyla ilgili haberler için bkz.; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/mil... -1. sayfa orta sütun en üst sayfa, haberin devamı 2. sayfada sağdan 3. sütunda-, nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... -1. sayfa soldan 2. sütun, haberin devamı pdfde sayfa 4te sol alt sütunda-, nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/ikdam(cumhuriyet%20icin,%20halk%20icin)/ikdam(cumhuriyet%20icin,%20halk%20icin)_1929/ikdam(Cumhuriyet%20i%C3%A7in%20halk%20i%C3%A7in)_1929_nisan_/ikdam(Cumhuriyet%20i%C3%A7in%20halk%20i%C3%A7in)_1929_nisan_2_.pdf -1. sayfa sağdan 2. sütun, haberin devamı 3. sayfada soldan 2. sütunda-, nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... -1. sayfa soldan 1. sütun, haberin devamı 2. sayfada soldan 3. sütunda-, nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/vak... -1. sayfa sağdan 2. sütun, haberin devamı 5. sayfada sağ alt sütunda- )
mehmet cemil 1 nisan 1929da türkiyeye geldikten sonra 1930 yılı sonuna dek istanbul polis müdürlüğüne bağlı beyoğlu polis merkezinin 4. şubesinde görev yapar.. 1931-1933 yılları arasında cebelibereket (osmaniye) gümrük memurluğunda pasaport memurluğunda görev yapar.. 1934te çıkan soyadı kanununa göre soyadı alması gereken mehmet cemil bey kendisine eryürek soyadını (kendisine ne kadar da çok yakışıyor) alan mehmet cemil eryürek devamında 1937 yılı sonuna dek ezine nahiye müdürlüğüne atanır ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/tan... -ilgili haber 2. sayfanın sağ sütununun ortasında yer alıyor-) ve başarılı şekilde görev yapar, kendisinin bu başarısı gazetede de anlatılır ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/aks... -ilgili haber gazetenin 6. sayfasında soldan ikinci sütunun en altında yer alıyor..-)
1940 yılında yine bir nisan gününde, 9 nisan 1940ta, mehmet gür adlı vatandaşın evini basan mehmet cemil eryürekin yargılanmasına karar verilince mehmet cemil geçmişteki hapis günlerini hatırlayıp tekrar hapse gireceğini düşünüp depresyona girer.. bu depresyon zamanlarında bir gün eşini boğmaya çalışan mehmet cemil, erzinden alınıp istanbula getirilir ve bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastahanesine yatırılıp tedavi edilir.. bu süreçte eşi fatma meliha hanım da kendisini boğmaya çalışan eşinden temmuz 1940ta resmi olarak ayrılır..
tedavisi sona erdikten sonra ankara hususi muhasebe müdürlüğünde görev yapmaya başlayan mehmet cemil 1942de de güvem nahiye müdürlüğüne atanır.. kendisi bu müdürlükte çalışırken 22 ağustos 1944te hayatını kaybeder..
----------------------------------------------------------
peki istanbulda tutuklanıp fransız guyanasına götürülen sadece mehmet cemil efendi midir? maalesef hayır..
örneğin tokat zileli mehmet efendi vardır ve o da 12 sene fransız guyanasında mahkum olarak yaşamıştır.. kendisi mahkum iken yaşadıklarını dönemin cumhuriyet gazetesinde 25-28 ağustos 1932 tarihli sayılarında anlatmıştır.. (kendisinin anlattıklarını okumak isteyenler sıralı olarak gün gün şu linkleri tıklayarak okuyabilir; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... )
linklerdeki yazıyı okuyarak zileli mehmet efendinin neden tutuklandığını, önce nerede hapis kaldığını, kendisi aleyhine kimlerin tanıklık yaptığını, yanında mahkum olarak kimlerin ne suçlarla bulunduklarını, kendisinin fransız guyanına yolculuğunu, burada neler yaşadığını öğrenebilirsiniz.. bu arada zileli mehmet efendi fransız guyanasında polis mehmet cemil ile de karşılaşıyor, kendisi bu karşılaşmayı da yazı dizinde anlatıyor..)
peki mehmet cemil efendi ve zileli mehmet efendi dışında tutuklanıp fransız guyanasına götürülen başka türk var mıdır?
evet, maalesef vardır..
