Gönderi

Puan vermedi·123 syf.··
2018 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2018 01:27
Her ne kadar geç kalmış bir buluşma olsa da öncelikle Mehmed Uzun'la ve kitabıyla beni buluşturan #30997659 etkinliğinde Esra Kurt hanım başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim... En baştan vurgulamak isterim ki; konu olarak çok farklı, dil ve anlatım yönünden çok zengin, zihnimde bıraktıkları açısından çok değerli bir kitap okudum arkadaşlar... Bunca karmaşa ve ayrıştırmanın içinde; insanlar sürekli birbirinden uzaklaştırılmaya ve birbirine düşürülmeye çalışılırken, her şeye inat, bir Kürt yazarı tanımanın, Mehmed Uzun özelinde Kürt edebiyatına bir nebze olsun yaklaşmanın keyfini yaşadım... Bu etkinlik bir yazar etkinliği olduğu için Mehmed Uzun'a birkaç satır değinmeden geçmek olmaz diye düşünüyorum. Hayatını ana dilini savunarak, dilinin, edebiyatının mazisini araştırarak, bir dilin neden yasak olduğunu sorgulayarak ve kendi dilinde edebiyatın tüm zenginliğini, tüm güzelliğini içinde taşıyan eserler vererek geçirmiş bir yazar Mehmed Uzun... Yıllarca sürgünde yaşamak zorunda kaldığı İsveç'te dahi bu sevda ve gayretinden asla ödün vermemiş; hem yurt içinde hem de yurt dışında çok geniş bir çevrenin saygısını kazanmayı başarmış bir aydın... Her ne kadar kendisi yaşarken yaptıklarının, yazdıklarının tam karşılığını alamamış olsa da, ben inanıyorum ki bugün var olan ve bundan sonra gelecek olan nesiller bu değerli aydına gecikmeli de olsa hak ettiği değeri verecek ve onun daha fazla kitap dostu tarafından tanınmasına katkıda bulunacaktır... Uzun'la tanışma kitabım Yaşlı Rind'in Ölümü ise yazarın 1987'de yayınladığı bir kitap... Bana yazıldığı tarihten 30 yıl sonra okumak kısmet oldu nedense! Kitabın iki baş karakterinden biri olan Serdar, kitabın yazarı Uzun'un yaşadığına benzer bir sürgün hayatı sürüyor. O da kendi topraklarını terk edip İsveç'e gidiyor ve o da Uzun gibi orada kendi dili ile ilgili araştırmalar yapıyor. Yaşlı Rind ise sürgün yolculuğu esnasında köyün birinde tesadüfen tanıştığı kör bir bilge... Aralarında öyle sıcak bir ilişki kuruluyor ki, siz de üçüncü kişi olarak onların yanında bulunmak, sohbetlerinin bir parçasından tutup o anlara tanıklık etmek istiyorsunuz kitabı okurken... Kitap gerçekten de çok güçlü bir dil ve anlatıma sahip... Sizi edebi anlamda fazlasıyla doyuruyor. Kitabı bitirdiğinizde 'dolu dolu' geçen edebi bir yolculuğun tatlı yorgunluğunu hissediyorsunuz... Daha fazla detaya inmeden bunan sonrasını size bırakıyorum. Kitaba adını veren Yaşlı Rind'i özellikle tek cümleyle geçtim. Çünkü Yaşlı Rind'i, tıpkı kitapta işlendiği gibi kısık ateşte yavaş yavaş tanıma keyfini sizden almak istemedim... ---------------------------------- Madem bize çok yakın ama fazla uzak olan 'Kürt edebiyatı'na bir giriş yaptık, o zaman bu kitap vesilesiyle birkaç genel düşüncemi de sizinle paylaşmak isterim... Kendi kişisel tarihimde, Türkler ve Kürtler arasında süregelen sorunlara 'Arkadaşlar benim Kürtlerle hiçbir sorunum yok, hatta benim pek çok Kürt arkadaşım var' sığlığında yaklaşmaktan vazgeçeli uzun yıllar oldu... Her konuda olduğu gibi bu konuda da siyaseti kılavuz edinmek yerine, kendim görüp keşfetmenin, tanıyıp da karar vermenin yollarını aradım her fırsat bulduğumda... Çünkü bana göre siyaset sorun çözen değil, sorunla beslenen bir kurum... Tabağına bir lokma da ben ekleyip kendi ellerimle beslemek istemedim