Gönderi

10/10
·336 syf.·
Beğendi
·
2018 43. kitabı
Hayatımız gören gözlere göre planlanmış. En temel ihtiyaçlarımızı bile gözlerimiz olmadan karşılayamayız. Çevremizde kimsenin göremediği, ihtiyaçlarını karşılayamadığı, birbirine yardım edemediği ve hayatta kalmak için her türlü kaosun olduğu bir dünya düşünebilir miyiz? Nobel Edebiyat Ödüllü Portekizli yazar Jose Saramago 1995 yılında yazdığı "Körlük" romanında böyle bir dünya düşünmüş. Kitap, distopik bir eser. Saramago, distopyasında körlerden oluşan karmaşa dolu bir dünyayı göz önüne sermiş. Kitap, kırmızı ışıkta arabasında bekleyen bir adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Ardından bu körlük, adamın karşılaştığı diğer kişilere bulaşıyor ve ülkede bir salgın haline geliyor. Yalnız, kitapta anlatılan körlük, hepimizin bildiği gibi karanlık bir körlük değil. Tam tersine beyaz bir körlük. Beyaz felaket! Yazar bu beyaz körlüğü, " gözü açık bir şekilde süt denizine dalmak" olarak tarif ediyor. İki körlük arasındaki ortak nokta ise, görme duyusunun kaybedilmiş olması. En büyük fark ise, beyaz körlüğün bulaşıcı olması. Kitabı okurken, bir felaketin karşısında kalan insanoğlunun nasıl ilkelleştiğini, hayatta kalabilmek ve açlığa direnebilmek adına nasıl vahşileşeceğini ve insanı insan yapan bütün etik değerlerin nasıl kaybolacağını göreceksiniz. Saramago'nun Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan sarı kapaklı bu kitabı aylardır kitaplığımda sırasını bekledi.Bu sıra bir türlü gelmek bilmedi. Çünkü, çevremdeki arkadaşlarımdan kitabın zor olduğunu ve yazı biçiminin farklı olduğunu duymuştum. Sitedeki incelemeler sayesinde önyargımı kırıp kitabı okumaya başladım. Saramago'nun yazı biçimi gayet dikkate değer ve kendine özgüydü. Diğer kitaplarını bilmiyorum ama bu kitabında noktalama işareti olarak nokta ve virgülden başkasını kullanmamış. Hatta noktada cimrilik yapıp virgülü fazla kullanmış. Konuşma çizgisi ve tırnak işareti yok. Karakterleri, virgüller arasında konuşturmuş. Bu, ilk önce zor gibi görünsede anlatımına hiçbir zorluk katmamış. Hatta yazarın bu yazım biçimini ve anlatımını çok sevdim. Kitabın dili gayet akıcıydı. Okurken bir süreklilik vardı, baştan sona bu sürekliliği kaybetmeyip hiçbir yerde kopmadım. İlk sayfadan itibaren kitabın sonunu merak ettim. Bu da okuma zevkimi arttırdı. Kitapta ilgimi çeken ve hoşuma giden bir diğer nokta ise, yazarın karakterlere isimleriyle hitap etmemesi.Karakterler, ilk kör, doktor, doktorun karısı ve oto hırsızı gibi tabirler ile anlatılıyor. Bu da kitaba farklı bir tat katmış. "Kim kimdi" diye düşünmüyorsunuz. Yazar 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış. Ödül töreni konuşması takdire şayan. Kendisine şu an nerede durduğu sorulduğunda, " Eskiden bana 'İyi adam ama komünist' derlerdi; şimdi ise ' Komünist ama iyi adam' diyorlar" cevabını vermiş. Ödülü değerlendirilmesi istendiğinde ise, "Hayatımda aldığım en büyük ödül karım Pilar'dır. En büyük devrim aşktır" cevabını vermiş. Son zamanlarda okuduğum en çarpıcı, en sürükleyici, konu ve kurgu olarak en beğendiğim romanlardan biri olan bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Gerçek körler, bakıp da göremeyenlerdir. Gördüğünü zannedenlerin yaşadığı körlük ise en kötüsüdür. Ruhlarımızın körleşmemesi dileğiyle...
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
··
5,1bin Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tam karantina doneminde okumuştum. Çok etkilenmistim. İncelemeniz çok güzel olmuş. Tebrikler..
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.
Bir türlü bu kitaba sıra gelmedi. Ben de incelemeleri okuyup duruyorum:) Elinize sağlık, pek güzel olmuş.
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Aslında şu karantina döneminde okunabilecek bir kitap. Bir salgının insanları nasıl ilkelleştireciği anlatılıyor. Teşekkür ederim.:)
Son günlerde iştahla okumak istediğim bir kitap kendilerini eylüle saklıyorum. İncelemeyi öyle güzel ve iştahlı gözüküyor ki kör olmamak elde değil. :)) Sanırım virgülüne, özgünlüğüne hatta sarı sambalak kapağına kanmak istiyorum. :)) cümleler bir kitap için romantik sözler olabilir tabi bu konuda inceleme de böyle hissetmesi adına çok faydalı oldu. Gerek kitabın isminden ve gerekse incelemedeki son cümlenizden aklıma Aşık Veysel geldi. Bedensel bir engel olmasa belkide ruhunun böyle berrak bakabilmesi mümkün olmayabilirdi. Sanırım körlük ve görmek ikilisini ard arda okumak benim için güzel bir fikir olabilir. Teşekkürler Mustafa hocam. Bir incelemeden daha fazlası oldu benim için. :))
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Eylüle pek bir şey kalmadı zaten. Aşık Veysel ruhun berraklığı diye ne de güzel söylemiş.Güzel yorumun ve romantik sözlerin için asıl ben teşekkür ederim ;)
Kitabını okumadım ama filmini izlemiştim uzun süre etkisinden çıkamadım. Yazarın karakterleri isimlendirmemesi bana da güzel ve ilginç gelmiştir. Bana göre tüm etiketlemelerden, ırkçılıktan vs. soyutlanıp insanı sadece insan olarak değerlendirmemizi sağlamak maksatlı bu yola başvurmuştur. İncelemeniz için teşekkürler Elinize sağlık.
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Evet kesinlikle o mesajı vermiş.Kitapta da zaten o anlatılmak isteniyor.
Kabil' deki üslubundan dolayı inanılmaz önyargılıyım ben yazara karşı, ama konusu çok ilgi çekiciymiş, çok da güzel anlatmışsınız. Sanırım okunması gerek bu kitabın da seveni çok.
Mustafa A.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim. Kabil ile ilgili eleştirileri ben de duymuştum. Bu kitapta rahatsız edecek bir durum yok. Tavsiye ederim.