örneğin mehmet hilmi efendi vardır.. 1919da istanbul dolapderede işlediği cinayetten sebep fransızlarca tutuklanıp fransız guyanına götürülen mehmet hilmi haziran 1934te serbest bırakılmasına rağmen parası olmadığından türkiyeye gelemez.. mehmet hilminin bu durumunu annesi gelip cumhuriyet gazetesine anlatır ve mehmet hilminin durumunu cumhuriyet gazetesi 5 aralık 1934 tarihli sayısında okuyuculara duyurur.. (ilgili haber için bkz.; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/cum... -pdfde 4. sayfa sağdan 3. sütun-)
olay 19 aralık 1934 tarihli son posta gazetesinde daha farklı anlatılır ve mehmet efendiye toplanan yardımların gönderildiği okuyuculara duyurulur (ilgili haber için bkz.; i.hizliresim.com/445qe6z.png )
son posta gazetesi mehmet hilmiyi unutmaz.. ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... -ilgili haber 1. sayfanın sol sütununda ve 8. sayfanın sağ alt sütununda yer alıyor-, nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... -ilgili haber gazetenin 3. sayfasında sağdan 2. sütunda yer alıyor-)
nihayet haziran 1934te serbest bırakılan mehmet hilmi 9 mart 1938de türkiyeye gelir.. ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... -ilgili haber gazetenin 1. sayfasının sağ baş sütununda, devamı pdfde 12. sayfada sol baş sütunda-)
toplam 20 yıl fransız guyanasında kalan mehmet hilmi 10-13 mart 1938 tarihli son posta gazetesinin sayılarında anılarını anlatır.. (mehmet hilminin anılarını anlattığı gazetelere bakıp anılarını okumak isteyenler için bkz.; nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... (ilgili yazılar linklerdeki gazetelerin 6. sayfalarında yer alıyor..) , nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... (ilgili yazı pdfde sayfa 12de yer alıyor..)
10 mart 1938 tarihli akşam gazetesi de bu konu özelinde kısa bir açıklama yazarak haberi okuyucularına duyurur.. (ilgili haber için bkz.; i.hizliresim.com/2w2slmj.png )
11 mart 1938 tarihli ulus gazetesi de bu olayı okuyucularına vatanla öpüşenler başlığıyla duyurur.. ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/ulu... -ilgili haber 2. sayfanın soldan ikinci sütununun altında yer alıyor-)
ekolarak: mehmet hilmi efendinin fransız guyanında hapsolunduğu 7 mayıs 1930 tarihli yarın gazetesinde de okuyuculara duyurulmuştur.. ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/yar... -ilgili haber gazetenin 1. sayfasının orta sütununun altında ve 4. sayfanın sağ baş sütununda yer alıyor-)
peki fransız guyanasına tutuklanıp götürülen daha başka türk var mıdır?
vardır; mesela hamit efendi vardır ( i.hizliresim.com/m20u7wr.png -ilgili haber 4 haziran 1930 tarihli akşam gazetesinden..)
peki fransız guyanasına tutuklanıp götürülen daha başka türk var mıdır?
vardır; mesela ibrahim mehmet vardır.. ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/son... -ilgili haber 6. sayfada soldan 3. sütunun altında yer alıyor-)
----------------------------------------------------------
yine mehmet cemile dönüp kendisi ve konuyla alakalı bir iki şey söyleyip/yazıp bu -görece- uzun incelememi yavaş yavaş sonlandırayım..
mehmet cemil 31 ağustos 1919da işgal istanbulunda işgalcilerin türk kadınlarına yönelik küfür, hakaret ve tecavüzlerine karşılık bu kişilere silah çeker kimini öldürür kimini yaralar.. tarih önemlidir, zira sütçü imamın maraşta hamamdan çıkıp evlerine giden 3 türk kadınına saldıran fransız ordusunda görevli ermenilerden birini öldürdüğü diğerini de yaraladığı tarih 31 ekim 1919dur.. mehmet cemilin olayından iki ay sonra..
ama mehmet cemil maalesef türk toplumu genelince -bence- sütçü imam kadar tanınıp bilinmez.. taltif edilmez..
bu arada kesinlikle sütçü imam ile mehmet cemili terazi kefelerine koyup tartmıyorum.. zira en basitinden mehmet cemil gibi sütçü imam da bedel ödemiştir..
malum olaydan sonra sütçü imam kuvvacılara katılır.. kendisinin dayısının oğluna işkence yapılıp burnu, kulakları kesilerek öldürülüp bir tabutun içinde meydanda bu işkence görmüş cesedi teşhir edilse bile sütçü imam dönüp işgalcilere teslim olmaz.. vatan için, din için direnişe devam eder..