açıkçası... Bilmek, empati kurmak, anlamak veya sevmek... Niyetiniz ne olursa olsun bana göre başlangıç noktası tek bir kapıya çıkıyor; TANIMAK... Tanımak bence insanı fikirsel özgürlüğe davet eden önemli bir istasyon... İnsanların başkalarından devşirme, kaynağı belirsiz hazır fikirlerle ortamlarda asıp kesmesi yerine tanıyıp kendi fikirlerini üretmenin, bu fikirleri savunmanın peşine düşmesi gerekiyor artık... İşte bu yüzden siyaset yerine sanatı, edebiyatı, kültürel çeşitliliği, varsa imkan gezip görmeyi kılavuz edinmek zorundayız... Siyaset bizi ayrıştırmak, bölmek, parçalamak için sorun üstüne sorun bina ederken, sanatın, edebiyatın, kültürün de o ölçüde bizi yerden kaldırıp, toplayıp, birleştirmesi gerekiyor. Ancak unutulmamalı ki, siyaset bulduğu her delikten girip yakaladığı yerde karşımıza çıkarken, sanatın, edebiyatın maalesef böyle bir lüksü yok. O yüzden gerekli çabayı gösterip ve önyargılarımızı bir kenara atıp bizim onlara gitmemiz, rotamızı o yöne çevirmemiz, keşfetmemiz gerekiyor! ------------------------------------ Özellikle mesleğe yeni adım attığım ilk muhabirlik yıllarımda zaman zaman Doğu ve Güneydoğu'ya iş vesilesiyle çeşitli ziyaretler yaptım. Bu ziyaretlerimde konuya bakış açımı değiştirecek, her şeyin bize anlatıldığı (ya da dayatıldığı) gibi olmadığını gösteren çok önemli kazanımlar elde ettim. Mesela ziyaretlerimden birinde tatsız bir olaya tanık oldum. Bir ilkokulun bahçesindeki trafoya(!) topu kaçan bir çocuk topunu almak isterken elektrik akımına kapılıp can verdi. Olayı haber yapmak için hemen okula koştum önce... Gittiğim yerin okul olduğuna ikna olmam baya uzun sürdü. Ancak içeri girip de sıraları, yazı tahtasını görünce anladım doğru yerde olduğumu... Aynı günün gecesi bana rehberlik eden yerel gazeteci abimden beni çocuğun evine götürmesini rica ettim. Eve gittiğimde gördüğüm manzara çok daha ürperticiydi. Hayatımda gördüğüm en varoş, en bakımsız mahallenin dibinde ev adını verdikleri bir yerde yaşıyordu aile... O gece burada paylaşamayacağım başka şeylere de tanık oldum... Ve nihayetinde bu olay bana 'Kürt sorunu' denen şeyin salt bir dil veya kimlik sorunu olmaktan öte, temelinde bir 'insanlık' sorunu olduğunu öğretti... O evde yaşayan bir çocuğun okuduğu okulun bahçesine trafo koyma hakkını kim kendine reva görmüştü acaba? İşte o yıllarda böyle başladı 'tanıma' hikayem... Bir başka gün, tanıdığım herkesi devreye sokup o çok istediğim Dengbej dinletisinde buldum kendimi... Dinletinin olacağı gün alana ilk gidenlerden biri bendim... Etkinlik saatine yakın adım atacak yer kalmadı alanda... Dengbejlerin Kürt kültüründeki önemini biliyordum ama bunu tecrübe etmek çok daha önemliydi benim için... Etkinlik bittiğinde ben de Meltem Cumbul gibi (Gönül Yarası filmindeki meşhur sahne:) tek bir kelime anlamadığım bu dinletiden inanılmaz etkilenmiştim. Etkinlik sonunda röportaj yapmak için Dengbejlerden birinin yanına giderken o atmosferin etkisiyle müthiş bir heyecan dalgası yaşadım. O an bana 'Tarkan'la mı yoksa o dengbejle mi röportaj yapmak istersin' diye sorsalardı tartışmasız dengbeji seçerdim. Çünkü o an İstinye Park'ta değil, oradaydım. O kültürün, o atmosferin bir parçasıydım. Kürt değildim, ama yabancı da değildim... Sadece 'tanımanın' büyülü koridorları arasında yürüyen sıradan bir insandım... Size buna benzer çok daha fazla deneyim anlatabilirim ama bu yazının bir kitap incelemesi olduğunun da farkındayım:) Bazen böyle oluyor