İçimdeki çocuk 5402 numaralı marşandiz katarına doğru koşuyor. Lokomotifin lambasının altında, ayyıldızlı kokartın kenarından iki yana doğru açılan rayları bir siyah martı gibi hayal ederek, onun kanat uçlarına bir kez olsun dokunmak üzere nefes nefese koşuyor. Lokomotif bu çırpıntılı koşuya karşılık beyaz istim buharı fışkırtarak beni kucaklamaya hazırlanıyor.
Sayfa 84 - Dergâh Yayınları 13. Baskı: Şubat 2018·Kitabı okudu
·
2 +1'leme
·
363 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Babamın doğu görevi nedeniyle Muştayız, ilkokul birinci sınıf zamanlarım. Evimizin yakınında tren rayları var, ara ara oradaki kalabalığa, insanlara şahit oluyorum. Rayların sonunun nereye vardığını merak ederdim hep ve o dönem bana hayli ilginç gelen komşumuzun kızının kürdan bacaklı Cin Ali serisinden ilhamla ufak hikayeler düşlerdim manzaraya doğru😄 Zaman başka akardı, güneşin ağaç yapraklarında aksettiği efsun başka.. gurbeti duyumsadığım, tattığım ilk demler de denilebilir :)
Râbia
Gönderi Sahibi
İşte o hayal gücü şimdiki biz biz yapan. Eve yakın demir yolu da ayrı bi şans özlem hocam. Görmesen bile gidip gelen ekspresin sesi yeter. Şimdi o sesler azaldı. Malumunuz hız çağı. ☺️
Kesinlikle, bizi biz yapan zamanlar👌🏻☺️
Râbia
Gönderi Sahibi
Benim hikâyem . ​ Altı yaşlarındayım. Dedemle Afyonkarahisar'a gidiyoruz. Konya Tren Garı'ndayız. Üstümde bembeyaz yazlıklar, elimde gazoz... Keyfim gıcır. Gazozun bedava kampanyası var. Kapağı bir açıyorum, bedava. Büyük harflerle. Bütün vagon bu anı bekliyormuş gibi alkış kıyamet... Tren kalkmadan büfeye gidip almak gerek yeni gazozu; yoksa bir sonraki gara kadar nasıl beklenir? Bir koşuşla trenden iniyorum, fırtına gibiyim. Dedem arkamda; hiç aklımdan çıkmayan beyaz takımı ve beyaz kasketiyle... Gazozu alıp vagona dönüyoruz. O hızla basamaklara takılıp düşüyorum. Dizlerim kan, elbisem lekelenmiş... Gözlerim dolu dolu ama ağlamıyorum; çünkü gazozum sağlam! Babamın hikâyesi İstanbul'a gidip geliyoruz o yıllar. Sıla, gurbet... Biz çocuğuz, anlamıyoruz tabii. Bizim meselemiz trene binecek olmak. O zamanlar kara tren var. Elini bir dokun hele; simsiyah kömür isi, zift gibi yapış yapış. Tren yavaştan kalkar, yol alır. Pencereyi kaldırır, kafayı dışarı çıkarırsın trenin gidiş yönüne doğru. Kelle simsiyah... Olan duman yüzümüze bulaşır. Hey gidi günler!.
Benim babam TCDD'de çalışıyordu, namı diğer trenciydi, o yıllarda istasyonda haşarılığımla ve gevezeliğimle herkesi yıldırmışım😆 Kömür kızı eskilerden kime sorsan söylerler😂 Trenle ilgili hikayeleri yazsam kitap olur🎈
Râbia
Gönderi Sahibi
Eylül Türk Haklısınız hocam. Yarım paragraf metin yazmaya benzemez. Şanslıydık. 🤟🏼