Beyaz Geceler fazlasıyla gerçekçi bu yüzden de garip bir eser lakin bu kitabın veya yazarın sorunu değil hayatın bizzat kendisiyle alakalı fazla uzatmadan incelemeye geçmek isterim *Bilgilendirme:Spoilersız bir Anlatım eseri okumamış olanlar merak etmesin* Öncelikle eserin Fyodor Dostoyevski’nin her eserinde uyguladığı gibi deneyimleri üzerine kurulu olduğunu tahmin edebiliriz zaten yazarların ve en önemlisi onun öne çıkmasını sağlayan herkesin günlük hayatta yaşadığı problemleri kendi deneyimleri ve süslü cümleleriyle harmanlayıp iyi kurgulaması Kitap 5-6 tane görünürde bağımsız ancak hepsi kısa öyküler olupta vereceği derse odaklanan yazı denemeleri gibi bakın yazı demiyorum çünkü bu kitap pekte Dostoyevski seviyesinde(Uzunluk ve derinlik bakımından diyorum kitabın edebi değeri değil)değil ki ben Beyaz Geceler’den çok Haysiyetsiz Hırsız ve Yufka Yürekli hikayelerini sevdim ve vurucu buldum İki üç güne okunup rahatlıkla bitirilebilecek akıcı denebilecek türde bir yazım tarzına sahip genel olarak ana mesaj her konuda yapılabilecek takıntının bizi hayatı yaşamaktan alıkoyduğu Lev Tolstoy’un İnsan Neyle Yaşar? eserini andırıyor lakin çok daha az dini öğe barındırıyor
Spoilerli Kısım
Beyaz Geceler hikayesinde yaşananların bir tamamen adamın yalnızlığından ötürü kafasında kurduğu bir yanılsama olduğu kanaatindeyim olayların gelişme hızı Nastyenka’yla gelişen absürt ilişki olay örgüsündeki yan karakter eksikliği inandırıcılığı yok ediyor Nastyenka’ya söz vermiş olan adamın gelişiyse tam da ana karakterimizin yarınla ilgili hayaller kurduğu ana denk gelmesi adeta hayalperest olmanın ona verdiği zararlara bir gönderme gibi geldi sen harekete geçmez gerçekçi olmazsan başkaları bunu yapar mantığıyla yazılmış olduğunu düşünüyorum Haysiyetli Hırsız öyküsündeyse Yemelya karakterinin çaresizliği ve melankolisi özellikle de gururlu tavırları her ne kadar bizi kendisine yaklaştırması ve empati yapmamızı sağlamışsa bile kendi ölümünü hazırladı bu yine o meşhur takıntının örneği.Son olarak yufka yürekli hikayesi Vasya’nın aklına mutluluğa layık olmadığını yetersiz olduğunu düşünmesiyle geldi aynı takıntıdan Bu eser yazarın öz eleştirisini yazdığını insana düşündürüyor bu da hep üstten bakan tavırları insanları ezik gören ve bazen alay eden Dostoyevski profilinin çok dışında bize tanıdık gelmeyen bu dil kitabı kötü bir esermiş gibi lanse ediyor ama ben sevdim yinede hayranı olduğumuz bu adamın öz eleştirisini okumak merak uyandırdı Bence bu kitap kötü bir edebiyat eserinden ziyade güzel ama garip ve alışılagelmişin dışında bir eser ama edebiyat ve Dostoyevski dediğimiz adam tam da bu profile uygun değil mi zaten?