Gönderi

KAZA Tablo: hizliresim.com/b6L0W8 “-Gökhan! Gökhan! Ne olursun aç gözlerini. Lütfen! Bak ben buradayım. Kendine gel ne olursun!” Bu ağlayarak bana seslenen kişi halam. Ancak ben ona cevap veremiyorum. Gözlerimi bile açamıyorum. Gözlerimi açmaya çalıştıkça, daha çok kapanıyor sanki. Ayaklarımı da hissetmiyorum. Neler oluyor böyle? Neredeyim ve ne oldu bana? Korkuyorum. Karanlıktan hep korkardım. Çünkü karanlık bana o geceyi anımsatır. Beş yaşındayken anne ve babamı trafik kazasında kaybettiğim o gecede, ben de arabadan savrulmuştum. Her yer karanlıktı. Ağlıyordum çığlıklar eşliğinde. Gözlerimin ağlamaktan şişmesiyle birlikte, hiçbir şey göremiyordum. Sonunda polis abi beni bulmuş, ambulansa getirmişti. Hastanede halacığım bana anne ve babamın çok uzaklara gittiğini, benim artık onunla kalacağımı söylediğinde çok sinirlenmiştim. Beni nasıl bırakabiliyorlardı? Bensiz nasıl giderlerdi? İçimde onlara karşı hep öfke vardı öldüklerini anlayana kadar. Zaten hep bu kızgınlıklarım yüzünden geliyordu ne geliyorsa başıma. Esra’ya da en son tokat atmıştım. Sonrasında Murat ile buluşmaya gittim. Ya sonra? Hatırlayamıyorum sonra ne olduğunu. Esra benim sevdiğim kadın. Onu o kadar çok seviyorum ki. Hayatta ailemden sonra en çok bağlandığım kişi. Anımsayamadığım bir şeyden dolayı sinirlenip kendimi tutamadım ve tokat attım. Ona vurduğum ellerim de hareket etmiyor. Hak ettim ben bunu. Nasıl kıydım ah nasıl? Halam vedalaştı benimle ben bunları düşünürken. Bir adamla konuşuyordu biraz uzaktan geliyordu sen: “ Bunu size nasıl söylesem bilemedim ama dolandırmamak en iyisi galiba. Beyin kanaması çok yaygın. Kalçasında da parçalı kırık var bacağa doğru. Yaşama şansı çok düşük yüzde üç ancak. Kendinizi hazırlayın her şeye.” Ne? Ben şimdi ölecek miyim? Hayır, ama olamaz! Ah duyun beni! Gözlerimi açabilsem belki anlarsınız duyduğumu ve sizi anladığımı. Neler olduğunu bana anlatırsınız belki o zaman. Yanımda bir alarm öttü. Hastanedeyim onu anladım doktorun konuşmasından sonra. Bacağım istemsiz bir biçimde hareket ediyordu. Canım çok yanmaya başladı. Ağrıdan dolayı baygınlık geçirdim ve uyudum. ****** “ Hasta kanamadan dolayı nöbet geçiriyor. Kalçasındaki kırık yüzünden de nöbet geçirirken, bacağı sanki ikiye ayrılıyormuş gibi hareket ediyor. “ dedi bir hemşire nöbet teslim ederken bir arkadaşına. “Teslimi kime yapacağım?” diye sorarken uyanmıştım. Başıma gelenleri de böylelikle öğrendim. “Bir arkadaşıyla motor kazası yapmışlar. Ceplerinde ise esrar varmış. Beyin kanaması, doktor bey yaşama şansının düşük olduğunu söyledi. Yaşı 19…” Kaza yapmışız Murat’ın motoruyla. Sürekli gezerdik birlikte. Esra hiç sevmiyordu onu. Ona tokat atma sebebimi de hatırladım böylelikle. Murat ile dışarı çıkacağımı söylediğimde tartışmaya başlamıştık. Esrar da ilk ondan sonra almıştım Murat’ın ısrarıyla. Zaten çıkmazda hissettiğim için kendimi, çok zor olmadı kabul etmem. Bu dünya katlanılmazdı… “ Gökhan!” bir ağlama ve bağırış sesi… Esra gelmişti. Ellerimi öpüyordu. “Sana Murat ile arkadaşlığını bitir artık demiştim. Dinlemedin beni.” Gözyaşları, ona vurduğum ellerimi ıslatıyordu. Onu üzdüğüm için çok pişmandım. Gözlerimi biraz aralayabildim. Esra görmedi ona baktığımı öyle güzeldi ki… O da benim gibi yalnızdı. Yok hayır! Ölemezdim. Ondan özür dilemeden, onu böyle üzgün ve yalnız nasıl bırakabilirim? Yaşayacaktım… ****** Birkaç gün sonra tekrar tahlillerime ve tomografime baktılar. Başımda konuşurlarken duydum ki kanama durmuş mucize bir şekilde! Boğazımdaki tüpten dolayı akciğerimde enfeksiyon oluşmuş. Beni farklı bir odaya aldılar, izolasyon odasıymış burası. Tek başınaydım ve karanlık burası. Karanlıktan korkuyorum ben anlamıyor musunuz? Neyse ki ışığı açtılar. Günlerce bu odada kaldım. Bir gün kalçamdaki kırık için ameliyata aldılar beni. Uyandığımda bacağımı kaplayan kocaman telden kafes vardı. Görünce kendimi kaybettim. Gerçi zaten kendimde olduğum da söylenemezdi. ****** Kazanın üzerinden iki ay geçmişti. Ayağımdaki teli çıkardılar sonra da boğazımdaki tüpü. Kendim nefes alabilecekmişim, makineye gerek kalmadı artık. Esra da ne zamandır gelmiyor. Neden gelmiyor ki? Oysa benim sadece ona ihtiyacım var. Konuşmaya çalışıyorum ama sesim çıkmıyor. Dudaklarımı zorlukla oynatabiliyorum. Bir sabah hemşire odaya girince “ Gökhan gece sayıkladın hep. Esra diye seslenip durdun. Onu çok sevdiğini anlıyorum. O da seni çok seviyor. Kapıda bekliyor seni her gün ve bizlerden bilgi alıyor. İçeri girmeye korkuyor çünkü dayanamıyordu seni öyle görmeye. Şimdi çok daha iyisin ve iyi olacaksın.” Sonra ardından Esra geldi. Gülebildim ona. Ellerimi ve ayaklarımı artık hareket ettirebildiğimi gördüğünde çok sevindi. Sonunda sesimi çıkarabildim. İlk kelimem tabi ki “Esra” oldu. Artık her gün geleceğini söyledi, onu görünce daha iyi olduğumu anlayınca. İyileşmeye başlıyordum hızla. Böyle böyle bir ayı daha devirdik. Oturabiliyor ve rahatlıkla konuşabiliyordum. Sonra daha iyi hissettiğim bir gün Esra ve hemşirenin yardımıyla ayağa kalktım. Yoğun bakımdan çıkma vakti gelmişti. Yürüyebilmem için Fizik Tedavi servisine sevk edildim. Esra ise yanımda her zaman olduğu gibi. ****** Yaşadığım bu anları yazıyorum şu anda. Esra ise koltukta kıvrılmış uyuyor. Gülümseyerek ve onu izleyerek yazmayı sürdürüyorum. Yaşama şansı neredeyse olmayan ben, şimdi koskoca bir yaşama kucak açıyorum. Yapmış olduğum kötü davranışları geride bırakarak dopdolu bir hayata koşacağım. Evet, daha doğru dürüst yürüyemiyorken koşacağım. Olmadı uçarım. Hayat her an, hiç ummadığın bir şekilde bitebilecekken, yine ummadığın bir şekilde devam edebilir. Küçücük bir umut ışığının sızdığı delik varsa eğer, ona iğne sokarak yavaş yavaş genişletip, sonrasında çekiçle kırarak tamamen karanlığı aydınlığa çevirebilir insan. Nasıl mı? Pes etmeden sevgiye tutunarak. Sevgi hayattır… *** Hikayeyi yazmamda etkili olan tabloya ilk bakıp, ne anlama geldiğini öğrenince, aklıma geçmişteki bir hastamız geldi. Hikayenin bazı kısımları bu sebepten gerçek.
Etkinlik
··
86 Gösterim
10 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık, hep böyle olmasa da hikayelerin sonu, hep böyle olmasını ister yüreğimiz.. Belki de istemek her şeyden önemli, sonuç bu hikayedeki gibi olsa da olmasa da..
Esther. Sema
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Evet keşke hep güzel sonlar olsa. Ama istemek çok önemli bir şey
Elinize sağlık, tablodaki yaşamla ölüm arasındaki o karanlık bölgeden sağ tarafa geçebilmiş Gökhan sevgiye tutunarak. Güzel ve duygusal bir hikaye, baştan sona hissettiriyor hastanın ruh halini. Teşekkürler bu ay da katkınızdan dolayı.
Esther. Sema
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim.:)
Daha hikayenin ortalarında dedim ki, kesin Sema hastanede şahit olduğu vakalardan bir karma yapmış kurgularken:) Anlatımın çok gerçekçiydi çünkü... Hayat bizi her an yarı yolda bırakabilir. Çevremizdeki insanlara karşı, özellikle sevdiklerimize, sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi davranmaktan vazgeçmek zorundayız... Ellerine sağlık Sema, çok güzel ve duygusal bir hikayeydi...
Esther. Sema
Gönderi Sahibi
Kesinlikle öyle. Daha dikkatli olmalı hatamızın farkına varınca da düzeltmeye çalışmalıyız bir an önce diye düşünüyorum. Ben teşekkür ederim.:))
Bu hikayeyle umudun varlığını yine yeniden yasadim,hissetirdiklerin için teşekkürler.keşke ben de yazabilseydim...
Esther. Sema
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. Hikâyenin bir çoğu gerçek olduğu için kötü zamanlarda hep aklıma geliyor ve umut her zaman var bunu düşündürüyor. Ben yazamazdım eskiden ki halen de çok iyi olduğumu düşünmem. Ancak insan okudukça ve bir şeyler karaladıkça daha da gelişiyor:)
Çok sevdim. Çok umut dolu bir hikâye. Yorumlardan anladığım kadarıyla, tıpla ilgilisiniz, ve bunu hikâyenizde çok güzel kullanmışsınız. Karakterin ruh hali de gayet iyi yansıtılmış. Murat kötü arkadaş, Esra ne olursa olsun sevdiğinin yanından ayrılmayan bir kadın, Gökhan da... kuvvetle muhtemel öfke sorunu olan bir genç... "Küçücük bir umut ışığının sızdığı delik varsa eğer, ona iğne sokarak yavaş yavaş genişletip, sonrasında çekiçle kırarak tamamen karanlığı aydınlığa çevirebilir insan. Nasıl mı? Pes etmeden sevgiye tutunarak. Sevgi hayattır…" Bu, hikâyenin en sevdiğim yeri... Ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgi açısından tablo ile de uygun. Elinize sağlık. :)
Esther. Sema
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler güzel yorumunuz için.:)
Reklam
Çok akıcı ve duygusal bir hikaye olmuş. Nasıl bittiğini anlamadım :)) Ama iyi ki güzel bitti... Gökhan adına sevindim. Elinize sağlık :))
Esther. Sema
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. :)