Sándor Márai’nin o sarsıcı monologları ve ruhun en kuytu köşelerini deşen cümleleri artık zihnimin bir parçası gibi. İşin Aslı, Judit ve Sonrası, Buda'da Bir Boşanma ve Mumlar Sonuna Kadar Yanar’ın ardından; Bolzano’da Son Sahne’den hemen önce okuduğum bu kısacık roman, yazarın dünyasına dair o tanıdık hissi ruhuma iyice mühürledi.
Eszter'in Mirası, sadece bir aşkın ya da kaybın hikayesi değil; bir irade kaybının ve felakete bile isteye yürüyüşün sarsıcı anatomisi. Lajos gibi bir dolandırıcının, bir "laf ebesinin" peşinden sürüklenen o trans hali; aslında sadece Eszter’in kişisel trajedisini değil, boş vaatlerle büyülenip kendi yıkımına koşan kitlelerin o hipnotik teslimiyetini simgeliyor.
Kısacık bir metne sığdırılan bu devasa alt metin, bizi en can alıcı soruyla baş başa bırakıyor: İnsan, kendisini mahvedeceğini bildiği bir güce neden karşı koyamaz? Márai bize bir kez daha hatırlatıyor; bazen en büyük miras, birinin bizde bıraktığı o taşınması imkansız ama vazgeçilmesi de teklif dahi edilemez kederli bir boşluktur…
Bu sarsıcı yolculuğa şimdi, aslında özkurmaca olduğu için belki de en başta okumam gereken Bir Burjuvanın İtirafları ile devam etmek istiyorum…
Çok sevdiğim ve tüm çıkan kitaplarını hatmettiğim yazarın Bir Burjuvanın İtirafları kitabı ile yolculuğunuz şahlanacak hocam. Okuduktan sonra başka kitabının olmaması burukluğu ise yanımıza kalıyor. Keyifle okuyun. 🌸🥰
Mehmet Ben şanslıyım ki Can Yayınları ilk çıkardığında bir öğrenci kampanyasıyla edinmiştim; dilerim en kısa sürede yeni baskısı yapılır…Teşekkür ederim…