Merhaba arkadaşlar. Sonunda sıra geldi bizim çocukluğumuzun efsanesine. Hepimizin bir kere dahi olsa okuduğu, minicik baskılarıyla hafızamıza kazınan o efsanenin tam çevirisine. Başlamadan önce ne hissediyorsam bittikten sonra da aynılarına hatta daha fazlasına sahip olduğum eserlerden biri. Onun bilim kurgu yönü o kadar gelişmiş ki artık, onu tanımadıklarından kesinlikle emin olduğum birkaç kişinin yorumuna da özellikle bakmayı tercih ettim. Kimdi o eskimiş bunlar artık zamanı geçmiş teknolojiler gibi bir yorum vardı. Buna çok güldüm. Sorun şurada, bu kitap yazıldığında denizaltında anlatılan teknoloji aslında hiç yoktu arkadaşlar. Beni güldüren kısım da tam olarak bu. Hiç var olmayan bir şeyden sanki varmış gibi bahseden, daha sonrasında bu icat yapıldığında da benzer özelliklere sahip olması uzun yıllar alan bir teknoloji için ‘Bu eski’ diye eleştiri yapılması. Yani buradan ne anlıyoruz? Herkes bilgi sahibi olmadığı konuda bir yorum sahibi. Yani insanlar konuşur, biz kendi işimize bakalım diyebiliriz. Demeliyiz.
Kitaba geldiğimizde -nihayet- Nautilus adında denizlerde yolculuk yapan bir denizaltı ve onun kaptanı Nemo ile kurtarılan 3 kazazedenin yolculuğuna konuk oluyoruz. Öncelikle en başa yani 1866 yılına uzanalım. Ve bu kazazedelere odaklanalım. Öncelikle denizlerde korkunç bir canavarın ortaya çıktığı haberi yayılıyor. Pek çok gemi kazasından sorumlu olan bu canavar için çeşitli teoriler ortaya atılırken denizlerde sigorta yapan şirketlerin hızlıca fiyat arttırmaya gitmelerinin kitabın içine sokuşturulması da gizliden bir kapitalist eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Ama buna şaşırmıyorum. Hatta daha ileri gidip bizim içimizde de böyle alçak insanlar olduğunu, bir yangın çıktığında 50 liralık eldiveni 500’e sattıklarını kim inkar edebilir? Deprem olduğunda (6 Şubat’ı hatırlayalım) insanlar bir yandan hiç tanımadığı insanlar için hayatlarını tehlikeye atarken aynı bölgede kendi komşularının eşyalarını çalanlar mı dersiniz, 3 kuruş para için birbirlerini dolandıranlar mı dersiniz ne ararsanız kendi içimizde de ne yazık ki vardı. Buna benzer bir dokundurma burada da hissettik.
Devam ettiğimizde Amerikan donanmasının amiral gemisi Abraham Lincoln’de bir av düzenleniyor. Buraya bizim kitabın kalanında da karşımıza çıkacak olan bilim adamı Flaman ile hizmetçisi Conseil ve Ned Land buluşuyorlar. İlerleyen süreçte gemi hasar alıyor, Flaman ve Ned denize düşüyor. Flaman düşünce Conseil de denize atlıyor derken bizler en başta belirttiğimiz canavar efsanesinin gerçekte ne olduğuyla yüzleşirken bu 3 insanın artık bir kazazede, yardım arayan insanlardan ziyade esir alınan ve özgürlüğünü kaybeden 3 kişi oldukları gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ve aynı zamanda bu yeni keşif diyebileceğimiz denizaltı ve kaptanı Nemo ile de tanışıyorlar.
Buradan sonrası çok daha ilginç diyebiliriz. Çünkü dünyanın en çok bahsettiği ve merak ettiği ve üzerinde büyük hayaller kurduğu batik hazineler, Atlantis ve antik gemiler konulu bir seyahate çıkıyorlar. Bu defa seyahat yine bir Jules Verne romanında adeta dünya turu gibi. Sadece mekan yerin üstü değil de en altı diyebiliriz. Ancak bunca muhteşem güzellikten sonra 3 kişinin oradan kaçması ise yine psikolojik olarak ne olursa olsun insanın önceliğinin ‘Özgürlük’ olduğunu, insanın kendi özgür yaşamını hiçbir şeye değişmeyeceğini de kanıtlar nitelikte karşımıza çıkmakta. Eğer öyle olmasaydı bunca muhteşem güzelliği pek çok insan özgürlüğüne tercih ederdi. Tabii bir de buna nasıl baktığımız meselesi var. Sonuç olarak hepimiz belirli miktarda bir para karşılığında günümüzün yarısından çoğunu ‘İŞ’ adı altındaki ‘Modern Köleliğe’ satıyoruz ve bunun farkında olsak da başka çaremiz olmadığı için bunu yapıyoruz. Özgürlük ve onun çağrışımları ise bizlere ne yazık ki unutturuluyor.