işte, kitabı değil de kitabın bana anlatmak istediğini ya da benim ondan anladığımı gelip yazıyorum buraya... Sanki Mehmed Uzun'un bana sunduğu edebi lezzetin karşılığını bu şekilde vermem, hayatta olsaydı eğer, onu çok daha mutlu ederdi diye hissediyorum... --------------------------- Tüm bunlar bir yana, Mehmed Uzun'u 35 yaşımdan sonra tanıdığımı, Kürt sanatçı Dodan'ı, ancak 40 yaşında katılabildiği, ülkenin popüler kültür deyince akla gelen ilk TV şovunda keşfettiğimi, pek çok Kürt yönetmenin tek bir filmini dahi seyretmediğimi hesaba kattığımda, daha yolun çok başında olduğumu, önümde tanımak ve anlamak için çok uzun bir yol olduğunu tüm samimiyetimle belirtmeden de geçmek istemem açıkçası... Halklar siyasetin kendilerine çizmiş olduğu dar alandan çıkıp yola kendi başlarına devam etmeye çaba gösterdikçe, bu kültürel zenginliğin daha fazla içine gireceğimizden hiç kuşkum yok. Birbirimize her ortamda küfür ve hakaret ettiğimiz günleri geride bırakıp birbirimize daha fazla kitap, film, şarkı tavsiyeleri verdiğimiz, sahnedeki sanatçının ırkına bakmadan aynı konserlere gidip eğlenebileceğimiz, bulduğumuz her 3 günlük tatilde soluğu Mikanos'ta almak yerine ortak kültür ve tarihle varettiğimiz kendi kentlerimizi, kendi lezzetlerimizi keşfedeceğimiz günler de gelecektir elbet... Eğer siz de o günlerin hasretini çekiyor ve bunun için bir 'ilk adım' arıyorsanız, ilk fırsatta Mehmed Uzun'un bir kitabını okuyarak atabilirsiniz bu adımı... Silahların sustuğu, sadece kelimelerin ve ezgilerin konuştuğu daha güzel bir dünyada buluşmak dileğiyle... Herkese keyifli okumalar dilerim...
Edebiyat
Yaşlı Rind'in ÖlümüMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20174,933 okunma
··
1.678 Gösterim
25 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Biz kitap tavsiye geyiği yaparken sen Mehmet Uzun okuyormuşsun demek ki:) Sayende ben de tanışacağım yazarla artık, inceleme her yönüyle etkileyici. Ama arada anlattığın, bahsettiğin şeyleri kısıtlıyor bu incelemeler bazen. Bence farklı yazıları da bolca denemelisin, o 8 Mart için yazdığın gibi, gazetede benzer bir fırsat bulabiliyor musun bilmiyorum, ama en azından biz buradaki okuyucuların daha fazlasını istiyoruz (çoğunluk adına konuşuyor gibi yapmak:) Yıllarca, kürt sorunu yoktur, PKK sorunu vardır üzerine izlenen bir siyaset, sonra abartılı, gerçek çözümden uzak hareketler ve sonra herşeyin daha kötüye evrilmesi. En azından rahat koltuğumdan gördüklerim böyle. Tanımak ama nasıl diye düşünüyordum yazının başlarında ama onun için de bir yol göstermişsin. Deneyelim bakalım bir şey kaybetmeyiz. Eline sağlık, gerçekten zihniyet açıcı bir inceleme.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Erhan çok teşekkürler. Bol tavsiyeli bir hafta geçirdik:) Kısıtlanma konusunda haklısın. İnceleme yazmanın ve bunu yazarken kitabın dışına da çıkmanın böyle bir karşılığı var. Bir yerden sonra kendi yazdıklarını kesmek zorunda kalıyorsun:) Önerdiğin yöntem iyi bir çözüm bence. İleti ve denemelerin sayısı biraz daha artabilir... Senin rahat koltuğundan zamanında hepimiz alıp salonun bir köşesine koymuşuz:) Ve o koltuk hipnoz eden, insanlara rahatlık verip daha da içine gömülmemize neden olan sinsi bir koltuk. Genelde aynı manzarayı gösteriyor oturana:) Ara sıra kalkıp etrafa bir göz atmakta fayda var. Sen ve benim gibiler bu konuda hevesliyiz neyseki:) Umarım karşılığını alırız... Şimdiden sana da iyi okumalar... Sağlıcakla kal...