3 ay öncesinde deyim yerindeyse burnunun dibindeki mehmet cemili korumayan istanbul hükümeti ve padişah maalesef/ne acı ki maraştaki sütçü imamın dayısının oğlunu da korumaz..
31 ağustos 1919da mehmet cemili korumayan istanbul hükümeti ve padişah mehmet cemilin malum olayından kısa süre önce, 5 ağustos 1920de, suçsuz yere urfa mutasarrıfı nusret beyi de padişahiradesiyle asar.. (bu olayı anlatan kitap hakkında yazdığım inceleme için bkz.; #282441488 )
5 ağustos 1920de suçsuz yere asıp kendisini işgalcilere karşı korumayan istanbul hükümeti ve padişah nusret beyi astırmadan önce boğazlıyan kaymakamı kemal beyi de korumaz, korumamakla kalmayıp onu da sonrasında astırdığı nusret bey gibi astırır.. ( #238361256 )
işgal istanbulunda yaşanan acı olaylar, işgal istanbulunda acı olaylar yaşanırken istanbul hükümetinin ve padişahın ingilizlere, fransızlara yaranmak için sebepsiz yere vatan evlatlarına kıymaları, hürriyet itilafçıların şahsi kin sebepli vatansever ittihatçıları yakalamak için işgalcilerle işbirliği yapmaları, işgal istanbulunda gerçekleşen soygun, yağma, tecavüz, fidye için çocuk kaçırma, ırza geçme, faili meçhul cinayetler genelde ya anlatılmaz ya köşesinden tutularak anlatılır ya da geçiştirilir..
cumhuriyet sonrası devrimlerde rejimin -güya- mağdur ettiği, zulmettiği kişi/kişiler çarşaf çarşaf anlatılırken mehmet cemiller, nusret beyler, kemal beyler anlatılmaz.. onların başına gelen olaylara sebep olanların kim olduğu üzerinde durulmaz, durulmak istenmez..
neyse konuyu dağıtmayıp yine mehmet cemil eryüreke geleyim;
mehmet cemil eryürekin anılarından oluşan okumuş olduğum Şeytan Adası'nda Bir Türk adlı kitapta yer alan anılar 'polis cemil efendinin hatıratı' adı altında 12 eylül - 5 aralık 1929 tarihleri arasında akşam gazetesinde de yer alıyor.. kitabı okumak ama çeşitli sebeplerden temin edemeyen olursa şu link üzerinden ilgili zaman aralıklarında yer alan akşam gazetesinin sayılarına ulaşıp okuyabilir; gastearsivi.com/gazete/aksam
mehmet cemil efendinin hatıralarının 1929da gazetede yayımlanmasından 9 sene sonra yine zamanında fransız guyanasında hapis yatan Rene Belbenoit adlı mahkumun da anıları yayımlanır.. bu kitap türkçeye de Kansız Giyotin adıyla çevrilip yayımlanmıştır..
kansız giyotin kitabından otuz sene sonra yine fransız guyanasında zamanında hapis kalan bir mahkumun anıları da yayımlanmış, yine bu kitap da türkçeye Kelebek adıyla çevrilip yayımlanmıştır.. (türkiyede de çokça bilinen, hakkında yapılan filmleri türkiyede de çokça izlenen bu kitaptan bahsedip konuyu mehmet cemile getirip anlatan yazılar internette çokça var.. ben mehmet cemilin anısına saygısızlık olmasın diye bu yazarı ve kitabını mehmet cemilin kendisine ulaşan bir basamak olarak kullanmak istemedim.. yine bu incelememe zamanında aslı olmayan suçlamalara maruz kalıp suçsuz olduğu halde cezasını çekmek üzere şeytan adasına gönderilen albay dreyfusu da anlatıp kendisi üzerinden mehmet cemile geçmedim.. bu suçsuz albay dreyfusun maruz kaldığı olayı anlatıp kendisini savunan emile zolanın kitabı için de bkz.; Suçluyorum )
Kelebek adlı kitaptan 13 sene sonra da zamanında istanbuldan anadoluya silah kaçırırken yakalanıp başına gelen çeşitli olaylar sonrası tutuklanıp fransız guyanasına götürülen 18 yaşındaki drama türklerinden mehmet alinin türkiyeye döndükten sonra hasan izzettin dinamoya anlattığı anıları 1981de Türk Kelebeği adıyla yayımlanır..
ek olarak:
Atlas Tarih - Sayı 5 (Ocak 2011) de de mehmet cemilin anlatıldığını okudum ama derginin bu sayısına ulaşamadım..
