Gönderi

9/10
·72 syf.··
2018 67. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2018 20:17
Çocuklar için "baba" figürü çok önemlidir. Hatta baba demek, kahraman demektir. Çocuk bilir ki, başı ne zaman sıkışsa anında ona yardım edecek ve tüm sıkıntılarını giderecek biri vardır. O kişi babadır. Baba demek, her şeyden önce, güven demektir. Güvenle büyümek ve onun himayesi altında ne olacağını düşünmeden yaşayabilmek demektir. Baba demek, kahvaltıda açılamayan kavanozu açmak, otobüste açılamayan pencereyi açmak demektir. Kimileri için ise baba demek, yeri asla doldurulamayacak bir boşluk demektir... Pek tabii yazarımız Franz Kafka'nın da bir babası vardır: Hermann Kafka. Bu kitap da Franz Kafka'nın babası Hermann Kafka'ya yazdığı sitemli bir mektuptan oluşmaktadır. Mektup, adeta bir serzeniş, bir başkaldırıdır. Kafka, babası Hermann Kafka'ya bu mektubu 1919 yılında, yani 36 yaşında, ikinci kez evlenme isteğinin babası tarafından reddedilişi sebebiyle yazmış. Evet, yanlış okumadınız, 36 yaşında bir adam evlenebilmek için babasından onay istemiş ve babası tarafından onay verilmeyince oturup böyle bir sitem mektubu yazmış. Bu sözlerimde Kafka'yı eleştirdiğimi düşünmeyin sakın. Sadece Kafka'yı, ince ruhunu ve hayata bakış açısını anlamanızı istiyorum. Hermann Kafka, bütün yaşamı boyunca çok çalışmış, para kazanmış, her şeyini çocukları uğruna feda etmiş, fakirlikten kendi çabasıyla çıkmış, işlerini büyütmüş, sert mizaçlı, baskıcı ve güçlü bir adam. Fiziksel olarak da güçlü, kuvvetli ve yapılı bir adam. Franz Kafka ise bildiğiniz üzere, 55 kilo, zayıf, kararsız, özgüvensiz, ince ruhlu, ürkek ve çekingen bir yapıya sahip. Fiziksel olarak da güçsüz, kuvvetsiz ve zayıf bir adam. Yani Franz Kafka ile babası Hermann Kafka, neredeyse birbirlerinin zıttı iki erkek. Biri baba, diğeri oğul. Biri güçlü, diğeri güçsüz. Biri cesur, diğeri korkak... Böyle bir baba-oğul ilişkisinin de zor bir ilişki olduğunu, özellikle sevgili Franz Kafka için bir hayli zorlu olduğunu ortaya koyan, kitaptan altını çizdiğim birkaç alıntıyı bu noktada sizinle paylaşmak istiyorum. "Dostum, patronum, amcam, büyük babam hatta kayınpederim olman beni mutlu edebilirdi. Ancak sen bir baba olarak, benim için gereğinden fala güçlüsün. (...) ben ilk çocuk olarak sana karşı yapayalnızdım ve sana direnebilmek için çok zayıftım." "Adeta koltuğuna oturmuş dünyayı yönetiyor gibiydin, yalnızca senin fikirlerin doğruydu, başka her türlü düşünce senin için çılgınlıktı, aşırılıktı, doğru değildi." "Senin karşında kendime olan güvenimi kaybettim. Kendime olan güvenim yerini sınırsız bir suçluluk bilincine bıraktı. Başka insanlarla bir araya geldiğim zaman değişemiyor, onlara uyum sağlayamıyorum." "...sen eskiden beri farkına vararak ya da farkında olmadan yalnızca varlığınla beni engelledin hatta çiğneyerek yok ettin." "Bazen dünya haritasının önüme serilmiş olduğunu ve senin bu haritanın üzerine boylu boyunca uzandığını düşünüyorum. O zaman benim hayatımda yalnızca senin örtmediğin ya da ulaşamadığın bölgeler kalıyor. Yalnızca oralara gidebilirim." İşte Franz Kafka ile babası Hermann Kafka arasındaki ilişki bu şekilde. Kafka'nın babasından şikayetçi olmasının sebebini, babasından ihtiyaç duyduğu sevgiyi ve saygıyı görememesi, onu hayatta yeterince desteklemediğine inanması hatta çoğu zaman hor görmesi olarak açıklayabiliriz. Babasının baskıcı ve dayatmacı tutumuyla Franz Kafka'nın nasıl bir psikolojiye büründüğünü de kitapta görüyoruz. Kafka, hayatı boyunca bu ezilmişliği üstünde hissetmiş ve kaçmak istemiş. Çözümü ise evlenmek olarak görmüş; fakat onda da başarısız olmuş. Babaya Mektup isimli bu kitabı okuduğunuzda Franz Kafka'yı gerçekten daha iyi tanıyabiliyorsunuz. Zira Franz Kafka'ya ilişkin otobiyografik özellikler taşıyan tek kitap bu kitap. Ayrıca Franz Kafka'yı tanıdıkça, neden “bir sabah uyandığında böceğe dönüşen Gregor Samsa” hakkında bir kitap yazdığını veya Milena'ya yazdığı o derin ve incelikli mektupları da daha bir farklı anlamaya başlıyorsunuz. Hatta Gregor Samsa'nın ürkekliğinin ve korkaklığının sebeplerini daha iyi anlıyorsunuz. Her şeye karşın, bizim sevdiğimiz Franz Kafka'nın ortaya çıkmasında en büyük pay, babası Hermann Kafka'ya ait. O böyle baskıcı ve dayatmacı bir baba olmasaydı, biz nasıl görecektik Franz Kafka'nın ince ruhunu?