Sabah uyanır uyanmaz ne kadar besleyici bir yazı okudum. Ellerinize sağlık. Benzer düşüncelere sahibiz. Çok güzel anlatmışsınız değindiğiniz her bir noktayı. Kendi içinizden bir pencere açıp bize yansıttığınız için teşekkürler :)
Necip G.
Gönderi Sahibi
Tuğba hanım çok teşekkür ederim... Özellikle bu tip konularda benzer fikirler taşıyan okur dostlara sahip olmak ne büyük mutluluk... Keyifli okumalar dilerim, selam ve sevgiler...
Yüreğinizde sağlık, sabah sabah bu kadar güzel bir yazıyla karşılaşmak müthiş oldu. Zaten listemdeydi yazarımız ama ilk fırsatta temin edip tanışacağım.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Nilüfer hanım çok teşekkür ederim. Her şey bir yana, sadece kitaplarında varolan edebi zenginliği keşfetmek için dahi Mehmed Uzun okunmalıdır bence... Size de şimdiden keyifli okumalar dilerim...
Necip Abi, seni tanımak, cümlelerini okumak gerçekten bir şans bizim için. Aynı düşüncelerde olduğumuzu artık belirtmeye gerek bile yok. Sadece şu yazıyı dikkatli bir şekilde okuyup hayata bakışı değişecek insanlar bile vardır. Eline sağlık, yine çarpıcı ve eğitici bir inceleme olmuş.
Necip G.
Gönderi Sahibi
Semih çok teşekkürler... Benzer düşüncelere sahip olduğumuzu biliyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Yazdıklarımızla birilerini olumlu anlamda etkileyebiliyorsak ne mutlu... En kısa zamanda görüşmek dileğiyle...
Kürdüm 34 yıldır doğduğum yerden uzaktayım. Küçükken, pazar sabahları babamın söylediği bemallarla(uzun hava) uyanırdık. "Memû Zin"in hikayesini çok dinlemişliğimiz vardır ondan.Hâlâ pazar sabahları kahvaltı hazırlarken kürtçe türküler dinlerim ama ilk konuşmaya başladığım dili şuan konuşamıyorum(anlıyorum fakat konuşamıyorum zümresindenim) ve bunu büyük bir eksiklik olarak görüyorum.Ve kürt edebiyatına da bir o kadar da uzağım.Geçen gün Esranın bir Mehmed Uzun incelemesine denk gelmiş ve uzun zamandır okumak istediğimi belirtip kitap tavsiyesi istemiştim o da sağolsun beni kırmayıp bir iki tavsiye vermişti kitapları araştırırken kürtçe yazılmış eserleri de olduğunu gördüm daha iyi anlamak için daha çok okumak daha çok gözlem yapmak gerek sanıyorum. Siyasetçiler yeterince kıvrak siyasi hareketler yapıyorlar zaten bize lâzım olan insanlık !!! Düşüncelerinize sağlık Saygılarla...
Necip G.
Gönderi Sahibi
Remziye hanım bu samimi yorumunuz için çok teşekkür ederim... Böyle hikayeleri okuduktan sonra buruk bir tat kalıyor üzerimde... Ancak sizin durumu fark etmeniz ve yeniden bir keşif turuna çıkmanız teselli verici... Mustafa’nın da belirttiği gibi Mehmed Uzun’un kitaplarının orijinal dili Kürtçe... Ben bu kitabı Selim Temo çevirisi ile okudum. Çok başarılı bir çeviriydi bence, okurken aynı edebi zenginliği hissettim. Size de keyifli okumalar dilerim. Selam ve sevgiler...