Türk Kelebeği adlı kitapta da mehmet cemilin başından geçenler anlatılıyor ama bu kitabın dili anlatımı bence biraz savruk gibi..
yine mehmet cemili anlatan Kürek Mahkumu adlı kitap da var imiş ama ben bu kitaba da ulaşamadığımdan kitapta mehmet cemilin olayının nasıl anlatıldığını bilmiyorum..
mehmet cemilin ve diğer türk mahkumların fransız guyanasında ne şartlar altında yaşadığını, çalıştığını daha bir anlamak için Kansız Giyotin , Türk Kelebeği adlı kitapların da okunması bence anlamlı olur.. zira bu kitaplarda mehmet cemilin bahsetmediği bence önemli olaylar var..
mesela, fransız guyanasında farklı diller konuşan mahkumlar nasıl anlaşıyorlar ve devamında nasıl fransızca öğreniyorlar, mahkumlar cinselliklerini nasıl, ne şekilde, kimlerle yaşıyorlar, mahkumlar biriktirdikleri paraları birbirlerinden nasıl ve ne şekilde koruyorlar vb. soruların cevapları yukarıda dediğim kitaplarda mevcut..
aklıma gelmişken konudan bağımsız bir iki şey daha diyeyim..
mehmet cemil beyin anılarının ilk bölümünün yer aldığı 12 eylül 1929 tarihli akşam gazetesini açtığınızda sağ üst köşede 'kadınlara laf atanlar derhal tevkif edilir ve 3 aydan 6 aya kadar hapse mahkum olurlar' yazısı göreceksiniz.. ( i.hizliresim.com/9mvnsgl.png ) bu yazı da şu kararın hatırlatması; #273480144
yine mehmet cemilin türkiyeye dönüşünü haber veren 2 nisan 1929 tarihli vakit gazetesinin linkine tıklayanlar da ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/vak... ) aynı sayfada yer alan -bence- komik şu iki haberi de okuyabilirler;
vakit gazetesi 1 nisan şakası yapmak için troçki müslüman oluyor diye şakasına haber yapmış ( nek.istanbul.edu.tr/ekos/GAZETE/vak... -ilgili haber 1. sayfada sol baş sütunda-) türkiyedeki alman gazeteci de bu olayı gerçek sanıp haberi almanyadaki gazetesine telgraflamış.. lol.
diğer haber de şu;
abd'de biri John Locke un kitabını alıp bazı satırların altını çizip bazı sayfaların yanına notlar yazıp 'bu kitabı Bernard Shaw okudu..' diyerek 1.500 dolara satmış.. olay ortaya çıkınca bernard shaw; 'ömrümde john locke'un bir kitabını okumadım..' demiş.. lol.
aynı haberin devamında; '... fakat açıkgöz amerikalı 3.000 lirayı alıp gitmiştir.' yazıyor.. demek ki 1929da 1 abd doları t.c.de 2 lira imiş..
yani demem o ki, dönem gazetelerinde dediğim, dikkat çektiğim mehmet cemil ve fransız guyanasında kalan diğer kişilere ait olaylara dair haberlerin dışına çıkıp gazetedeki farklı sayfaları okuduğunuzda başka ilginç, komik, hazin.. haberlere de rastlayabilirsiniz..
neyse.. -görece- uzun olan incelememi farklı konulara değinerek daha da uzatmak istemem..
bu uygulamada bugüne dek -maalesef- az okunan ama uygulama kullanıcılarınca daha fazla okunmasını istediğim konulara dikkat çekmek için kitap incelemesi yazmıştım..
bu incelemeyi de bu düşüncemden hareketle yazıyorum..
uygulama kullanıcılarının polis mehmet cemil eryüreki tanımalarını, kendisinin 19 yaşındayken ne yaptığını ve devamında ödediği bedeli bilmelerini, biliyorlarsa hatırlamalarını, unutmamalarını isterim..
(kitaptan bunca not çıkarıp i.hizliresim.com/hay7muw.jpeg -görece- bu denli detaylı inceleme yazmam da bu isteğim sebebiyledir..)
bu konu özelinde burada 1 -yazıyla bir- uygulama kullanıcısına bile dokunursam kendimi mutlu hissederim..
kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden iyi okumalar dilerim..
ya da
kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun.