1000Kitap Logosu
Resim
208 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Son zamanlara okuduğum en etkileyici kitap olduğunu söylersem, kesinlikle abartmış olmam. Kitabın türü korku değil; korkuyorsunuz. Kitabın türü dram değil; ağlıyorsunuz. Kitabı okuduğum an etkilendim ama bundan daha fazlası olacak. Hepsi birbirinden farklı olan her bir kitabı elime aldığımda aklıma bu hikâye tekrar tekrar gelecek ve yine ürpereceğim. Üstelik bu hissin bana özgü olduğunu hiç sanmıyorum. Her kim kitaplara değer veriyorsa, bu cümlelerimin altına imzasını atacaktır. Evvela kitabın adını açıklayayım. Fahrenheit 451 nedir? - “Kitap kâğıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir." İşte şimdi ilginizi çekmeye başladı öyle değil mi? Yaptığım araştırmalara göre, kitabın yayınlandığı yıl: 1952. Hikâyeye konu olan yıl ise: ikibinçok! Günümüzden daha ileri bir tarih üzerinden yazılmış. O yıllarda bu kitap “Bilim-Kurgu” türünde basılmış. Bilirsiniz ki bu tabir özetle, geçmişin ya da geleceğin o günün olası olmayan teknoloji ve bilim şartları gereğince kurgulanması halidir. İtiraf etmeliyim ki, bu kitabı 1952 yılında okusaydım, saçma bulabilirdim. Fakat 2018 yılında okudum. İşte türü korku olmayan bir kitaptan bu kadar korkmama neden olan şey tam da budur. Ve eminim ki; 2019’da okuyan biri benden daha çok korkacak. 2020’de okuyan ondan da fazla... Ve belki de 2021’de kimse bu kitabı okuyamayacak. İşte bu en korkuncu olacak. Yanmayan evlerin, kapsüllerin, mekanik tazıların, adına böcek denilen son sürat araçların ve itfaiyecilerin hala görev yaptıkları bir zaman yolculuğuna çıkın. -Neyse ki 1952’ye oranla bizim yolumuz oldukça kısa. Günümüz teknolojisi ile hayal etmek daha kolay olacak.- Fakat aklınıza bir konu takıldı öyle değil mi? Mademki yanmayan evler var, o halde itfaiyeciler neden var? Hemen söyleyeyim. Bu hikâyede itfaiyeciler yangın söndürmek için değil, yangın çıkartmak için var. Devletin bir kolu olan itfaiyeciler, toplumun huzuru ve mutluluğu için gece-gündüz çalışıyorlar. Gece-gündüz demeden ülkede ellerine geçen tüm kitapları yakıyorlar! Evet, yanlış okumadınız. İtfaiyeciler, kitap yakmak için var. İtfaiyeciler asla kötü insanlar değiller. Sakın böyle bir önyargıda bulunmayınız. İnsanlık için, vatandaş için, halk için alevlerle dans eden vatansever nefer onlar. Kişiler şiir okuyup üzülerek intihara kalkışmasınlar diye… Roman okuyup hayal güçlerini kullanmasınlar diye… Deneme okuyup düşünmek zorunda kalmasınlar diye… Bilgi kitapları okuyup, gereksiz bilgilerle kendilerini yıpratmasınlar diye… Azıcık aş, ağrısız baş olsun diye… Kafalarına hiçbir şey takılmasın ve eğlenceye daha fazla vakit ayırabilsinler, böylece hep mutlu olsunlar diye... Ülkede savaş olsa dahi, üzülmesinler, yokmuş gibi davranabilsinler, huzurları asla kaçmasın diye… Tüm iyi niyetleriyle görevlerini yapan her biri vatansever, milliyetçi birer kahraman asker onlar. Distopik bir kurgu olduğunu düşünüyorsunuz öyle değil mi? Kesinlikle öyle. Ama detayları ayrımsamakta yarar var. İlk etapta yukardaki cümleleri okuduğunuzda aklınıza baskıcı, otoriter/ totaliter bir devlet sistemi geliyor. Ve ister-istemez insan korkmaya başlıyor. Kitabı okurken de aynı böyle oluyorsunuz. Fakat ben yazımın en başında sadece korkudan değil başka bir türden daha bahsetmiştim. Neydi o? Dram mı? Elbette dram! Kitabı okudukça, eğer korkuyu iliklerinize kadar hissedebilmişseniz, bu durumun “devlet baskısı” değil, “halk arzusu” olduğunu görmeye başlıyorsunuz. Ve o hissettiğiniz korku bu görüyle beraber yerini drama