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
··1 alıntı·
3.593 Gösterim
20 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık, oldukça güzel bir inceleme olmuş, özellikle de giriş kısmı. Ben sadece şeyi merak ediyorum, Kafka'nın bu etinden, sütünden, herşeyinden faydalanma olayı ne zaman başladı. Max Brod'la mı, yoksa telif hakkı bittiğinde mi? Hikayeler, romanlar, sözler filan tamam da Kafka yaşasaydı ister miydi acaba bu mektubu okumamızı? Gereksiz sorular hep :)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Giriş kısmını beğenmeyenler oldu ama senin beğenmene sevindim :) Aynı soruyu ben de kendime sordum. Muhtemelen Kafka bu mektubun ortaya çıkmasını istemezdi diye düşünüyorum. Max Brod zaten bu mektubu da ortaya çıkaran kişi. Yatacak yeri yok yani :)
Baba demek yara demek... Sanırım bu kitabı okursam Kafka ile duygudaş olabilirim. Elinize sağlık...
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Yaraysa, kanı dinmeyecek bir yara demek... Kendinizden birçok şey bulacağınız bir kitap olacak o zaman. Teşekkür ederim.
Benim için kitabın en vurucu satırlarındandı dediğim yer aklıma geliyor nedense bu kitabı gördükçe. İncelemeni okuyunca yine direk aklıma geldi, uzun bir arayıştan sonra nihayet bulup yorum olarak yazmak istedim. "... Kemikleri dişlerle parçalamak yasaktı, ama sana serbestti. Sirkeyi höpürdeterek içmek yasaktı, ama sana serbestti. Asıl mesele, ekmeğin düzgün kesilmesiydi; ama bu işi üzerinden sos damlayan bir bıçakla yapıyor olman önemsizdi. Yemek artıklarının yere dökülmemesine dikkat edilmesi gerekiyordu, ama sonunda çoğu senin oturduğun yerin altında olurdu. Sofrada yalnızca yemekle ilgilenilmeliydi, oysa sen tırnakların temizleyip keser, kurşunkalemlerini yontar, kürdanla kulaklarını temizlerdin. Lütfen baba, beni yanlış anlama, bunlar aslında bütünüyle önemsiz ayrıntılardı, ancak benim gözümde müthiş yetkin biri olan senin bana koyduğun kurallara uymamanla benim için ezici olmuşlardı." (syf:11)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Benim de altını çizdiğim satırlar bunlar. Ne kadar da Türk aile yapısına uygun değil mi? Teşekkür ederim katkın için.
Semih, sabah gelen kitap siparişlerimin içinden bu kitap da çıktı. Hatta kitap evi sahibi arkadaşımı aradım benim listemde yoktu yanlışlık mı oldu diye. "Yanlışlık yok ben ilave ettim oku yollama sebebimi anlayacaksın" dedi. Babamı o kadar çok seviyorum ki babamsız bir hayat düşüncesi bile bir anda çaresizlik kuyusuna çekiyor da babam var iyi ki de var sevinci ile o kuyudan çıkıveriyorum. Senelerdir babalık görevini üstlenen bir anne olarak okuyacağım kitabı tabii ki bu güzel incelemenin oku muhakkak oku daveti sayesinde. Yüreğin dert görmesin ellerine sağlık Semihçiğim.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Hem bir anne hem de bir baba olarak bu kitap sana bambaşka bir bakış açısı sağlayabilir Ferah abla. En kısa zamanda okursun umarım. Yorumunu merakla bekliyor olacağım :) Teşekkürler.
Çok güzel yorumlamışsınız bu merak ettiğim bir kitaptı ve ilgimi daha da çekti. Çok teşekkür ederim ayrıca bu site gerçekten güzelmiş geç keşfettiğim için üzüldüm.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Böyle düşünmenize sevindim. Teşekkürler. Hoş geldiniz.