Bazı karakterlerden de bahsetmeden eseri geçmeyelim. Başta Pierre Aronnax bizim anlatıcı karakterimiz olduğu için ona yer veriyoruz. Kendisi profesör ama yedek. Bu kısım beni güldürdü. Ancak botanik ve zooloji uzmanı olması nedeniyle adeta bir Ahmet Mithat Efendi etkisi veren uzun açıklama kısımlarının tamamını da yine bu karaktere borçlu olduğumuzu söyleyebiliriz. Ned Land ise aslında bir kelime oyunundan başka bir şey değil ve kitapta da bizler bunun yansımasını görüyoruz. Bu kelime oyununu özellikle açıklamak istiyorum. Malumumuz gemiden ölmedikçe kimse çıkamıyor. Ned Land ise kendisine yapılan hizmeti umursamadığı gibi tek dert olarak da kaçmayı, evine yani karaya gitmeyi düşünüyor. Karakterin ismi olan ‘Land’ ise İngilizce ‘Kara’ anlamına geliyor. Black ile karıştırılmaması gerektiğini de söyleyelim. Burada denizcilikte sıkça karşımıza çıkan ‘Kara Göründü’ anlamında kullanılan ‘Land’ olduğunu da ekleyelim.
Kaptan Nemo karakterine de özel olarak değinmek gerektiğine inanıyorum. Nemo ismi Latince anlamıyla ‘Hiç Kimse’ anlamına gelir ki günümüzde de Mr. Nobody şeklinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu bir çeşit aşağılama mı yoksa bir yüceltme mi gerçekten emin olamıyorum ama bu aslında günün şartlarına göre değişen bir durum olabilir. Neden? Kaptan Nemo tamamıyla insanlardan ve insanlıktan nefret eden, soğuk, kibirli, yani kısaca olumsuz olarak sıralayabileceğimiz pek çok özelliğe sahip ama oldukça zeki, kalbiyle değil beyniyle konuşan bir kişi. Hal böyle olunca da övgü mü yoksa yergi mi olduğundan emin olamadığım bir isimlendirme yapılmış. Zaten bu belirsizlik kendi kişiliğinde olduğu kadar romana da yansıtılmış. Nasıl mı? Neredeyse bütün yolculuğu beraber yaptığımız adamın akıbetinin ne olduğunu kimse bilmiyor. Muhteşem!
Aynı zamanda bir sürpriz buraya bırakacak, bir sürpriz de Esrarengiz Ada isimli esere saklayarak ilerleyeceğim. Çocukken de okuduğum bu eser bende hep okyanusun içine doğru 20000 fersah ilerleme alanını çağrıştırıyordu ancak bu aslında kitapta bizim yolculuğumuzu yani denizde gittiğimiz yolu anlattığı gibi zaten KM olarak da 80000 KM yapıyor bu da dünyanın çevresinin 2 katı uzunluğa denk geliyor ki denizaltının aslında sadece 4 fersah kadar derine indiğini, hava almak için yukarı çıktığını görürüz. Denizaltı ise tamamen bir şaheser olarak karşımıza çıktığı gibi aynı zamanda tamamen elektrik ile çalışması büyük olaydır bana göre. Neden? 1870 yılında tamamen elektrikle çalışan bir araç icat edilmiş, insanlar günümüzde yeni yeni bu araçları kullanıyor ve pek çok eksiği var. Şaşkınlık ve hayranlık fazlasıyla birlikteler diyebiliriz. Diğer sürpriz için Esrarengiz Ada kitabına bekliyoruz.
İncelemeler:
#31264078#56163323#57596781#81252317#82211273#82291299#82340895#83993259#84255815#87627778#88172513#88831077#97490979#135539953#135547122#135570147#135619440#135620511#135621657#135623456#135649076#135667376#135677389#135699225#135703571#135768377#135814729#135881965#135887100#135890027#135893678#135897184#135939607#136004046#136033888#136063150#136067130#136074508#136117002#303890682#304156429#304188248#304591430#304663618#304696100
Okumalar:
Afrika Serüveni - Çizgi Roman
Akdeniz Korsanları
Altın Volkanı
Ay’ın Çevresinde (Ay’a Yolculuk)
Balonla Beş Hafta
Bayan Branican
Bayrağa Karşı
Begüm’ün Beş Yüz Milyonu (Beş Yüz Milyonluk Miras)
Bozkırda Yolculuk
Buharlı Ev
Buzlar Sfenksi
Buzullar Arasında Bir Kış
Cenup Yıldızı (Güney Yıldızı)
Chancellor
Chanteleine Kontu
Çılgın Madenci - Çizgi Roman
Çin’de Bir Çinli’nin Başına Gelenler
Deniz Yılanı
Denizler Altında Yirmi Bin Fersah
Doktor Ox’un Deneyi
Dönüşü Olmayan Nehir - Çizgi Roman
Dünya’dan Ay’a (Ay’a Yolculuk)
Dünya’nın Keşfi - Cilt 1
Dünya’nın Keşfi - Cilt 2
Dünyanın Merkezine Yolculuk (Arzın Merkezine Seyehat)
Dünyanın Ucundaki Fener (Kahraman Fenerciler)
Halifax Korsanları
Kaptan Grant’ın Çocukları - Cilt 1
Kaptan Grant’ın Çocukları - Cilt 2
Kaptan Grant’ın Çocukları - Cilt 3
Karpatlar Şatosu
Kartal Yuvası - Çizgi Roman
Kutup Harekatı - Çizgi Roman
Kuzey Güney Savaşı - Çizgi Roman
Küçük İrlandalı - Çizgi Roman
Livonya’da Bir Dram
Macellanya
Meteor Avı
Mişel Strogof
Ne Altı Var Ne Üstü
Seksen Günde Devri Alem
Wilhelm Storitz’in Sırrı
Yanardağ - Çizgi Roman
Yaşama Tutkusu - Çizgi Roman
Yirminci Yüzyılda Paris
Yüzen Şehir
Hepimize iyi okumalar dilerim..