bırakıyor. Sonunda kendinizi çaresiz ve gözü-yaşlı yakalıyorsunuz. Teşbih etmek gerekirse; kundaktaki bebeğini bırakıp gitmek zorunda kalan bir anne/baba olmaktan korkarken, ölüm döşeğinde olan bebeği karşısındaki çaresiz anne/baba oluyorsunuz. Bu kitabı okuduktan sonra istemsizce kitaplığınıza uzun süre uzaktan bakarak duygusallaşıyorsunuz. Abartıyor muyum? Öyle mi? Gerçekten mi? İnsanlığın yüzde kaçı kitap okumak için vakit ayırıyor? Soruyu yanıtlamadan evvel doğru okuduğunuzdan emin olunuz. Boş vakitlerinde kitap okuyanları sormuyorum. Kitap okumak için vakit ayıranları soruyorum. “Kitap okumak” birçok insan için “boş vakitler” takısıyla kullanılan bir eylem değil mi? O zaman şuna bir bakalım: “Nihayetinde film izlemek, kitap okumaktan daha kısa sürüyor. Eğer güzel bir eserse, biraz beklerim. Nasıl olsa filmi çekilir, ben de izlerim. Böylece kitabı öğrenmiş olurum. Ya da okuyan biri onun özetini çıkarır. Ben de özeti okurum. Böylece kitap hakkında şurada burada sohbet ederken konuşarak entelektüelliğimi ortaya koyabilirim. Hem belki teknoloji biraz daha ilerler ve özetin de özeti çıkar. Sonunda kocaman bir ansiklopedi 20 kelimeye sığar. Ben de o 20 kelimeyle bilge bilge gezerim. Üstelik bir sürü vakit yanıma kâr kalır ve ben kalan vaktimde gönlümce eğlenirim.“ Nasıl plan? Yarın devlet kitap yasağı çıkarsa, kaçımız devleti baskıcı, otoriter/ totaliter olarak suçlayabilecek yüze sahibiz? Gücü de boş verelim. Ben yüzü soruyorum yüzü. Bu kitabı okuduğunuzda, itfaiyecilerin yaktığı kitaplar sizi korkutuyor. Halkın yaşam biçimi ise ağlatıyor. Ve korkuyla dramdan sonra işin içine son olarak üçüncü tür giriyor. Trajedi! Trajedi ne biliyor musunuz? Tüm bunlara rağmen halk sadece mutlu! İşte bu noktada trajedi başlıyor. Sonra ne mi oluyor? Okuyun ve görün. Herkesin vakit çok geç olmadan bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum. Bir gün evde yalnız başımayken 110’u aramam gerekirse, hangi mobilyaya sarılacağımı ve o mobilyanın içinde neler olduğunu artık sadece ben değil, siz de biliyorsunuz. Bu kitap: Hepimizin yemesi gereken bir tokat!
Fahrenheit 451
8.1/10 · 69,2bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1.887
Beğeni
110
Paylaşım
Sırala
İncelemenizi kitabı okuduktan sonra okudum. Kitabı okumadan önce okumuş olsam kitap ben de hayranlık ve ilgi uyandırır ve biran önce kitabı okumak için sabırsızlanırdım. Ama şunu samimiyetimle söylemem gerekirse çok okuyan ve okumaktan haz alan, okumayı artık yemek, içmek gibi ruhun gıdası gibi gören biri olarak bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Kurgu çok güzel, çok farklı ama yazarın anlatımı çok karmaşık geldi bana. Akıcı bir dili yok yazarın, cümleler kopuk ve bütüne hitap eden bir anlatımı yok. 200 sayfalık bir kitabı çok rahat daha sade ve akıcı bir anlatımla 50 sayfaya sığdırabilirdim. Bana bu kitap bazı sanatseverler tarafından değerlendirip imdb puanı abartılı bir şekilde 8 puan üstü verilip te izledikten sonra hayal kırıklığına uğratan filmler gibi geldi. Tekrar altını çizerek söylüyorum kurgu çok güzel, çok farklı ama bir kurgu ancak bu kadar kötü bir anlatımla katledilebilir. Okuduğum kitapları ve sayısını hatırlamıyorum belki 2000 veya daha fazlasını geçmiştir buraya da hatırladıklarımı ekledim. Bu kadar okuyan biri olarak söylüyorum bunları ilk defa bir kitabın sonunu biran önce bitsin diye okudum çünkü başladığım hiç bir kitabı yarım bırakma gibi bir huyum yoktur. O yüzden merakımdan soruyorum sizi bu kadar çok etkileyen kurgu mu yoksa gerçekten kitabın anlatı mı mı?
29 Beğeni
Yanıtla
2 yanıtı gör
Dili bence de kötü. Cümleler kopuk. İlk başlarda çok fazla sıkıldım. Ne anlatıyor bu ya dedim. Şu an 60. sayfadayım. Bakalım neler olacak.
1 Beğeni
Kitabı yeni bitirdim. Benim gibi dusunenler var mi diye göz atmak istedim. Çok güzel açıklamışsiniz. Tebrik ederim.
8 Beğeni
Yanıtla
2 yanıtı gör
Rica ederim
2 Beğeni
İlk defa bir incelemeye yorum yapıyorum ve gerçekten nutkum tutuldu okurken. Elimin altında olup sırf distopik kitap sevmediğim için hiç şans vermemiştim bu esere fakat bu incelemeden sonra mutlaka okuyacağım. Kaleminize sağlık 😊
6 Beğeni
Yanıtla
Değerli yorumunuz beni çok mutlu etti. Çok teşekkür ederim. 🙏🏼
1 Beğeni
Kurgunun işlenişi pek ustaca değil ama insanda uyandırdığı çağrışımlar derya deniz... Kitap okumak; rahatsız eder, sorgulatır ve oturulan koltuk ne kadar pofuduk olursa olsun, konfor hayal olur. Ama mutlu etmediği doğru değil; bilakis beynin en çok endorfin hormonu salgıladığı an okuma ile geçirilen andır. Not: İncelemeniz fazla söze hacet bırakmayacak güzellikte... tebrik eder, devamınını beklerim. 👏👏👏
17 Beğeni
Yanıtla
Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)
Çok güzel açıklamışsınız tebrik ederim… umarım kitap okumak çok bulaşıcı bir bakteri gibi olur da daha güzel, akıllı, düşüncelere sahip olup, insanca yaşamayı öğreniriz ve ülkemizce de daha ileri seviyelere BİLİM ile erişmek umuduyla 🙏
2 Beğeni
Yanıtla
Umarım dediğiniz gibi olur. Çok teşekkür ederim.
1 Beğeni
Bu kitapta ne ağladım, ne de korktum. Aksine hayal kırıklığına uğradım.
11 Beğeni
Yanıtla
O kadar hararetli bir inceleme yorumu olmuş ki, okurken sizinle tartışıyor hissine kapıldım. :) Ve farkında olmadan hızınıza yetişebilmek için hızlı okuma moduna geçmişim 🤦☺️ emeğinize sağlık 👏
7 Beğeni
Yanıtla
2 yanıtı gör
Haklısınız uzun yazılar sıkıcı diye bir algı var. Lakin kitap severler için pek geçerli bir algı değil sanırım ☺️ hele sizin yorumunuz baya sürükleyici oldu. Rica ederim efendim ☺️
2 Beğeni
Az önce bitirdim . Hayatım boyunca etkilendiğim kitaplardan biri oldu . Duygularımı , düşüncelerini başka ağızdan görmek harika . Bana ses oldunuz . Teşekkür ederim .
2 Beğeni
Yanıtla
Ne mutlu bana. Geri bildiriminiz için asıl ben teşekkür ederim.
1 Beğeni
Güzel bir inceleme, kitap gerçekten 1984'ü hatırlatıyor, 1984'ten farklı olarak devlet yerine esasen toplumsal isteğin üstün geldiğini görüyoruz, bu açıdan bugünkü dünyaya biraz daha yakın olduğunu söyleyebiliriz, bu arada geçenlerde film uyarlamasını izledim, alakası yok, berbat bir uyarlama olmuş.
2 Beğeni
Yanıtla
6 yanıtı gör
Elbette ki "The Fault in Our Stars" birinci
Duygularımı o kadar güzel tercüme etmişsınızkı yüreğinize saglık 👍👌herkesin önce bu paylaşımınızı sonrada bu kitabı okuması gerek 😊Okumaya deger bir kitap.. Her kitabı okumak isterim ama her kitabı kitaplıgıma koymam buda benim kitaplıgıma olcak ve tekrar okumak isteyeyecegım bir kitap 📚 👍🙂
5 Beğeni
Yanıtla
2 yanıtı gör
Asıl ben teşekkür ederim 😊 👍incelemelerinizi okumaya devam 👍
1 Beğeni
43 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.